بازبدە بۆ ناوەڕۆکی سەرەکی

Dilbilimci Sevan Nişanyan ve Zaza-Kurmancı Sorunu!

1992 yılında, Kurdistan’ın güneyine gittiğimde, kendimden emin olarak çevreme hava da attıyordum. Türkçeyi dayak ve işkence ile öğrenen biri olarak, Kurmanciyi iyi konuşuyordum. Ailem içersinde her zaman Kurmanca konuşulurdu. Biz kendimizi her zaman Kurmanc olarak nitelerdik, Kurd kelimesini çok ender olarak kullanırdık. Sorduklarında ‘’ Ez Kurmancım’’ derdik. Annem, babam ve dedem ve nenemde kendini bu şekilde vasıflandırırlardı. Kürtçe’ nin bir lehçesini kullanırdık.

Kurdistan’ın güneyine vardığımda, Arapça’ nın yoğun olarak Bahdini mıntıkasında kullanıldığında biraz zorluklarla karşılaştım. Arapça’ nin bu bölgeye, Türkçe gibi zorla empoze edilmesinin bir çok önemli bir nedenleri vardı. Kısaca şu şekilde açıklanabilir:

  1. Kuzey Kürtleri ile Güney Kürtleri arasında bir köprü olan bağı koparmak.
  2. Soran ve Kurmanci konuşan halkı biribirine yabancılaştırma.
  3. Kuzey Kürtlerinin, Kurdistan’ ın güneyinde devam eden ulusal mücadeleye yardım ve desteğini kesme.
  4. Bahdinan mıntıkasını izole edip, eğitim-öğretimi Arapça ile yapıp, Kurmancıyı yok etme.....vs vs

Soranca’ nın eğtğm dili olarak kullanıldığı bir süreçte Kurmanciyi yasaklamanın perde arkasında TC’ nin Irak yönetimi ile olan ilişki ve irtibatlarını da unutmamak gerekir.

Kısaca bir şekilde bunu belirtikten sonra esas konuya, Kurdistan’ ın güneyine yaptığım yolculuğa dönersem. Bahdinan bölgesini aşıp Soran mıntıkasına ulaşıp, Soranlarla olan ilk temasımda şok oldum, arkadaşlarımda benimle dalga geçmeye başladılar. Kurmanciyi çok konuşan ben, dut yemiş bülbüle döndüm. Soranların konuştuklarının tekm kelimesini anlamıyordum. Onlar ‘’ Çonî, ehwalit çone’’ kelimeleri ile başlayan konuşmaları beni afalamıştı.

Benim konuştuğum lehçe ile onları anlamıyordum.

Şok epey uzun sürdü. Aklımda bir çok şey geçti, Neden birbirimiz anlamıyorduk, çok farklı diller mi konuşuyorduk. Ama inatçıydım, bu farklıklar beni yıldırmamazdı, hatta arkadaşlarımın sataşmaları beni daha da kamçıladı. Sonuçta bu gün Soran lehçesi ile çıkan bütün gazete ve kitapları okuyor ve Soran lehçesi ile konuşabiliyorum. Evet, şok aşıldıktan sonra, benim için ayrı diller gibi görünen Kurmanci ve Sorani arasında farklılığın olmadığını gördüm.

Son dönemlerde, Zazaca-Kırmanci’ nin ayrı bir dil olduğu, Soran ve Kurmanci lehçeleri gibi, Kürtçe’ nin bir lehçesi olmadığı ve bundan hareketle ayrı bir ulus olduğu tartışmaları yoğun bir şekilde-yaşanıldı-yaşanılıyor.

Dil uzmanı olmadığım için bu konudaki tartışmalara girmeyeceğim, konun uzmanları sorunu yeterince araştırıp tartışıyor. Ama, soruna uzak olduğum ve beni ilgilendirmediği sonucu çıkmaz ve işin siyasal-politik-toplumsal boyutu beni ilgilendiriyor. Tartışılması da gereklidır, özgür ve demokratik birliktenliğin olabilmesi için bu zorunludur. Başkalarının bizim sorunları tartışmaları, bizim yerimize karar vermelerini de beraberinde getirecektir. Nitekim bu konudaki tartışmalar, Kurdistan sınırlarının dışında, Türkiye, Avrupa ve Ermenistan’ da yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Tıpki, dinsel farklılıklara bakılarak, Êzdi, Şebek’lerin Kurd olmadığı söylenildiği gibi. Başkalarının sorunu tartışması, çeşitli yorumlar yapmaları kendi kendi ulusal çıkarları doğrultusunda masaya yatırılmaktadır.

Êzdî’ lerin Kürt olmadığını savunanlar, Ermenistan ve Irak devleti, Şebeklerin Kürt olmadığını savunan Irak, Zaza’ların da Kürt olmadığını savunanlar Türkiye ve Ermenistan’ dır.

Türkiye, Irak ve Ermenistan dolaylı ve direkt olarak Kurdistan’la ilgili ve sorunları olan devletlerdir. Türkiye ve İrak sömürgeci devletler( Irak ve Kurdistan’ ın ilşki boyutu şimdi farklı boyuttadır) Ermenistan’ın ise Toprak sorunu vardır.

