BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 23.11.2005 · 2 görüntülenme
İsmet Berkan-radikal Bir zamanlar bu ülkede Kürt diye bir milletin aslında olmadığı, onların dağlarda yaşayan ve isimlerini kar üzerinde yürürken çıkardıkları kart kurt seslerinden alan Türk boyları olduğu iddia edildi. (Diğer Türkler, onlardan farklı olarak kar üzerinde yürüseler bile ya farklı ses çıkarırlardı ya da hiç ses çıkartmazlardı, herhalde...) Neyse, artık böyle saçma izahlara gerek duyulmuyor. Artık Kürt diye birilerinin varlığı pek inkâr edilmiyor ve bu durum da bir nevi 'ilerleme' olarak niteleniyor. Bilmiyorum, Kürtlerin varlığını inkâr etmemek bir ilerleme midir değil midir, ama belki Cumhuriyet Halk Partisi lideri Deniz Baykal ile Anavatan Partisi lideri Erkan Mumcu'nun dünkü sözlerini okumak size bu konuda bir yargıda bulunma imkânı verir. Önce Baykal'ın sözleri: "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı hukuki kimliktir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, Türk milleti yerine ikame edilemez. Türk milleti, kavramını içine sindireceksin. Türk milleti demekten korkmayacaksın, utanmayacaksın. Türk milletinin kimsenin etnik kimliğine tecavüz olmadığını bileceksin." Şimdi de Mumcu'nun sözleri: "Sayın Başbakan'ın sürcü lisan etmiş olduğunu umalım. Kendisinin, anayasal vatandaşlık bağımızın ortak adı olan Türklük ibaresini ifade etmekten kaçındığını görüyorum. Ama bu konu üzerinde polemik üretmenin Türkiye'ye bir fayda getireceğini düşünmüyorum. İnşallah sayın Başbakan bunu düzeltir." * * * Kendinizi Şemdinli'de yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Kürt'ün yerine koyun. Bir gün önce Başbakan kasabanıza kadar gelmiş ve 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı üstkimliği altında beraber olacağız, altkimliklere saygı duyacağız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız, bundan kimse rahatsız olmamalı' demiş. Ertesi gün iki muhalefet lideri yukarıda alıntıladığım cümleleri söylüyorlar, ne anlarsınız? Evet, Anayasa'da 'Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür' deniliyor ama aslında tam da bu Baykal'ın tabiriyle 'hukuki'dir, yani 'kâğıt üstündeki gerçek'tir. Çünkü 'Türk' aynı zamanda bir etnik kökenin de adıdır ve o etnik kökenden olmayan Türkiye vatandaşları, kendilerine 'Türk' denmesinden çok da mutlu olmayabilirler. Önemli olan, Türkiye Cumhuriyeti'ne sadakâttır. Onun bayrağına, onun sınırlarının değişmezliğine ve onun diline sadakattır. Kürt, Arap, Çingene, Boşnak, Çerkez, Ermeni, Rum, Yahudi veya hangi etnik kökenden geliyorsa gelsin Türkiye vatandaşlarını birleştirmesi gereken şey, az önce söylediğim temel değerlere gösterilen sadakattır. Deniz Baykal'ın ve Erkan Mumcu'nun söylemleri, maalesef Türkiye'de çoğunluğun hoşuna gidecek tarzda söylemler olsa da, çatışma yaratıcı, barışa ve kardeşliğe hizmet etmeyen söylemlerdir. Birileri, kolayca, özellikle Deniz Baykal'ın sözlerinden, 'Kürtleri inkâr ediyor' sonucu çıkarabilir. 80 yıl Kürtlerin varlığını inkâr ettik, geldiğimiz nokta ortada. Bu daha fazla sürdürülemez. Bu ülkeyi seviyorsak bunu sürdürmemeliyiz.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.