BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Zerdeþt Seyda · 28.07.2006 · 2 görüntülenme
Hizbullah’ın ilk saldırısı ile adeta fırsat kollayan İsrail’in karşı taarruza geçerek savaşı başlatması BOB’a giden yolda ikinci en büyük adımdır. Asıl dünya uygarlığı ve demokratik yaşam için en büyük tehlike olan uluslar arası islami terörizmin yeni saldırılarını bertaraf edebilmek için canavarı ininde vurmayı hedefleyen ABD İsrail ittifakı sahnededir. İsrail açısından dünden bugüne durum fazla değişmemiştir. Filistin yada Araplarla olan ihtilafı Yahudi Müslümanlık çekişmesine çekilmiştir. Bununla kalınsa iyi Filistinli gerillaların yanında yer aldığını söyleyen uluslar arası her renkten solcu yada sosyalist buradan beslenerek kendi ülkelerinde devrim provalarına giriştikleri hala hafızalarımızda tazeliğini koruyor. İran İslam devrimi ile tetiklenen yayılmacılık yada dünya egemenliği düşüncesindeki her renkten Ortadoğulu Müslümanlar; giderek silahlanarak tarih sahnesine bin yıllık entarisini giyerek çıkıyorlardı. Çağın silahları Arap entarisi altında fazla gizlenemedi; ortaya çıktığı şekliyle ölüm kusan makinelerin hedefinde kendilerinden olmayan herkes vardı. Yalnız 11 Eylül saldırısı ile değil Irak direniş cephesi olarak ortaya çıkanların kadın çocuk demeden camilerde bile imhaya yönelmeleri insanlık dışı terör yüzünü açığa çıkartmaya yetiyordu. Hala bunu görmemezlikten gelenlere değinmeden önce birbirlerine destek olan güçlerin şekline bir göz atalım. Söz konusu olan ABD İsrail veya batı karşıtlığında birleşenler Kürd milletini de bu toprakların yeni Yahudileri olarak lanetlemektedirler. Bu ittifakın içinde kimler var önce ona bakalım. İslamın kılıcı ile her gün kelle kesmeye devam eden Kürdistan’ın doğusunu sömürgeleştiren Humeyni artığı molla rejimi, -bunların İslam yorumuna da kısaca değinmeye çalışacağım-ile uluslar arası fiili destekçileri Hüsame Bin ladinin El Kaidesi, yıllardır Lübnan başta olmak üzere çeşitli müslüman ülkelerde örgütlü eli silahlı hatta eli kanlı Hizbüllahın değişik renkleri. Arap Baas ırkçıları, Saddam artığı teröristler. Eli silahlı ve eli kanlı Hamasın Filistin’deki çeşitli renkleri, El Aksa Şehitleri Tugayi, Elfetihler vb. ki yıllardır Saddam’ın destekçileri olduğunu Arap milliyetçisi Müslüman olduklarını kamuoyuna açıklamaktadırlar. Suriye ve Mısır merkezli Müslüman Kardeşler. Onlarca parça halinde Türk İslam fundamentalisti ve bunların uluslar arası destekçileri. Yıllardır Irak’ı kan gölüne çeviren bu katil sürülerinin oluşturdukları cepheye ‘Irak Direniş cephesi ‘ diyorlar. Doğu Perçinçek ve yandaşları MHP’li kızılelmacılar resmen kamuoyuna deklere ettikleri şekliyle bu direniş cephesinin destekçisidirler. Güney Kürdistan’da Türkmen Cephesi veya benzeri kurumlarla birlikte TC devletinin bu mezbahadaki temsilcileridirler. Düne kadar AB’ye girmeye aday ABD müttefiki Türkiye’nın gizli niyetleri artık gizlenemez durumdadır. Milli politikaları onların safını belirlemiştir. Sömürgeci TC devletinin artık resmi politikası resmi finansör Yasin El Kadilerle birlikte ortadoğuda nemalanmaktadır. Aslında Türkiye’nin Ortadoğu politikasında Kürt varlığından dolayı fazla bir şey de değişmemiştir. İran’da dün Şahla birlikteydi bugün onu deviren Hümeynici Mollalarla birliktedir. Irak’ta