Müridlerle Oyalanmak
Rojhat Badikî
·
17.06.2012 · 3 görüntülenme
Adettir, sürekli olayların, önceden belirlenmiş gündemlerin peşinden sürüklendiğimiz için, ‘’ deli danalar’’ gibi habire etrafimizda dönüp yorum-makaleler yazıyoruz. Kötü bir alışkanlık , bizi geliştirmediği gibi, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesine de bir katkısı yoktur. Kısır bir döngü içerinde dönüp durmamız, Kurdistan ulusal davasına katkı da bulunmanın ötesinde, yeni bir perspektif, alternatif bir düşüncenin çıkması önünde de engeldir.
Kurdistan ulusal davasına yeni bir perspektif ve dinamizm kazandırmanın yolu TC tarafından belli bir program ve hedef doğrultusunda belirlenmiş ve sürekli siyasi-politik dava adamı-kadını tarafından gündemde tutulmuş tartışmaların dışına çıkmak gerekir. Yürütülen tartışmalar ortaya atılan çözüm öneri paketleri Kurdistan ulusal soruna bir çözüm getirmediği gibi, çözümsüzlük, bıkkınlık ve zihin kirliliğini sürekli gündemde tutan ortam oluşturmaktadır. Karşınızdaki güç-düşman, köklü geleneksel ve kendi öz dinamikleri üzerinde şekillenen uygar bir yapı olması durumunda, sorunun çözümü o denli kolaylaşıp, sıradan bir sorun için oturup anlaşma, soruna çözüm getirme şansınız artardı. Ama karşınızdaki güç diz çöküp af dilemenizi istiyorsa onlarla iki uygar taraf gibi oturup sorunlarınızı çözme şansınız yoktur.
Leyla Zana, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ve Ankara Temsilcisi Metehan Demir ve Radikal Gazetesi Yazarı Avni Özgürel İle KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’la yaptığı röportaj bir çok Kurdistani sitede sitemvari bir şekilde eleştrildi. Eleştriler, sitemvarı olmasına rağmen bazı konularda haklılık payı olmasına rağmen, eleştrilerin adı geçen kişiler üzerinde bir etkisi olacağı şüpheli.
Neden şüpheli sorusuna, PKK’ nin işleyişini tanıyan herkes bilir ki bu şahısların özgür iradeleri yoktur. İçinde yşadıkları-nemalandıkları sistemin onlara böyle bir şansı tanımayacağını iyi bilirler. Rüzgarın akış ve hızına göre yönlendirilirler. Sitemvari eleştriler ne kadar iyi niyetli olursa olsun bir sonuç alınmayacak. Çünkü,Leyla Zana ve Murat Karayılan gibi insanların ortaya çıkış ve palazlanmalarının, sürekli vitrinde tutulmaları özel yetenek, mücadeleci-fedekar olmalarından değil dönem ve özel koşulların ortaya çıkardığı kişiliklerdir.
Bilinç ve politik öngörüleri bulundukları yerle orantısız olan bu tip kesimler herkes tarafından ‘’kullanılmaya’’ uygun olduklarından sürekli gündemde tutulurlar. Talep ve ihtiyaca göre vitrine konulurlar. Zikzaklı duruş ve söylemleri, istikrarsız davranışları, sistemin önlerine koyduğu rotadır.
Leyla Zana ve Murat Karayılan’ ı sitemvari eleştiren insanların yurtseverliklerini tartışmam, Kürt halkına ve Kurdistan davasına sadıktırlar, bundan dolayı bu tür demeçler karşısında isyan etmektedirler.
Bu eleştriler salvosunda unutulan yada es geçilen en önemli nokta ; yaratılan sistem ve o sistemin başıdır. Leyla Zana ve Murat Karayılan’ın eleştrilmesi yada övülmesi, sistemin yarattığı iradesiz biat eden köleleştiren ve tahrip eden yapısını düzeltmiyor. Sistemin işleyişi, sistemin hedefi bu, bu tür kişiliklerdir ; kişiliksiz, kendisi ile çelişen, güce tapan, gücü kutsallaştıran çarklı makina sistemi, ayarlanan programın hatasız uygulanmasıdır.
Burada gözardı edilmemesi gereken temel nokta sistemi oluşturan, oluşturduğu sistemle insanlarımızı müridleştiren esas mekanizmaya yönelmek, deşifre etmek gerekir. Sistemi yaratan mekanizmaya yönelmedikçe, sistemin yarattığı tahribatlara karşı başarılı olunamaz. Ve leyla Zana gibiler, bir gün çok radikal-yurtsever bir gün neyi savunduğunun bile bilincinde olmadan kurulmuş robotlar gibi sömürgeci sistemin pisliklerini yedi dövele karşı savunurlar. Nitekim Leyla Zana’ nin Avrupa parlamento ve Avrupa de verdiği seminer-konuşmalar mercek altına alındığında, aklı başında her insan sessiz-sedasız ezik bir şekilde toplantılardan ayrılır.
Halk olarak zorlu bir süreçten geçtiğimiz ortada. On binlerce şehit, darumar edilmiş bir coğrafya, yaratılan köle-efendi kişilik sistemine karşı ayakta durmak güç olduğunun farkındayım. Herşey onlardan yana. İktidar olmanın verdiği avantajla, güç ve kudret sahibi oldukları da ortada. Ama birilerinin bütün zorluklara rağmen, yalpalamadan sistemin beynine yönelmek gerekir. Sistemin müridleriyle uğraşmak, sistemi daha güçlendirdiği gibi yaşam ve enerjimizi heder etmekten başka bir sonuç vermeyecektir. Onun için eleştri oklarını doğru hedefe yöneltmek gerekir. Hedefe yöneltilmeyen oklar hedefe ulaşmayacak.
Kurdistan’ da egemen kılınan sistem aşılmadan, sistemin dışına çıkılmadan, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi sağlıklı bir rotaya oturtulamaz. Sömürgeci sistemle içiçe geçen ve onun hedef ve amaçlarının bir payandası durumuna gelen liderler kütlesinin etki alanı dışına çıkmak gerekir. Onların oluşturduğu karanlıkların perdesi yırtılarak güneş ışınlarının yeniden Kurdistan ulusal bağımsız mücadelesine ışınlanması ile Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi yeniden hayat bulabilir. Asil hedefe yönelmek, kazandırır.