Skip to main content
Submitted by Anonymous (not verified) on 30 January 2008

Yanlış okumadınız! Başlıktaki ifadeye uygun düşünüyorum; ortalama Türk şovendir! Bundan kastım, tabii ki bütün Türklerin şoven oldukları değildir. Bir an için Karl Popper'in yöntemini muteber sayarsak, şoven olmayan bir tek Türk dahi bu iddiayı geçersiz kılar. Hadd-i zatında Türklerin şoven olmayanları da mevcut olduğundan, iddianın ’bütün Türkler şovendir!' şeklinde mutlak bir yoruma bağlanmamasını temenni ediyorum.

Ve yine de diyorum ki; ortalama Türk şovendir! Kürt olmam vesilesiyle, daha başlığa takılıp bunu yorumlayanların belki de önemli bir kesimince yadırganacağım; ilmîyatta ve hayat-ı hakikatte fuzulîdir, ehemmiyet arzetmez. Tespit ve tenkitin kendisi siyasidir ve siyasi tenkit ise ciddiyeti ve gerçekliği ölçüsünde geliştirici ve öğreticidir. Velev ki, tenkidin muhatapları buna kapalı olmaya... Kaldı ki, hatırı sayılır ya da sayılmaz bir Türk entellektüeli bunu söylemiş olsa, daha az tepki çeker, hatta dikkatle üzerinde durulur, tartışılır. Nedeni; egemen kültür, egemen zihniyet ve egemen münevverîyattır! Biz kimiz ki!.. Aziz Nesin çıkıp Türkler aptaldır diyerek, % 60 gibi bir nisbet dahi tayin etti de ne oldu? Kıyamet mi koptu? Aptallık sıfatı doğrudan politik bir kategori olmayıp aşağılayıcı olmasına rağmen, belli bir kesim dışında ’Türk vatandaşları' –ki bunlar genellikle erkek ve bıyıklı olduklarından- yalnızca bıyık altından gülüp geçtiler. Bundan cesaret alan Nesin de oranı arttırdıkca arttırdı!

Benim buradakı muradım ise, daha çok siyasi bir tespittir. İtiraz(lar)ı olan baba ve anayiğitler çıkar, düşüncelerini ayan û beyan ederler. Kuşkusuz Türkler aptaldır ifadesini rahatca kullanan Nesin'in kendisi budala değildi; ama, o da başka bir düzeyde şovendi. 70'li yıllarda Beşikçi ile ’mesele-i Ekrad'a dair münakaşası ve Beşikçi'yi ’İngiliz ajanı' (!) ilan etmesi bir yana, geldiği son nokta, Kürtlere yalnızca bir Türk demokrasisi önermekten ibaretti ki, aslında bu da bir öneri değil, telkindi; çünkü demokratik değildi!

Bir kez daha vurguluyorum; ortalama Türk aydınlarının geneli de şovendir. Hele bu düzeyde solculuk ve demokratlıkla iştigal edenlerin Kürdistan meselesine dair söyleyip söyleyebilecekleri, genellikle Kemalist modernleştirme projesinden bağımsız olmayan bir ’insan hakları' muhabbetinden öteye gitmez, gitmemiştir! Ayrılma ya da hâşÃ¢ Kürtlerin devlet kurma arzusu ise, geniz yakıcı bir kelamdır onlar için. Bölücülüktür, hiyanettir; çünkü o meczub hak (self-deteminasyon) ’vatan'ı da, solu da böler, bitirir. Atomize olan herşey de buharlaşır!..

Son bir kez, üstelik daha soğukkanlı olarak ve de ayrıntılandırarak söylersem; ortalama Türklerin geneli şovendir! Şoven oldukları için şovendirler; ben burada söylediğim ya da yazdığım için değil! Zira şovenizmin barometresinin de, turnusolunun da mucidi ben değilim; ama kalbim, ezilen bir halkın ferdinin kalbidir ve bu kalp de ezile büzüle şovenizmin ne olduğunu zamanla yaşayıp anlamıştır. Hele Avrupa'da, bunun nasıl bir zihinsel ve duygusal şekilleniş olduğu bazı bakımlardan daha net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Sözgelimi, ’Türk ekmeği' (!) almaya gittiğim ’Türk bakkalı'yla (!) ya da sokakta tesadüfen Türkçe konuşmak zorunda kaldığım kimselerle olan ilk temasımda, ’Aaa! Siz de mi Türksünüz?' sorusuyla sık sık karşılaşırım (*). Bugüne dek hep iki cevaptan birini tercih etmişimdir. Biri çok kısa, keskin, net ve şok edicidir: ’Hayır Türk değilim, Kürdüm!' Aldığım standart yanıtlardan biri, ’ne farkeder, hepimiz sonuçta Türküz!' şeklindeyken, diğerinin de dangıllıkta ondan aşağı kalır yanı yoktur: ’Kürt(ler) de insan abi!'

