بازبدە بۆ ناوەڕۆکی سەرەکی
Submitted by Anonymous (Pesend ne kirin) on 6 April 2008

[b]KÜRTLER KÜCÜK DEGIL BÜYÜK OYNAMALIDIR![/b] [i]başlıklı 2005 yılında yazdığım bir makalemi son siyasi gelişmeler karşısında güncellik arzetmesi nedeniyle yeniden sizlerle paylaşmak istedim. Anlayışla karşılanacağım beklentisiyle okurlar sevgi ve saygılarımı sunuyorum.[/i]

'Kürtler birlesiniz' sözcükleri bir siar oldugu kadar kürtlerin tarihten gelen beklentilerini ifade ediyor. Kürt milletinin bir ferdi olarak benimsiyor ve paylasiyorum.

Kürtler, sorunlari cok karmasik oldugu icin degil, siyaset biliminin temel kurallarini gözardi ettiklerinden ve de stratejik bir yönelime sahip olamadiklarindan kaybettiler. Milli gayeleri ugruna bir stratejisi olmayan herhangi bir milletin milli kazanimlari olamayacagi gibi birligi de olmaz.

Milli stratejisi olmayan bir millet, birligini üzerine insa edecegi temelden yoksun demektir, bunun icin milli kazanimlari olamaz. Birlik, kazanimin yada kazanmanin motor gücü ve devindiricisidir. Birlik ve kazanim, birbiriyle siki-sikiya iliskilerle bagli iki olguya tekabül ederken, her ikisinin üzerine insa edilecegi bir temelin dolayisiyla bir stratejinin gerekliligi aciktir. Oysa kürtler önce birliklerini üzerine insa edecekleri temelden yoksundurlar, milli strateji hak getire.

Strateji yoksunlugunun ikinci mahzuru, hasbelkader bir birliktelik saglansa bile otada hangi amaclar etrafinda seferber olunacagina dair bir tesbit bulunmadigi icin, birlikteligin islevsel olmak yerine saman alevi gibi sönme egilimlerini, dolayisiyla riskini fazlasiyla tasiyor olmasidir. Herhangi bir hedefe bilincli bir tercihle yönelme yeteneginden yoksun bir birliktelik taktik islevlerini yerine getirmeyecegi icin günlük calismada bile kayda deger olanaklar sunma imkanina sahip degildir. Sun'i ve amacsiz birlikler sönmeye, sonuc almadan cok kisa bir zaman zarfinda erimeye ve dagilmaya mahkumdur.

Bizlere, nicin birlik, hangi sonuclari kotarmak, gerekirse yaratmak icin birlik gereklidir sorularinin cevaplarini aramak düsüyor.

Dikkatle izleyiniz, Kürdistani da kapsayan cografyada 2. Dünya savasi sonrasi tanik olunan en büyük askeri ve siyasi kapismalar cereyan ediyor.

Amerika, Ortadogu petrol alanlarini üzerinde yasayan nüfusa tekabül eden pazarla birlikte kapatmis durumda. Afganistan ve Güneybati Asya'daki varligiyla bakir dogal gaz ve petrol alanlarina da tarihi boyunca yaklasamadigi mesafede. Kürtler ve Kürdistan bu stratejik yönelimin sadece bir bölümünde yer tutuyorlar. Kürdistan cografyasinin Amerikan stratejisindeki göreceli yeri bile tek basina kürtlerin bir bölümünün kaderini olumlu bir sekilde etkilemeye yetmis durumda. Ancak, Amerika'nin temel amacinin yada stratejik yöneliminin sadece kürtlerle ilgili oldugunu yada Kürdistan'i kurtarmaya yönelik oldugunu söyleyemeyiz. Amerikan cikarlarinin zorunlu kildigi Kürdistan'a ilginin, dolayisiyla Amerika'nin kürtlere atfetmekte oldugu önemin ve sagladigi destegin genel bir stratejinin geregi olarak husule geldigi, Amerika adina taktiksel amacli oldugu su götürmez bir gercektir. Güclü devletlerin ülkemizle ilgisi taktik düzeyde kalan yönelimlerinin kürtler adina stratejik bir deger tasimakta oldugu ise bizim gercegimizdir.

Ülkemizi de kapsayan ve bölgede temelli degisikliklerin olacagina isaret eden bu gelismeler önünde kürtlerin stratejik yönelimleri olmasini birakiniz, stratejik tesbitleri bile yok. Strateji olusturmaya yönelik tartismalar baslatilmis degil. Daha uzunca bir zaman bu temel ihtiyacimiza gereken önemi veremeyecegimizi düsünüyorum.

