بازبدە بۆ ناوەڕۆکی سەرەکی
Submitted by Anonymous (Pesend ne kirin) on 16 April 2008

Leninizm-Ýngiliz Emperyalizmi Ve Yok edilenler Üzerine Bir Deneme
Tarih: 17.08.2006 Saat: 00:59
Konu: Güncel

Entelektüel darbeci Lenin'in anti-Marksist çizgisi ve ürünü politik süreç, dünyada inanýlmasý gayri mümkün sosyal fenomenler yaratýrken, kabak bu hileli ideolojinin politik güce dönüþmesinin þafaðýnda, Anadolu'da jenosit sonrasý mevcudiyetini koruyan Hristiyanlar ile, nihayetinde Kuzey ve Güneyiyle Kürd'lerin baþýna patlayývermiþti...

Kürd politikerler, Lenin'i naletlemek bir yana, telafi edilmesi hemen hemen imkansýz sayýlarda genç ve yetiþmiþ kadronun bu þahsýn ideolojik tuzaklarýnda heba olmasýný ya seyrediyor ya da teþvik ediyorlardý.

Öyle bir hale dönüþtü ki Kürd politikerlerin dünyasý, yetiþen nesillere miras olarak kafa karýþýklýðý ile “ komünizm-sosyalizm“ gibi, artýk tuzu kuru ve iþleri güçleri Kürd'ü ideolojik bulanýklýklarda boðmadan baþkaca politik amaçlarý kalmamýþ Türklere has martavallar býrakýldý. Oyle ki, yeni yetiþen dimaðlar kendilerini ya sosyalist ya da komünist olarak tanýmlýyor ve bu nakaratlarý otuz yýl önce nara ve þiddetle savurtan biz beceriksiz yetiþkinlerin milletimize verdiðimiz zararlarý bile fark edemez durumda kalabiliyorduk...

Ne acýdýr ki, ülkedeki Kürd genç aydýnlarýn aðzýndan “sosyalist-komünist“ yerine, “ Kürd Milliyetçisi, vatanperveri “ gibi kavramlar çýkmýyor bir türlü; ama bu kendine düþmanlýðýn sorumlusu gençler deðil, neye inandýðýnýn farkýna varmadan yýllarýný heba eden biz eski kuþaðýz !

Allah belamýzý, milletimizin asimilasyonuna gýk çýkaramadan eriye eriye baktýrarak , doðruyu eðriyi kavramaya yanaþmadan ahmaklýklar deryasýnda kulaçlara devam ettirerek veriyor...
Bu giriþten sonra, entelektüel darbeci Lenin'in Kürd Milleti'ne verdiði zararlara bir göz atalým.

3. Enternasyonal toplantýsýnda, Lenin'in Mustafa Kemal'e verdiði desteðe karþý çýkan Hindistan delegesi Roy, Mustafa Kemal'in Ýngiliz( Emperyalizm) ajaný olduðunu haykýrarak söylerken( bkz Marksist Tutum, enternasyonal notlarý), Lenin bu adamý býrakalým Emperyalizmin ajaný, bir de ilk Anti-Emperyalist savaþ veren olarak lanse edip, üstüne üstlük Ankara Hükümetini ilk tanýyan devlet olarak elçilik açarak, yüklü miktarda silah ve mühimmatý yardým olarak sunup, ülkedeki yerli Rumlar ile son Ermeni topluluklarýnýn haritadan silinmesini saðlamakla kalmýyor, önce Koçgiri, sonra da Þeyh Said isyanlarýyla Kuzey Kürdünün mahvýna da imzasýný atýyordu...

Lenin Mustafa Kemal'i utanmadan anti-emperyalist kahraman ilan ederken, tamda o sýrada Güney Kürdistan'da Þeyh Mahmud, Ýngiliz Emperyalizmine karþý Kürdistan Milli Kurtuluþ savaþýný baþlatmýþtý.

