Ana içeriğe atla
Submitted by Anonymous (doğrulanmadı) on 22 April 2008

[url=http://www.kerkuk-kurdistan.com/nuceyek.asp?ser=3&cep=1&nnimre=5224]Abd… Öcalan ve İlker Başbuğ'un Atatürk'ü[/url]
Mewla Benavî

Figur 1

Abdullah Öcalan'ın Atatürk aşkı biliniyor. Her görüşmesinde Atatürk'ü övüyor. Yalçın Küçük, Abdullah Öclan'ın eskiden beri kemalist olduğunu defalarca yazdı, söyledi. Türkiye'de kemalistler, Atatürkçüler biliniyor. Bilinmeyen, tartışılmayan Atatürk'ün kendisidir. Abdullah Öclan'ın öve öve bitiremediği Atatürk'ün sadece bir tarafına, bilgili olduğu iddiası, ve ona bağlı olarak Abdullah Öcalan'ın görüşme notlarına değinmeğe çalışacağım.

Abdullah Öcalan'ın görüşme notları, Türk devletinin Kürt milletine karşı uyguladığı politikasının bir yansımasıdır. Abdullah Öcalan'ın söyledikleri ve bazen terbiye sınırını aşan ifadeleri, Türk generallerinin isteğidir. Abdullah Öcalan'ın Kürt Milleti dostlarına karşı söyledikleri de tamamen Türk develtinin ilgi ve isteği doğrultusundadır. Kürt milletine dost elini uzatan herkese Abdullah Öcalan ve Türkler küfür ediyor. Abdullah Öcalan Kürtlere Türk devletinin poltitikasını uyguladığı için ve görüşme notları da bunun aracı olduğu için, devlet içerisindeki çelişki, tutarsızlık ve cehaletin de ortaya çıkmasına vesile oluyor.

Bu yazıda Atatürk'ün bilgili olduğu iddiası üzerinde duracağım. Türklere göre Atatürk, eşi benzeri olmayan, insan üstü bir yaratıktır. Atatürk ile ilgili yazılan şiirlerde peygamber ve ilah olduğu iddia ediliyor. Ezeli ve ebedileştirilen Atatürk, Türk'ün köksözlüğü ve cehaletinin sadece ifades, değil, aynı zamanda süreklilik kazanmasındaki önemli faktörlerden bir tanesidir. Atatürk'ün ezeliliği, yani bir öncüsünün olmaması, özellikle Türk ordusunun köksüzlüğü, geleneksizlik ve dayanaksızığının önemli nedenlerinden bir tanesidir.

Önce Türklere genelkurmay başkanı olması beklenen şimdiki kara kuvvetleri komutanı İlker Başbuğ'un Atatürk'ünü bakalım.

İlker Başbuğ, 25 Eylül 2006 Kara Harp Okulu eğitim öğretim yılı açilış töreni esnasında yaptığı konuşmayı esas olarak Atatürk, ulus devlet ve kemalzimin izahına ayırmıştır. İlker Başbuğ, Atatürk'ün enetellektüel kabiliyetini ispatlamaya çalışıyor ve şöyle diyor:

[Atatürk'ün yaşamini eşsiz kilan unsurlardan birisi de o'nun bir dahi olarak tanımlanmasıdır.

Oxford üniversitesi bilim adamlari o'nu “çok üstün zekâya sahip bir insan, bir asker ama özünde bir bilgin“ olarak tanimlamaktadirlar.]

Ilker Başbuğ devamla:

“Atatürk'ün askerlikten tarihe, dilden uygarlıklara, sosyolojiden psikolojiye, felsefeden ekonomiye kadar uzanan ilgi alanının genişliğini ve okuduğu düşünürlerle yazarları en iyi anlatan kaynak, özel kitaplığıdır.“

İlker Başbuğ Atatürk'ün bir özel kitaplığında 4000 üzerinde kitabın bulunduğu ve bunların Ataürk tarafından okunduğunuö incelendiğini söylüyor ve şöyle diyor:

[Çözülmesi gereken sayısız sorunla karşılaşan bir lider için, kısa bir yaşama sığdırılan ve üzerine not düşülecek kadar inceden inceye okunan 4000'i aşkın kitap... Çankaya ve Anıtkabir'deki kitaplarına baktığınız ve kenarlarına düştüğü dipnotları incelediğiniz zaman göreceksiniz ki, "Atatürk'ün düşünce yapısı", entelektüel temele dayanmaktadir. Bu nedenle o'nun düşünce yapısı, gelecek yüzyıla da damgasını vuracaktır. Bu zengin kitaplıkta, o'nun sorgulayarak ve dikkatle okuduğu kitaplara koyduğu işaretler ve notlar, Atatürk'ün düşünce yapısı hakkında bizlere önemli ipuçları vermektedir.]