dün Saddam’ın kardeşiydi birlikte Kürd imhası yapıyorlardı; bugün Kürdlerin hakimiyeti ile resmiyetini kaybeden ilişkisi Terörist Direniş cephesi ile devam ediyor. Suriye’de dün baba Esad’la bugün oğul Esad’la devam eden ilişkiyi uluslar arası demokratik güçler koparamıyor. İsraill’le Filistin arasında hep ikili oynadı artık niyeti bellidir. Bugün artık netlik kazanan ve herkesin görmesi gereken şey TC devletinin Ortadoğu’da Teröristlerin yanında yer almak ve dünya Terör Örgütleri ile dirsek temasında olmasını görmektir. Üzerinde yer aldığı toprak hızla ayağının altından kaymaktadır, meşruiyetini yitirmiştir. Bu gayri meşru Kafkaslarda Çeçen direnişçilerini, Mısır veya Suriye’de Müslüman Kardeşleri, Irakta Direniş cephesi denilen Hacı Bombaları, Uluslararası arenada El Kaideler vasıtasıyla Bin Ladincilerin Müttefikidir, destekçisidir. Sağcısı solcusu ile yeni katliamlarını Kürdler üzerinde sürdürmeye hazırlanan bu vahşeti Kürtlerin görmesi gerekir. İsrail’in Filistin’le toprak sorunu her ülkedeki gibidir. İnsanlık yada İslamlık sorunu değildir. Bugüne kadar olan yanlışların getirdiği yer maalesef güzel bir yerde değildir. Uluslar arası teröristlerin değirmenine su taşımamak lazım geldiğine inanıyorsanız bu insanlık dışı suçun kökten kazınmasına yardımcı olunuz. Onlarca yıldır ezberimizden vazgeçeceğiz diyorsanız iki ülke arasındaki toprak sorununu dünyaya mal etmeyiniz, çözümü için yardımcı olunuz. Yoksa terörist politikalar bu arenada bizi soluksuz bırakabilir. Terörün destekçisi 4 sömürgeci diktatörlüğün fiili işgalleri sürerken dünyanın gözleri önünde cereyan eden katliamlarını görmeyeceksiniz bunların İslamlık veya insanlık politikalarına alet olarak aydın kisvesi ile ortaya çıkacaksanız lütfen ezberin dışındaki adımları birileri önersin. Kürd halkının müslümanlık ortak değeri adı altında hala bu teröristlere ortak olabileceğini sananlar yarın yanılmış olduklarını göreceklerdir, merak etmeyin bu halk bilinçleniyor. Müslümanlığı yaşayacak Kürdlerin teröristlerin yanında yer almayarak özgür ülkesinde kendisini daha iyi ifade edebileceğini anlamaktan gecikmeyecekleri gün yakındır. Kimse Kürdlerin hile ve desise ile 4 parçaya bölünmüş ülkesinden vazgeçtiğini beklemesin. Artık bu halk milli çıkarlarını belirlerken Arapların, Acemlerin ve Türklerin Müslümanlığına göre hareket etmeyecektir. İdealimiz her halkın kendi toprakları üstünde özgürce yaşamasıdır. Uluslar arası terörizm uluslararasıdır ve daha güçlü ülkeler kendi çıkarları bile söz konusu iken bunun üstesinden geliyorlarsa bunlara yardımcı olmak insani görevlerimiz arasındadır. Ülkemi işgal eden güçlerin müttefiki teröristlere karşı savaşan ülkelerin yanında yer almak milli bir görevdir. Bugün Kürdistan’ın çıkarları neyi öngörüyorsa uluslar arası politikaları ona göre belirlenir. Kimsenin duygusal hareket etmesine yapılan İsrail ve ABD karşıtlığı politikalara alet olmaya hakkı yoktur. Yalnız kadın- çocuk ölmemesi değil hiç kimsenin ölmemesi amaçtır. Savaşan her iki taraftan ziyade taraf olan Arap, Acem ve Türk medyasının yönlendirmesi içindeki halkımızı doğru bilgilendirmek için Kürd medyasının kısıtlı imkanları ile azami çaba sarf etmesi gerektiğine inananlardanım. 23 Temmuz 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.