Skip to main content
Submitted by Aso Zagrosi on 4 June 2015

Tarihten Ders almak ve Barzani Örneği!!!

Aso Zagrosi

Bazen Kürd siyasal ve edebiyat çevrelerinin acıkmalarına baktığım zaman hayretler içinde kalıyorum.

Birileri Kürd siyasal örgütlülüğün tarihçesini kendisiyle başlatıyor!!!

Başkası Kürd edebiyat tarihini kendisiyle başlatıyor.

Bir başkası Kürd dil çalışmalarını kendisiyle başlatıyor.

Başkaları Kürd tarih ve edebiyat çevrelerinin yıllardan beri üzerine yoğunlaştıkları bir sorun hakkında bir şeyler yazıyor ve hiç yeni bir şey söylemeksizin “ben bu konuyu ilk olarak gündeme getirdim” diye çıkıyor.

21.yüzyılda hala böyle cehaleti yaşayabiliyoruz.

Bu trajik durumun esas nedenlerinden biri Kürd ulusal, toplumsal, kültürel ve siyasal bilincinin yokluğu yada eksikliğidir.

Yoksa bu söylemlerin sahipleri çoktan alay konusu olurdu.

Daha fazla eski tarihe gitmeksizin, Kürdistan Mirleri, Şêx Ubeydulah Nehrî, Şêx Mahmud Hûkûmdarlığı, Xalid Begê Cibrî önderliğinde kurulan Kürdistan Bağımsızlık Cemiyeti ve akabinde gelişen 1925 Devrimi, Ararat Cumhuriyeti, Dersim Direnişleri, Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti daha sonra ortaya çıkmış Kürd hareketlerine muazzam bir ulusal ve tarihi tecrübe bıraktı.

Geçen yüzyılın 50’li, 60’lı ve 70’li yıllarında Kürdistan’ın farklı parçalarında ortaya çıkan tüm hareketler “miras retçiler” dahil hepsi daha önce Kürdistan topraklarına atılan ulusal tohumlar üzerine şekillendiler.

Bugün Kürdistan’ın hangi taşını kaldırırsak, kaldıralım bizden öncekilerinin Kürd ve Kürdistan davası için verdikleri bedeller, çektikleri acıları, zorlukları, hayalleri ve hatalarını görüyoruz..

Bizim kuşak bizden öncekilerinin “emeklerini inkar ederse” kökünden kopmuş bir ağaca dönüşür ve kurur. Bir sonraki kuşak kendisinden önceki kuşağının hatalarıyla birlikte doğrularını inkar ederse ulusal kolektif bir hafızanın oluşumu zorlaşır..

Kürdistan’ın farklı parçalarında Kürd Ulusal Hareketi doğru ve yanlışlarıyla büyük mesafeler katlederek , tarihsel bir dönemece gelmiş bulunmaktadır. Geçmişte tüm dünya devletlerinin kapıları Kürdlere kapalıydı. Şimdi ise tersi bir durum var. Büyük süper güçlerden orta ve küçük devletlere karşı herkes en üst düzeyde Kürd delegasyonlarını karşılıyor. Devlet Başkanları ve başbakanlar Güney Kürdistan’ın başkenti Hewlêr’i ziyaret ediyor ve üst düzeyde görüşmeler yapıyorlar.

Dış koşullar bağımsız Kürdistan devletine ilan etmeye çok uygun. Kürdlerin esas sorunu içte.. Fars ve Türklerin Güney Kürdistan üzerine sahip oldukları hegemonyayı kırmak, partileri devlet kurumlarından uzaklaştırarak devlet kurumlarını çağdaş bir şekilde yeniden örgütlemek ve hukuk altına almak gerekiyor.

Güney Kürdistan’ın kendi içindeki birliği sloganlar, demeçler ve boş kararlarla olmaz. Somut, gözle görülen ve el ile tutulan pratik adımlar gerekiyor.

Eğer Güney Kürdleri bu tarihsel anı kaçırırlarsa, başkalarından değil, kendilerinden aramalılar.

Mele Mustafa Barzani’den Mesud Barzani’ye Nereden Nereye..

Geçen Nisan ayında Güney Kürdistan’dan resmi bir Kürd delegasyonu Paris’i ziyaret etmişti.

Fransız basınında çıkan bazı resimler bir hayli dikkatimi çekmişti.

Yahudi asılı Fransız Filozof Bernard-Henri Lévy (BHL) geçen Mart’ta Güney Kürdistan’da bazı savaş cephelerini doğrudan gezerek savaşın gidişatı hakkında doğrudan bilgi sahibi olmaya çalıştı. BHL geri döndüğü zaman Kürdlere ilişkin bir dizi olumlu yazılar yazdı ve röportajlar verdi.

BHL Paris’e dödükten sonra 1 Nisan günü Elysée Sarayında gerçekleşen toplantıya ön ayak oldu.