İlker Başbuğ'a göre Atatürk; Descart'ı, Kant'ı, Auguste Comte'yi, Jean Jacques Rousseau'yu, Montesquieu'yu, Durkheim'i, Gobineau'nun, Ernest Renan ve başka düşünür, filozof ve sosyolog'u okumuş ve incelemiştir.

İlker Başbuğ, Türk öğretmenlerin, ortaokul öğrencilerine yaptığını, Kara Harp Okulu öğrencileri ve esasında bütün Türklere yapıyor. Yani Türk yalanlarını, 21. yüzyılın, Internet ve 'informasyon çağında' tekrarlıyor. Çaresizdir.

Şimdi Abdullah Öclan'ın Atatürk ile ilgili söylediklerine bakalım.

Abdullah Öcalan hemen hemen her görüşmesinde sözü Atatürk'e getirir ve Atatürkü över. Atatürk'ün iyi olduğunu, çevresinin kötü olduğunu söyler. Atatürk'ün antiemperyalist olduğunu ve emperyalizmi yendiğini, becerikli ve bilgili olduğu için de oyunları bozduğunu söyler. Kürt ulusal direnişlerinin de emeperyalizmin oyunu olduğunu söyler.

Abdullah Öcalan Avukatları ile yaptığı 03-04-2004 tarihli ve apocu Internet sitelerinde yayınlanan görüşme notlarında tekrar Atatürk'ü övüyor, onu işlediği cinayetlerden temizlemeğe çalışıyor ve şöyle diyor:

"Çankaya'da kaldığı süre içinde bunları anlamak için sürekli okuyordu, tarihi araştırıyordu. Ben de burada bunu yapıyorum, sürekli okuyorum, kafama takılan bir şeyi çözene kadar uğraşıyorum.“

Görüşme notlarının devamında da:

["Mustafa Kemal bu duruma taş koymuştur. Bu büyük bir olaydır. İngilizlerin imparatorluk üzerindeki emellerine taş koymuştur. Bunun için İngilizler Mustafa Kemal'e müthiş öfke duymuştur ve onu Çankaya'ya kapatıyorlar. Bununla Mustafa Kemal'den intikam alıyorlar. İşte Mustafa Kemal, bunu gören ender insanlardandır. Mustafa Kemal bu oyunları halkla bir araya gelerek bozmaya çalıştı. Ama bunun önüne geçmek için O'nu Çankaya'ya hapsettiler.']

Abdullah Öcalan'ın Atatürk'ü temizleme çabaları bütün görüşme notlarında devam ediyor ve aynı görüşmede:

“Mustafa Kemal'in etrafı ittihat terakki kadrolarıyla kuşatılmıştı. Bunlar provokasyonlarla bunun gelişmesini engellediler. İşte biliyorsunuz Şeyh Sait olayı, yine Mustafa Suphi olayı. Menemen olayı. Mustafa Suphi öldürüldü, Mustafa Kemal'in bundan haberi bile yoktu.“ diyor.

Şimdi Atatürk'ü Atatürk yapanlardan Falih Rıfkı Atay'ın Atatürk ve latin alfabesi ile yazdıklarına bakalım.

Sabah gazetesi şöyle yazıyor:

[Ertesi gün Mustafa Kemal'in yanına giren Falih Rıfkı da, 'Q' harfinin gereksizliğini anlatır. O günlerde yeni alfabede küçük harf kullanan Mustafa Kemal, imzasında kullandığı miniskül (küçük harf) 'q'yu beğenmez. Ve 'q'dan vazgeçilir. Bu olayı Çankaya adlı kitabında anlatan Falih Rıfkı, şöyle ilave eder: "Bu yüzden 'q' harfinden kurtulduk. Bereket, Atatürk 'q'nun büyük harf olan 'Q'yu bilmiyordu. Çünkü o, 'k'nın büyütülmüşünden daha gösterişli idi."]