Amerikan ilgisi simdilik Irak'ta dolayisiyla Güney Kürdistan'da daha fazla yogunlasmis görünüyor. Hakkari sinir cizgisine ulasmis olmasi sonucu ABD Kafkas petrollerine en fazla 500 kilometre uzaklikta. Petrol yataklari ve olasi sevkiyat yollari günümüz teknolojisi sayesinde tamamen ates hattinda (menzilinde) ve dolayisiyla kontrol altinda. Bu, rekabetin zorladigi stratejik yönelimlerin vardigi bir merhale, günümüz deyimiyle bir etaptir. Daha nereye kadar uzanacagini bilmiyoruz. Ancak gelisme yönünü ve hic degilse nedenlerini biliyor ve anliyoruz.

Kuzey Kürdistan Türkiye tarafindan isgal edilmis durumda. Türkiye önceki dönemlerde binbir dereden su getirilerek Avrupa Birligi'ne alinmazken, günümüzde adeta iceri cekiliyor. Eskiden Türkiye'nin üyelik basvurusunu savsaklamak icin karsisina cikarilan kürt meselesi, bugün Avrupa'nin sulandirarak kürt meselesine indirgemis oldugu haliyle bile kürtler tarafindan dillendirildiginde, kürtlerin tehdit edilmesine, ilkellikle suclanmasina, teröristlikle damgalanmasina neden olabiliyor, iskence görmelerine göz kirpilmasiyla karsilaniyor. Kürdistan Sorunu diyebilmek hak getire. Ulusal haklar ve de kacinilmaz olarak self determinasyon hak getire.

Gelelim Avrupa'nin kürt kulaklara gizli nefes üflediği özerklik masalina.. Günbegün aciga cikan niyetlerinden anlasildigi kadariyle Avrupa, siyasal özerkligi bir yana birakiniz, Kopenhag kriterlerini havi beldege kürt sözcügünü zikretmekten israrla kaciniyor olmasiyla kürtler icin kültürel özerklik bile öngörmüyor. Hatta kültürel özerklik anlamina gelebilecek kipirdanislar da Imrali-Genelkurmay-Almanya isbirligi ile tamamen kontrol altinda tutuluyor. Kürtlerin bu kadar inkar ve istismar ediliyor olmalarinin ABD'nin Irak'a müdahalesiyle inkar edilemez bir ilgisi var.

Almanya Imparatorluk döneminden baslayarak Ortadogu'nun yeralti zenginlikleri ve pazari ile ilgilenmeye basladi. Ortadogu milletleri ayrica Alman Imparatorlugunun tüfek eti yani asker ihtiyaclarini karsilayacaklari savas yedekleri olarak da düsünülüyorlardi. Osmanli, 1. Dünya Savasi'nin bitimine kadar Alman Imparatorluguna bu olanaklari hizmette kusur göstermeksizin sundu.

19. yüzyilin sonu ve 20. yüzyilin baslarinda Petrol deger kazaninca Ortadogu ve Kafkaslarin Almanya icin önemi daha da artti. 1830'lu yillardan baslayarak Kürdistan'da bilfiil soykirimlar yöneten Alman Imparatorlugu yine yönetici ve planlayici olarak, kismen de katilmak suretiyle soykirim uygulamalarini 1915 Ermeni Soykirimiyla doruga ulastirdi.

Moltke'nin, Resit ve daha sonra Hafiz pasalarla Firat boylarina, Dicle'nin dogusuna ilerleyerek hatta daha asagilara Revanduz'a kadar birlikler göndererek Kürdistan'da tas üstünde tas birakmayan soykirimciligi tahtinda vücut bulan Osmanli-Alman suc ortakligi, daha sonraki yillarda Kafkaslara acilan alani "muzir" ermenilerden "temizlemek" suretiyle geriye Dünya tarihinde esi benzeri bulunmayan barbarlik örnekleri birakti.

Osmanli ve Alman Imparatorluklarinin 1.Dünya savasindan yenik cikmalari sonucu Almanya Ortadogu'dan elimine edildi. Kafkaslara ulasabilmesinin olanaklarindan fiilen yoksun kaldi. Almanya'nin 2. Dünya Savasi'nda Kafkaslara ve Ortadogu petrol alanlarina uzanma girisimleri de aldigi agir yenilgi nedeniyle sonucsuz kaldi.

Günümüzde Almanya, Türkiye'yi Avrupa Birligi bünyesine almak suretiyle iki agir yenilgi sonucu ulasamadigi Kafkaslara, dolayisiyla Azerbaycan'a 150 kilometrelik bir yakinliga varmis olacak. Bu Almanya adina bir stratejik erimdir.

Bircok kürdün göremedigi, Fransa'nin pirelendigi gercege gelelim. Almanya Avrupa Toplulugu'nda hatiri sayilir bir nüfusa sahiptir. Sahip oldugu nüfusa tekabül eden Avrupa Parlamentosundaki temsil orani simdiden belirleyici orandadir. Almanya'nin temsil avantajina, ekonomik yayilma ve siyasi etki sonucu peyklestirdigi bircok edilgen Avrupa ülkesinin parlamentodaki temsil sayilari eklendiginde baslibasina karar alma yetisi ve hakimiyeti ortaya cikmaktadir.

