Ana içeriğe atla

SOYKIRIM İTİRAFI / Ömer ÖZMEN

"Kararı MGK verdi. İnfazları Mehmet Ağar'a bağlı bir suç örgütü gerçekleştirdi."

Bu sözler,Türk devletinin kontur-terör daire başkanı Mehmet Eymur e aittir.

Eymur, geçtiğimiz gün failli meçhul cinayetler davasında, Milli Güvenlik kurulunca haklarında ölüm kararı verilen 54 kürt işadamının listesini mahkemeye sundu.

Kürt işadamlarının MGK kararıyla katledilmesiyle başlayan cinayetler serisiyle, 90 lı yıllarda kuzey kürdistanda yaklaşık 17 bin insan yok ediliyor.

Diğer bir ifade ile, devletin en üst yöneticileri tarafından tasarlanan bir soykırım yapılıyor.

Bu soykırım uygulaması; Saddam Huseyin gibi tek seferde değil, zamana serpiştirilerek sinsice gerçekleştiriliyor. Dünya kamuoyundan gizlenmesi başarılıyor.

90 lı yıllarda Türk devlet yöneticilerinin çoğu, bölgenin militarrizasyonu ortamında bir kısım kürt işadamıyla eroin ve silah kaçakçılığı yaptığı bilinmektedir.

Ancak; Sovyetler Birliğinin dağılması üzerine, bağımsızlaşan Azerbeycan ve Nahçıvan Özerk bölgesi, uyuşturucu ticaretinin geçiş güzergahları olarak belirleniyor. İnterpol un dikkatini dağıtmak için Afganistan ve İran üzeri gelen uyuşturucunun Türkiye ye uğramadan Avrupa ya taşınması tasarlanıyor.

Ancak; Türk Gladyosu nun eroin ticaretinde kullandığı Nurettin Güven in Frankfurt’ta yakalandıktan sonra Alman poliisne verdiği ifadede belirttiği gibi, uyuşturucunun Türkiye piyasası, 20 kürt ailenin denetiminde kabul ediliyor. Ve bunların tasfiye edilmesi kararı alınıyor.

Kuzey Kürdistandaki soykırım uygulaması; özellikle Türk derin devleti ile birlikte uyuşturucu ve silah ticareti yapan Kürt işadamlarının ortadan kaldırılmasıyla başlıyor.

Böylece, soykırıma, iç ve dış kamuoyunda meşruiyet aranıyor.

Kürdistan da tezgahlanan savaşın finans kaynağı olan uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, 90 lı yılların ortalarından itibaren tamamen Türk derin devletinin kontrolu altında yapılıyor. Bu tarihe kadar kısmen devlet denetimi dışında varlığını koruyan lokal mafya grupları tasfiye ediliyor. Kürt kökenli olanlar ayıklanarak bir bir ortadan kaldırılıyor.

Tansu Çiller iktidarı döneminde, Hükümet, MGK ve ülkücü mafya bütünleşmesi gerçekleştiriliyor.

Bu dönemi; Gladyo araştırmalarıyla ünlü olan Türk yazarlardan Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, şöyle açıklıyorlar:

"Türkiyede uyuşturucu piyasasını 20 Kürt aile elinde bulunduruyordu. 1990 yılındaki körfez savaşından sonra BM kararıyla Irak a ambargo uygulanması, Türk ekonomisini alt üst etmişti.

Ambargonun bir kaç yıl uygulanacak olması, Türkiye ekonomisinde çok önemli açıklar meydana getirecekti. Devlet büyükleri düşündüler ve uyuşturucuya yol vermeye karar verdiler.

Ancak bu işin yine Kürt ailelerce yapılması, Kürtlerin büyük güç olması istenmiyordu.

O halde ne yapılacaktı ?

Önce yolları kesildi. sonra failli meçhul cinayetler başladı."

"( Soner Yalçın-Doğan Yurdakul, Reis, sa: 337-338)

Irkçı bir temelde yeniden reoganize edilen Türk Gladyosu, Uyuşturucu ve silah kaçakçılığında daha önce işbirliği yaptığı Kürt ve gayri müslim kesimlerin fermanını hazlamıştı.

26 Aralık 1992 de Şeyhmus Daş, 31 Aralık 1992 de Osman Ayanoğlu, ülkücüler tarafından öldürüldü. Bu kişiler, daha önce Mit bağlantılı olarak eroin ticareti yapıyorlardı.

14 Ocak 1984 te Behcet Cantürk, şöförü ile birlikte kaçırılarak öldürüldü. Cantürk, zırhlı otomobili ile evine giderken, İstanbulun en işlek caddesi olan Bağdat caddesinde, üzerinde polis sinyal lambası bulunan iki araç tarafından yolu kesiliyor.

Polis yelekli ve ellerinde emniyet telsizleri ile makinalı silahlar bulunan kişilerce kaçırılıp bilinmiyen bir yere götürürlüyor. Otomobili ile kaçırılan Cantürk ve şöförünün cesetleri, bir gün sonra Adapazarı nın sapanca ilçesi yakınlarında bulunuyor.

Bu olayın ardından 14 Kasım 1994 tarihinde Cantürk ün avukatı olan Medet Serhat ile şöförü Ismail Karaalioğlu,otomobillerine yapılan saldırı sonucu öldürüldüler. Medet Serhat, 1960 larda "49 lar Davası" olarak bilinen davada yargılanmış ve Kürt halkı tarafından sevilen bir yurtseverdi.

25 Şubat l994 te yine Kürt halkı tarafqndan sevilen ve sayılan Avukat Yusuf Ekinci, Ankara da kaçırılarak öldürüldü.