Bu neyi gösterir?

Bu Atatürk'ün;

* Latin alfabesini bilmediğini gösterir.

* Latin alfabesi ile yazılan hiçbir dili de bilmediğini gösterir.

* Atatürk'ün latin alfabesi ile tedrisat yapan yada Fransız, İngilzi, Alman dillerinin öğretildiği herhangi bir okulda okumadığını gösterir.

* İngilizce, Fransızca veya Almanca yazılan herhangi bir kitap, gazete dergi vb. yi görmediği veya ciddi bir şekilde bakmadığını gösterir.

* Batılı filozof ve düşünürleri latin alfabesi ile okumadığı, okuyamadığını gösterir.

Bu İlker Başbuğ, Abdullah Öcalan'ın Atatürk ile ilgili iddialarının uydurma olduğunu gösterir.

Eğer Atatürk latin alfabesi ile yazılmış bir kitabı eline almış olsaydı veya kitabı karıştırmış dahi olsaydı, en azından latin alfabesinde büyük ve küçük harflerin olduğunu bilirdi.

Figur 2

Çünkü, latin alfabesi ile yazılan Fransızca, Almanca ve İngilizce, Atatürk yaşadığı zaman ve çok daha önce de büyük ve küçük harfler ile yazılıyordu.

Geriye Atatürk'ün, batılı filozof ve düşünürleri, Osmanlıcaya tercüme edilmiş kitaplardan okumuş olması kalır.

Bunun mümkün olmadığını biliyoruz. Atatürk yaşadığı sürece onun 'ullemalığına' yetecek kadar kitap, batı dillerinden Osmanlıcaya tercüme edilmemiştir.

Yani tamamen uydurmadır. Atatürk'ün okur yazar olduğu da şüphelidir. Analfbet olması ihtimali oldukça yüksektir. Sadece latin analfabeti değil, tamamen anlafabet ihtimali oldukça yüksektir.

İlker Başbuğ Kara Harp Okulundaki konuşmasında Atatürk ile ilgili bir şöyle diğyor:

“Görüldüğü gibi; Atatürk'ün tek bir öğretinin, ya da düşünürün izleyicisi olmadığı, onların hepsini değerlendirerek, üstün bir analiz yeteneğiyle bir sonuca vardığı, açık olarak ortadadır.“

Abdullah Öcalan'ın “Çankaya'da kaldığı süre içinde bunları anlamak için sürekli okuyordu, tarihi araştırıyordu.“ iddiası tamamen uydurmadır ve bir Türk yalanıdır. Atatürk Çankaya'da kaldığı zamanın büyük bir kısmını içki'ye vermiş ve zamanı sarhoş geçmiştir. Alkolik bir insanın 'inceleme' yapması ise bir 'Çılgın Türk' icadıdır.

Abdullah Öcalan sözü edilen görüşme notlarında “M. Kemal bir cumhuriyetçidir, aydınlanma felsefesinden esinlenmiştir.“ diyor. Ama bu mümkün görünmüyor.
NOT
------
Figur 1 1200 yılların başında el ile yazılmış bir kitabın bir sayfasından alınmıştır. Figur 2 1800'li yılların başında el yazması bir kitaptan alınmıştır.