Siz bunlara, 70 milyonluk nüfusuna tekabül eden temsil orani ile Türkiye'nin de katilimini eklerseniz ortaya mutlak bir hakimiyet cikar. Alman-Türk ortakligi sonucta stratejik bir ortakliktir, stratejik dengelere müteallik bir ortakliktir.

Türkiye ve Almanya, Cumhuriyet öncesi Kürt ve Ermeni soykirimlarinda suc ortakligi yapmislardir. Ortakliklari stratejik amaclidir.

Cumhuriyet döneminde kürtler Almanlarin siyasi, ekonomik ve askeri destekleriyle soykirimlara ve sürgünlere ugratilmislardir. Köklü nedenleri olan stratejik bir isbirliginin kurbanlari olmuslardir.

Baas rejimleri, Almanya`dan her zaman destek görmüstür.

Iran, bu devlete satilmasi BM kararlariyla yasaklanmis askeri malzemeyi hem de yilda 5 milyar mark tutarina varacak miktarda yalnizca Almanya'dan satin alabilmistir.

Kasimlo ve Serefkendi Almanya'nin bilgisi dahilinde katledilmis ve katilleri cezalarini tamamlamadan Iran'a gönderilmistir.

Almanya, bugün Türkiye'nin Avrupa Birligine alinmasina "Normandiya Cikarmasi" diyebiliyor. Kisacasi Normandiya Cikarmasi ile belinin kirilmis olmasina nisbet yapiyor ve rövansi aliyor.

Kürtlerin, hak ve hukuklari inkar gelinerek Türkiye'ye monte edilmeleri ve böylelikle Avrupa Birligi icerisine hapsedilmek istenmeleri cirkin ve ikiyüzlü bir taktiktir. Stratejik yöneliminde petrol yataklarina uzanmayi ve petrol yollarini kontrol altina almayi düsleyen Almanya, taktik olarak petrol alanlarinin sahiplerini ve bu alana acilan yolun üzerinde yasayanlari görmezlikten gelmek ihtiyacindadir. Bir diger husus, Almanya'nin kürtleri ve ermenileri görmesi, Türkiye ile birlikte her iki millete karsi onulmaz soykirimlarin suclusu oldugunu gündeme tasiyacaktir.

Hitler; "Simdi ermenileri kim hatirliyor" diye baklayi agzindan kacirmisti.

Biz almanlara soralim yada türklere soralim, hatta ikisine birden soralim ama soruyu güncellestirerek;

'Kürtleri ve ermenileri hanginiz hatirlamak istersiniz?'..

Kürdistan'in Türkiye icine hukuktan ve millet olma vasfindan arindirilarak sürü düzeyinde monte edilmesi istegi, Almanya adina kliselesmis bir stratejinin taktik manevrasi iken, ülkelerinin Lozan'la hadimlastirilmis konumundan daha da geriye iteklenmesi kürtler adina stratejik sonuclar yaratacak haksiz ve bir o kadar da cagdisi bir uygulamadir. Ülkenin mukadderatina tesir edecek uygulamalarin ve hele-hele statüko tayin etmenin kürtler adina stratejik önemde oldugunu vurgulamaya gerek yok.

Kürtler bu oyunlari bosa cikarmak icin belli bir strateji izliyorlar mi, yada esas alabilecekleri stratejik tesbitlere ve bu tesbitlerini adim adim yasama gecirecekleri bir yol haritasina sahip midirler?

Cevap: Uyuyoruz, uyuya uyuya büyüyecegiz.

Masallah...

Öcalan teröristti, Öcalan'dan sonra tedbili kiyafet eden Kongra Gel de terörist listesine alindi. Öcalan'in Leylasi ise Sakharov ödülü ile cenaze namazina davet olundu. Bir yandan bir örgüt terörist ilan olunuyor, sonra bu terörist denen örgüttten baskaca ihanet odagi bulunamadigi icin ayni odak ödülle boy abdestine tabi tutuluyor ve muhatap aliniyor.

Önce, bu odagin temsil yetkisi yok. Öcalan, talimatlarini acik-acik Leylasina tevcih ediyor ve kendi yönlendirmesi altinda oldugunu kör-kör cubugum gözüne misali ortaya seriyor. Avrupa alelacele bir ödül icad ederek terörist diye damgaladigini temyize havale etmek geregi duyuyor. Avrupa'nin kürtler adina temsil yetkisini kabul ve yorumlayisinda altindan kalkamayacagi bir cifte standart ve sahtekarlik örnegi yatiyor.

Diger yandan birtakim kürt partilerinin girisimleri var. Bir metin hazirlamislar. Metin güzel olmasina güzel de.. Yukarda izaha calistigimiz stratejik ve o ölcekte kasti yönelimin sahiplerine sunulan bir dilekce olmaktan baska anlam tasimiyor.