Adı geçen devletler, Zaza, Êzdi, Şebek...vs’ lerin Kürt olmadığı tezini ortaya atarken bu denk düşen yazar-çizer-sahte uzman ve kendisine bağlı devşirmeler ordusunu da devreye sokmuştur. Bu güçler bununlada yetinmemekte, Türkiye, bunlardan daha farklı olarak, Kürt ve Kurdistan sorununu hal etmek için bütün güç ve imkanları ile devrededir. Arjantin’de bir Kurde küçük hak tanınması, bunu yok etmek için hiç bir şeyden çekinmeyeceğini ayan-beyan ilan etmişlerdir.

Bu güne kadar yüzlerce, binlerce makale yazıldı ve daha da yazılacak. Bütün güçler donanımlı ve planlı bir şekilde hareket etmektedir. Bu konuda Kürt’ ler ve Güney Kurdistan hükümeti, plansız-programsız, dağınık ve kendi haklılıklarını savunmaktan aciz durumdadırlar.

Dilbilimci diye lanse edilen Sevan Nişanyan’ ın ‘’ Zazalar apayrı bir dil ama...’’adlı söyleşisini ntvmsnbc.com da okuyunca, İnsanların nasıl bu kadar olayları bile çarpıtabileceğine anlam veremedim. Çünkü Sevan Nişanyan’ ın Zaza’ların Kürt olmadığını, Zaza’ canın ayrı bir dil olduğunu belirtirken kullandığı arguman ve örnekler tamamen yalana dayalı, gerçekle hiç bir ilişkisi yoktur. İsviçre’ de yaşayan herhangi bir kişi çok rahatlıkla sayın Sevan Nişanyan’ ın yalanlarını görecektir.

Nişanyan diyor ki ’’Ben bir tarihte Taraf’taki köşemde bu konuda iki üç yazı yazdım. Gökyüzü tepeme yıkıldı diyebilirim. Korkunç bir duygusal fırtına yaratan bir konu. Akademik görüş son derece nettir, Zazaca ayrı bir dildir. Lehçenin standardı bellidir, iki dil karşılıklı olarak, özel bir eğitim almadan ve tam teşekküllü cümlelerle konuşulduğunda birbirini anlayabilir mi anlayamaz mı… Zazaca ve Kurmanci birbirini anlayabilen diller değildir. Dolayısıyla teknik olarak bunlar iki ayrı dildir.’’

Nişanyan daha ileri giderek çok bilimsel bir analizle, İsviçre Almancasının, Almaların konuştuğu Almanca’ dan ayrı bir dil olduğunu dile getiriyor. Azeri ve Türkçe’ nin de aradaki farklılıklara rağmen ayni dilin iki lehçesi olduğunu savunuyor. Yani Türkçe’ nin farklı lehçeleri.

Nişanyan: ‘’....Bence lehçe olması gerekir. Çünkü Azerice ile Türkçe birbirini anlayabiliyor. Buna karşılık Türkçe ile Özbekçe iki ayrı dil sayılmalıdır. Tam sınırı kestirmek güçtür bu işlerde. Yorum meselesidir, biraz meşrebe bakıyor….. İsviçre Almancası da ayrı bir dil kabul ediliyor artık. ’’

% 80' ni uyduruk ve başka dillerden çalınan, derme çatma Türkçe ve Azeri aynilaştırılıp bir tek dil haline getiriliyor. Kürt'ler ise din, Mezhep ve Lehçe farklılıkları bahane edilip, bir tek halktan farklı haklar türetiliyor!

Doğrusu bravo, şipşak iki kelime ile Dil uzmanından bilimsel açıklama, Almanların İsviçre Almancasını çok zor anladıkları, hattan İsviçre’ de, Isviçre Almancası konuşanların bile birbirini zor anlamalarına rağmen, ayni dil olarak kabul ederken, Dil bilimcimiz bunları iki ayrı dil diye lanse ediliyor ve bundan hareketle Zaza ve Kurmanci iki farklı lehçe olmadığı iki ayrı dil grubuna ait ve dolaysıyla iki ayrı halk-ulus olarak icat ediveriyor. İnsan hiç bir Alman Valle-Vallis’ de konuşulan Almanca’ den tek kelime anlamaz, bunun ötesinde St. Gallen, Basel yada Zürih’ te oturan bir vatandaşın bile zor anladığı. Şimdiye kadar herhangi birinin çıkıpta Almanyada konuşulan ve İsviçre’ de konuşulan Almanca’nin iki ayrı dil olduğunu ifade etmedi Ama dil bilimcimiz Nişanyan çok bilimsel bir analizle hemen iki ayrı dil olduğunu fark ediyor, bravo doğrusu!

Evet bravo doğrusu! Biz kendi sorunumuzu tartışmayınca, Sevan Nişanyan gibi ısmarlama bilim adamları uyduruk makalelerle şipşak sorunlarımız çözüyorlar. Zaza, Şebek, Feyli, Êzdîler Kurd değiller....!

Şîroveyeke nû binivisêne

The content of this field is kept private and will not be shown publicly.

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.