Nisan 2008

Abdullah Öcalan ve İlker Başbuğ'un Atatürk'ü Gönderen: Mewla Benavi (Kerkuk-Kurdistan'dan) (IP Kaydedildi) Tarih: 22 April, 2008 00:32 Abdullah Öcalan ve İlker Başbuğ'un Atatürk'ü Mewla Benavî Figur 1 Abdullah Öcalan'ın Atatürk aşkı biliniyor. Her görüşmesinde Atatürk'ü övüyor. Yalçın Küçük, Abdullah Öclan'ın eskiden beri kemalist olduğunu defalarca yazdı, söyledi. Türkiye'de kemalistler, Atatürkçüler biliniyor. Bilinmeyen, tartışılmayan Atatürk'ün kendisidir. Abdullah Öclan'ın öve öve bitiremediği Atatürk'ün sadece bir tarafına, bilgili olduğu iddiası, ve ona bağlı olarak Abdullah Öcalan'ın görüşme notlarına değinmeğe çalışacağım. Abdullah Öcalan'ın görüşme notları, Türk devletinin Kürt milletine karşı uyguladığı politikasının bir yansımasıdır. Abdullah Öcalan'ın söyledikleri ve bazen terbiye sınırını aşan ifadeleri, Türk generallerinin isteğidir. Abdullah Öcalan'ın Kürt Milleti dostlarına karşı söyledikleri de tamamen Türk develtinin ilgi ve isteği doğrultusundadır. Kürt milletine dost elini uzatan herkese Abdullah Öcalan ve Türkler küfür ediyor. Abdullah Öcalan Kürtlere Türk devletinin poltitikasını uyguladığı için ve görüşme notları da bunun aracı olduğu için, devlet içerisindeki çelişki, tutarsızlık ve cehaletin de ortaya çıkmasına vesile oluyor. Bu yazıda Atatürk'ün bilgili olduğu iddiası üzerinde duracağım. Türklere göre Atatürk, eşi benzeri olmayan, insan üstü bir yaratıktır. Atatürk ile ilgili yazılan şiirlerde peygamber ve ilah olduğu iddia ediliyor. Ezeli ve ebedileştirilen Atatürk, Türk'ün köksözlüğü ve cehaletinin sadece ifades, değil, aynı zamanda süreklilik kazanmasındaki önemli faktörlerden bir tanesidir. Atatürk'ün ezeliliği, yani bir öncüsünün olmaması, özellikle Türk ordusunun köksüzlüğü, geleneksizlik ve dayanaksızığının önemli nedenlerinden bir tanesidir. Önce Türklere genelkurmay başkanı olması beklenen şimdiki kara kuvvetleri komutanı İlker Başbuğ'un Atatürk'ünü bakalım. İlker Başbuğ, 25 Eylül 2006 Kara Harp Okulu eğitim öğretim yılı açilış töreni esnasında yaptığı konuşmayı esas olarak Atatürk, ulus devlet ve kemalzimin izahına ayırmıştır. İlker Başbuğ, Atatürk'ün enetellektüel kabiliyetini ispatlamaya çalışıyor ve şöyle diyor: [Atatürk'ün yaşamini eşsiz kilan unsurlardan birisi de o'nun bir dahi olarak tanımlanmasıdır. Oxford üniversitesi bilim adamlari o'nu “çok üstün zekâya sahip bir insan, bir asker ama özünde bir bilgin“ olarak tanimlamaktadirlar.] Ilker Başbuğ devamla: “Atatürk'ün askerlikten tarihe, dilden uygarlıklara, sosyolojiden psikolojiye, felsefeden ekonomiye kadar uzanan ilgi alanının genişliğini ve okuduğu düşünürlerle yazarları en iyi anlatan kaynak, özel kitaplığıdır.“ İlker Başbuğ Atatürk'ün bir özel kitaplığında 4000 üzerinde kitabın bulunduğu ve bunların Ataürk tarafından okunduğunuö incelendiğini söylüyor ve şöyle diyor: [Çözülmesi gereken sayısız sorunla karşılaşan bir lider için, kısa bir yaşama sığdırılan ve üzerine not düşülecek kadar inceden inceye okunan 4000'i aşkın kitap... Çankaya ve Anıtkabir'deki kitaplarına baktığınız ve kenarlarına düştüğü dipnotları incelediğiniz zaman göreceksiniz ki, "Atatürk'ün düşünce yapısı", entelektüel temele dayanmaktadir. Bu nedenle o'nun düşünce yapısı, gelecek yüzyıla da damgasını vuracaktır. Bu zengin kitaplıkta, o'nun sorgulayarak ve dikkatle okuduğu kitaplara koyduğu işaretler ve notlar, Atatürk'ün düşünce yapısı hakkında bizlere önemli ipuçları vermektedir.] İlker Başbuğ'a göre Atatürk; Descart'ı, Kant'ı, Auguste Comte'yi, Jean Jacques Rousseau'yu, Montesquieu'yu, Durkheim'i, Gobineau'nun, Ernest Renan ve başka düşünür, filozof ve sosyolog'u okumuş ve incelemiştir. İlker Başbuğ, Türk öğretmenlerin, ortaokul öğrencilerine yaptığını, Kara Harp Okulu öğrencileri ve esasında bütün Türklere yapıyor. Yani Türk yalanlarını, 21. yüzyılın, Internet ve 'informasyon çağında' tekrarlıyor. Çaresizdir. Şimdi Abdullah Öclan'ın Atatürk ile ilgili söylediklerine bakalım. Abdullah Öcalan hemen hemen her görüşmesinde sözü Atatürk'e getirir ve Atatürkü över. Atatürk'ün iyi olduğunu, çevresinin kötü olduğunu söyler. Atatürk'ün antiemperyalist olduğunu ve emperyalizmi yendiğini, becerikli ve bilgili olduğu için de oyunları bozduğunu söyler. Kürt ulusal direnişlerinin de emeperyalizmin oyunu olduğunu söyler. Abdullah Öcalan Avukatları ile yaptığı 03-04-2004 tarihli ve apocu Internet sitelerinde yayınlanan görüşme notlarında tekrar Atatürk'ü övüyor, onu işlediği cinayetlerden temizlemeğe çalışıyor ve şöyle diyor: "Çankaya'da kaldığı süre içinde bunları anlamak için sürekli okuyordu, tarihi araştırıyordu. Ben de burada bunu yapıyorum, sürekli okuyorum, kafama takılan bir şeyi çözene kadar uğraşıyorum.