Direkt zum Inhalt

Kerkükname(2)

   Saddam Hüseyin’in kanlı rejiminin yıkılması üzerine yaklaşık olarak 4 yıl geçti.. Bu dört yıl için iş başına gelen tüm Irak hükümetleri Kerkük’e ilişkin teorik alan dışında hiç bir pratik adım atmadılar.. „Teorik“ diyorum, çünkü Saddam yıkılmasından sonra Paul Bremer’in diktatoryal başkanlıĝı altında Kürdler ve Araplar yasal bir kompromise ulaştılar... Bu kompromis o dönemler „Geçici Idari Yasanın“ 58. Maddesinde somutlaşmıştı.. 58.maddeye göre iş başına gelecek Irak Hükümetinin Kerkük ve diĝer ihtilaflı bölgelerin sorunlarını, 3 aşamada çözmesi gerekirdi.. 1) Kerkük vb bölgelere dışardan getirilen Arapların eski yerlerine ve bölgeden zorla çıkartılan yerli halkın kendi evlerine ve arazilerine geri dönmesini saĝlamak gerekir... Ayrıca zarara uĝruyan tüm kesimlere tazminat verilmesi, Kerkük vb.. bölgelerden zorla kopartılan idari birimlerin yeniden geri dönmelerini saĝlamak.. 2) Bu bölgelerde genel nufüs sayımını yapmak... 3) Kerkük vb.. alanlarda referandum yoluyla Kürdistan Bölgesine mı yoksa Irak ile birlikte kalma konusunda halkın iradesine baş vurmak gerikirdi.. Daha önce Başbakan olan Allawi hiç şey yapmadı.. Seçimlerin arifesinde Kürdlerin baskısı sonucu Kerkük’ün durumunu normalleştirmek için Irak Komunist Partisi Genel Sekreteri başkanlıĝinda bir komisyon kuruldu.. Allawi’den sonra iş başına gelen Caferi ne komisyonu işletmek için bir çabaya girişti ve ne de Allawi döneminde Kerkük şehrine ayrılan 100 milyon dolardan 75 milyonu aktardı.. Caferi bununla yetinmeyip Irak ve Kürdistan yöneticileriyle görüşüp danışmadan kendi başına Türk devlet yetkileriyle Ankara’da Kürdlerin düşmanlıĝı temelinde bazı görüşmeler yaptı.. Bu durum ise ister istemez Irak Cumhurbaşkanı Mam Celal’ın tepkisini çekti ve „ Caferi’nin yapacaĝı hiç bir antlaşma bizi baĝlıyamaz“ diye kamuoyuna açıklama yaptı.  Kürdlerle Caferi arasındaki ilişkiler koptu.. Bu kopuşun esas sebebi ise Kerkük meselesiydi..„Kurucu Meclis“in hazırladıĝı ve halk oylaması yoluyla kabul edilen Anayasa’ya „Geçici Idari Yasa“nın 58.maddesi, içerik olarak olduĝu gibi 140.madde adı altında aktarıldı.. Irak Anayasa’sı bir yıldan fazla bir zamandan beri halk oylamasınca kabul edilmesine raĝmen, El Maliki hükümeti bir yıla yakın bir süreden beri iş başında olmasına raĝmen hâlâ pratik olarak tek bir adım atılmış deĝildir..2007 yılı içinde Irak Adelet Bakanı’ın başkanlıĝında oluşan 140. Maddeyi Tatbik etmekle yükümlü „Yüksek Komisyon“ bazı önemli kararlar aldı.. Bu karalar: Awarelerin geri dönmesi, bölgeye yerleştirilen Arapların eski yerlerine dönmeleri için 15 bin dolar ve eski şehirlerinde bir parça arsa verilmesi, 1968 ve 2003 yılları arasında yapılan tarımsal sözleşmelerin iptal edilmesi, Kerkük, Xaniqin ve Şengar’da büroların açılması gibi.. Ama „Yüksek Komisyonun“ bu kararları da Anayasa maddesi gibi hâlâ pratiĝe sokulmuş deĝildir.. Ama Anayasa göre 140.maddenin yukarıda vurguladıĝım 3 aşaması bu yıl içinde tatbik edilmesi gerekiyor ve 2007 yılının sonunda referandum ön görülüyor.Ama söz konusu Komisyonun aldıĝı kararlar, Başbakan Maliki’nin imzasını bekliyor.. Onun imzası olmadan alınan kararlar uygulanamiyor. Bu hususta ise bir ölüm sessizliĝi ortalıĝa çökmüş durumdadır.Irak yönetiminin niyeti ne olursa olsun bu iş sürüncemeye bırakıyor, Kürdlerin iç ve dış düşmanları zaman kazanıyor...