Skip to main content
Submitted by Anonymous (not verified) on 16 April 2008

Sayın Hac-Kolos'a
Gönderen: Kürdistan Forum Çalışanları

Gönderdiğiniz resimlerin altına bir dizi küfür ve hareketlerle dolu yorumlar yapılmıştı.. Yorumları silerken resimlerde dikkatsizlikten silindi.. Yazının altına yorum yapan diğer arkadaşların yazılarıda silindi.. Kusura bakmayın..

Saygılarımızla

Kürdistan Forum Çalışanları

نەناسراو (not verified)

Wed, 04/16/2008 - 14:42

Forum Çalışanı arkadaşlar yazıları kaldırabilirler. Hiç sorun yok. Yazılar etik nedenlerle de kaldırılabilir, sair nedenlerle de kaldırılabilir. Uygun bulunmayan yazıların kaldırılması olağandır. Ayrıca gereklidir. Gelmiş geçmiş, bugün var olan yayıncılar ve organlar arasında yazı kaldırmayanı, uygun bulmadığı yazıları yayınlamayanı yoktur. Katılımcılar bu konuda ölçü belirlemeye çalışıyorlar. Tartışma neyin uygun, neyin uygun olmadığı üzerine yürütülmektedir. Forumu izliyorum. Forum çalışanları olarak sizin de ölçüleriniz olmalı. Yazılı olmasa da modern ölçüleri dikkate alan sınırlarınız olmalı. Özgürlük hayali bir kavram değildir. Düzenleyici, tayin edici, kullanılabilir olması nedeniyle bir olgudur. Herkes ihtiyaç duyar. Herkesin ilgi alanına girer. Herkes için vazgeçilmez bir haktır. Ötekilerle düşünülmesi ele alınması gerekir. Bu anlamda sınırsız değildir. İşin içinde herkes varsa, ötekiler varsa, hiçbir ortaklık sınırsız ve kuralsız yürüyemez. Her bireyin hak ve özgürlükleri ötekininkiyle çevrelenmiştir. Sınırsızlık kullanıma geçit vermez, özgürlüğün içeriğini boşaltır, köreltir. Özel durumlarda yasaklamak, men etmekte özgürlüktür. Küfür ve hakarete tavır almak özgürlüğe karşı bir tutum şeklinde yorumlanmamalıdır. Küfür ve hakaret sindirme amaçlıdır. Dolayısıyla karşı çıkmak, küfredilenin, bastırılmaya çalışılanın özgürlüklerini düşünme, kollama anlamında bir işlev görür. Herkes için adam öldürmek özgürlüğü de vardır, öldürmek isteyenin eli kolu bağlı değildir. Cinayeti yasaklamak, cinayet işleyenin özgürlüğünü elinden alarak cezalandırmak, yaşama hak ve özgürlüğüne sunulan destektir. Kısaca herbirimizin özgürlüğünün sınırları vardır. Çünkü herkesin özgürlüğü vardır. Herkes özgürlüğünü layıkıyla kullanbilmelidir. Ortak irade ile kurallara bağlanmamış, hukuku olmayan özgürlük, özgürlüğü kimin kullandığına yada kullanan kesim tarafından kimler adına kullanıldığına açıklık getirmediği için işlevsizdir. İster bir toplumda olsun, isterse daha küçük ölçekte bir toplulukta olsun, kural koyanın belli kişiler yada kesimler olmaları halinde özgürlüğü sadece kural koyan kesim yada bireyler kullanırlar. Ölçü ve kuralların herkesçe belirlendiği ortamda özgürlükleri herkes kullanır. Özgürlükçü olmak demek, herkesin özgürlüklerini aynı ölçülerle eşitçe kullanabilmesinden yana olmak demektir. Özgürlük alınmaz, sınırları mutabakatla tayin edilir. Mutabakat kuraldır. Kurallar yetki sunar. Yetki kullanımı sorumluluk doğurur. Yetki ve sorumluluğun birarada ele alınması organların ve kurumların temelidir. Devletler, milletler, hasılı tüm kurum ve kuruluşlar bu temel üzerine inşa olunur. İnsanoğlunun birlikte yaşama becerisinin elverdiği ölçüde yükselme şansına sahip olan uygarlığın mantığı, özü budur. Kürtlerin kullanmaktan men edilmesi bir yana farkına varmaları bile esirgenen gerçek budur. Özgürlük istisnasız herkes içindir. Özgürlüğe, mutabakata (uzlaşı), payaşmaya, ortak iradeye duyarlılığınız, özgürce bir ortam gerçekleştirmenin ilk koşulunu yerine getirmeye yetkin olduğunuzu gösteriyor. Kutlarım. Saygılarımla.

