Özgürlük ve Kölelik Simgesi Milliyetçilik
Rojhat Badikî
·
25.02.2013 · 2 görüntülenme
Sömürgeci Türk devletinin yaklaşımı, sorunu ele alış tarzı, adlandırması ile sonucu şimdiden belli olan ama büyük gürültü-patırtı ile propağanda edilen ‘’ barış görüşmelerinin’’ hedef ve amaçları gittikçe belirginleşiyor. İsmail Beşikçi hoca’ nin ‘’devlet istemiyorsanız sizde bir sakatlık’’ tespitine en sağdan Mümtazer Türköne ve en soldan ! Murat Çakır’ın saldırısı tesadüfi, kendiliğinden gelişen münferit bir olay değildır. Bunu bir yere not etmek gerekir. Perinçekle başlayan ve Yalçın Küçük ile devam eden geleneğin koltuğu kısa zamanda doldurulacağa benziyor.
BDP’ den bir heyetin Türk halkını ikna turları adına Karadenize sefere çıkmaları düşündürücüydü. Kimileri bu tür girişmleri bir iyiniyet girişimleri olarak değerlendirebilir. Türk halkının ‘’ Hasasiyetleri ve barış’’a ikna etmek, ilk etapta çok masumane hareket olarak değerlendirilebilinir. Kürt sorunun ( Kurdistan sorunu) çözümü ve barışa ilişkin Türk ve Kürt basının da çıkan haberler, yapılan yorumlar ve olayın doğrudan muhatabı olan TC yetkililerinin açıklamaları baz alındığında ; ince detaylarına kadar düşünülmüş, planlı-organizleri bir oyunla karşı karşıya olduğumuz sonucu çıkıyor.
Tek merkezli ve çok yönlü olan bu tür girişimlerin amaçladığı bir hedef olduğu açık , bu hedefin ; Kurdistan halkının kollektif hafızasını zayıflatma, kollektif hafızayı, parçalama atomize etmek olduğunu görmemek için bir takım şeylerden yoksun, siyasi-politik öngörüden yoksun olmak gerekir. Bir yandan, TC’ nin tüm yetkilileri, Başbakanından-emir erine kadar, koro halinde Kurdistan halkının kutsal değerlerine saldırıları yoğunlaştırdığı günümüzde, habire barışa ramak kaldı, demenin anlamı ne olabilir ki ?
Kollektif hafızanın zayıflatılmasının perde arkası, vatan olgusunu Kurdistan realitesini ortadan kaldırmay hedeflediğ açık. Koro saldırıları, Kürt milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliğini ayni kefeye koymanın sahtekarlığının arkasındaki giz de budur. Halkların soykırımı üzerinde şekillenen Türk milliyetçiliği ile Sömürülen bir halkın özgürlük ve bağımsızlığını hedef olarak koymuş Kürt milliyetçliğini ayni kefeye koymak Mümtazer Türköne ve Murat Çakır ve türevlerinin görevi, Kürt vatanın üzerinde Türk vatanı Türkiyeciliği ebedileştirmektir.
Bütün bu hengameler içersinde, BDP milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder ve Sebahat Tuncel ile bağımsız milletvekili Levent Tüzel Karadenize gönderildiler. Kürtlerin meramını Karadeniz halkına anlatmak için.! O Karadeniz ki, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesini arkadan hançerleyen tutumları, Kemalizme desten veren Mustafa Suphi ve 14 arkadaşlarını öldüren Karadenizdır. Anlatılan Rivayet gore Mustafa Suphi ve arkadaşları ( Nazım Hikmette bu kategorinin içersindedir), Sosyalist enternasyonalde, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesini ( Murat Çakır gibi) Emperyalizmin işbirlikçileri olarak lanse eden Mustafa Suphi’ nin İttiha-ki Terraki üyesi olduğudur.
Bu rivayetleri bir yana bırakıyoruz. Realitede ise TSK ve tam bağımsız Türkiye’ yi kutsayan Türk solunun ( İbrahim Kaypakkaya ve Dr. Hikmet Kıvılcımlı’ yı ayrı bir kategoriye konulması gerekir ) Kurdistan halkının ulusal bağımsızlık mücadelesi karşısında Kemalizmle bütünleşerek, ezilen ve sömürülen hakların haklı davasına ihanet etmişlerdır.
Ayni gelenekten gelen, Kurdistan halkının davasını arkadan hançerleyen gelenekten gelen Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel, Sırrı Süreyya Önder..vs ler Türk halkının Yüksek hassasiyetlerini incitmemek için Karadeniz seferine çıkmaları, Türk hasasiyetlerinden ziyade, Kurdistan halkının onurunu ayaklar altına almışlardır. Soykırımların baş sorumlusu iktidarın destekçileri olan Türk halkının, Kurdistan halkının önünde diz çöküp özür dilemeleri gerekirken, Haklı davanın sahipleri olan Kürtler dilenci duruma düşürülüyor.
Neyin hasasiyeti, Egemen, ırkçı beyaz adamın hasasiyeti nedir? Soykırım, Sömürü, zülm, kan, işkence, yakma-yıkmadan başka ne olabilir, egemen Türk halkının hasasiyeti. Onların hasasiyeti TC’ nin Kurdistan’ daki egemenliğinin sürmesi ve Kurdistan halkının asimilasyonla Türkleşmesidır.
BDP’ nin karadeniz seferi, Mümtaz Türköne-Murat Çakır’ın ayni kulvarda, Kürt milliyetçiliğine saldırmaları, birbirinden bağımsız ayrı hareketler olarak değerlendirmemek gerekir. Tüm bunlar tek merkezlidır.
Kurdistan halkının haklı davasını ırkçı-faşist milliyetçilikle özdeşleştirmek bilinçi-planlı ve tek merkezden organize edilen bir girişimdır. Nasıl ki öncülleri olan Mustafa Suphiler- Nazım Hikmetler, Şefik Hüsnüler, Kurdistan halkına takındıkları iki yüzlü tavırları ile başarılı olamadıysa bu günkü ardıl ve takipçilerinin de başarılı olma şansı da yoktur.
Her Kürt genci Kurdistan milliyetçiliği ile ‘’PERWERDE ‘’ olmak zorundadır.
25-02-2013
Rojhat Badikî