Emperyalizm Mustafa Kemal'in Ýstanbul'u rahat rahat, üstelikte padiþah emriyle terk edip, Anadolu'daki Rum isyanlarýný bastýrmaya gitmesine ses çýkarmazken, Þeyh Mahmud'un vataný için ayaklanmasýný baþta uçak bombardýmanlarý olmak üzere, Gurkha ve Hintlileri de ihtiva eden ordusuyla acýmasýzca bastýrýyordu. Lenin ise, ilk anti-emperyalist savaþý veren Þeyh Mahmud'u görmezden gelirken, emperyalizmle iþbirliði yapan Mustafa Kemal'e destek veriyordu; zira, Osmanlý uzantýsý kurulacak bir devlete muhakkak gözüyle baktýðýndan, Mustafa Kemal'in padiþaha attýðý kazýðý ve devlet idaresine olan talebini izliyor, böylelikle kendisini destekleyerek eski Osmanlý düþmaný yerine, yeni ve kendisine dost bir devletin yaratýlmasýný teþvik ederek, Güney sýnýrlarýný garanti altýna almakla kalmýyor, ayný zamanda da Rusya içersindeki Müslümanlarý da tavlamýþ oluyordu... Ve bu arada olan da, ayaklanan yerli Rumlar ve son kalan Ermeniler ile, elbette Kürdlere oluyordu; ama, kimin umurunda !

Bir hususu anlamak çok önemli; savaþý kazanan taraf Ýngiliz ve ittifakýnýn amacý, Osmanlý'yý haritan silmek deðil, kolunu bacaðýný kopararak ders vermek, karþýsýnda güçsüz ve mecalsiz bir devlet býrakmaktý...Her savaþ, böyledir genellikle...Dolayýsýyla, savaþ sonrasý varlýðýný devam ettirecek Osmanlý Ýmparatorluðuna Ýngiliz Emperyalizminin zaten itirazý yok ! Bu sebepledir ki, Mustafa Kemal'in Rumlarý tepelemek üzere bizzat Osmanlý Sultaný tarafýndan görevli olarak Anadolu'ya gönderilmesine Ýngiltere, iç mesele olduðundan, hiçte itiraz etmemiþtir.

Dahasý, Mustafa Kemal, sonralarý bizzat Lenin'in silah –mühimmat ve stratejik desteðini alarak Vahdeddin'e kazýk atýp, Osmanlý'yý laðveden ama devamý niteliðinde bir devleti kurmasýna, üstelikte yerli Rum ve son kalan Ermenileri de temizleyerek karþý çýkmadýðýna da tanýk oluyoruz.

Elbette, Ýngiltere'nin Lenin'le ayni anda gerçekleþen Mustafa Kemal desteðinin altýnda, yeni devletin Musul vilayetinden vazgeçme kararý çok daha belirleyiciydi...

Öylesi bir denklem ve ortam ki, hem Marks'ýn ideolojisini, yeni kurulan Sovyet devletinin güney sýnýrlarýnýn bekasý için bozuk para gibi harcayarak, bizzat kendisinin ortaya attýðý “ anti-emperyalist“ savaþlar doktrinine de ters düþme pahasýna bir despotu “ anti-emperyalist“ savaþ kahramaný yapan Lenin; hem de, geleceðin kara altýn diyarý Musul vilayeti karþýlýðýnda, bir despotu hem de güya bizzat kendisine karþý savaþ kazanma destaný yaratýlmasý ve Anadolu'daki hristiyan halklarýn tamamý, Kürdlerin ise geleceklerinin yok edilmesine çanak tutan emperyalist Ýngiltere'den ayný tarihi anda destek alabilen Mustafa Kemal Türkiyesi !

Lenin'in iktidarý ele alabilmesi için, meþhur “ iþçi-köylü“ ittifakýnýn þahlanýþýna pek de ihtiyacý yoktu esasen...Her tür ve cinsten – parti içi, saray, askeri vs- darbeler zaten kendisine çalýþýyordu.

Sahi birde bu meþhur, iþçi-köylü ittifaký palavrasý var ki, yýllarca hepimiz bu anti-Marksist söylemi, bir güzel yedik... Ýsçiler, iktidara gelmek için köylülere ittifak öneriyorlar; neyi baþarmak için peki ?

Koyluyu nihayetinde, malýný mülkünü elinden alýp, tarih sahnesinden silmek için ! Ve böylesi komik, ama nihayetinde köylüye teklif edildiðinde acýmasýz ve oportünist, ahlaksýz bakýþa, her kes destek verebiliyordu...Yani birine gel kardeþim, sen bizim teorimize göre eninde sonunda geberip gideceksin, bari þu iþi birlikte yapalým da, bir an önce sen geber, biz de iktidar olup kurtulalým, hee, ne dersin ? türü bir ilahi komedya !

