Ana içeriğe atla

Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2009/Ocak'ta Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e; “Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Bu suçluluk psikolojisi. Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları öldürdünüz. Bu insanları öldürenleri alkışlamak insanlık suçudur“ dedi.

Ve arkasında toplantıyı terketti. Böylelikle Türkiye-İsrail arasındaki ilişkiler giderek krize dönüştü ve bu kriz derinleşerek devam ediyor.

Erdoğan gittiği Lübnan'da kanlı tarihlerini unuturmuşcasına İsrail'e karşı etmediği söz bırakmadı.

Ne demişti Erdoğan? Süreci takip etmeyenler için Erdoğan'ın söylediklerinin bir kısmını aşağıya alayım.

"Sen, en modern silahlarınla, füzelerinle, misket bombalarınla, fosfor bombalarınla Gazze'ye gireceksin, okuldaki, oyun bahçesindeki, çilek tarlalarındaki çocukları katledeceksin, ondan sonra da bizden susmamızı bekleyeceksin. Susmayacağız, var gücümüzle gerçekleri, var gücümüzle hakkı, hukuku haykıracak ve savunacağız.“

Şimdi Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı tanımayan biri bu söylenenleri okuduğunda bu adamı kesin melektir hükmüne varacak.

Fakat biz bu adamı tanıyoruz.

Azılı bir Kürd katili.

Kanıtlı!

Google “devlet kurşunu ile öldürülen Kürt çocukları”nı yazın. İspatı karşınıza çıkar.

Yakın tarihimizde Türk polis ya da askerin açtığı ateş sonucu yaşı 0-15 arası olan en az 500 Kürd çocuğu öldürüldü.

Bu çocukları öldüren devlet Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlık yaptığı devlettir. Onun öncesinde Türk polis ve askeri tarafından Kürd bebeleri öldürüldüğü gibi, onun Başbakanlık döneminde ve hatta onun emri ile de öldürüldü.

Hatırlayın.

Yıl 2004.

Uğur Kaymaz(12 Yaş) Mardin.

Evinin önünde katıl Türk polis ve askerin açtığı ateş sonucu katledildi. Körpe vucüdunda 14 kurşun deliği açıldı.

Yıl 2006.

Türk askeri tarafından Kürd gerillaları katledildi. Kürd halkı gerillalarına sahip çıktı. Diyarbakır'da görkemli bir cenaze merasimi düzenledi. Buna tahamül edemeyen Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan; “Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa kim olursa olsun gerekeni yapacaktır” verdiği emirle Türk polis ve askerine açtırdığı ateş sonucu 5 Kürd çocuğunu öldüttü.

Erdoğan döneminde öldürülen Kürd çocuk sayısı bunlarla sınırlı değil. İşte bunlardan bazıları.

Zilan Demir (8 Yaş) 2006

Şilan Demir (6 Aylık) 2006

Mizgin Demir (12yaş)2006

Evin Dilan Demir (10yaş)2006

Nazar Çetinkaya( 2yaş) 2006

Nazlı Çetinkaya (4yaş) 2006

Abdullah Çetinkaya (9 Aylık) 2006

Hasan Marangoz (14yaş) 2006

Mahsum Mızrak (17yaş) 2006

Abdullah Duran (9), Diyarbakır

Enes Ata (8), Diyarbakır

İsmail Erkek (8), Diyarbakır

Fatih Tekin (3), Batman

Ahmet Araç (17), Mardin

Mahsum Mızrak (17), Diyarbakır

Emrah Fidan (17), Diyarbakır

Mizgin Özbek (10), Batman

Yahya Menekşe (17), Şırnak

Abdülsamet Erip (14), Hakkâri

Maziye Aslan (8), Van

Hakan Uluç (10), Siirt

Caziye Ölmez (16), Şırnak

Ceylan Önkol 12 Yaş Lice D.Bakır

İbrahim Atabay (17) - Van -Çaldıran

Mehmet Uytun 1,5 yaş Cizre

Diren Basan 10 yaş- Şırnak

Canan Saldık 16 yaş Van

Enver Turan 13 yaşında Hakkari/Yüksekova

Ahmet Emre 12 yaşında Şırnak

Umut Furkan Akçil 7 yaşında Silopi

Bu saydığım Kürd çocukları Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk devletine Başbakanlık ettiği dönemde Türk polisi ve askeri tarafından katledilmişlerdir.

Kürd çocuk katili Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a sormak lazım.

Türk polisi ve askeri tarafından katledilen bu çocuklar okulda, evlerinin önünde, tarlada ve bağ bahçede değilde eli silahlı terörist miydiki katlettiniz?

Peki bu ağzı süt kokan Kürd bebelerin hak hukuku ne olacak?

Olmadı Recep efendi!