Kürt tarihi, Osmanli esiklerine sunulmus güzel dilekce örnekleriyle doludur. Ingiliz kraliyet makamina hitaben yazilmis oldukca düzeyli metuplar biliyorum.

Lenin'e, Saddam yönetimine, Suriye'de Fransiz manda yönetimine, 1970'li yillarda Nixon ve Kissinger'e sunulmus kürt taleplerini havi mektuplar da düzeyliydi.

Kürtlere ne getirdi?

Birincisi, müracaatlar 'suclulara, soykirimcilara, isgalcilare' yapilmaz. Bugüne kadar yapilanlardan zerre kadar kazanim kotarildigina sahit olan varsa beri gelsin.

Ikincisi, ancak talepte bulunanin arkasinda bir güc olmasi ve de talebin karsilanmamasi halinde talepte bulunulan taraf adina bir riski isaret etmesi tahtinda talepler kaale alinir. Siyasette tayin edici oldugu kadar dikkate alinan yegane faktör güc faktörüdür.

Güclülük, kelle ve silah sayisi kadar hakli olmanin avantajlarini arkasina alabilmis siyasi ve hukuki taleplerdeki dogruluga tekabül eder. Güc kavramini silaha endeksleyerek güdüklestirmekten sakinmak gerekiyor.

AB`ci örgüt liderlerine sorulsa;

Yahu sizler daha düne kadar Türkiyeci degilmiydiniz?

Yahu siz devletin en üst kademelerine kadar ulasma imkanlarina sahip olarak, kürtlerle ilgili danismanlik payesiyle 30 yil türk parlamentosunda yüksek perde üflemedinizmi?

Alan olarak Diyarbakir`in yarisindan az topraga kurulu Kibris Cumhuriyetine ülke tanimi ve bagimsizligini garanti edecek taninma kosulu..

Sayi olarak Diyarbakir`in nüfusundan daha az olan Kibris rumlarina millet tanimi..

Sovyet enkazinin magdurlarina bagimsizliklarinin garanti edilmesi taahhüdü..

Yugaslavya enkazinin magdurlarina bagimsizliklarinin garanti edilmesi taahhüdü..

100 binlik Luxemburg`a devlet olarak varligini sürdürme hakki..

40 milyonluk Kürt milletine ise sadece `bireysel` haklar.. Yahu bu haklar TC`nin anayasalarinda bugüne kadar zaten vardi. Lozan, formüle edildigi haliye bu bireysel haklara zaten gereken vurguyu yapiyordu. Bir paylasim ve inkar antlasmasi olan Lozan isletise bu bireysel haklara fazlasiyla sahip olunur. Uygulama birazcik yumusatilsa AB`nin kürtlere güya lütfu olarak lanse (hem de kürt bezirganlar eliyle) edilmeye calisilan bireysel haklar Lozan`in lafzi esas alinarak bugün de kullanima aciktir.

O halde Kürtlerin inkar ve yokedilmesi mutabakati olan Lozan umdelerine 2 binli yillarda Kopenhag kriterleri yada verilecegi umulan `bireysel` haklar argümentiyle yeniden sevdalanmak niye?

AB kürtlere yeniden hak tanziminde bulunmuyor ki.. Hem bizim bireysel degil ulusal bir hukukumuz ve millet olmatan dogan haklarimiz, dolayisiyla milli taleplerimiz var. Demokratik taleplerimiz, olusturulmasi düsünülen milli devletimizin karakterine iliskin prensipleri temsil ederler. Kürtlerin temel sorunlari vatanlarinin kurtulusudur. Öncelikli talepleri millidir. Kürtlerin milli taleplerini gözardi eden bir demokratik talepler yandasligi kürtlerin milli varligini inkar etmesinin ötesinde kürtlere özgürlük ve demokrasi getirmeye de muktedir degildir.

Cok net ve acik yaziyorum. Kürtler sömürge olmaktan kurtulmak icin kendi demokrasilerini kurmaya mecburdurlar. Yabanci bir demokrasiyi kabul etmek, kendi devletinden ve kendi demokrasinini kurma hakkindan feragat etmektir. Yabanci demokrasilerin havarisi kesilmek yabanci devletlerin boyundurugunu tartismasiz kabul etmektir. Bir milletin varligini inkar temelinde bicimlenmeye güdümlü bir olusumun asla demokrasi olmadigi gercegi ise isin cabasi...

Kürdistan`in bir ülke olarak, kürtlerin bir millet olarak, yukarida zikredilen ülkelerden hatta ülke kirintilarindan neyi eksik?

Kürdistan`in cüssesi mi kifayetsiz, yoksa kürtlerin insanligi mi eksik?

Gercekten Kürtlerin hukuku ayri ölcülerle mi ifade olunuyor?

Evet, is kürtlere gelince tarihin bütün asamalarinda oldugu gibi hak-hukuk ve adalet ölcüleri islemez ve gözetilmez oluyor..