Elbette bu soytarýlýklara, mesela Kautsky belki de cevabýn alasýný veriyordu; ama dünyanýn en caf caflý Marksistleri bile Kautsky'i Lenin'in kitaplarýndan “ revizyonist-hain“ olarak tanýmakla yetindiklerinden, dünyaca ünlü ve bizzat Lenin'in “üstadým“ dediði sahsýn kitabýný okumadan, ihanetle suçlama hödüklüðünü baþarmýþlardý...
Bir tek gariban Trotsky, Lenin'in ne olduðunu anlayamadýðýndan, hýzla Almanya'ya yardýma gidilmesinde ýsrar ediyordu; ama Lenin için, ne Almam Komünist Partisi, ne Alman Devrimi ve önderleri Rosa Luxemburg ve Larl Liebnekth'in önemi vardý !

Varsa yoksa, darbe ve umulmadan ele geçirilen devletin bekasý ön planda olmalýydý. Ve netice olarak, Spartaküsler hareketi Rosa Luxemburg ve Liebnekth'in þahsýnda ölüp gidiyordu... Anadolu'nun yerli halklarý Rum-Ermeni ve Kürdler Lenin'in umurunda olur muydu ?

Ve, kim takardý bizzat Lenin'in kendi belirlemesi “anti-emperyalist“ savaþ kavramýna uygun düþen ilk direniþin Güney Kürdistan'da Lenin'in gözleri önünde baþlatýlmýþ olmasýný...
Þimdi gelelim belgelere:

Birinci Belge

British Public Report Office, Kew Sayý ve No: AIR 23/411/NO1/1929

Internal report sent from S.S.O Baghdat to Air Staff Intelligence, Baghdat

Origin of Kurdish Independence Party and Reason For Its Formation

November 8, 1924
Informants state that the society is a secret one and therefore the names of officials are not broadcasted, as would be the case in Government Administration.The Kurdish Independence Party originated in Erzerum three years ago, its object being throw off the yoke of Turkish rule and improve the development of Kurdistan, which was being held in check by the barbarous conduct of the Turks.In order to appreciate the situation, which gave rise to this movement, it is necessary to relate a few of the more outstanding outrages to which their race as a whole was subjected.These may be summed up briefly, as follows :

1. Turkish language only was allowed in the courts.This afforded an opportunity misinterpretation and misrepresentation of the case.

2. The Turks forbade the institution of primary schools....They refused to allow the Kurds to learn their own language,and, since the Kurds did not wish to learn Turkish, education practically became non-existent. In addition they closed down pious institutions- the only source of education left to Kurds.

3. Kurds could expect no justice except through bribery.

4. In order to prevent unity amongst the Kurds, the Turks made a point of setting one tribe against another.

5. Taxes,for which no benefit was ever derived, had frequently to be paid more than once a year.

6. The Turks attempted to exterminate the Kurdish race by:

a) Deporting all more enlightened Kurds and replacing them by Turkish refugees from outside, in order to create a Turkish majority.

b) Omitting the word Kurdistan from all their educational books.

c) Ordering all Kurdish Government officials to accept Turkish nationality.

d) Giving Turkish names to Kurdish mountains....

7. The election of Deputies to the Turkish National Assembly was not made by one free vote of one people, but by order and appointments from the Central Government.

Türkçe Çevirisi

Kürd Baðýmsýzlýk( Azadî) Partisinin Doðuþu ve Teþekkül Sebepleri

Belgede, bilgi verenlerin ( yani parti sözcülerinin) kimliklerini gizledikleri, partinin üç yýl evvel Erzurum'da doðduðu(yani 1921), amacýnýn Türk hakimiyetinin boyunduruðundan (esaretinden) kurtulmak ve Türk'lerin barbar idaresiyle kontrol altýnda tutulmuþ olan Kürdistan'ýn geliþim yoluna koymak olduðu yazýlýyor.
Durumu deðerlendirmek için, soyca maruz kaldýklarý zulme iliþkin göze çarpan hususlarý toparlayarak aþaðýda sunma zarureti hasýl olmuþtur:

1. Mahkemelerde yalnýzca Türkçe kullanýlmakta ve buda yanlýþ anlamalar ile yalanlara hasýl olma fýrsatý vermekte

2. Türkler, Kürdlere temel eðitim müessesesini men etmekteler ! Kürdlerin kendi dillerinde eðitim görmelerini reddetmekte, Kürdler de Türkçe'yi öðrenmek istemediklerinden, pratik anlamda eðitim gerçekleþmemektedir. Ýlaveten, Kürdlerin eðitimlerindeki tek kaynak olarak kalan dini okullarý da ( medreseler) kapatmýþlardýr.

