Kürdistan

Ali ile Zemci'nin Ardindan

01.08.2011 · 2 görüntülenme

Ne yazik ki olağan hayatımızın bütün sıradanlığı içinde ilk duyduğumuzda kulaklarımıza inanamadığımız, dilimizin tutulduğu, konuşamadığımız, isin açıkçası lal oldugumuz kimi olaylar cıkıverir karşımıza.. Tekrar tekrar sorarız olmamasını dileyerek, bu derin kabustan uyanmak isteyerek..

Biz Kürtlerin geleneğinde kadınlar “şin” yapıp ağlar ve ağıt yakarlar, bu ağıtlar diyardan diyara, nesilden nesile yankılanır. Acıya gem vurmanın doğal bir çözümüdür belki de bu. Erkeklerse duygularını dışarı vuramaz, sesli ağlayamaz, bu zayıflık sayılır, ayıplanır. Acı sessizce içe, ta derinlere akıtılır, hapsolur.

Yaşanan olay düşmandan gelen bir saldırıysa kişi kinini biler, intikam hırsı coşar, acıya rağmen yaşatır. Fakat beklenmedik bir “kaza”denmişse bu işe çaresizlik içinde kalınır.Olayın hüznü ve derdi, perişanlığı hüküm sürer, her birinin yüreğine taş gibi oturur.

24 Temmuz 2011 tarihinde Xeribe ile Xazal yaylasının arasındaki tepede olan trafik kazası aramızdan iki canı aldı gitti.

Beraber geçirdiğimiz dönemler dahil yaşamları gözlerimin önünde bir film şeridi gibi geçiyor. Ali’yi düşünüyorum: Bir taraftan özel yaşamını idame etmek için çabalarken,diğer taraftan büyük Kürdistan davasının bir neferi olarak davayı omuzlamak, herkesin üstesinden gelebileceği bir iş değildir. Yeraltı yaşamının “derin dehlizlerinde” uzun yıllara dayanan zorlu bir çaba.

Dönemsel olarak, Kürd ulusal ruhunun bir kez daha yeniden dirilişiyle kendini gösterdiği 70’li yılların politik ortamında, çocukluk yıllarını yaşıyordu. KAWA hareketinin bir taraftarı olarak mücadelenin içinde yer aldı ve daha sonra hareketin aktif elemanı oldu. 12 Eylül askeri faşist diktatörlük döneminde kendini geliştirerek öğrenimini sürdürdü. Daha sonra öğretmenlik mesleği yaşamıyla hayatını idame ettirirken geri kalan zamanını ve çabasını Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine kattı. Propaganda, ajitasyon, gösteri, yürüyüş, örgütlenme faaliyetlerinde bulundu. “Uzun yürüyüş” maratonunda gerektiği zaman koştu, gerektiğinde yürüdü. Ama uzun soluklu biri olarak hep yerini aldı.

Ali iki çocuğuyla İstanbul’daydı, ailenin diğer yarısı ise köklerimizin olduğu topraklarda kalmıştı. Bizim varlık koşullarımız o topraklar değil miydi?.

Ve Zemçi. Üniversite egitimini yeni tamamlamış, henüz rüyaları umutlarıyla tatlanan genç bir delikanlı.Ulaşılamayan yarınlar kimbilir Kürdistan için yanan yüreğinde ne heyecanlar yaratıyordu. Göremedi.

Xeribe ile Xazal’ın o tepesinde gözlerini hayata yumarken trafik kazası ne yazik ki Ali ile Zemçi için erken bir ölüm getirdi. Henüz yaşamlarının baharında, sevdalari tohum halinde, büyük umutlari bekleyişteydi. “Ölüm adın kalleş olsun!”

İbrahim İncesu

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.