Efendim, AB kriterleri ile sunulan özgürlük ortaminda kürtler yeni mücadele yöntemleri bularak ve bulduklarini hangi bahara ertelendigi mechul bir zamanda uygulamaya koyarak toparlanabilirlermis...

Birlesmis Milletler hukukunun, milletlerin ayrilma hakkini ve bu hak verilmedigi zaman mazlum milletlerin silahli direnme de dahil olmak üzere her türlü yol ve yöntemle direnmesini mesru sayan prensibi unutuluyor mu?

Yoksa kürtler hürriyetlerini kullanmaktan aciz yada demokrasiden habersiz primatlar düzeyinde mi algilaniyor?

Kim kimi ehlilestiriyor?

Hangi sömürgeci ulufe sömürgeleri uygarlastirmaya yetti?

Vahsi ve korsanca olan, cagdisi ve hukukdisi olan, insanlik disi olan kolonyalizm degil midir?

Yada kürtler insanlik ailesinin gayrimesru cocuklarimidirlar ki nüfuslarina ancak serh konmak suretiyle hukukun nimetlerinden yararlandirilma vaadiyle oyalaniyorlar?

Ya bu ölcüyü kaniksayarak Avrupa inkarciliginin sömürgeci yönelimine yaslanan kürt siyaset erbaplarini hangi deftere yazmali?

Kürdistan diye bir ülkenin varligi acikca reddedilirken hatta ileri gideceklere `topyekun Avrupa`yi karsinizda görüsünüz haa!` diyerek aba altindan sopa gösterilirken, Kürtler millet olarak yokturlar, sadece birey olarak vardirlar anlaminda inkarciligin katmerlisi dayatiliyor..

Yukariya yazdigim cümlenin isiginda soruyorum..

Sömürgeciligin ve sömürge bir ülkenin hatta sömürgeden daha geri bir statünün tanimi bundan daha iyi nasil yapilabilir?

Kürtler arasinda bu soruya alninin akiyla cevap verebilecek olanlari alnindan öperim. Fakat maalesef yok. Varlik nedeni Almanya'nin derneklere ihsani olan bir kac kurus ödenti olupta, bu ödenti kesilse zaten bitmis siyasi yasamlarinin üzerine hobbyleri de karanliga gömülecek olanlarin, yillardir yaptiklari yalakaliktan sonra Avrupa isgalcilerinin kürtleri inkar gelmesine dikilesi yok, dikilebilmesinin madden olanagi yok.

"Berlin'de yargiclar vardir" teranesine iyice inananlar hic degilse AB yalakaligina dair arzuhallerini Alman mahkemelerinin önüne masa kurmus, yazdigi dilekcelerde gecen her `biaenaleyh` kelimesi icin ekstradan bes lira fazla para alan emekli bir zabit katibine yazdirsalardi..

Analiz yeteneginden yoksun, stratejik tesbit yapamadigi icin siyasi refleks gelistiremeyen, mecmuu bir mübasir etmeyeceklerin sakat anlayislari kürtlere rehberlige soyundugu sürece halimiz budur efendiler.

BIZ GASPEDILMIS, SOYKIRIMLARLA ELIMIZDEN ALINMIS INSAN OLMAKTAN DOGAN EN TEMEL, VAZGECILMEZ HAKLARIMIZI ISTIYORUZ. HEMEN SIMDI!

Kuzeyli bezirganlarin parcalara endeksli sömürgecilikten ilhamini alan bicimlenmelerine ilaveten, Güney`in kendi varligini pekistirmek icin `gerekirse Kuzey`i pazarlayarak yükümü hafifletirim` seklindeki denenmis ve kürtlerin acilariyla sonuclanmis gözü karaligina yeniden iltifat etmekte oldugunun belirtilerini sezinliyorum.

Bizim esnaf perakendecilikten kurtulamadi.

Politikacilarimizin cogunlugu bir milletin topyekun ve bir ülkenin topraginin her santimetre karesiyle savunulmasi gerektigini ögrenemedi..

Güneyliler, gercek garantilerinin Daykê Kurdistan olan büyük parcanin kurtarilmasiyla olusacagini, Kuzey`e yaslanmak yerine onu harcamanin kendilerini gelecekte de hangi sonuclara icbar edecegini 1975 ve bilahare 90`li yillarin tecrübelerine bakarak idrak edemedi ve etmeye de simdilik yatkin gözükmüyor.

Yeniden AB`ye dönelim..

Almanya'nin inkarci dayatmalarina ancak ikiyüzyillik soykirimlar gercegini gündeme getirerek bütün insanligin dikkatine ve ilgisine sunma tahtinda karsi cikilir.

Avrupa kamuoyu, kürtlerin kültürel haklari, azinlik-asli unsur diyerekten, bir yandan türklerin, diger yandan Öcalan'in, kedinin önüne oynamasi icin atilan yumakla sarmas dolas olmasini cagristiran aymazliklarla uyarilamaz.