3. Kürdlerin rüþvet yolu harici adalet beklentileri kalmamýþtýr.

4. Türkler, Kürdler arasý birliði engellemek için, aþiretleri birbirlerine düþürme oyunlarý tertiplemektedirler.

5. Kürdlerden alýnan ve þimdiye kadar hiç bir fayda getirmemiþ olan vergiler, her yýl birden fazla sýklýkla alýnmaktadýr.

6. Türkler, Kürd soyunun kökünü kurutmak için, aþaðýdaki usullere yeltenmiþlerdir:

a) Tüm Kürd aydýnlarýný yurt dýþýna sürüp, yerlerine baþka ülkelerden Türk mülteciler yerleþtirerek, bölgede Türk çoðunluðu yaratmak

b) Kürdistan kelimesini tüm eðitim kitaplarýndan çýkarmak

c) Tüm Kürd kamu görevlilerine Türk milliyetini kabul emri vermek

d) Kürdistan daðlarýna Türkçe isimler vermek...( Ovalar, göller, nehirler, hayvanlar, bitkiler, mýntýkalar vs vs)

7. Türkiye Millet Meclisi milletvekilleri tek bir þahsýn dahi oyuyla seçilmiþ deðil, merkezi hükümet tarafýndan atanmýþlardýr.

Bu bildiriyi okuduktan sonra kýsaca þu tespitleri yapmak mümkün.

1921 yýlýnda Azadî kurulduðunda, kurulmasýný gerektiren tüm þartlar her halükarda,1920 yýlýndaki Türk hükümetini resmen tanýyan ve silah-para-moral ve ideolojik destekle þahlandýran Sovyet lideri Lenin tarafýndan biliniyordu elbette. Ama ne gam !

Bir de gerçekçi ifadeler var bildiride, mesela Türkiye Hükümeti, devleti falan deðil, bizzat “Türkler“ olarak söyleniyor... Bizlerse, bu bildiriden takriben 50-60 yýl sonra, bizzat bu bildiriyi kaleme alan atalarýmýz, büyük Kürd Milliyetçi-vatanperwerleri Cibranli Halid, Seyx Said ve Yusuf Ziya Beyler'in kemiklerini sýzlatarak, bu kahramanlýk abidesi atalarýmýzýn ölümü ve giderek Kürd Milletinin mahvýna en büyük katkýsý olan Lenin'i manevi liderimiz, ideolojisini ise Kürd Milletinin incili kabullenmiþtik... Buna ne denir, ne ne !

Ýkinci Belge

Kurdish Decleration to Kemalist Government, Ankara

November 15, 1920

1. The Ankara government should state whether or not it accepted officially the promise of Kurdish autonomy as agreed to by the sultan's government in Istanbul.

2. It should answer the people of Dersim as soon as possible as to the views of Mustafa Kemal's government concerning an autonomous administration of Kurdistan.

3. All of the Kurdish prisoners in jail at Elaziz,Malatya, Sivas and Erzincan should be freed.

4. Administrative officials to the Turkish government should be withdrawn from the areas with a Kurdish majority.

5. The military detachments that are reported to be sent to the district of Kocgiri should at once be withdrawn.

· Kaynaklar: Nurettin Dersimi, Dersim, in the History of Kurdistan,1952,

· Susan Meiselas, Kurdistan- in he shadow of history

Bu bildiri ise Azadî teþkilatýnýn kurulmasýndan bir yýl kadar evvel ve Koçgiri Direnmesinde kaleme alýnmýþ... Mustafa Kemal hükümetine soruyor Kocgiri liderleri;

1. Ankara hükümeti Sultan'ýn Ýstanbul hükümeti tarafýndan, üzerinde anlaþma saðlanmýþ ve sözü verilmiþ Kürd özerkliðini resmi olarak tanýyýp tanýmadýðýný belirtmelidir...

