Siyaset

Zerdeştê Kalên Ateşi Onları Korusun

Rojhat Badikî · 27.10.2011 · 2 görüntülenme

Zerdeştê Kalên Ateşi Onları Korusun


Kurdistan’da meydana gelen 7. 2 şiddetindeki depremin, Türkiye’de, Kürt halkına karşı beslenilen ırkçılığı günyüzüne vurması, ortalığı telaşlandırdı. Yıllardır, Kurdistan halkına karşı bilenen kin, böyle anlarda açığa çıkması daha anlamlıdır. Birbirimizden ayrılamayız söyleminin ne kadar yapay ve ayakları yerden kesik olduğunun dışa vurumudur. Biz ve onlar-onlar ve biz ayrımının kalın çizgilerle belirlenmesine rağmen, Osmanlıdan, Türkiye’ye miras kalan son sömürge Kurdistan’ ın kaybedilmemesi için ayak oyunları dayatılıyor.


Fettullah Gülen, son sömürge Kurdistan’ ın kaybetmemin garantisinin din kardeşliği olduğunu söylüyor. Fettullah Gülen Hoca efendi, ‘’Kürt dostları’’içersinde de oldukça popüler olması bir anlamda anlaşılır. Kürt’ ler içersinde de itibarlı ve popüler olması da garip. Fetullah Gülen Türkçülük aşkı ile yanan bir şarlatan.

Bu şarlatan Herkul. Org’ ta yayınlanan söyleşisinde net bir şekilde ‘’Şimdi, sen orada kuvvetini sonuna kadar kullanmışsın, sokağa hükmetmişsin; fakat, ayıptır bu, ârdır, otuz senedir dağdaki bir avuç şakînin hakkından gelemiyorsun. Böyle bir dönemde, senelerin ihmalinden dolayı bir kısım müesseseleri tenkit manasına gelecek sözler sarf etmek ve onları suçlamak doğru değil.’’ Türk ordusunun PKK karşısındaki tutumunu eleştrirken bile kurum olarak TSK’ yı Peygamber ocağı olarak görüyor. Bu şarlatan, Kürt halkının sömürgeci sisteme entegre olmasının kilit noktasının İslam olduğunu ve Türk-İslam sentezinin Kurdistan’ da kitleselleşmesi için yoğun bir çalışma içersindedir.


Ve yine bir onun kadar şarlatan ve sokak kabadayısı Erdoğan Bizleri Zerdüştlükle suçlayıp kötelemeye çalışması biz ve onlar arasındaki ayırımın, nasıl yukarıdan aşağıya doğru kalın çizgilerle çizildiğinin somut bir belgesidır. İki toplum kaynaşmadı-kaynaştırılmaya, bir toplum-bir halk diğer halk içersinde eritilmeye çalışıldı. Karşı çıkanlar-direnenler, dıştalanılmaya, taşlanılmaya çalışılıyor.


Ama göl maya tutmuyor, tutmamasının çanları, herkesi titretmeye başlayınca, aylardır-yıllardır bir koro şeklinde; Kardeşiz, ayrılamayız şarkıları çalınmaya başlanıldı. Aslında bu bir çelişkinin göstergedir. Türk devletinin en zayıf halkasının ne olduğu, halkanın nasıl kırılıcağının çelişkisinin göstergesidır. Yüzyıllardır, Kurdistan halkı, kardeşlik, din kardeşliği maskesi adı altında en insani haklarından dahi yoksun bırakılıp, boyunlarına zincirlenerek ata topraklarında köle statüsüne tabi tutuldu.


Kürt halkının dün olduğu gibi, bu günde dört bir yandan kardeşlik kuşatması altında tutuluyor olmasının arka olanında Kürt politik liderliğe rağmen 4 parçada ulusal bilincin tekleşmeye, birleşik özgür Kurdistan rüyasının realiteye dönüşmesinden kaynaklanıyor. Sömürgeci devletler için ehlike sinyalleri çalıyor, bu çanlar; bağımsız ve birleşik Kurdistan sinyaline doğru evrilirken, sömürgeci devletler içinde sömürünün bitiş alarmına dönüşüyor. Son sömürge Kurdistan değişen uluslararası koşullar ve Kurdistan’ da gelişen ulusal bilinç ile eski statüde yaşamak istemiyor.