Kürt girisimcileri, taleplerine arka plani bos olan eften-püften tatmin etkinlikleriyle siyasi güc ve destek saglayamaz, sonuc alici adimlar atamazlar.

Kürtlere ragmen ve kürtlerin haklari görmezlikten gelinerek bir Avrupa Birligi olusturmaya calismanin, Kürt Soykirimlarini insanligin dikkatinden kacirma girisimleri oldugu desifre edilip, bütün dünyaya anlatilmadan, kürtlere bicilmeye calisilan kefen misali statüko kürtlerin lehine degistirilemez.

Amid'de yargiclar vardir. Halebce'de yargiclar vardir. Anfal sürecinde yargiclar vardir. Ne zamanki o yargiclar bütün haklardan önce yasama hakkini bayrak gibi doruga cikarirlar, soykirimcilarin karsisina dikilir ve yargilayici olarak kendi milletlerinin gaspedilmis haklarini ve hukukunu ödünsüzce dillendirerek talepte bulunurlar, ancak o zaman milletin küskün kaderi dönüstürülebilir.

Dönüstürme isi, aksiyonlarla, bir milletin ugradigi haksizliklari acikliga kavusturmayla, suclularin yakasina yapismayla gerceklestirilebilir. Talep edilen ister otonomi olsun, isterse federasyon yada bagimsizlik olsun.. Ancak, suc ortakligini esas alan stratejik ittifaklarla bizleri kölelige mahkum edenlerin niteliklerini dünyaya kanitlamakla, kirli oyunlarini desifre etmekle basari elde edebiliriz. Yoksa dilekcelerle, pazarlamayla, pazarlanmayla degil..

Sormaya ve sorgulamaya devam edelim..

Avrupa, özellikle Avrupa'nin güclüleri Kürdistan diye bir ülkenin varligindan haberdar degil midir?

Kürdistan haritalari en detayli sekliye bu ülkelerin disisleri ve egitim bakanliklari tarafindan basilmiyor mu?

Kürtlerin cografyalarindan tutunuz, demografik durumlarina, dillerine, tarihlerine kadar en detayli calismalar bu ülkelerin devlet arsivlerinde durmuyor mu?

Avrupa'da iltica basvurusunda bulunmus bir milyondan fazla kürdün kismen de itiraf ve ispiyonlar tahtinda anlattiklarina istinaden kürt polititikacilarinin bile cogu tarafindan bilinmeyen kürt siyasasinin hadiselerine dair detay bilgiler Avrupa ülkelerinin tuttugu cetelede yerini almis durumda degil mi, Avrupa bize bizden cok vakif degil mi?

Avrupaya kürtlere dair hangi bilmedigini anlatacaksiniz ve belleteceksiniz de Avrupa uyanacak ve de insafa gelerek sizleri kereminin kapsamina alacak saniyorsunuz?

Avrupa bizzat kendi bölüstürdügü ve daha da bölüstürmek icin üzerine calistigi objenin 40 milyonluk bir kitleye tekabül ettiginin fakinda degilmi, sizce Avrupa sayi saymasini mi bilmiyor?

Kime veriyorsunuz dilekceyi ve kimden talepte bulunuyorsunuz?

Bir millet ki iki yüz yildir ayni gücler tarafindan soykirima ugratilmasina ragmen politikacilari hala anami belleyen kadidan medet umayim anlayisindadir, böyle bir milletin iflah olmasinin imkani yoktur.

Stratejik tespitleri olmayanlarin stratejik yönelimleri olmaz, amaclarini gerceklestirecek taktiksel zenginlikleri de olmaz.

Sizlere, taktik ve strateji denen tahrevallinin inis ve cikislarini anlamaniz icin basit bir örnek sunayim. Amerika bugün Kafkas petrollerine yaklasik 500 km. uzakliktadir. Eger Türkiye'nin Avrupa Birligi üyeligi yakin dönemde gerceklesme istidadi kazanirsa, Almanya Kafkas petrollerine (Nahcivan ve Karabag pürüzünün yaratttigi önemsiz uzaklik disinda) sinirdas olacaktir. Bu Amerika'dan bir adim öne cikmak demektir. Amerika buna dünden hazirliklidir ve gerekirse Iran'i cigneyerek, Iran azerilerini ve kürtleri yanina alarak Baküye kadar kahramanca karsilanacagini bilmenin rahatligini yasamaktadir. Bu durumda, Güneyden, yani Iran iclerinden Kuzeye dogru bir ilerleme, Ruslarin Ermenistan araciligiyla Azerbaycan'in batiya acilan yollarini bir nevi ihata altina almis olmasini temelden bosa cikaracaktir. Yada, böyle bir gelisme olmasa, Türkiye üzerinden (tabiiki Kürdistan üzerinden de) konsensüs saglayan Avrupa Birligi ve Amerika Ermenistan'i ya geriletecek yada kendi saflarinda olmaya icbar edeceklerdir. Son ihtimale göre Iran kurtulacaktir ama her iki durumda da Rusya'nin sömürgeci hegemonyasi gerileyecektir.

