Saygıdeğer Hanife,
Doğru söylüyorsunuz. Hepimiz sabrımızı yitirdik ve bu noktadan sonra bunun üzerine konuşmanın fazlaca bir yararı yok. Haksızlığa uğrayan bizleriz. Aramızda hiç kimse kürtlerin soykırıma katılmadığını söylemedi. Soykırımı olumlayan ifadeyi hiçbir katılımcının yazdıkları arasında bulamazsınız. Esas konu kürtlerin ne şekilde rol aldığı, katılımlarının hangi düzeyde olduğu ve bunun kürtlere ne türden bir sorumluluk yüklediği noktasında çıktı. Bizlerin söylemediklerimiz üzerine tezler kuruldu, daha ileri gidilerek düşüncelerimiz yanlış anlamlara çekildi hakaretlerle bastırılmak istendi.
İkinci bir husus, ben tartışmalara katılmadan önce bugün burada yürütülen tartışmalar aracılığıyla oluşmuş düşüncelerimi seslendirmedim. Bundan 4 yıl önce yazılmış bir makalemi öncelikle aktardım. Makaleye girişten anlaşılacağı gibi bu makalem bir tartışma yazısıdır, tartıştığım insanlara yıllardır aynı düşünceleri kendilerine karşı savunmakta olduğumu hatırlatmaktadır. Ermenilerin soykırıma uğratılmış olmasının aynı zamanda ülkelerinin gaspedilmesiyle eşanlamlı olduğunu, soykırım suçunun özürle yada tazminatla karşılanmasının imkansız olduğunu, ancak ermenilere ülkelerinin geri iade edilmesiyle bir nebze hafifletilmiş olabileceğini açıkça yazmaktayım. Burada tekrar etmiş oldum. Gerek ermeni soykırımını tanıyan ülkeler içerisinde ve gerekse kürtler aarasında bu denli açık ve hakkaniyet taşıyan düşünceleri sadece siz değil her kim biliyorsa aktarsın yararlanalım. Meseleyi bu denli kapsamlı düşünen insanlara hakaret edenin hakaretlerinde boğulması tabiidir.
İnternet ortamda tartışmanın sağladığı kolaylıklardan biri de tartışmalarımızı kamuoyu önünde yapmakta oluşumuzdur. Dolayısıyla, herkes tartışmaya kendi düşünceleriyle gelir kendi çizgisini tanıtmaya çalışır. Tartışmacıların muarızları tarafından zorlanan mecraya kilitlenmemeleri ve konuları kendi zaviyelerinden ele almaları düşünce açıklama hürriyetinin bir parçasıdır ve son derece tabiidir. Hiç kimse bir diğerinin istediği mecrada tartışmak zorunda değildir. Daha önemlisi, bizler, söylenenlerin içerdiği mahzurları açıklarken son derece doğru bir tutum izledik. Söylediklerinin ne anlama gelebileceğini ölçüp biçmeme hesapsızlığı, hatta hoyratlığı bizlere ait değil. hHr söylediğinde keramet araryıp karşısındakini bu konuda bilgi ve düşünce sahibi olmadığını hakaretamiz bir saplantı haline getirmekte tartışmalar boyunca bizlerin tavrımız olarak belirginleşmedi.
Bir ihtilafta empati bütün taraflar için doğru kullanıldığında iş görür. Şahsen ben kendimi karşımdakinin yerine koymaktan aciz değilim, ancak bu sadece bana vazife değildir. Anlaşılacağım umuduyla.
Hürmetlerimle.
Empati tek yanlı olmamalıdır.