[b]Herkes için adalet, muhalifler için de...[/b] 26. Aralık 2005 50 yaşımı aştım. 30 yıldan fazladır ki Barzanî taraftarıyım. Hayatımın hiç bir döneminde Barzanî ailesine hakarete (haşa) ve yakıştırmaya yeltenmedim. Ne Barzanîleri göklere çıkarırken sonra dönüp aleyhinde bulunanlardanım ne de Barzanîlere haksız isnatlarda bulunurken sonra gidip mezarında tazimde bulunmayı akıl eden dalkavuk taifesindenim. Her iki taifenin de yaşamımın her döneminde amansız karşıtı olmuşumdur. Barzanîleri istisnasız siyasi yaşamımın her döneminde savunarak bugüne geldiğim benim kısacık ömrümün gerçeğidir. Meczubun biri Barzani ailesine dil uzatmış. Ortada kişisel hakaretin üzerinde değerlendirilmesi gereken, devlet yöneticilerinin manevi şahsiyetini açık tahkir olgusu var. Kaldı ki kişisel düzeyde kalan hakaretler bile cezayı gerektirir. Olaya önce mağdurların hukuku açısından, yani saldırıya uğrayan davacıların hukuku açısından bakılır ve bakılmalıdır. Hukuki prosedür de bunu gerektirir. Bir mahkeme, önce saldırganların hukukunu ele alarak işe başlamaz. Suçu ve suçluyu yargılamanın adı ve mekanı mahkemedir. Dolayısıyla mahkemede öncelik mağdurların hukukundadır. Ancak suçluların bir hukuku olduğu ve korunması gerektiği de bir gerçektir ve adil mahkemeler suçluların da bir hukuku olduğu gerçeğini gözeterek yargılama yaparlar. Bunu gözardı eden mahkeme önce hukuki değildir, sonra adil değildir. Örnek bir olay nakledeyim... Muharrem Başgün. Reşit oğlu. 1954 Bingöl doğumlu. Mahkumiyet nedeniyle öğretmenlikten atılma Halen Bingöl'de ikamet eder. 1982 yılında bu zat Bingöl Subay Gazinosu'ndan içeri girerek; 'Kenan Evren'in, Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin, Genelkurmay Başkanı'nın, Başbakan Bülent Ulusu'nun, üzerinde asker üniforması olan herkesin anasını avradını istinkaf ederim' demiş ve olay mahallinde tutuklanmıştı. Çocukluk arkadaşım ve geleneksel yakınlık bağlamında kan kardeşim olan bu zatın mahkeme duruşmalarında izleyici olarak bulundum. Muharrem Başgün yargılanma sonucu; ''Milli Güvenlik Konseyi'nin, Devlet Başkanı'nın, Silahlı Kuvvetlerin ve Başbakan'ın manevi şahsiyetlerine hakaretten'' ayrı ayrı olmak üzere toplam 3 yıl 6 ay hapse mahkum edildi. Mahkumiyeti dolayısıyla memuriyetten men edildiği için öğretmenliği de son buluyordu. Cezasını yatarak çıktı. Halen Bingöl'de ikamet ediyor. Olay aynen yaşanmıştır ve aktardığım ifadeler mahkeme kayıtlarında mevcuttur. Örnek gösterdiğim olayda 12 Eylül cuntasının faşist yasaları ve yargısı mahkumiyet kararını vermiştir. Sonuç, 3,5 yıl. Biz dönelim aziz varlığımız olarak kabul ettiğimiz Barzani ailesine dil uzatan meczubun durumuna. Eylemi elbette cezayı gerektirir. Hukuk ve mer'iyette olan yasalar neyi gerektiriyorsa yapılmalıdır. Manevi şahsiyeti tahkir suçuna verilen 30 yıl ceza, astronomik olmaktan önce siyasi kaygılarla verilmiş bir ceza olmak durumundadır. Aşırıdır ve adil değildir. Cezaların adil olması gerektiği hukukun temel prensiplerinden biridir. Suçla, suça iltizam olunan cezanın uygunluğu adalete ölçü teşkil eden esası oluşturur. Forumda yazan insanların çoğunun siyasi mahkumiyetlerin mağdurları olduklarını hatırlamalarını dilerken, yargıya siyaset bulaştırılmasından kaygı duymaları gerektiğini belirtiyorum. İkinci bir husus, sivil ve savunmasız kürtlere cinayetler uygulanırken, bu cinayetlerin kamu vicdanında mahkum edilmesi için imzalarını bile esirgeyen (ismi-cismi olmayanların elbette imzası da olmaz dolayısıyla hukuk savaşımı verdiği iddiası bir martavaldır) hokkabazların, bugün