Kürtler bilmelidirler ki Kafkas petrolleri Zagros dag silsilesinin ya batisindan yada dogusundan Basra Körfezi`ne yada Iskenderun Körfezi`ne mutlaka akitilacaktir. Her iki secenekte de petrolün Kürdistan topraklarindan ulastirilmasi sözkonudur. Petrolün akitilacagi körfezlerle ilgili olarak iki secenek vardir ama yol icin Kürdistan cografyasi disinda bir secenek yoktur.

Iran'in nükleer silahlara sahip olmak istemesine Avrupa Birligi'nin de ültimatomla karsilik vermesi, Iran'in Rusya ile birlikte Ermenistan'in bütün Kafkaslara giden yolu tikamis olmasini tahrik ve tesvik ettigi gerceginde aranmalidir. Iran'in nükleer santral kurmasina ve tabii uranyum zenginlestirmesine yardimci olan teknolojiyi saglayan Rusya'dir. Iran'in basina ebabil kuslarinin üsüsecegini en erken anlayan ve inadindan vazgecmesi icin Iran'a heyet gönderen de Rusya'dir, Bush'un secimlerde kazanmasini diledigini baskaninin agzindan deklare ederek bati konsorsiyumlari ve tabiiki ABD ile konsensüs isteyen de Rusya'dir. Konsensüs saglanirsa Kafkas petrolleri, üzerinde anlasilan yüzdeler oraninda irada konu olarak yine kürt topraklarindan akitilacaktir. Kürtlerle ermenilerin kaderi bugün herzamankiden daha cok birbiriyle ilgili ve her zamankinden daha cok biribirine baglidir. Ayni realitedir ki kürtlerin "ermeni soykirimcisi" olarak damgalanmasini gündeme tasimis denemeye koyulmustur. Kimlerin yararina oldugunu kürtlerin anlamakta gecikmemesi kürtlerin karsi karsiya bulundugu cesitli olumsuzluklar önünde umut verici bir tavra iseret etmekte, kismi teselliye neden olmaktadir.

Kürtlerin mevcudiyeti bu cok tarafli ve devlerin muhatap oldugu satrancta egemenler acisindan taktiksel düzeyde ele alinmaktadir. Kürtler acisindansa tekrar belirtelimki mukadderatimiza etki yapacak olmasi nedeniyle tarihi ve stratejik bir önem tasimaktadir.

Kürtler, dünyanin yeniden dizayni gerceklesirken kendilerinin de paylasima obje teskil etmeleri nedeniyle hazirlikli olmak zorundadirlar.

Kürtlerin, mevcut süreci, tahakkuk etmesi ihtimal dahilindeki bütün alternatiflerle birlikte ele almasi ve degerlendirmesi gerekmektedir. Ve kuskusuz kürtler, kendi etraflarinda cereyan eden stratejik kapismalar önünde tesbitlere ve hepsinden önemlisi milletce izleyebilecekleri bir stratejiye muhtactirlar.

20 yildir miting ve gösteri yürüyüsü yapiyoruz, 200 yildir dilekceler veriyoruz.

Kac tane soykirim konferansi yaptik?

Kac tane milli kongre düzenleyebildik?

Kac temsilci sectik?

Kac refendum talebi örgütledik, yasaklanmis refendumlar icin verdigimiz kayiplar Öcalan icin kendini yakanlardan kac kisi daha fazladir?

Kac secim boykot ettik?

Hangi Avrupa ülkesi parlamentosunun önünde yüzbinlerle toplanip milli ve demokratik taleplerimizi havi manifestolar ve Kürdistan haritalari sunduk?

Adi, sani belli insanlardan kac parti kurduk?

T.C.nin uzantisi olmayan, rüsvetin hirsizligin girmedigi, batili ülkelerin inayetine yaslanmaksizin faaliyet sürdüren ama gercekten kürtler adina faaliyet gösteren kac tane dil-tarih-kültür enstitümüz var?

Diplomatik faaliyet yürütemese bile diplomasinin ne oldugunu benim gibi akil fukaralarina ögretecek kac kurumumuz var ve diplomasiyi akil eden kac aydinimiz var?

Istatistik kurumlarindan vaz gectik kac tane istatikcimiz ve arsivcimiz var, ulusal bellegimizi yani hazinemizi nerede saklariz yada saklayabiliriz?

Stratejik arastirmalar yapan kac tane kürt taniyoruz yada kürtler adina böyle bir faaliyet götüren hehangi bir birim varmidir?

Kürtlerin insan haklari ihlalcisi T.C.nin isgalinde olmayan kac tane insan haklari kurulusu var?

Binlerce hukukcumuz var. Kürtlerin, ulusal hak arayisi konusunda calisma yapan kac tane hukuk kurumu ve hukukcusu var?

Allahaskina biz nasil milletiz?