“ Görüşme notlarının devamında da: ["Mustafa Kemal bu duruma taş koymuştur. Bu büyük bir olaydır. İngilizlerin imparatorluk üzerindeki emellerine taş koymuştur. Bunun için İngilizler Mustafa Kemal'e müthiş öfke duymuştur ve onu Çankaya'ya kapatıyorlar. Bununla Mustafa Kemal'den intikam alıyorlar. İşte Mustafa Kemal, bunu gören ender insanlardandır. Mustafa Kemal bu oyunları halkla bir araya gelerek bozmaya çalıştı. Ama bunun önüne geçmek için O'nu Çankaya'ya hapsettiler.'] Abdullah Öcalan'ın Atatürk'ü temizleme çabaları bütün görüşme notlarında devam ediyor ve aynı görüşmede: “Mustafa Kemal'in etrafı ittihat terakki kadrolarıyla kuşatılmıştı. Bunlar provokasyonlarla bunun gelişmesini engellediler. İşte biliyorsunuz Şeyh Sait olayı, yine Mustafa Suphi olayı. Menemen olayı. Mustafa Suphi öldürüldü, Mustafa Kemal'in bundan haberi bile yoktu.“ diyor. Şimdi Atatürk'ü Atatürk yapanlardan Falih Rıfkı Atay'ın Atatürk ve latin alfabesi ile yazdıklarına bakalım. Sabah gazetesi şöyle yazıyor: [Ertesi gün Mustafa Kemal'in yanına giren Falih Rıfkı da, 'Q' harfinin gereksizliğini anlatır. O günlerde yeni alfabede küçük harf kullanan Mustafa Kemal, imzasında kullandığı miniskül (küçük harf) 'q'yu beğenmez. Ve 'q'dan vazgeçilir. Bu olayı Çankaya adlı kitabında anlatan Falih Rıfkı, şöyle ilave eder: "Bu yüzden 'q' harfinden kurtulduk. Bereket, Atatürk 'q'nun büyük harf olan 'Q'yu bilmiyordu. Çünkü o, 'k'nın büyütülmüşünden daha gösterişli idi."] Bu neyi gösterir? Bu Atatürk'ün; * Latin alfabesini bilmediğini gösterir. * Latin alfabesi ile yazılan hiçbir dili de bilmediğini gösterir. * Atatürk'ün latin alfabesi ile tedrisat yapan yada Fransız, İngilzi, Alman dillerinin öğretildiği herhangi bir okulda okumadığını gösterir. * İngilizce, Fransızca veya Almanca yazılan herhangi bir kitap, gazete dergi vb. yi görmediği veya ciddi bir şekilde bakmadığını gösterir. * Batılı filozof ve düşünürleri latin alfabesi ile okumadığı, okuyamadığını gösterir. Bu İlker Başbuğ, Abdullah Öcalan'ın Atatürk ile ilgili iddialarının uydurma olduğunu gösterir. Eğer Atatürk latin alfabesi ile yazılmış bir kitabı eline almış olsaydı veya kitabı karıştırmış dahi olsaydı, en azından latin alfabesinde büyük ve küçük harflerin olduğunu bilirdi. Figur 2 Çünkü, latin alfabesi ile yazılan Fransızca, Almanca ve İngilizce, Atatürk yaşadığı zaman ve çok daha önce de büyük ve küçük harfler ile yazılıyordu. Geriye Atatürk'ün, batılı filozof ve düşünürleri, Osmanlıcaya tercüme edilmiş kitaplardan okumuş olması kalır. Bunun mümkün olmadığını biliyoruz. Atatürk yaşadığı sürece onun 'ullemalığına' yetecek kadar kitap, batı dillerinden Osmanlıcaya tercüme edilmemiştir. Yani tamamen uydurmadır. Atatürk'ün okur yazar olduğu da şüphelidir. Analfbet olması ihtimali oldukça yüksektir. Sadece latin analfabeti değil, tamamen anlafabet ihtimali oldukça yüksektir. İlker Başbuğ Kara Harp Okulundaki konuşmasında Atatürk ile ilgili bir şöyle diğyor: “Görüldüğü gibi; Atatürk'ün tek bir öğretinin, ya da düşünürün izleyicisi olmadığı, onların hepsini değerlendirerek, üstün bir analiz yeteneğiyle bir sonuca vardığı, açık olarak ortadadır.“ Abdullah Öcalan'ın “Çankaya'da kaldığı süre içinde bunları anlamak için sürekli okuyordu, tarihi araştırıyordu.“ iddiası tamamen uydurmadır ve bir Türk yalanıdır. Atatürk Çankaya'da kaldığı zamanın büyük bir kısmını içki'ye vermiş ve zamanı sarhoş geçmiştir. Alkolik bir insanın 'inceleme' yapması ise bir 'Çılgın Türk' icadıdır. Abdullah Öcalan sözü edilen görüşme notlarında “M. Kemal bir cumhuriyetçidir, aydınlanma felsefesinden esinlenmiştir.“ diyor. Ama bu mümkün görünmüyor. NOT Figur 1 1200 yılların başında el ile yazılmış bir kitabın bir sayfasından alınmıştır. Figur 2 1800'li yılların başında el yazması bir kitaptan alınmıştır. Nisan 2008

