Ana içeriğe atla

Apoculuk ve Hizbullahçılık Türk egemenlik sistemin birer projeleridir.

Kürd Milletinin Başına Musallat Edilmiş Belalardır

Türk egemenlik sistemi tarafından kurulan, palazlandırılan ve Kürd milletinin üzerine saldırtılan birer kontra hareketlerdir.

Bu ortaya saçılan belgelerle kanıtlanmıştır.

Fakat orta da Türk egemenlik sistemine karşı örgütlü yurtsever bir alternatif olmayınca sistem tarafından sanki bu her iki kontra örgütün TC devletine karşıymış gibi topluma yeniden empoze edilirken bir zorluk çekmemektedir.

Kamuoyunda her ne kadar PKK'nin Kürd millet hakları verdiği ve Hizbullah'ında PKK'ye karşı devletin çıkardığı bir örgüt izlenimi verilmeye çalışılsada işin gerçeği başkadır.

A. Öcalan ve Hüseyin Velioğlu birer kontradırlar. Devletin derin dehlizlerinde yetiştirilen, kendilerine örgüt kurdurulan, her alanda desteklenen ve Kürd milli potansiyelini tasviye etmeyle görevlendirilenlerdir.

Onları izleyenlerde birer maşadan ibarettirler. Çoğu bunun farkında bile değildir. Olup biten budur.

İnanmayan Apocu mankurtların sergiledikleri tavra baksınlar.

Apocu mankurtlar bulundukları mevki ne olursa olsun yetkisiz ve etkisiz yalakalaşmış kişiliklerdir. Veley ki, bilmeden ağızlarında bir söz döküldü. Ki zaman zaman bu oluyor. Bilinen şu ki, bu yalakalar düşünerek kendi düşüncelerini açıklayamazlar. Düşünceleride zaten yoktur bunların. Birileri onlar adına düşünür, onların kulaklarına üflenir, onlar sadece onu dile getirirler. Zaman zaman bulundukları alanlarda sorulan sorulara cevap verirler. Çoğu zaman verilen cevap onlar adına politıka belirleyenlerin düşüncesiyle uyum sağlamaz. Bu nedenle söyledikleriyle haddini aşarlar. Hemen kulakları çekilir. Hem de kamuoyu önünde aşağılanarak, rendice edilerek, ölümle tehdit edilerek yapılır. Onlarda bunu sineye çekerler. Kuyruklarını bacakları arasına çekerek dediklerini yutarlar. Tükürdüklerini yalarlar. Hepsi birer şamar oğlanına düşmüşlerdir.

Böyle siyaset adamı mı olur? Oluyor işte! Apocu çete örgütlenmesinde olan biten bu.

Bunun sayısız örneği var.

Diyarbakır Büyük Belediye Başkanı bir laf etti.

A. Öcalan onu aşağılamakla kalmadı. Ölümle tehdit etti. Baydemir namuslu olsaydı gereken cevabı verirdi. Ama iradesiyle birlikte namusunuda Öcalan'a teslim ettiği için olan biteni “normal” gördü.

Kuşkusuz bu durum sadece Osman Baydemir ile sınırlı değildir. Bir bütün olarak tüm Apocu mankurtlar için geçerlidir.

İkinci örnek. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bir laf etti. Türk meclis başkanı “bunun bedelini öderler” dedi. Arkasından Selahattin Demirtaş çağrıldı. Kulağı çekildi. Basın önüne çıkarıldı. Türk meclis Başkanı ile “aynı düşünceleri paylaşıyoruz” diyerek daha önce dediklerini yalanladı.

Aynı durum Hizbullah için de geçerlidir. Gündeme geldiğinde efendileri olan Türk polis ve asker şeflerinin dediği şu oluyor:

Onlar mı, kontrol altında"(!)

Buna şüphe yoktu.

Onlar dediği Hizbullah kontrol altındadır. Dün de öyleydi, bundan sonra da öyle olacaktır. Niye olmasınlar? Devletin Kürdlere karşı örgütlediği kontra bir örgütü de ondan.

Her iki kontra örgütü idare eden merkez aynıdır.

Bu merkez de Türk Genelkurmayıdır.

Bu her iki örgüt eliyle Kürd milleti terörize edildi.

