Siyaset

Zînê

A. Ibrahim · 09.02.2006 · 2 görüntülenme

 “Sular bulanınca eksilir kıyılarımız” derdin. Eksildim; geçerken yıllar sağır dilsiz koylarında ömrümün. Sular bulanınca kalbine yaslanır Arzele çiçekleri çılgın ırmaklarımın. Gül çürür, su acır, yaram çoğalır, sen düşersin aklıma. Nerdesin Zine? Okuduğum şiirlerin doğusu sendin.solmayan gözleriydin kıblesinde güneşin, adını Yasemin koydum. Uyandığım her sabaha uykusuz bir çocuktun, yalnızlığıma uyanan. Nereye baksam sensin. Giderken bıraktığın eskimiş çantan, mühürlü resmin, hani sırtımda büyüyor sarmaşıkları gençliğinin. Diclenin öte yüzünde Med’li çocuklar doğar diye yazıyordu eski bir ahit. Büyüyor musun Zine.  Güneşinden yorgun kaç yaz geçti aradan, kaç üzgün bahar? Bütün esirlerin zincirlerini taşıyorum şimdi. Kalbi kırık limanlarda yolcular beklemiyor artık. Çürüyor gemilerim yolcusuz denizlerde.nerdesin?  Gittin ya...! aynasız bir çerçeveden bakıyorum şimdi. Çorak toprakların çatlayan yüzüyüm. Çatlıyor ellerim dokunurken resmine. Sırtımda eprimiş çantan... çanta sen oluyorsun, sana dokunuyorum. Şimdilik güvendesin. Ama bu çanta daha kaç bahar taşır beni?  Kırk yılın sırtı bir bahar, uyanıyor toprağın koynunda ve günlerdir Viranşehir üstünde uçuyor savaş uçakları.  Bu hangi Amazon’un yorgun kılıcı. Bu hangi geleceğin çiçek açmış yarası. Bu mühürlü resim daha kaç bahar taşır  beni sırtında? Günlerdir yer adları ezberliyorum. Adını fısıldıyorum kulağına güneyli çocukların, yasaklı rüzgarlar geçiyor üstümüze basarak. Güneşi okşar gibi dokunurum dağlarınıza. Ellerim yanar, yansın ama nerdesiniz?.....    

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.