Ana içeriğe atla
Submitted by Anonymous (doğrulanmadı) on 16 February 2008

Irak'ın Kürdleri için bağımsızlığın, hemen olmasa bile, kaçınılmaz bir yolda olduğu görülmektedir

Greg Bruno

2006 yılının yaz döneminde mezhepler arası cinayet dalgaları Irak'ın orta ve kuzeyine yayılırken, Irak Kürdistanı'ndaki liderler daha az şiddetli bir girişimi başlatıyordu: Turizm. Kürdistan Bölgesel Hükümeti "Diğer Irak" olarak dillendirilen kampanyada, "daha aydınlık geleceğin tohumlarını şimdiden ektiğini" iddia ettiği bölgeye turist ve nakit para çekmek için gazetelere ilan ve televizyonlar spotlar vermişti. Aradan geçen iki yılın ardından kuzeydeki Avaşin ve Hakurk bölgelerine son dönemde yapılan hava saldırıları gibi Türk harekatları sayılmazsa, şiddet olayları olağan dışı olmaya devam ediyor. Ancak bölgesel hükümetin Irak Kürdistanı'nın geleceğini güvence altına alma girişimleri, Irak'ın diğer grupları arasında yeni endişelere neden oldu.

Petrol politikası, güvenlik ve bölgesel yönetim konusundaki anlaşmazlıklar, Bağdat'ta Kürd ve Şii partileri arasındaki sallantılı ittifakı parçalama tehdidi oluşturuyor. Kürd yetkililer, Başbakan Nuri el Maliki'nin yönetimini, Kerkük şehrinin tartışmalı durumunu çözecek referandumu engellemekle ve bölgenin ordusu için ödenek vermemekle suçluyor. Bu arada Sünni ve Şii siyasiler de, Kürdistan Hükümeti ve uluslararası şirketler arasında imzalanan petrol anlaşmalarına öfkeliler. Washington Post köşe yazarı David Ignatius, tartışmaların, bazı Kürd liderlerinin Maliki'nin yerine başkasının getirilmesi için baskı yapması gibi çılgın bir noktaya geldiğini belirtiyor.

Siyasi olarak, bu anlaşmazlık Irak'ın uzun vadeli istikrarı üzerinde dramatik bir etki yapabilir. Ülkede ikinci büyük siyasi topluluğu oluşturan Kürd partiler, ABD ve Maliki'nin güvenilir müttefikleri olmuşlardır. Kürdler ABD liderliğindeki 2003 istilasından önce, Irak'ta yıllarca yarı özerk bir yönetim göstererek, Irak Anayasası'nın belirlendiği görüşmelerde masada olmuşlardır. Ancak son aylarda, Kürd isteklerini kontrol altına almak isteyen Arap siyasiler harekete geçmiş, 13 Ocak'ta ise 145 Şii ve Sünni milletvekili, Kürdlerin "aşırı istekleri", tek taraflı petrol anlaşmaları ve Kerkük'ün kontrolü konularına ilişkin olarak bir birlik oluşturmuşlardır.

Bazı siyasi grupların, Kürdlerin gelirlerin paylaşımı konusundaki taleplerinin aşırı olduğu iddiaları nedeniyle, Irak Parlamentosu 48 milyar dolarlık 2008 bütçesini onaylamamıştır.

Kürd bölgesel hükümetinin, muhaliflerinin gayretleri sonucunda uzun süreli siyasi ve ekonomik zarar görebileceği tartışmalıdır. Uluslararası Kriz Grubunda Orta Doğu uzmanı olan Joost Hilterman, "Kürdlerin aşırıya kaçtıkları konusunda güçlü bir hissiyat söz konusu. Şimdi ciddi kısıtlamalarla karşı karşıyalar" demektedir.

Bir Kürd siyasetçisi olan Mohammed Uthman ise, farklı bir bakış açısı sergilemekte ve fazla ayrıntılarına girmeden, Kürd liderlerinin ocak ayında oluşturulan Sünni-Şii koalisyonuna karşı mücadele edeceğini söylemektedir. Bağdat'ın petrol ambargosunu ne kadar uygulamak isteyeceği de aynı ölçüde belirgin değildir. Petrol Bakanlığı, Kürd Hükümetinin yabancı petrol şirketleriyle yaptığı anlaşmaları yasa dışı olarak görmektedir ve Kürdlerle çalışan bazı uluslararası şirketlere yapılan ihracatı kesmiştir. Ancak bir istihbarat analiz kuruluşu olan Stratfor, Merkezi Hükümetin Irak'tan ham petrol alan ülkeleri kara listeye almada aşırıya kaçması halinde "kendi kendisine zarar vereceğini" ileri sürmektedir. Petrol üretimi Irak'ın gelirlerinin yüzde 90'ını sağlamaktadır.

Ekonomi bir tarafa bırakıldığında, iç siyasi çekişmeler, Sünni ve Şiileri Kürdlere karşı birleştiren herhangi bir girişimden galip olarak çıkabilecek olan Maliki için olumlu bir gelişme olabilir. Ancak gözlemciler, Kürdlerin istekleri açısından da potansiyel bir kazanç olabileceği düşüncesindedirler. İngiltere merkezli Catham House adlı düşünce kuruluşunun Aralık 2007 tarihli Kürd siyaseti analizinde "Kürd hedefleri ve milliyetçiliğinin güç kazandığı görülmektedir ve gelecekte (Irak ve komşularındaki) gelişmeleri önemli ölçüde etkilemesi oldukça muhtemeldir" denilmektedir. Atlantic Monthly'de yazan Jeffrey Goldberg ise daha ileri giderek, "Kürdler Irak'tan ayrılırlarken çok kan dökülebilir ancak Irak'ın Kürdleri için bağımsızlığın, hemen olmasa bile, kaçınılmaz bir yolda olduğu görülmektedir" demektedir.

*Council for Foreign Relations /8 Şubat 2008 tarihli internet sayfası

Hazırlayan:Kaya Vural / RIZGARİ

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.