BEN SAHSIM ADINA ATATÜRK SUDUR BUDUR TATISMASININ GEREKSIZ OLDUGUNA INANIYORUM BU TARTISMAYI YÜRÜTENLER SEMBOLER ÜZERINDE IKTIDAR KAVGASI VERIYORLAR ORDUDA ATATÜRKÜ TANIMAZ SEVMEZ AMA ARKASINA SAKLANIP FASIZME KILIF ARIYORLAR HESAPLARINA BIR SEY GELMEDIMI? KESTIRMEDEN BÖLÜCÜ DINCI DIYE SUCLANIRSINIZ ATATÜRK CUMHURIYET DÜSMANI FALAN FILAN ATATÜRKÜ HIC SEVMEYEN AKP LILER BILE ZAMAN ZAMAN ERDOGAN GAZI MARESAL MUSTAFA KEMAL SÖYLE DEDI DER HIC BIR AKP LI ITIRAZ ETMEZ NEYIN NE OLDUGU BELLIDIR ADAM HIRSIZZDIR MAFYACIDIR KATILDIR ATATÜRKÜN ARDINA SIGINIR ATATÜRKCÜLÜK TICARET RANT KAPISI OLMUSTUR ÖCALANIN NEYI NICIN SÖYLEDIGINE BAKMAK LAZIM ATATÜRKCÜLERLE MASAYA MI OTURMAK ISTIYOR? MUHATAPMI ARIYOR? ATATÜRKÜ SEVSE NE OLUR SEVMESE NE OLUR? KÜRTLÜK BELLIDIR ABARTMAYIN LÜTFEN MAKALEYI YAZAN ARKADAS DA BIRAZ ABARTMIS ATATÜRK ANALFABET DEGILDIR APTALDA DEGILDIR ZEKI VE BILGILIDIR BUNU KABUL EDELIM IYI KÖTÜ BIR LIDERDIR HITLERDE LIDERDIR OLAYLARI ABARTMAYIN ÖCALAN DIYOR DIYE BASKASI DIYEMEZ ÖCALANA HERSEY SERBEST MOT TANISTIGIM HALFETILILERIN HEPSI ATATÜRKÜ SEVIYOR VE ASIRI EHLIKEYF ALEMCI INSANLARDIR HER RENGE GIRERLER ENTERASAN HADI EYVALLAH