Aydinlatici bir makale,günümüzde diplomasinin,Ulus olma bilinciyle yapilan 100.000´lik meetinglerin,belirli bir stratejiye sahip olmanin geregini artik kavramamiz gerekiyor.Dünyada nekadar adalet,esitlik,insanhaklari kavramlari kullanilsada isin temelinin cikar paylasimindan gectiginin 1.ve 2. dünya savaslarinin bu sebeple ciktiginin bilincinde olup ve buna göre örgütlenmenin önemini kavrayip,uygulamanin kazanc getirecegini bilmek gerekiyor. Ama biz kuzey Kürdistanda veya dünyanin herhangi bir yerinde bir yerlere toplandigimizda sadece "Biji serok Apo" diyoruz,bizim bilincimiz ne yazikki bukadar.Tamam Öcalan iyi veya kötü uzun yillar liderlik yapmis bir kisiliktir.(Kafalarda ciddi soru isaretleri olmasina ragmen)Artik isin sadece Öcalanla yürümeyecegini bazi arkadaslarin anlamasi gerekiyor.Öcalanin bir lider olarak,sevenleri tarafindan ,desteklenmesine karsi degiliz ama siyaseti belirlemesine karsiyiz ve sevenlerininde bu konuda duyarli olmalari gerekiyor.Eger böyle davranmassak ,dünyaya su mesaji veririz."Bizim alacagimiz yol cok,sizin gündeminizin derinligini kavriyamiyoruz cünkü bizim Liderimiz zehirlenmis durumda" herhalde böyle bir mesajda dünyanin bizi pek ciddiye almamasi anlamina gelir. Asagi yukari AB,ABD ve Rusya gibi bir ücgenden bahs etmissiniz.Söylemlerinizden cikardigim bizim bu ücgende kuzey Kürdleri olarak ABD tarafinda olmamiz gerektigidir.Sizinde belirttiginiz gibi belirli bir stratejiye sahip olarak,bu tarzdaki ilisklerin cikar dogrultusunda oldugunun bilincinde olarak,herzamanki gibi fillerin tepistigi bu arenada hesaplarimizi iyi yapmaliyiz. Saygilar.

Dörtte üçünde devlet aygıtı olmayan, Güney'de ise kurumlaşması henüz yeterli olgunluğa ulaşmamış bir millet olarak bu zayıf konumumuzla, iyice hesaplamadan herhangi bir büyük güçle stratejik ittifaka girmenin, kürtler adına onulmaz bir teslimiyet doğurması ihtimalini içinde barındırdığının bilinciyle yazımda böyle bir önermede bulunmaktan dikkatle kaçındım. Hele Öcalan'ın özünde lanetli bir teslimiyet olan türklerle stratejik ittifakı bir musibet abidesi gibi önümüzde dururken benim böyle bir önermede bulunmam en azından izlemeye çalıştığım hatla çelişmek olurdu. Dikkat ederseniz ABD'nin kürtlere yaklaşımının yine bu devlet açısından taktiksel amaçlı olduğunu, diğer devletlerin Kürdistan sorununa yaklaşımlarının da özünde taktiksel olduğunu ama kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini gözardı etmeleri bağlamında son derece menfi öğeler taşıdığını belirtmeye çalıştım. Güney'e yaklaşımından anlaşıldığı kadarıyla ABD'nin kürtlere yaklaşımı bugün için ve görece daha müsbet demek yanlış olmaz. Ancak, taktiksel yaklaşımların son derece değişken olduğunu hatta ani değişmelere uğrayabildiğini biliyoruz. ABD'nin müsbet tavrı değişebileceği gibi AB ülkelerinin olumsuz yaklaşımları da aynı yolu izleyerek olumlu bir yönelime dönüşebilir. Kürtlerin, katı taraflılık yerine, dönemine göre çıkarlarının gerektirdiği birlikteliklere açık kapı bırakmaları, düşman yaratmaktan kaçınmaya özen göstermeleri gerektiğini düşünüyorum. Belirttiğiniz gibi, fillerin kapışmasında ayak altında kalmak riski de kürtler için sözkonusu. Yazı üç yıl öncesinde Avrupa Birliği havarliğinin yükselmesinden duyduğum kaygılar nedeniyle ve havariliğin şampiyonlarını uyarmak için kaleme alındığından, sizin dikkatinizi çeken, benim de katıldığım belirlemelerinize yeterli vurguyu yapmak yerine o gün için sivrilen eğilimlere daha fazla atıfta bulunması için bu intibayı vermiş olabilir. Oysa içeriği itibarıyla böyle bir mesaj vermesi olanaksız ve yukarda da belirttiğim gibi bahsettiğiniz mahzurları kabul ediyorum. Bana açıklama yapma olanağı sundunuz, ilginiz ve uyarınız için teşekkür ederim Mukabil sevgi ve saygılarımla.

Şîroveyeke nû binivisêne

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.