siyasi yönlendirmeyle Kürdistan'a gönderilen suçluların hukukunu savunuyor gözükmelerinin inandırıcı hiçbir yanı olmadığıdır. Bu yaklaşım tarzı hukuki ifade ile bir nevi muvazaadır. Yargıya yada hukuka siyaset karıştırmanın bir diğer biçimidir. İzleyegeldiğimiz çığırtkanlık türü hukuk savunuculuğu olmaktan önce bu nedenle hokkabazlıktır. Dönelim cezaya ve ceza uygulamasına. Mahkemeler, cezalandırma yetkisini, bir toplumun kullanmadığı haklarını kendi adına kullanması için kamuya bırakmasından alır. Bir toplum, bireyler olarak hangi hakları kullanacağına dair mutabakata vararak ortak bir örgütlenmenin esaslarını tesbit eder böylece ortak organ olan devleti oluşturur. Bireylere yönelik saldırganlıklara yada verilen zararlara karşılık her bireyin bu saldırganlık yada zararı bizzat cezalandırma yada tazmin etme hakkı vardır. Modern devlet örgütlenmesinde, bireyler bu haklarının kullanımı kurallara bağlayarak kullanımını kendi adlarına olmak üzere yargı organlarına, dolayısıyla devlete bırakmışlardır. Mahkemelerin millet adına yetkili oluşlarının esası budur. Fransız ihtilalinden sonra Dünya'nın her yanında genel kabul gören ceza ve infaz yetkisinin özü budur. 'Saddam döneminden' kalma yasalar mazareti birilerini içinden çıkamayacakları hukuksuzluğa ama daha önce siyasi istihzaya düçar edebilir. Bu nedenle 'diktatörlerin değiştiği ama diktatörlüğün ve yasalarının baki kaldığı' anlamına gelebilecek formülasyonları ortaya sürmekten hiç değilse kürt aydınları uzak durmalıdırlar. Sonuç olarak, Barzanilere yapılan ağır hakaretler cezasız bırakılmamalıdır. Cezalar uygarca ve tabiiki ıslah edici ama önce adaletli olmak zorundadır. Ceza diyoruz ama iyi düşünelim.. Esasında uygar toplumlarda ve modern hukukta cezalandırma kavramı dahi yoktur. Islah etmek ve dönüştürmek yoluyla kazanmak vardır. Modern ceza ve infaz kurumları bu anlayışa itibar etmektedir. İlkel yargı ve infaz biçimleri de yokmudur? Elbette vardır. Duvarlarının soğukluğunu ve yargılarının acımasızlığını en iyi kürtler bilir. Ben kürtlere ve Kürdistan'a uygarca bir hukuk, uygarca bir yargı sistemi istiyorum. Maksat, siyaseti hukuk ve yargı yerine ikame etmekse bu yöntem kürtlerde fazlasıyla eziyete yol açmış durumdadır. Israrda fayda yok. Kölelikte ve köleci anlayışta gelecek yok, umut yok. Herkes için adalet, önce muhalifler için adalet ve güvence gereklidir. Bunu kavrayamamış bir toplumun kendi zındanını aşması olanaksızdır. Saddamın zindanından kendi zındanına yuvarlanan bir kürtlük günümüzün kürtlerini temsilden uzak kalır. Gerisini hep birlikte hukukçulara bırakalım. [b]Solaxî[/b]

82 surecinde avukatlarin dahi mahkeme salonuna sokulmadigi bir donemde solagi mahkeme surecini nasil izlemistir??? bir bilen varmi? yada o donem yargilananlardan biri ciksin desinki biz yargilanirken mahkeme salonuna her istiyen girerdi. Bizim anamiz babamiz giremezken kan kardesi girmis!!!!

Cesur bir insanın yargılandığı önemli bir davadır. Muharrem Başgün, Bingöl'de doğmuş yaşamı boyunca Bingöl'de yaşamıştır. Bingöl'de tanınan bir şahıstır. Dava Bingöl Ağır Ceza'da görüldü. İsteyen herkes izleyici olarak katılabiliyordu. Avukatlığını Bingöl'ün tanınmış avukatlarından Cemal Yavuz yaptı. Hayattadır. Aksini düşünen gider soruşturur sonra kanaat açıklar. Sizin yaptığınız ezbere ahkam kesmek..

Sayın Kolos dün astığınız fotoğrafları terar asmanızı özellıkle rıca edıyorm siden çalışmalarınıdan başarılar dilerim. saygı ve selamlar

Add new comment

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.