2. Mustafa Kemal hükümeti, Kürdistan'ýn özerk yönetimine dair bakýþýný Dersim halkýna en kýsa zamanda cevaplamalý

3. Elazýð, Malatya, Sivas ve Erzincan'daki hapiste olan tüm Kürdler tahliye edilmeli

4. Türk idari makamlarý Kürdlerin çoðunlukta olduðu bölgelerden çekilmeli

5. Ve Koçgiri bölgesine gönderildiði rapor edilen askeri müfrezelerin bir an evvel çekilmeleri...

Ve Lenin de, Ýstanbul'u elinde bulunduran Ýngiliz Emperyalizmi karargahý da, yukarýdaki iki belgede cereyan eden hadiselere uzaktan bakýyorlar...Daha doðrusu Lenin, Mustafa Kemal hükümetini canla baþla destekleyip, Anadolu ve Kürdistan'daki halklarýn yok edilmesini þevkle desteklerken, Mustafa kemal'in Anadolu'ya padiþahça resmen tayini ve seyahatine müsaade edip, halklarý kýrmasýna seyirci kalan Ýngilizler, ayný noktada birleþmiþ oluyorlar...
Mustafa Kemal'in Ýngiliz Emperyalizmine karþý savaþtýðý palavrasýna inanmak ise,tam 55 yýl sonra bu yalanýn mucidi Lenin'e tapýnma görevini huþuyla gerçekleþtiren biz zavallý Kürdlere kalýyor !

3. Belge

Hokemdar's Order

May 22, 1919
Under the order and command of the General Hokemdar of Kurdistan, Mahmud the son of Said, it has been decided that the Kurdish army should resort to arms against the injustice and deception of the Kurdish people by the British, who broke their promises and denied the Kurds rights.
May21, 1919, is the first day of the Kurdish revolution against Great Britain.

Mahmud, the Hokemdar and General Commander M.R Hawar, The Leader Sheik Mahmood and Southern State of Kurdistan, Vol.1, 1990
Susan Meseilas Kurdistan In the Shadow of History, p 70,

Þeyh Mahmud Kürdistan Hükümdarý ve genel komutaný olarak,Kürd halkýnýn haklarýný hileyle inkar eden ve sözlerini tutmayan Ýngiltere'ye karþý silaha baþvurma kararý almýþtýr. 21 Mayýs 1919, Ýngiltere'ye karþý Kürd baþkaldýrýsýnýn ilk günüdür...

Lenin'in, bizleri eþek yerine koyup onbinlerce Kürd evladýnýn canýna mal olan, sað kalanlarýn çoðunluðunu Turk zulmünde inim inim inleterek derin ve aþýlmasý zor travmalara hapseden meþhur “anti-emperyalist“ ve “uluslarýn kendi kaderlerini tayin hakký“na, hem de bu teoriyi attýðý zamana, bizzat gözlerinin önünde denk düþen olaya kayýtsýz kalýp, tam tersine Anadolu'da yerli hristiyan býrakmayýp neredeyse tamamýný yom eden ve Kürdleri de yok olmanýn eþiðine getiren barbarlýðý “anti-emperyalist“ ilan etmesine ne demeli ?

Ýngiltere ve Fransa, fazla deðil, 1922 yýlýnda Mustafa Kemal hükümetini Anadolu'daki tek meþru hükümet kabulleniyorlardý. Ve o sýrada Mustafa Kemal, Koçgiri isyanýný acýmasýzca bastýrmýþ ve binlerce Kürd'ü öldürmüþ, Pontuslular ve Anadolu Rumlarý kýlýçtan geçirilmiþ, son kalan Ermenilerse kesilmeye devam ediliyordu...

Buyurun Lenin'in Mustafa Kemal ve hükümetinin þahsýnda bütünleþtirdiði “anti-emperyalist“ savaþ ve daha Cumhuriyet bile kurulmadan, tüm Rumlar henüz kesilip, kalanlari da dünyanýn dört bir yanýna saçýlmadan bizzat savaþtýðýný varsayýp, utanmadan savaþtýðýný ilan ettiði Ýngiliz Emperyalizmi tarafýndan Anadolu'da TEK meþru hükümet ilan edilmesiyle sonuçlanan duruma !!