Başkalarından hesap soracağınıza bir aynaya bakın. O ayna da Kürd çocuklarının yakanıza uzayan o minicik ellerini göreceksiniz. Bu dünyada rüyalarınızın misafiri, inandığınız o dünyada mahşer gününde davacınız olacaklardır.

Bunu hiç ama hiç unutmayın. Biz unutmayacağız.

Artık şu külhanbeylik numaralarınız beş para etmiyor. Öyle heybeden atmakla birkaç Arap teröristin aferinini alsanızda alnınızdaki katil damgasından kurtulamasınız.

"Lübnan'da yakın tarihte yaşanan acıları biz de yüreğimizde hissettik. Beyrut kuşatma altındayken bizler adeta kendimizi kuşatılmış hissettik. Şatilla'da dökülen kanlar bütün bölgeyi olduğu kadar bizleri de rencide etti. Refik Hariri şehit edildiğinde acısını bizler de yaşadık. Lübnan'a acımasızca yağan bombalar, insanlık dışı saldırılar bizim de yüreğimizi sızlattı. Biz nasıl Lübnan'ın acılarını yüreğimizde hissettiysek ben eminim Lübnanlılar da Akdeniz'in ortasında Mavi Marmara'da şehit edilen 9 Türkün acısını yüreğinde hissetti."

"Akdeniz'de korsanlık yapanlara, masum sivilleri ve çocukları katledenlere karşı hakkı savunmaya devam edeceğiz. Bizler insanlık adına, vicdan adına, masum yavrular adına Kudüs demeye, Gazze demeye, Beyrut demeye devam edeceğiz. Biz barış diyeceğiz, adalet diyeceğiz, biz uluslararası hukuk diyeceğiz ve biz gerektiğinde katile katil diyecek, katilden bütün yaptıklarının hesabını da Allah'ın izniyle soracağız. Bundan kimsenin şüphesi ve endişesi olmasın.“

Ah vah Recep!

Hele o övündüğün Türk'ün kara tarih sayfalarına bir bak.

Övündüğünüz “üç kıtada at oynattık” ile kaç milleti tarihte yok ettiniz?

Ha onlar tarih mi oldu?

Peki daha henüz tarih olmayacak bu yakın zamanda kaç milyon Ermeni, Asuri-Suryani, Rum ve Kürd öldürdünüz?

Sason, Hazro, Koçuşağı, Mutki, Bıcar, Tendürek, Savur, Zilan, Oramar, Şeyh Sait, Ağrı, Pülümür ve Dersim İsyanlarında ne kadar Kürd öldürdünüz?

Ya şu 17 bin Kürd sivil insanın kalorifer kazanlarında, asit kuyularında yakanlar kim?

Faili devletiniz olduğu tarih kayıt altına aldı.

Devlet arşivi elinin altında. Yaban ellerde o kadar atmadan önce benim atalarım ne halt işlemiş diye bir bak. Övünülecek bir şey olmamanın ötesinde size yüz kızartıcı bir miras bıraktıklarını göreceksin. Gerçi o kadar yüzsüz bir milletsiniz ki, kızaracak yüzünüzde yok.

Katil sürülerisiniz. Çapulcusunuz. Ölülerinizi İsrail'e pazarlayacak kadar alçak bir devletsiniz. Ölüleriniz bile para etmiyor.

İşin tuhaf tarafı İsrail devlet adamları Erdoğan'ın bu tehditlerine karşı resmi ve gayri resmi olarak tek bir demeç vermemesidir. Meseleye yakında bakılırsa Erdoğan'ın popülist çıkışının ciddiye alınmadığıdır. Söylediklerini seçim atmosferine bağlıyorlar iddiaları var. Bana pek doğru gelmiyor. Asıl meselenin İsrail'in Türkiye'yi kaybetmek istememesinden kaynaklanıyor. Bu nedenle aralarındaki krizi aşmak için büyük bir uğraş veriyor.

İsrail ve Türkiye aralarında derinleşen krizi aşmak için İsviçre'nin Cenevre şehrinde bir araya geldi. Kamuoyuna yansıyanlara bakıldığında verilmek istenen mesajın toplantının olumlu geçtiği şeklindeydi. Hatta Carmel yangınını sündürmek için Türklerin yaptığı yardım bunun örneği gösterildi.

Fakat aralarındaki kriz bu sıradan yardımla aşılacak kadar basit değildi. Sorun Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlık ettiği devletin İsrail devletinin varlık nedenine yönelik tutumudur. Bu tutum bugünde değişmiş değildir.

Bu bağlamda Türkiye'nin Mavi Marmara operasyonundan dolayı İsrail'i küçük düşürmek için dayattığı “özür dileme ve tazminat ödeme” meselesinin İsrail tarafından kabul görülmesi kabul görüleceği pek inandırıcı gelmiyor. Duruma bakılırsa her ne kadar bazı çevreler olumlu mesajlar vermek istesede resmi kanakların verdiği mesajlara bakıldığında aralarındaki krizin ha demekle aşılacağı yok.

