Baskin Oran; Yeni Tip Sömürgeciliğin ideologo mu?
Rojhat Badikî
·
20.07.2010 · 2 görüntülenme
Doğduğum ve büyüdüğüm, daha çocukken, Bağlardan Ofis semtine yaptığm akınlarda bol bol dövdüğüm subay-polis çocuklarına olan kinimi Baskın Oran Hoca nasıl analiz eder bilmiyorum. Onları yabancı kendi şehrimizde istemiyorduk hiç bir zaman onları sevmedik, arkadaşlık ilişkilerimiz olmadı, onlarda belirlenen çizgilerin dışına çıkmıyorlardı halkla ilişkileri yoktu, kendi içlerinde bizden yalıtılmış olarak yaşıyorlardı. Onlar bizim için yabancı bizlerde onlar için vahşi-eşkiyalardık! Onlar işgal ettikleri topraklara gelen bizlerde kendi topraklarımızda yaşayan yerlilerdik, aramızda teller sınırlar örülmüştü. Birbirine yabancı şkş varlık!
Baskın Oran Amed’ e yaptığı seferleri 30. 05. 2010 tarihinde ‘’ Diyarbakır’ ın Güzel Halleri’’ adlı makalesinde işgalcı Türk hükümetine bir rapor yazmış ve bu raporu kamuoyuna da deklare etmiş! Yazdığı raporda, Öcalan’ ın müridleri ve diğer Türkiyeci bağımlı-bağımsız Kürt aydın-Parti...vs’ lerin Amed’ i içine koyduğu durumdan epey keyf almış. Sur belediye başkanı A. Demirtaş’ı milliyetçlik yapmadığı için epey sevmiş. Baskın Oran Hoca efendilerine yazacağı ‘’ Önemlidır’’ adlı başka raporunda bunu küçük bir not olarak düşer her halde.
Amed’ de gördüğü manzara karşısında neredeyse başardık, artık Kurdistan Türkiye’ nin ebedi sömürgesi olarak kalacak narası atacak. Hesen Paşa xanı’ ında Atatürk-Hz. Ali-Fetullah Gülen-Heci Bekteşi Veli’ nin posterlerini göründe içinde kıs kıs gülmüştür. İşte biz Cellatlarınızı, Irz düşmanlarınızı böyle size sevdiririz diye korkunç bir haz duymuştur. Baskın Oran hocaefendinin makalesi, içinde bulunduğumuz ruhiyeti hallerimizi yalın bir şekilde gözler önüne sermiş. Eski klasik sömürgecilik uygulamalarının Kurdistan’ da nasıl derin bir şekilde yer edindiğini kimi Kürt aydın-okur-yazar takiminin Sömürgeci efendilerine yaranmak için nasıl çırpındiğini büyük bir maharetle anlatıyor.
Kendisi de her Sömürgeci devletin aydın-prof-demokrat-sağcı-sosyalist-dincisi...vs gibi olay ve olguları büyük bir çarpıtma ile sömürgecilik kurum ve kuruluşların baski, soykırım, sürgün, asmilasyon...vs yol ve yöntemlerle yaptı uygulamaların ortaya çıkardığı sonuçları benimsetme-meşrulaştırma yolunda, olay ve olguları çarpıtma yönünde büyük maharatler sunuyor.
Türk Kimliği-Türkiyelilik, Kürt milliyetçiliği, Toprak ve kana dayalı vatandaşlık-milliyetçilik, Türk kelimesinin nereden geldiği konusunda tam bir cambaz. Vurgu yaparken gerçekleri çarpıtma konusunda ustaca hareket ettiğini sanıyor. Söylediği her kelime, her vurgu, kurduğu her cümle kendisini tezkip ediyor. Türk ismini ilk Çinlilerin kullandığını, Çinlilerin Türklere bu adı verirken neden niçin verdiği konusunda en küçük bir açıklama yok! Neden Çinlilerin Türklere bu ismi taktığı konusunda bilgi yok. Verirse, Türkiyeliliğin ne anlama geldiği neden Hitlerin akıl hocası Atatürk ve şurekasının neden Türkiyelilikte israr ettiğini açıklaması gerekir. Heci Bektaşı Veli’ nin Osmanlı padişahları tarafından Alevi kimliğinin tahrif edilmesi-yeniçeri ocağının kutsal kılınması için nasıl bir ajan olarak Kürtlerin için salındığı keza günümüz de Fetullah Gülen ve Cemeatinin nasıl Heci Bektaş Velinin rol ve görevini üstlendiğini de anlatması gerekirdi.