Elysée Sarayında gerçekleşen toplantı görmeye değerdi. Masanın bir tarafında Fransız Cumhurbaşkanı François Holland, Fransa Savunma Bakanı, Jean-Yves Le Drian; Genelkurmaydan Benoît Puga; Cumhurbaşkanın diplomatik danışmanlarından Jacques Audibert ve Emmanuel Bonne vardı

Masanın Kürd tarafında ise Kürdistan Peşmerge Bakanı, Mustafa Seyid Qadir, Serwan Sabir Mustafa Barzani, General Aziz Weysi Izzedin, General Baxtiyar Mohammed Sidiq ve General Salar Ibrahim Saber vardı.

Kürd generalleriyle Fransa’nın en üst devlet yetkilileri Fransa’nın Cumhurbaşkanı sarayında dünyanın gözü önünde görüşüyorlar.

Bernard-Henri Lévy de toplantıya ve Kürdlere ilişkin bir dizi açıklamalarda bulunuyor..

Kürdistan Başkanı Mesud Barzani Beyaz Saray’da Başkan Obama ve Başkan yardımcıları tarafından resmi bir şekilde karşılanıyor. Kürdistan Başkanı istediği ülkenin en üst düzey yetkilileriyle istediği zaman konuşup görüşebiliyor.

Bu toplantılarda nelerin konuşulduğu konum değil..(bir başka yazıda değerlendirilebilinir) Benim burada ilgilendiğim husus Kürdlerin dünya devletleriyle girdikleri ilişkiler konusunda yaşanan değişim ve gelişmeleler dikkat çekmektir.

Biraz daha eskiye dönersek bir örnekle bu meseleyi daha anlaşılır kılabiliriz.

Son dönemlerde ABD’nin Mele Mustafa Barzani ile ilgili gizli belgelerinden biri kamuoyuna yansıdı.

Belgenin tarihi 21 Temmuz 1976 ve belge ABD Dışişler Bakanlığına ait.

Belge Mele Mustafa Barzani’den söz ediyor. Evet, Ingilizlere karşı Şêx Mahmud kralığını korumak için yardıma koşan, Kuzey kürdistan’da başlayan 1925 devriminin yardımına koşmaya çalışan, 1931 Barzan ve 1943 Barzan hareketlerinin önderi, 1945’lerde Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti’nin yardımına koşan, Mahabad’tan Aras nehrine tarihsel uzun yürüyüşü gerçekleştiren Mele Mustafa’dan söz ediyor. Yıllarca Sovyetler Birliği’nde esir muamelesi gören, 1958 yılında Irak’a dönen ve 1961 Eylül Devrimi gerçekleştiren ve önderlik eden Mele Mustafa Barzani 1961’den 1975 Cezayir ihanet antlaşmasına kadar ABD ve Batılı devletlerin yardımını almak için yüzlerce girişimde bulundu.

Mele Mustafa Barzani 1962 yılında bir temsilcisini ABD’nin Bağdat elçisine gönderiyor ve ilişki kurmak istiyor. Fakat, Amerika Kürdlerden dolayı Irak, Türkiye ve İran ile sorun sahibi olmak istemediğinden dolayı giden temsilcinin ismini dahi kayıt altına almamışlardır.

Mele Mustafa Barzani Başkan Kennedy’ye bir mektup yazarak “Kürdlerin otonomi taleplerini desteklemelerini” istiyor. O dönemin ABD Dışişler Bakanı başkandan Barzani’ye cevap vermemesini istiyor.

2 Haziran 1964 tarihinde Mele Mustafa Barzani’nin temsilcileri, Şewket Aqrawi ve oğlu Lokman Barzani ABD’nin Kahire Elçiliğine gidiyorlar ve ABD Elçisine Kürdlere destek için ve Kürdistan’ın yeniden inşası için yardım amacıyla ABD’ye gitmek istediklerini söylüyorlar. ABD yetkilisi kendilerine “Irak ile anlaşın ve ABD o şartlarda yardım eder. ABD 3. Bir kesim ile anlaşma yapamaz” der.

Mele Mustafa Barzani’nin temsilcileri olan Şemseddin Mufti ve Mesud Barzani( aktüel olarak Kürdistan Başkanı)yi Tahran’daki ABD Elçiliğine gönderiyor. Bu görüşme 12 Nisan 1965 tarihinde gerçekleşiyor. Mesud Barzani ve Şemseddin Mufti Mele Mustafa Barzani adına ABD’den Kürdlere “askeri ve maddi yardım” talebinden bulunuyorlar. Amerikan Elçiliği bu görüşmeyi telgraf ile ABD Dışişler Bakanlığına şöyle aktarıyor: “Barzani bölgelerinin ADB’nin bir Eyaleti olarak görülmesinden memnun olacağını söylüyor. Yani Kürdistan’ı ABD’nın 52. Eyaleti yapılması. Ayrıca Barzani ABD şirketlerinin Kürdlerle doğrudan anlaşarak petrolleri çıkarmasından memnun olacağını söylüyor” diyor.