İsrail-Türkiye arasında süren krizi aşmak için ikili görüşmeler sürerken Türk medyasında “İsrail özür dileyecek ve tazminat ödeyecek” haberleri boy gösterdi.

İsrail'i yetkililer bu haberleri yalanladı.

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman; “Türkiye’den özür dilenmesi teröre teslim olmaktır” dedi. Ve tazminat ödemesinin mümkün olmadığını ekledi.

Hatta Knesset Başkanı ve Likud milletvekili Danyy Danon bu konuyu bir önerge ile meclis gündemine taşıdı. Yaptığı konuşmada; "İsrail devletinin deniz komandolarımızı yaralayan teröristlere tazminat ödemesi düşünülemez. Böyle bir tazminat teröre teslim olmak ve bu tip olaylara davetiye çıkartmaktır. Hükümetimizin de tutumunun bu olacağından eminim" dedi.

Danyy Danon'un sözkonusu önergesi İsrail parlamentosunda (Knesset) Çarşamba günü ele alındı.

Danyy Danon, Knesset'e yaptığı konuşmada; "İsrail'in Türkiye'den özür dilemesi gerektiğini düşünen biri varsa delirmiş olması gerektiğini" söyledi.
Ulusal Birlik partisi milletvekillerinden Arye Eldad ise; "Geçmişten bugüne İsrail'e el kaldıran pek çok terörist öldürüldü, onların aileleri şimdi tazminat isteseydi herhalde bunu reddederdik"
dedi.

Hükümet adına Dışişleri Bakan Yardımcısı Dani Ayalon konuştu. Konuşmasında Ayalon; "Türk hükümetinden özür dilenmesi gibi bir niyetin olmadığını açıkça ifade ediyorum" dedi.

İsrail boyutunda bunlar yaşanırken Türkiye tarafında aç kalmış tavuğun rüyasında kendini buğday ambarında görmesi gibi bir durum yaşandı.

Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan eski nakaratını tekrarladı. “İsrail’le ilişkilerimiz Tel Aviv bizden özür dilemediği ve tazminat ödemediği sürece düzelmeyecek” dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, daha da ileri giderek, “İsviçre'de tazminat şartımız kabul edildi, ama rakam göndeme gelmedi” diyerek ölü pazarlamacı rolünü oynadı.

Ama internet dünyasına 1 milyon dolar diye kayda geçti.

Türk devleti aç kalmış tavuğu oynuyor.

Ama ölüleride para etmiyor.

Bir devlet düşünün ki, ölü satıcılığını kendine meslek edinmiş.

Gerisini siz düşünün!

Kürt sorunu”nun çözümünü AKP hükümetinden bekleyen Türkiyeci Kürdler iki kez düşünmelidir. Hani şu meşhur “yetmez, ama evet” diyen kesim.

18 Aralık 2010

bedrimedler@hotmail.com

Bedri Medlerin makalesi genel hatlariyla cok güzel ifade edilmis bir analiz, katilmamak mümkün degil ama tam olarak ayaklari üzerinde oturtmamis maalesef. AKP sahsinda türk devletinin soykirimci, katil, ikiyüzlü, kalles politikalari desifre edilirken tek bir pencereden olaya bakmis, buda makalenin  tek ayak üzerine oturtulmasi gibi sakat ve eksik  bir durum yaratmis. Keske bu Analizi  genel olarak türk devlet politikasini gözönüne alarak yapabilseydi.. AKP yi devletle özdeslestirmek Bedri Medler,i devletin taseronu, stratejisinin "kürd" ayagi olmus PKK,nin düzeyinde bir degerlendirmeye götürmüs. PKK ve onun legal kolu BDP de sözde Kürd haklarini savunurken AKP,yi adeta devletle özdeslestirerek saldiriyorlar, aslinda bu yapay saldirilarin hedef sasirtmadan baska birsey olmadigi cok acik ama Müritlesmis sürüleri bu sekilde yanlis yönlere yöneltip gazini devletin bekaasi icin bosaltiyorlar...Bu naletli politikalari en acik sekilde Referandum oylamalarinda gördük.Simdide ne idügü belli olan cilalanmis sloganlarla neye hizmet ettigi gün gibi acik "demokratik özerklik" dedikleri ama aslinda Kürd halkini bu illuzyonist sloganla devletin kucagina atan, 100 yillik bagimsizlik hayalini, ulus olarak tarih sayfasinda yer almak isteyen Kürd ulusunun ulus olma hakkini bogmak oldugunu "yetmez ama Evet"ci olan bizlar biliyoruz.  PKK-BDP nin Referandumoylamasinda nasil MHP-CHP-ORDU-YARGI- ile ayni kulvarda yürüdügüne hep birlikte sahit olduk... Bedri Medler "yetmez ama Evet"ciler dedigi ve türkiyeci dedigi kesimleri manipulativ bir söylemle itham edecegine, PKK-BDP nin sözde "boykot" karari ile Ergenekoncu partiler (CHP-MHP-IP) ve ergenekon karargahi Genelkurmay ile nasil bir kirli oyunun figuranlari oldugunu görebilse bence Kürd halkina daha yararli bir hizmet etmis olur. Örnegin PKK,nin basi soysuz-devsirme Apo,nun "boykot" yapilsin ama "Hayir"da denilebilir,in ne manaya geldigini AKP,yi bu kadar güzel tahlil eden Bedri Medler,in anlamamasi mümkün degil. Yine Hakkari, Yüksekovada  "Boykot"un Dersimde nasil "HAYIR" a dönüstügünüde Analiz ederse bence eksik kalan Purzleyi yerine koymus olur...  