Þeyh Mahmud, 1919 da baþlayýp 1930'larda yenilgiyle sonuçlanan savaþlarda Ýngiliz Emperyalizmine karþý, bizzat Lenin'in ifadesiyle ilk anti-emperyalist savaþý vermiþ ve desteði hakketmiþ olmasý gerekirken, Musul vilayetine dokunmamasý þartýyla Ýngilizlerce yaptýklarýna açýk çek verilen ve 1922 de tek meþru hükümet olarak tanýnan Mustafa Kemal'e kurban edilivermiþti... Ne guzel degil mi ?

Emperyalist ilan edilen Ýngiliz ile bu kavramý ortaya atan Lenin, ilginç bir tarih ve ölesiye çakýþan menfaat denizlerinde ayný rotaya kulaç atarak, yalana dayalý politik bir canavarý yalanla yaratýp, Anadolu'yu yerli halklar mezarlýðýna cevirmiþ oldular...

Seyh Mahmud'unsa adý, bu “ anti-emperyalist“ cenahta hiç ama hiç geçmedi... Naletli ideoloji, bu korkunç hadiselerden 50-55 yýl sonra, dönüp dolaþýp Kürdleri bu defa gönüllü olarak avladý ve sonra da tarihin çöplüðündeki yerini aldý...

Yazýnýn amacý, bitmiþ olan bir ideolojiye “vurun abalýya“ misali yüklenip, ahmaklýk felsefesi yapmak deðildi elbette...

Bizler, bir uçtan diðer uca hiç bir özeleþtiri vermeden ideolojik-politik uçuþlar yapabilen bir neslin üyeleriyiz. Daha bir kaç yýl öncesine kadar en azgýn “anti-emperyalist“ kampta yer alýrken, 180 derecelik dönüþle bu defada anlamýný bir türlü tarife yanaþmadýðýmýz milliyetçiliklerde voltalaþmakta beis girmeyebiliyoruz.

Daha dün ABD-Ýsrail kumpasýyla Abdullah Öcalan'ýn TC'ye teslimiyle yapýlan Kuzey Kürdlerine en büyük tarihi kötülüðü- Lenin'den sonra_ unutup ya da görmeyip, Irak'ta Saddam gibi müseccel bir deli sayesinde tesadüfen gerçekleþmiþ politik geliþmeleri irdelemeden, bu defada ABD-Ýsrail ikisini kayýtsýz þartsýz müttefik ilan edebiliyoruz. Sanki bu ikilinin bizden böylesi bir beklentileri ile kadim ve sürekli dost ve kirli iþ arkadaþlarý TC'yi harcama eðilimleri varmýþ gibi...

Neyse, tarihini bilmeyen, geleceðine yon veremez...Geleceðine avantadan ve hiç bir sorumluluk almadan yön vermek, Türkiye gibi muhacir ülkesi Osmanlý artýðý talan edilmiþ topraklara yerleþtirilenlere has bir ayrýcalýktýr... Onlarýn enternasyonalizmi, sosyalizmi, liberal demokrasisi ve hatta Ýslamcýlýðý bile uyduruk ve tuzu kuruluk kokar... Kürd'ün böylesi bir lüksü hiç olmadý; olacaðýna dair de en küçük bir belirti yok !

17/08/06
Sydney

"Canbek-Solaxi" yani "abi-kardes" carpismasini kiskirtarak ve hazla seyreden, bu da yetmezmis gibi, Solaxi kardesimizi, Canbek abimize tercih ettigini ve onun sanildigi kadar "entelektüel" olmadigini söyleyen ama, simdiye degin kendisinden tek bir "inci" okumadigimiz Dennis Jan'a, gazini(havasini), pembe pelerinini, kargalarini, espritüel zekâsini yitirmis BB'ye ve mürideleri ayse ce ile sayin Hanife'ye sevgilerile sunulur... TARIH AVCISI 16.4.8