Daha sonraları İdris Barzani ve Dr. Mahmud Osman gönderiliyor. Fakat, ABD Kürdlerle doğrudan ilişkiden kaçıyor. ABD daha sonraki süreçte İran aracılığı ile Güney Kürdlerine yardımlardan bulunuyor, fakat bu ise 1975 Cezayir antlaşmasıyla sonuçlanıyor.

Kürd hareketi yenilgi almış ve 73 yaşındaki Mele Mustafa Barzani hasta olarak Amerika’da bulunuyor.

21 Temmuz 1976 tarihli belgede ABD’nin Kürdlere karşı tutumu açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

9 ve 10 Temmuz 1976 tarihlerinde ABD’nın Ortadoğu Ofisi Mele Mustafa Barzani ile uzun bir görüşme yapıyor. Mele Mustafa Barzani ABD yetkililerinden 7 yada 8 ay Amerika’da kalmak istediğini söylüyor. Fakat, ABD yetkilileri istemeyerek Barzani’nin isteğini kabul ediyorlar ve kendisine tedavisini yaptıktan sonra hemen İran’a dönmesini istiyorlar. Zaten kendisine verilen Vize nin gerekçesi ise “Hastalık ve tedavi” idi. Bu konuda da ABD yetkilileri İran devleti ile anlaşmışlardı. ABD yetkilisi ile Mele Mustafa Barzani arasındaki bu görüşme bir Savak ajanının hazır bulunduğu bir ortamda gerçekleşiyor.

Mele Mustafa Barzani ABD yetkilisine ikinci bir isteğini açıklıyor ve bir kaç gün Washington’da kalmak istiyor. Gerekçe olarak geçmişte Kürdlerle gönül bağı olan ve Kürd Meselesinden dolayı Kürdleri destekleyen bazı şahıslarla görüşmek istiyor. Bu görüşmelerden sonra ABD yetkililerinin ön gördüğü kırsal ve dağlık bir alana kur için gidecek ve sonra İran’a dönecek..

Mele Mustafa Barzani’nin görüşmek istediği ABD şahsiyetleri Senatör Jackson, Kongre üyeleri Wilson ve George Minidir. Ayrıca Barzani’nin görüşmek istediği şahsiyetlerden biri de Hakim Douglas tır. Fakat, yetkili onunu orada olmadığını söylüyor.

Fakat, ABD yetkilileri Barzani’nin yukarıda isimlerini verdiğim ilk 3 kişi ile görüşmesini kabul etmek zorunda kalıyorlar.

Kabul etmek zorunda kalıyorlar. Çünkü belgede “eğer bu görüşmelere izin vermesek Barzani’nın adamları meseleyi kamuoyuna yansıtabilirler” diyor.

Yine belgede Senatör Jackson, Kongre üyeleri Wilson ve George Mini görüşecekleri ve Barzani ile yapacakları görüşmelerin dışa sızmaması ve gizli kalmasını isteyecekler.

ABD Dışişleri Bakanlığı tüm imkanlarını seferber ederek en kısa zamanda Barzani’yi İran’a geri göndermektir.

ABD Dışişleri Bakanlığı başka bir hususa daha kafa yoruyor ve çözüm arıyorlar. Eğer Barzani’nin ABD’de olduğu basına yansırsa ne yapacaklar?

Bu konudaki cevap : “ Tüm çabalarımıza rağmen eğer Barzani’nin Washington’a yaptığı bu ziyaret ortaya çıkarsa tavrımız şöyle olacaktır. Birincisi, Barzani’ye hastalığının tedavisi için yardımcı olduk. Geçmişte onu tedavi eden ve hastalığından haberdar olan doktorların yeniden tedavisi için... İkincisi; şimdi Barzani’nin tedavisi tamamlanmıştır Kısa bir süre için kura gitmiş ve İran’a dönecektir” deniliyor.

Evet Mele Mustafa Barzani ABD’de tam bir esir muamelesi görüyor. 73 yaşında ciddi bir şekilde hasta olan Mele Mustafa Barzani’yı kamuoyundan, halktan ve Kürd düşmanları olan sömürgecilerden gizliyorlar..

Tam da o dönemler, Kürdistan’ın farklı parçalarından ortaya çıkan bazı Kürd hareketleri ise Mele Mustafa Barzani’yi “ABD emperyalizminin Ajanı” ve “CİA Ajanı” ilan ediyorlardı..

Tarihi bilinç olmayınca ....

Ölüm ile pençeleşen bir Kürd liderine o dönem bu muamele yapılıyordu..

Bugün ise...

04.06.15

Aso Zagrosi

Add new comment

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.