  Sevgili Kritiker, dikkat edersen bir makaleden bahsediyoruz incelemeden değil bu bağlamda esas sorunumuzun tüm boyutunu böylesi kısa bir makalede vermek mümkün olmadığını sizinde bilmeniz gerekir ki sorunun bir boyutunuda siz koymuşsunuz puzzl tamamlandı mı? Elbette değil sorunumuz o kadar boyutlu ki, makalelere sığmayacak kadar kapsamlı bu nedenle okuyucu mutlaka aradığının hepsini bulmayabilir bunu belirtmem bile gerekmiyor bildiğine eminim Apoculuk boyuntundaki vurguların yerinde düşüncelerimle örtüşen bir yaklaşım aslında boykot yanlış değildi fakat boykotu millet olmadan doğan haklarımız açısında yerli yerine oturtucak yurtsever bir güç yoktu oyum olmasada boykot diyenlerdenim bu konuda çok yazıda yazdım gerekçelerinide koydum bana göre Türk egemenlik sistemin farklı kanatları arasında Kürdlerin tercih yapma lüksleri yok toptan redediş esas yaklaşımım Apocu kontra çetesinin boykot tavrı farklıydı aslında onların esas tavrı “hayır”dı fakat Kürd halkının duruşundan dolayı “hayır” diyemediler “hayır”ı boykot ile örtmeye çalıştılar bunu kaç kişi görebildi dersiniz? Bir elin parmaklarını geçmez bence önemli olan bir başka konu daha var bana kalırsa bu konuda yoğunlaşmak gerekiyor nedir bu? İsrail-Türkiye ilişkileri bu konuda çok yazdım hemde okyucuyu bıktırırcasına bana göre öyle gerekiyor ben bu konuyu çok önemsiyorum dikkat ederseniz İsrail'in ortadoğuda en derin ilişkileri Türkiye ile var bu bizim için büyük bir tehlikeye işaret eder bu ilişkinin bozulmasında Kürdlerin sayısız faydası var bu nedenle Kürdler Türkiye-İsrail ile ilişkilerini dikkalice takip etmeliler İsrail'in ortadoğuda çok az ülkeyle ilişkileri var ilişkisi var olan ülkelerde Kürd düşmanı güçler bu ilişki bozuldukça doğal olarak Kürd-İsrail ilişkileri gelişir gelişecek bu ilişkilerde sayısız faydamız var şunuda dikkat çekeyim son dönemlerde bozulan İsrail-Türkiye ilişkisi salt başına AKP hükümetiyle sınırlı değil Türk devletinin dönem politıkası 2003 1 Mart tezkerisini mecliste çıkartmayan aslında türk ordusuydu türkiyenin korkusu var ne olduğunu biliyorsun kimi çevreler krize giren israil-türkiye ilişkisini AKP'nin din eksenli siyasetine bağlıyorlar bunun etkisi elbette var, ama esas nedeni bu değil ilişkinin bozulmasının esas nedeni Türklerin Filistin hamiliğine soyunmasıda değil esas mesele ABD-İsrail tarafından izlenen BOP'dir bu proje sorucu Güney Kürdistandaki kazanımlardır Türklere göre buna yol açanlarında ABD ve İsrail'in oluşudur BOP bitmiş değil zaman zaman duraksamalar olsada süreç devam ediyor israil-abd hedefinde iran var türklerin en büyük korkusu bu bu korku sadece akp'nin değil, bir bütün olarak sistemin tüm kanatlarının korkusu son dönemlerde israil-türkiye ilişkileri üzerine yazdıklarıma bu gözle bir bak uzun oldu, kesiyorum saygılarımla

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.