Atatürk, Heci Bektaşi Veli ve Fetullah Gülen posterlerinin Kurdistan’ ın başkentinde satılmasının Türk sömürgecilerinin Kurdistan’ da vardığı aşamanın boyutlarını görmesi kendisini mutlu ediyor. Baskın Hoca ve Kurdistan’ daki Kürt fikirdaşları Filistin için ayrı bir devlet isterken, Kürtler için toprağa dayalı Türkiyeliliği yani Fransa’ nin Bask ve Korsikalılar için ürettiği yeni sömürgeciliği öngürüp empoze ediyor. Yeni dönemde kendilerine verilen yeni bir olsa gerek. Kürtlerin kendilerini ifade etmeleri için Anadolu ismini falan önerirlerse 60 milyonu karşılarında bulacaklarını söyleyerek ufaktan tehdit etmeyi de unutmuyor. Aklınızı başınıza toplayın, Türkiye’ nin başına bela olmayın zaten yerinde bela ve sorun çıkardınız. Sizden dolayı,Türkiye dünya ve bölge çapında büyük bir güç olamıyor demekte.
Prof, Halkların soykırım, sürgün ve yok etme temelinde oluşturulan ‘’ Türkiye’liliğinin’’ meşruluğunu savunmakla, alt-kimlik olarak gördüğü bu toprakların asil sahiplerine karşı nasıl pervasız olduğunu göstermesi konusunda hiç bir ahlakı normlara sahip olmadığı konusunda yakayı ele veriyor. Burada esas sorun, Kürt ulusuna alt-kimlik ve Türkiyeliliği savunma. görevini üstlenen Türk aydınları değil, Kürt etiketli Aydınlarıdır.
Yaşanılan tarihi tercübeler sonucu ortaya çıkan ‘’ Ne Kûrmê Darê Be Zewal li Darê Nabe’’ Kürt atasözüdür. Kürt ve Kurdistan sorununu alt-kimlik ve Türkiyelilik bağlamında çözmeye kalkan yeni tip sömürgeci devlet aydınlar korusuna Kürt aydin-grup ve partilerinin de eşlik etmesidir. Esas sorun burada kaynaklanıyor. Yüzyıllardır Kurdistan sorunun cözülememesindeki temel sorun budur. Kurdistan politik güçlerinin saflarında her zaman çatlaklıklar bulunmasi ve bir takım kesimlerin sömürgeci güçlere aktif destek verip işbirlikçi durumda olmasından kaynaklanıyor.
Bütün sömürge ülklerde, köylüsünden aydınına kadar, sömürgeci güçler karşısında, bütün içsel sorunlara rağmen kendi aralarında kenetlenirken biz de tam tersi oluyor. Bir takım Kürt kesimler sömürgeciliğin Kurdistan’ da kalıcı olup kurumlaşması için sistemin bir parçası olarak harıl harıl çalışırlar. O kadar tuhaftırlar kı herkes düşmanlarının zayıflaması, parçalanmasını, yenilmesini isterken, onlar düşmanının güçlenmesinden haz duyarlar, Büyük güçlü Türkiye için can atarlar.
Burada bir çarpıklık var Önce bu çarpıklığın giderilmesi gerekir. Bu çarpıklık giderilmedikçe, Hümanist-Kurd dostu görünümlü Türkiyeci aydınlar korusunun Kurdistan seferleri, akıl verme sevdaları bitmez.