Sömürgeci Türk devletinin israrla, Kurdistan sorunun uluslararası alana taşınmasının önüne engeller çıkarmasının amacı, Kurdistan sorunun uluslararasılaşmasını engellemek. Kürt-Kurdistan sorunun uluslararasılaşması demek, Sömürgeci Türk devletinin ilk ve önemli raundu kaybetmesi demektir. Bu açıdan Türkiye’ nin yetersiz olduğu alanlarda, Kurdistan politik arenasına musalat olmuş Türkiyeci Kürt politik oluşum ve politikacılarını çıarmaktadırlar. Bu noktada, Kürtler açısındaki en büyük handikap olarak bizzat Kürtlerin kendisi duruyor, Kürt halkı adına siyasi arenada siyaset yapanlar, Kurdistan halkının evlatlarının kanlarını ranta dönüştürenler; TC ve Miska-ı Millinin teminatı oluyorlar.


Türkiye Lozan antlaşmasında Kürt şahsiyetlerini kullanarak, son sömürge Kurdistanı kaybetmenin önüne geçmiştır. Günümüzde de ayni taktikleri uygularak, Kurdistan’ ın bağımsızlık yolunda Kürt politik oluşum ve politikacılardan oluşan bir barikat oluşturmaya çalışmaktadır. Hasip Kaplan beyefendi kendilerinin, TC’ nin Kurdistan’ daki statünün sürmesinin garantisi olduğunu söyleyip teminat veriyor. TC bunu anlamayanlara hiddetlenerek şunu söylüyor: İş dünyasının 7 bölgeden yürüyelim çağrısıyla ilgili sitemde bulunan Kaplan, barış için, daha demokratik anayasa için neler yapıldığını sordu. Özgürlüklerin olduğu yerde silahı, hak arama arayışı olarak kimsenin görmeyeceğini dile getiren Kaplan, "Bayraklı yürüyüşler yapalım deniliyor. Partimiz olmasa ülkenin bir tarafında Türk bayrağı bu kadar özgürce dalgalanamaz. Açık söylüyorum, bir tabur bir binbaşı dağlarda bayrağı koruyamaz. Bizler koruyoruz, çünkü ortak değerimiz. Ama bunu birileri saldırı arcına dönüştürdüğü zaman Taksim meydanında alıp bayrakla muhaliflerin üzerine saldırmaya başladığı zaman kan nefret ırkçılık karşısında ciddi tepki vermemiz gerekiyor" dedi.

Bu bir utanç belgesidır.

Kurdistan gençlerinin kanı üzerinde siyaset yapanların, TC’ ye nasıl yaranma telaşı içersinde olduklarının ittirafıdır. Hasip Kaplan beyefendi ve birlikte oldukları sık sık Kurdistanın sömürge statüsünün kırılmamasının garantisi olduklarını utanmadan büyük bir gururla haykırıyor. Yurtdışında Avrupa’ da Kurdistan’ a gelen heyetlerle görüşmlerinde Kurdistan diye bir sorun olmadığı ve olan sorunun da Türkiye’ nin bir iç sorunu olduğunu israrla deklare ederek, uluslararası platformlarda Türkiye’ nin tezlerine güçlü destek sunmaktadırlar.

Wan’ da meydana gelen deprem, Bilinç altına yerleşen Kürt düşmanlığını dışa vururken, Politik arenada Kürt halkı adına siyaset yapanların gerçek yüzlerini de açığa çıkardı. Altın yüzbinlerde Kürt; Bebek, çocuk yaşlı demeden katledikleri sembol nasıl oluyorda ‘’ ortak değerimiz’’ oluyor?

Kurdistan’ ın neden son sömürge olduğunun sorusunun da cevabı budur.

Görünen o ki, Kurdistan halkının kanını Türkiyecilik için pazarlayanların 5-10 yıl daha iktidar da olacağıdır. Ama bu uzun sürmeyecek, Kurdistan’ ın 4 parçasında dipten gelen güçlü ve dinamik bir dalga Güney ve Kuzeydeki Kürt iktidarını halaç pamuğu gibi atacağıdır. Kardeşlik lafının, bu coğrafya da Kurdistan halkı için nasıl bir tuzak olduğunun bilinci ile bu dalga gittikçe güçleniyor.

Zerdeşt’ ın ateşi onlara ışık olacaktır. Zerdeştin tanrısının rahmeti, Wan depreminde ölen ve Kurdistan için şehit düşen insanlarımızın üzerinde olsun.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.