Siyaset

Yeni mücadele tarzı: "Sivil İtaatsizlik" ve M. Alınak'a bazı hatırlatmalar...

Ýbrahim GUÇLU · 07.06.2008 · 2 görüntülenme

Yeni mücadele tarzı: "Sivil İtaatsizlik" ve M. Alınak'a bazı hatırlatmalar...Demokratik Toplum Partisi (DTP), genel başkanının tutuklanmasından sonra yeni genel başkan seçimi için kongre yapmaya karar verdi. DTP’nin kongreye karar vermesinden sonra, kimin başkan olacağı konusunda bir tartışma başlamış durumda. Tartışmalara bakıldığı zaman, DTP’deki genel başkan seçimlerinin çekişmeli ve sorunlu geçeceğini gösteriyor. DTP’deki genel başkan seçiminin, açılımsız bir şekilde ifade edilir ve genel kamuoyunun kavramlaştırmasıyla sorun ele alınırsa, seçimin “şahinler” ve “güvecinler” arasından geçeceğidir. DTP’deki genel başkan seçimindeki bu algılanma, zorlama bir kategorileştirme, tam anlamıyla ayrıştırılmış bir durum olmamasına rağmen, bir ölçüde gerçeği de ifade ettiği söylenebilir. Kamuoyundaki algılama da, “şahinler” grubunun başını Emine Ayna ve arkadaşları, “güvercinlerin” başını da Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve arkadaşları çekmekte. Bu kategorileştirmenin hangi rasyonellere göre yapıldığı, bu kategorileştirmenin yerinde olup-olmadığı konularında tartışmaların önümüzdeki günlerde yoğunlaşması kaçınılmazdır. Ama bütün bu kavramlaştırmalar, kategorileştirmeler, Kuzey Kürdistan’da yıllardır devam eden anlayış, program, vasıtalar ve örgütlenme, mücadele tarzı konularında bir karmaşıklığın ve uyumsuzluğun var olduğunu da ifade etmektedir. Bu durum karmaşıklığının, DTP özelinde çok açık görülmesine rağmen, bütün Kuzey Kürdistanlıları ve örgütlenmelerini doğrudan ilgilendiren bir sorun olduğu açık.DTP’nin genel başkanlık seçiminin gündeme girmesiyle birlikte, genel başkan adayları konusunda da isim verilerek yapılan tartışmalar var. Bugüne dek DTP Genel Başkanı olma konusunda adaylığını resmi olarak kamuoyuna açan Mahmut Alınak oldu. Mahmut Alınak, DTP’ye genel başkan adaylığını açıklamakla kalmadı, neler yapacağı konusunda da projelerini açıkladı. Bu tutumuyla, modern, şeffaf ve açık bir insan olduğunu da ortaya koydu. Mahmut Alınak, son 20 yılda ne düşündüğünü ve ne yapacağını açıkça söyleyen Kürt siyasetçilerinden biridir. Genel başkanlık adaylığında da bu yapısını ortaya koydu.Mahmut Alınak genel başkan adaylığını ve mücadele tarzına ilişkin projelerini açıklarken, Kuzey Kürdistan’da yeni anlayış, yeni örgütlenme, yeni program, yeni hukuk konularının uyumu ve uyumsuzluğu için de yeniden tartışma ve açılım için yeni veri sunmakta.Mahmut Alınak ne diyor?Bu konularda tartışmayı belli bir ölçüde derinleştirmek için Mahmut Alınak’ın öncelikle dediklerine bakalım: “Mahmut Alınak AK Parti Hükümetini iktidardan düşürmek için genel başkanlığa adayım. “Genel başkan olduğum zaman: 1- Genel af için ‘bizi tutuklayın kampanyası’ başlatacağım/başlatacağız, 2- Kitlesel eylemlerde polis ve diğer devletin güvenlik güçleri katılımcı halka, kadınlara, çocuklara zulüm yapmaktadır. Bunu önlemek için, parti yöneticileri olarak kendimizi birbirimize zincirleyip alanlarda halka canlı kalkan olacağım/olacağız, 3- DTP’nin devletle yazışmalarını Kürtçe-Türkçe yapacağım/yapacağız,4- Devlet ve hükümet yönetimine karşı diyalog-barış siyaseti yerine kriz siyaseti güdeceğim/güdeceğiz, 5-Partinin etkinliklerinde Kürtçe ve Türkçe enternasyonal marş okuyacağım/okuyacağız, 6- DTP’nin Başbakan’dan talep ettiği görüşme talebini iptal edeceğim/edeceğiz, 7- Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşmeyeceğim/görüşmeyeceğiz ve ellerini sıkmayacağım/sıkmayacağız. Ancak onlar talep ederse ve çantalarında özgürlük paketi varsa, randevu isteklerine evet diyeceğim/diyeceğiz, 8- Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Genelkurmay Başkanlığının resepsiyonlarını boykot edeceğim/edeceğiz, 9- ‘Gençler ölmesin ve analar ağlamasın diye Serhat’tan Botan’a iki ay sürecek yürüyüş yapacağım/yapacağız “ diyor.Görünen o ki, Mahmut Alınak bu eylem biçimlerini zenginleştirme, çeşitlendirme güç, vizyon ve basirete sahip. Bu eylem biçimleri bütünlüklü analiz edildiği zaman “yeni bir mücadele tarzını”, geleneksel mücadele tarzlarından farklı bir mücadele tarzını ifade etmektedir. Bu eylem türleri, “kriz politikası” ve “sivil itaatsizlik” gibi bütünlüklü ve kapsamlı mücadele tarzının parçaları ve küçük üniteleridir.Kuzey Kürdistan hareketi’nin geldiği yer, soğuk savaş sonrası dönemin özellikleri, Kuzey Kürdistan Hareketi’ndeki kabaca farklılaşma, bulunduğumuz aşamada Kürt ve Türk ilişkilerinin geldiği yer, Kürtlerle ilgili de facto yeni konumlanmalar, Kuzey Kürdistan Hareketi’nde açık örgütlenme yapısının somutça belirleyici ve illegaliteden bağımsız bir etkinlik kazanması, Türkiye’nin AB üyeliği adaylığı, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya başta olmak üzere dünyadaki uluslar ve etnik topluluklar açısından ortaya çıkan yeni açılımlar, halk gücünün orduların gücünden daha etkin hale gelen konumu ve yeni momentler hesaba katıldığı zaman, döneme uygun mücadele tarzını anlatmaktadır. Son yıllarda Kuzey Kürdistan Hareketi’nin literatürüne belirli “sivil itaatsiz” dava adamlarının çabasıyla giren, TEVKURD’de açık bir mücadele tarzı olarak benimsenen, uygun bir konsepttir. Modern, sivil, demokratik açılımların ve kültürün yaratılmasına da hizmet eden bir mücadele tarzıdır.Peki sorun nedir?Daha öncede ve özellikle de son dönemde Net-Kurd’de Kuzey Kürdistan Hareketi’nin yeni konumu üzerine yazdığım yazılarda da belirttiğim gibi, burada da amaçla, program, örgütlenmenin karakteriyle Mahmut Alınak’ın öngördüğü ve benim de kesin bir biçimde katıldığım ve benimsediğim mücadele tarzı arasında bir uyumsuzluğun olmasıdır. Kuzey Kürdistan’da amaç, program, örgütlenme biçimi,, mücadele tarzı, kullanılan vasıtalar/metodlar arasındaki uyumsuzluk sorunu, yeni bir sorun değildir. Bu sorun, 12 Eylül Asker Rejimi dönemi öncesinde var olan ve devam eden, soğuk savaş sonrasından açıları büyüyen, Abdullah Öcalan’ın İmralı’ya getirilmesinden sonra da çok dramatik ve komik hal alan bir durumdur. Mahmut Alınak somutunda soruna bakarsak…* Mahmut Alınak’ın öngördüğü “sivil itaatsizlik” ve onun bütünleyici unsuru “kriz politkası” anlayışı, devletin üniter, Türk ulus, otoriter ve sömürgeci karakterini, Kürt Halkının özgürlüğü ve Kürdistan’ın kurtuluşu merkezinde radikal bir tarzda değişmeyi istemenin yanında, iktidarın yapısını, devletin sivil ve asker bürokrasinin elitik devleti olmaktan çıkarılmasını, devletin halkların devleti olmasını istediği gibi kapsamlı bir çıkarsama yapıyorum. Bunun yanında da, Kürtlerle ilgili asgari talebin, Kürtlerin de diğer milletler kadar hak sahibi, iktidar sahibi, egemenlik sahibi olmasını talep ettiğine de yanına koyduğum da, bunun da Bağımsız Kürdistan Devleti, federal ve konfederal devletler şeklinde olacağını, ulusların doğal ve tarihi gelişimlerinin evrensel rasyonelleriyle ele aldığımda, bunun sıradan bir iktidar ve hükümet sorun olmadığı açık.Mahmut Alınak’ın, mevcut devlet sistemini değiştirmek istemeyen, devletin üniter yapısına bağlılık ifade eden, Kürtlerin Türkler kadar hak sahibi olmasını savunmayan, Kürt devletine, federalizme, konfederalizme, karşı olan ve son dönemlerde utangaçça “demokratik özerklikle” Kürtlerin sınırlı iktidar olmasına kapı aralayan bir siyasi partiye, DTP’ye, genel başkanlık yapması, amaçla mücadele tarzının uyumsuzluğunu gösteren en önemli rasyonellerden biridir.

Bu düzlemde de, yani örgüt modeli ve karakteriyle de yeni mücadele tarzı olan “sivil itaatsizlik” arasında bir uyumsuzluk görülmektedir.

Sonuç yerine…Kuzey Kürdistan’da yeni bir anlayışı, yeni programatik bir senaryoyu, yeni bir örgütlenmeyi ve mücadele tarzını yeniden kurgulama ve oluşturma sorunumuz var. Mevcut verili durumda bu konulardaki parçalı yaklaşımlardan kurtulmak, bir ulusal hareket için vazgeçilmezler olan saydığım unsurlar arasında var olan uyumsuzluğa son vermek gibi bir görevimiz var.Bunun için de , hem iş yapacak ve mücadeleyi organize edeceğiz, hem de tartışarak ve araştırarak bu ana problemimizi çözmeye çalışacağız.Amed, 08. 06. 2008İbrahim GÜÇLÜ(ibrahimguclu21@gmail.com)

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.