Çünkü, Baker-Hamilton komisyonun Irak’a ilişkin hazırladıĝı „Saddam dönemine dönüşü“ ve „Kerkük’te referandumu ertelemeyi“ ön gören rapor bir dizi anti Kürd çevreyi yeniden canlandırdı.. Bu güçlerin umutları Amerikan yönetiminin „yeni Irak stratejisinden“ sonra büyük oranda suya düşmesine raĝmen, ama hâlâ ciddi bir anti Kürd ve anti Kerkük faaliyeti içindeler. Bölgede bu faaliyetlerin başını Türk devleti ve Arap ülkeleri çekiyor.. Bu devletlerin ilişkide olduĝu ve finanse ettiĝi bir dizi uluslararası kuruluş Kerkük üzerine ve Kerkük’ün durumunu gerçekten uzak „patlamaya hazır bomba“ olarak lanse ediyorlar.. Yukarıda sözünü ettiĝim bölge ülkelerinin Irak ve özellikle Kerkük içinde faaliyetleri ve harekete geçirdikleri anti Kürd kesimler vardır.. Bugün Irak çapında Sünni ve Şii Araplar birbirlerini yerken, Kerkük içinde Kürdlere karşı ortak hareket ediyorlar. Kerkük’te bulunan El Qaida taraftarları, eski Baas artıkları, Türkmen Cephesi, ve El Sadr taraftarları görünmeyen bir el aracılıĝıyla Kürdlere karşı bir şerh cephesini oluşturmuş durumdalar.. Evet dışardan bakıldıĝı zaman Kerkük’te Kürdler belirleyici pozisyonlarda bulunuyorlar.. Ilk eldeki polis ve askeri sorumlular Kürd... Gerektiĝi andan itibaren Baĝdat’ta „meydan okudukları“ da bir gerçek..(Baĝdat’tın Şerko’yu emekliĝe gönderme meselesinde olduĝu gibi) Vali ve il Meclis başkanı da Kürd... Ama Aras yayınlarından sorumlu Bedran Hebib’in de vurguladıĝı gibi „Kerkük’ün derinliklerinden korkunç bir anti Kürd örgütlenme“var.. Kerkük’te saĝlıktan eĝitim kurumlarına kadar bir dizi çevre açık anti Kürd faaliyetler yürütüyorlar.. Kerkük’ün bazı mahaleleri tümdem anti Kürd bazda örgütlenmiş durumdadır.. Son dönemlerde bölge devletlerin doĝrudan etkisiyle Kürdlere karşı terör olayları tırmanmaya geçmeye başladı.. Eĝer bugün Kerkük polisinin ve askerinin bazı kilit noktalarında Kürdler varsa, bunun esas nedeni teröre karşı Amerika ile samimi bir şekilde birlikte hareket eden tek güç Kürdler olduĝundan dolayidir. Kerkük polisi içinde yer alan Türkmenler ve Araplar hem terör çevreleriyle ilişkiler var ve hemde bölge devletlerin çıkarları ve talimatları doĝrusunda hareket ediyorlar... Kürd tugaylarının Baĝdat’ta gönderilmesinin esas nedenide bu güvenirlik olayıdır.. Son dönemlerde Güney Kürdistan basınında yoĝun bir şekilde ön plana çıkarılan ve eski yerlerine geri dönmek istiyen 7000 tehrib Arap olayi var.. Kerkük’te bugün dışardan Saddam tarafından getirilen 100 binlere varan Arap var.. Bunlar, geçmişte yerlerinden yurdundan kovulan yüzbinlerce Kürdün evlerine ve arazilerine yerleşmişler.. Geçmişte Suleymaniye ve Hewlêr’de çok kötü koşullarda yaşıyan Kerkük Awareler, bugün kendi şehirlerinde, evleri ve arazilerinin yanı başında Aware durumdalar... Kerkük asılı Kürd zenginleri bugün ya Suleymaniye’de yada Hewlêr’de yaşıyorlar.. Bir çok Kürd hâlâ Kerkük’e dönmüş deĝil.. Buna raĝmen Türkiye gibi Kürd düşmanları „Kerkük’ün Kürdlerin işgaline uĝradıĝını“ söyleyebiliyorlar.. Güney Kürdistan yönetiminin ve Baĝdat’ta merkezi hükümet içinde görevli Kürdlerin önündeki en büyük görev: 140.maddeyi uygulamakla görevli Üst Komisyonun aldıĝı kararları imzalaması için Maliki üzerine baskı kurmaktır. Çünkü zaman gitikçe daralmakta, düşman sesler her geçen gün daha da artmaktadır.. Kerkük meselesi tüm dünya Kürdlerin kaderi ve geleceĝi meselesidir.. Güney Kürdleri zorla tahrip edilen bu tarihsel Kürd şehrinin geleceĝini Anayasal sürece baĝlaması ve Kerkük’ün Kürd kimliĝini tartışmaya açması zaten en büyük taviz ve esneklikti..Bugün ortada bir Anayasa olayı var.. Geçmişte bir çok Kürd lideri yaptıkları açıklamalarda „Kerkük’e ilişkin Anayasa maddesinin uygulanmamasını Irak’tan ayrılma sebebi olarak“ kamuoyunu deklere etmişlerdi.Kerkük ile ilgili Kürdistan yönetimince ve siyasal partilerinde geriye atılacak en küçük adım bir intihar olayı olacak ve kendilerinin yıkımı olacak.Çünkü genel olarak tüm dünya Kürdleri özel olarak Kerkük Kürdleri böyle bir şeyi kabul etmezler. 23.02.07 Aso Zagrosi 

Neuen Kommentar schreiben

Der Inhalt dieses Feldes wird nicht öffentlich zugänglich angezeigt.
CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.