Oncelikle Mevla Benavinin bu dahiyane makalesi icin tesekkurler. Ikincisi sayin Erhan, Ocalanin her hafta Ataturku ovmesinin meyveleri yavas yavas veriliyor. Benavinin Ataturkun cahil bir adam oldugunu Mantikli ve delillere dayanan analiz yazisi anlamadim nicin zoruna gitti. Halbuki 10 yil once hosuna gidecekti. Ocalanin Ataturku ovmesi ile muhatap alinmak istendigini soyluyorsun. Bu sekilde muhatap alinacak kisiden ne beklenirki, Bu haliyle masaya otururlarsa Turklerden daha cok Turkcu kesilir, muhatap alinsa ne alinmasa ne? Bir adamin kotuluk yapabilmesi icin fazla zeki olmasina gerek yok, cunku kotuluk yapmak iyilik yapmaktan cok daha kolaydir. Her insan kotulugu dusunmez, her insanda ayni derecede kotu olmaz. Ornek vereyim. bir adamin arbasinin lastiklerine zarar vermek istiyorsun, gece gider 10 dakika icin her dort lastigini paramparca eder ortadan kaybolursun, tabiiki kotuluk yapmanin riskleri var oda sansina bagli, yakalanmasan cok zeki gorunursun. Ama bir adama hayir yapip dort araba lastigi hediye etmek kolay degil cunku bati ulkelrinde dahi normal bir adamin dort araba lastigi alabilmesi icin ortalama dort gun calismasi lazim. Yikmak her zaman daha kolaydir, insa etmek cok daha zor ve zaman alicidir. Bir cocugun dogabilmesi icin annesi onu 9 ay karninda tasimasi lazim ama bir insani bir cirpida oldurebilirsiniz. Tabiiki kotuluk yapmanin cok riskleri vardir. Aatturk kotuluk yapti onbinlerce Kurdun kanina girdi fakat cezasini gormeden gitti. Hitlerden soz etmissin. Hitlerde kotuluk yapan bir adam , Ataturk gibi. Oda onun gibi irkci ve ahmak bir adam. Hitler 50 milyon insanin olumune sebep oldu. Eger becerseydi belki cok kisi onun ne kadar dahi oldugunu soylerdi. Fakat kaybettigi icin, daha dogrusu kotuluk yaparken ele gectigi icin canindan oldu. Hitler Alman halkinin olumu umurunda degildi, yuzbinlerce Alman askeri Stalingradta oldu dahada omeleri icin talimatlar yolladi. Evet Hitler kaybettigi icin herkes onun aptalligi ustune yogunlasiyor ve aptalligi ispat ediliyor. Fakat kazansaydi onun aptalligini arastirmak yasak olacagi icin Nurhak Pazarcikli gibi cahil insanlar Hitlerin cok dahi oldugunu dusunecekti. Kesin senlen Pazarcikli Ataturku dahi goruyorsunuz artik. Ataturk icki ve keyfinden baska dusundugu bir sey yoktu, ayni sekilde Ocalanda Kurd halkini dusundugu yok, tek dusundugu nasil daha fazla yasayabilirim onun icin hem Genel Kurmaya yagli mesajlar gonderiyor hemde Kurd halkini baska turlu cambazi laflar ilen manupile ediyor. Ocalanin Kurd halki olmadan fazla yasatilmayacagini cok iyi biliyor. Bela hemi tisht ji bo berjewendîyên gelê Kurdbe!

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.