Hocam, İzninizle bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Canbek, benim ağabeyim yada kardeşim değil. Her kürdün kardeşim olması anlamında benim kardeşimdir. Yüzde 80'i devletle flörtte olan, bunlar içerisinde MHP tarafından avlanmış, tarikatlar tarafından tapulanmış olanlarından tutunuz, korucularına kadar hepsi benim milletimin mensubu. Bunlar, sosyal ve siyasal gerçekliğimizin yansımasıdır. Diğer bir yanıyla, yetmezliklerimizden dolayı kaptırdığımız alana başkalarının doluşmasının bize çıkardığı faturadır.. Hiçbirini inkar etmem. Kaldı ki Canbek'i karşıt gruplarla değil, kürtlüğe hizmet vermekte olan insanlar arasında düşünürüm. Farklılık hiç önemli değil. Fazlaca benzeşmenin mahzurlarını bilmekte olduğumu bir kez daha ifade etmek ihtiyacındayım. Bağışlayınız. Kendi beceriksizliğimin diyeyim.. Faturasını başkalarına çıkarmadım ve çıkarmam. Oysa, yukarda saydıklarıma kardeş demem çoklarının tüylerini ürpertecektir. Kürt siyasasının beceri yoksunluğunu, anlayış yetmezliğini anımsayınız. Zıddını güçlendiren tarzını anımsayınız. Kürtlerin genel zaafları benim zaten bölünmeye itilen milletimi embriyonlarına kadar parçalama yetkisini ne bana ne de kimseye vermez. Kürtlerin geliştireceği aksiyon, bugün dominant durumda bulunan parçalanmayı, çürümeyi tersine çevirmeyi hedefleyen niteliğe bürünmek zorundadır. Kürtlük, sömürgecilerin fiilen kontrol ettikleri alan kadar ideolojik yayılmalarının alanını da daraltmak, bu konu da kıyasıya mücadele etmek ihtiyacıyla karşı karşıyadırlar. Kürtlerin kazanma şansı bu ihtiyacı doğru algılama ve gereklerini uygulama konusunda gösterebilecekleri beceriyle doğru orantılıdır. Dennis Jan kardeşime gelince, Taraf olan bendim. DJ'nin menfi yada müsbet bir serzenişi dahi sözkonusu olmadı. Yazdıklarını okudum. Onun bu tartışmayla ilgili olarak ve tartışma süresince 'vicadının gözü' olmayı başarabildiğini söylememi kimse yanlış anlamasın ve başka anlamlara çekmesin. Her olaya ilişkin uzlaştırma, anlaştırma gibi beklentiye ve iyiniyete dayalı değerlendirmeler olabildiği gibi, her olayın içerdiği bir gerçeklikte vardır. DJ, buna parmak bastı. Niyetleriyle yada duygularıyla değil mantığıyla davrandı. Yaptığı yansız bir analizdi. Kendisine teşekkür ediyorum. Kuşkusuz olumlu ve uzlaştırıcı tavır sergileyen diğer değerli arkadaşlarımın istekleri ve uyarıları da önemlidir. Eleştiren arkadaşlarımın, kritikleri aracılığıyla göstermeye çalıştıkları eksiklikleri düzeltmeye, onarmaya yönelik iyi niyetli telkinleri de son derece değerlidir. Sizin gösterdiğiniz içtenliğinin de bende saygı uyandıran ayrı bir yeri ve değeri vardır. Bütün bunlar, yeniden yazmamın nedenini oluşturuyor. Öte yandan sizlerin aranızda yer almam mutluluğunu esirgememiş olmanıza teşekkürlerimi sunuyorum. Hepinize en içten dileklerimle.

Üstat, Izninle, zaman darligindan ötürü, cevabi yazimi maddeler halinde yaziyorum: 1- Kardeslik kavramini "genetik" manada degil, ulusal mücadelemizde kim olursa olsun halkimiza ve halklarin kardesligine destek sunan herkes icin kullandim... Bu nedenle düsmana bir ta$ atan, hatta lânet ve beddua eden bile bizim kardesimizdir... 2- Ayni denize akan irmaklar bile sonunda birbirine karisip hemhâl ve kardes olurlar... 3- Aramizda yazma serefini, bilakis senin gibi kardeslerinmiz bize bahsederler... 4- Dennis Jan'i tanimiyorum ama, bir kavgada birini yekdigerine tercih etmeyi dogru ve mertce bulmuyorum... 5- Hepimizin kisiligi zaaflar ve zayifliklardan olusmustur; ve ürün, eser, kisilikten daha önemlidir. Bu nedenle Üstat Canbek Abimiz, hepimizin abisi olup, onun analitik ve sinematik yazilari tipki sen ve diger aydinlarimizin yazilari gibi, bir projektör misali önümüzü aydinlatmaktadir... Isiginiz daim ve bol olsun... Selam, sevgi, hosgörü... TARIH AVCISI 16.4.8 Düsmana bir ta$ atan bile bizim kardesimizdir...

Şîroveyeke nû binivisêne

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.