Öylesine bir vahşet sergilendi ki, iç ve dış baskılar sonucu sistem onları “tasviye” ediyor izlemini yaratmak zorunda kaldı.

PKK'nin kontra liderini İmralı “anakarargah”ına çekti.

Hizbullah liderini öldürdü. Kimine göre de bu süs verildi. Yarın yeniden Hizbullah'ın başına getirilirse kimse şaşırmasın.

Kimi önder ve tetikçilerinide tutukladı.

Şimdi de henüz mahkemeleri daha bitmeden hepsini serbest bıraktı.

Cemal Tutar, Edip Gümüş, Rıfat Demir gibi kontra elebaşları, yüzlerce üye ve tetikçisi davulu zurnalı halaylarla “Allah Allah” nidalarıyla taraftarlarınca karşılandılar.

Bu salıvermeler ardında kendiside bir Hizbul-Kontra olan Mehmet Emin Çelik, "Herkes, Hizbullah ile yaşamayı öğrenmelidir" diye tehdit savurdu.

Hizbullah ile yaşamanın ne anlama geldiğini herkesten çok Kürdler bilir.

Bu neyin nesiydi?

AKP'nin eseri.

Bir de, “Yetmez, ama evet” diyenlerin tabi.

Yetmez, ama evet” ile ortaya çıkan Türk Anayasası nur topu gibi Hizbullah afını doğurdu.

Vatana millete hayırlı olsun” diyemiyoruz.

Vatan ve millete ne ettiklerini biliyoruzda ondan.

Dün ne yaptılarsa bundan sonra da aynı şeyi yapacaklardır.

Dün ne yapmışlardı?

Hatırlayalım.

İddiamalere geçtiği kadarıyla bu kontra örgüt 185 kişiyi domuz bağıyla boğmuş, başlarına çivi çakılmış, uzuvlarını kesmiş ve korkunç işkenceler sonucu öldürülmüşlerdi.

Tam bir vahşet yaşanmıştı.

Şimdi bu caniler, “yetmez, ama evet” diyenlerin desteklediği AKP hükümeti tarafından serbest bırakıldılar. Toplum içine saldılar.

Şimdiden bile kendilerine siyaset yapma adresi gösterildi.

İmralı'daki kontrabaşı fetva çıkardı.

İsterlerse DTK bünyesinde siyaset yapabilirler diye buyurdu.

Onu mankurt Ahmet Türk takip etti.

Olmayacak bir iş değil.

Bazen çatışırlar, bazen sevişirler.

Fakat vazgeçmedikleri ortak bir amaçları var.

Kürd yurtseverlerini katletmek.

Bu yönüyle Türk egemenlik sistemi onları istediği zaman çatıştıracaktır.

Kaos ortamı yaratacaklardır. Nerede bir Kürd severi varsa katledeceklerdir.

Kürdleri terörize edip, bir korku ortamı yaratacaklardır.

Bu ortamda Kürd milli hareketin yurtsever temel de örgütlenmesinin önünde engel olmaya çalışacaklardır.

Türk egemenlik sistemin inkar ve imha politıkasına kolaylık sağlayacaklardır.

Bu ortak amaçlarıdır.

Eskide yaptılar, bugünden sonra da yapacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın.

Apoculuk ve Hizbullahcılık Kürd millet başına musalat edilmiş iki beladır.

Kürd milleti bir yandan Türk egemenlik sistemin çarkıyla yok edilmeye çalışılırken diğer yandan da sistemin bu iki kontra örgütünün dişlileri arasında ezilmeye terkedilmiştir.

Yurtsever Kürd aydın ve siyasetcisi devre dışıdır.

Sadece uzaktan bir seyirci konumundadır.

Bu koşullarda Türk egemenlik sisteminden Kürdler lehine olumlu bir adım beklemenin alemi yok. Bu rehavete kapılmanın gereği yok.

Yapılması gereken belidir.

Bu şer cephesine karşı yurtsever Kürd hareketin millet olmadan doğan hakları zemininde örgütlenmesi ve her anlanda sistemle kopuşun amansız mücadelesini vermeyi zorunlu kılıyor.

Yapılması gereken budur.

Bu yapılmasa bir yurtseverin ikidebir dediği gibi Kürdler bir tren daha kaçıracaktır.

Bu da Kürd milletinin felaketi olur.

11 Ocak 2011

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.