Şimdi gelin de çıkın işin içinden!.. Bunu söyleyen acaba cahilâne bir hümanizma mı güdüyor, yoksa bizleri sürekli insandışılaştıran ve öyle gören –kuyrukluyuz ya!- sömürgeci bilinçaltı mı konuşuyor? Ya da deyin ki, ikisinin postmodern bir sentezi mi bu okkalı cevap? Bunun çözümünü aynı kişiye vereceğiniz yanıtın karşılığında bulabilirsiniz. Eğer bu kişiye, tipiniz müsaitse, yani şekl û şemâilen birazcık Avrupalılara benziyorsanız, ’hayır Türk değilim, ama uzun yıllar Türkiye'de kaldım, orada tahsıl gördüm' derseniz, ya çok safsa size inanacaktır ya da cinse şaka yaptığınızı falan düşünecektir. Şahsen bir kez denedim ve o çarpıcı sonuçla karşılaştım. Bu anonim saf Türk vatandaşının aklına nedense Kürt ya da ne bileyim Laz, Ermeni, Gürcü vs. olabileceğim değil de, Hollandalı olduğum gelmişti. Neden mi? Çünkü ’Türkiye Türklerindir!' de ondan! Çünkü orada yaşayan her kim olursa olsun, Türktür!..

İşte bu duygu ve düşünce değil midir ki, inkarcı ulusal dominantlığa tekabül eden! Ki bunun politik dildeki namı da şovenizm değil midir? Çünkü, şoven Türk bilincinde ve bilinçaltında başka halklar, hele de Kürtler nâ-mevcuddur. Bakmayın siz son yıllardaki söylem düzeyindeki ’Kürt realitesi'nin kabulüne, kollektif Türk bilinçaltı hâlâ Türkiye resmi sınırları içinde yaşayan mevcut yekûnun yalnızca Türk olduğunu varsaymaktadır. Bu ise, Türk dışındaki halkları inkar eden kollektif bir zihniyetle eşgüdümlü olarak bugünlere dek gelmiştir. Ortalama ve hatta ortalamanın üzerindekilerin dahi geneli, hâlâ bu zihniyetten tam olarak kopabilmiş değildir. Kopanların çoğu ise, Kürtlerin varlığını, onları bir biçimde yoketmek üzere kabul etmiş görünmektedirler. Filhakika devir tamamen ne inkâr, ne de efkâr devri; devir faşist hünkâr devri! ’Öz Türkçe'siyle; devir hiç değilse söylemde yoksayma devri değil, yoketmek için varsayma devridir. Bu nedenle maalesef sayıları kelaynak kuşları gibi çok az olan sempatik Türkleri esas alarak genel bir tespit yapmak mümkün değildir. Kaldı ki genel tespit, adı üstünde genelin üzerinden yapılır, hususiyetleri esasî olan hususîlerin üzerinden değil. Bir de genel tespite bakarak, özelin ya da istisnanın varlığının yadsındığı da düşünülemez.

Bu yazıyı kaleme alırken fikrimi paylaştığım bir tanıdığım, çevresindeki birkaç Türk'ün adını vererek, neden böyle diyorsun şeklinde sitem ettiğinde, meramımın başka olduğunu anlatmaya çalışarak, ’Pekâlâ! O halde ben de falan ile filankes hariç Türkler şovendir diye yazarım!' dedim şakayla. Öyle ya! Bu şoven zihniyet, bu şoven kollektif bilinçaltı öyle bir illet ki, ancak egemen sistemin ideolojik araçlarının etkilerini parçalayabilecek, onun bilgi üretme mantığının silsilesini bozabilecek ideolojik yetkinlik, yani zihin açıklığı ve/veya kalp duruluğu ister. Bu ise vardır, vardır; ama, pek az kesimde vardır. Türk dominantlığını içselleştirip, sömürgeci zihniyetin kalıntılarını yeniden üreten Aysel Tuğluk gibi Kürtlere dahi rastlanırken, ortalama Türk'ün bu konuda pur û pâk olduğunu kim iddia edebilir? Nasıl Avrupamerkezci anlayış Avrupalı anarşistlerin ve de komünistlerin çoğunluğuna dahi nüfuz edebilmişse, inkârcı Türk şovenizmi de ortalama Türk'ün belleğine haydi haydi işlemiştir. Yani söylenenin aksine, Etrak-ı vasatî'nin –ortalama Türkler olarak okuyunuz- muhtaç bırakıldığı kudret, damarlarında mevcut olduğuna inandıkları ’asil kan'da değil; iğfal edilmiş beyinlerinde ve ruhlarındadır!

(*) ’Türk bakkalı', ’Türk ekmeği', ’Türk çayı' gibi absurd ifadelerin eleştirisi için bkz. ’Nasyonal Sosyalizm' ya da Faşizmin ’Öz Türk çe'si: Ulusalcı Sol başlıklı makaleye.

Gürdal Aksoy

Add new comment

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.