25 Ocak 1994 te Lice li Safa Erciyes, Ankara da kaçırılarak öldürüldü.

14 Aralık 1994 te Kürt Avukat Faik Candan Ankarada kaçırılarak öldürüldü.

28 Mart 1994 te Liceli Oto Galericisi Fevzi Aslan ve Salih Aslan, yine polis elbiseli, otomotik silahlı kişilerle, "bizimle Emniyette geleceksiniz! "denilerek kaçırılıyor. Aslan ların cesetleri, Sakarya-Hendek yakınlarında, kafalarına kurşun sıkılmış halde bir tarla içinde bulunuyor.

Behcet Cantürk ile Aslan ı öldüren silah aynıdır.

3 Haziran 1994 Kürt işadamları,Savaş Buldan,Hacı Karay,Adnan Yıldırım , İstanbul Çınnar Otel in gazinosundan çıktıkları sırada, polis giyimli, ellerinde telsiz ve otomatik silahlar bulunan kişilerce kaçırıldılar. Bunların cesetleri de yine aynı güzergahta bulunan Bolu ilinin Hacılar köyü yakınlarnda bulundu.

Kaçırılarak öldürülen kişiler sadece Kürt mafyasının elemanları değil, Kürt siyaset dünyasının saygın şahsiyetleri ve işadamları yanında Yahudi kökenli işadamları da bulunuyor.

Bunların çoğu , daha önce ölüm listesinde olduklarından haberdar olarak Susurluk mafyasına yüzbinlerce dolar tutarında haraç da vermişlerdir. Behçet Cantürk ve Savaş Buldan ın daha önce, isimlerinin ölüm listesinden çıkartılması için yüzbinlerce dolar tutarında, susurluk çetesine haraç verdikleri, yakınlarınca anlatıldı.

"Mateo Almaslino Azınlık bir Türk vatandaşı. İstanbul Çırağan Oteli ndeki odasında Abdullah Çatlı nın ekibinden, Ülkücü Ertuğrul Özgül tarafından elleri, ayakları bağlandıktan sonra tehdit edildi. Alnında dayalı susturucu takılmış tabanca zoruyla, Fors Altın Döviz Şirketindeki hiselerini, otel odasında devretti. " (Soner Yalçın, Doğan Yurdakul-Reis-Sayfa: 290)

1995 yılında Yahudi işadamı Nesim Malki, daha önce iş ortağı bulunduğu Erol Evcil ve Abdullah Çatlı tarafından önce haraca bağlandı sonra feci bir şekilde öldürüldü.

Malki, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel in sağ kolu olan Banka hortumcusu eski devlet Bakanı Cavit Çağlardan alacaklıydı. Tekstil sektöründe Erol Evcil de Malki ye borçlu bulunuyordu.

Yine 1995 yılında Borsacı Yener Kaya da Çatlı ve Evcil ekibince öldürüldü.

Susurluk skandalı sonrası, İstanbulun Lüks semti olan Ataköydeki "DILKOM" adlı bir konut sitesinden çok bahsedildi.

90 lı yılların ortalarına kadar Türk Gladyosu ile birlikte çalışan ve daha sonra teker teker öldürülen Kürt "İşadamları" ile Baybaşin in yukarıda isimlerini açıkladığı Mehmet Ağar ve diğer devlet yöneticilerine ait lüks daireler, bu sitede yan yana bulunuyordu.

1996 tarihinin satınalma gücü ile tanesi yaklaşık 250 milyar liralık olan daireler, Türk görsel medyasında günlerce gösterildi.

Kaçırılarak öldürülen Kürt işadamı Savaş Buldan ın eşi Pervin Buldan, Eşinin kaçırıldığı gün, aynı kooperatif villasına kapı komşusu olan dönemin Emniyet Genel Müdür Mehmet Ağara gidip kocasının akıbetini soruyor.

Pervin Buldan, Türk medyasına yaptığı açıklamada; Mehmet Ağar’ ın kendisine; "Pervin hanım merak etme. Yarın gelecekler" diyor.

Fakat ertesi günü kocasının cenazesinin geldiğini belirtiyordu.

Eşinin öldürülmesinden yıllar sonra, trilyonluk mirasına sahip olan Pervin Buldan PKK nin yasal partisi olan BDP listesinden milletvekili seçilerek Türk parlamentosuna girdi.

Buldan, İmralıda hükümlü bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan ile MİT ve İmralı arasında arabulucuk görevini yürüttüyor.

Türk devletinin en üst düzeydeki istihbaratçısı Mehmet Eymur’un bugün mahkemede, "kararı MGK verdi. Mehmet Ağar’ın yönettiği suç örgütü infaz etti" itirafı, bir soykırım itirafıdır. Bugüne kadar soykırım suçlularının ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşması, bunların mevcut iktidar da dahil tüm hükümetlerce korunduğunu gösteriyor.

Kürt soykırımının, Kürt cenahından tepkisizlikle karşılanması ise ilginçtir.

Failli meçhulerin kanı üzerinde siyaset yürüten ve Kürt siyasetini kontrol eden HDP ise, gündemini tamamen Türk parlamentosunda yer alma çalışmasına kilitlemiştir.

Eymur un soykırım itirafını görmüyor veya görmek istemiyor.

Devletin en üst yönetim organı tarafından tasarlanan bir soykırım uygulanmasının uluslararsı platformlara taşınması için nüfüz ettiği kitlesini seferber etmiyor. Bu kitleyi, Türk parlamentosunun seçim hesaplarına yönlendiriyor.

11.04.2015

Varto

Yeni Yorum yaz

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.