Siyaset

Yeni Dönemi eski diskurlarla Aşmak

Rojhat Badikî · 16.12.2012 · 2 görüntülenme

Yeni Dönemi eski diskurlarla Aşmak
“Diğer hükümetler bize zulüm etmedi mi? Etti. Ama hiçbiri bu halkı kandırmadı. Hiçbiri evimize, soframıza oturup evimizi başımıza yıkmadı”

Bu cümleleri sıradan bir insan söyleseydi, yadırgamazdık. Bir Türk vatandaşı söyleseydi, bir hükümet-devlet vatandaşlarına nasıl bunu yapar, O halkla, zülmün bitmesi için interenational dayanışmaya çağrıları yapardık. Bu cümlelerin sahibi yabancı diyarlardan-uzaydan gelseydi tanıması için tercüman olurduk. Sıradan bir Kürt vatandaşı söyleseydi, belki ateşin kıvılcımları evine ulaşmamış, tarih bilgisinden yoksun diye acı bir tebessümle güler geçerdik. Ama bunu söyleyen belirtiğim kriterlere uymayan, bir toplum adına sömürge bir halk adına; özgürlük getireceğiz zülme direneceğiz, vatanımızı özgürleştireceğiz diye, Kurdistan halkından vekalet alan biri söylemişse durup düşünmek gerekir.

Yüzyıldır, söylenip tekrarlanan diskur, Kurdistan halkının alın yazısı olamaz. Öncü, öncülük etmenin görev ve sorumluluğu, toplumun yaşadığı sorunları analiz etme ve sorunları ortaya koyacak formüller bulmadır. Yüzyıldır tekrarlanıp söylenilen yöntemlerle hareket etmek, söylemleri kopyalamakla, sorunun çözümünü mümkün kıldmadığı gibi, süreç sorunun kaynağını teşkil edenlerin daha gelişmesine de yardımcı olur.

Kurdistan’ın sömürge statüsünün uzamasının her dakikası, sömürgeci Türk devletine önemli avantajlar sunup, plan ve programlarının kesinsiz işlemesine de zemin sunar. BDP milletvekillinin ‘’ Diğer hükümetler bize zulüm etmedi mi? Etti. Ama hiçbiri bu halkı kandırmadı. Hiçbiri evimize, soframıza oturup evimizi başımıza yıkmadı. Bu nedenle bu halkın AKP'ye duyduğu öfke diğer hükümetlere duyduğu öfkeden büyüktür.’’ Bu konuşmları, belirtiğim çerçeveye hizmet eden söylemlerdır. Ne realite ile ne de gerçeklikle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Halkların jenosidleri üzerinde temelleri inşaa edilen TC’ yi rahatlatmak, bilgi kirliliği, hafiza unutkanlığı ve geçmişin suçlarını örtmekten başka bir misyonu yoktur. TC’ nin kuruluşu, ilk hükümetinden başlayarak, Kurdistan halkına karşı yaptıkları zülm-soykırım göğün yedi arşını deldi.

Dolaysıyla, Açık ki aldatılıyoruz! Legal alanlarda faaliyet yürütenlerden devrim-silahlı mücadele...vs beklemek doğru olmadığı gibi bu kemsimleri TC ağzı ile konuşmaları da doğru değildir.

Ne PKK ve uzantıları nede HAK-PAR’ ın Kurdistan halkına sunduğu yeni bir vizyon-misyon yoktur. TC’ nin denetim ve kontrolü altına Kurdistan halkına karşı korkunç katliamlar gerçekleştiren Hizbul-kontranin siyasi uzantısı HÜDA-Partisi’nin alternatif ‘’Kurdistani’’ Bir aktör olarak Kurdistan halkına pazarlanmasının nedeni de bundan kaynaklanmaktadır. HÜDA partisinin geçmiş faaliyetleri, Kurdistan halkına karşı suç işlemek ve Halepçe katliamını gerçekleştirenlerin suç ortağı olan HAMAS-FKÖ için göz yaşı dökmek olmuştur. Kurdistan politik arenasındaki alternatifsizlik, Jandarma-polis kontrol-yardımları ile yurtsever insanları katleden katillere, politik arenaya çıkma zemini sunmuştur.

Bir asırdır değişmeyen diskurun, değişim karşısında aşınıp tahribatlar oluşturması kaçınılmazdır. Bir asır önce Kurdistan halkına kendi topraklarında devlet kurma, özgür ve bağımsız yaşama hakkını red edip ‘’Türk Kardeşleri’’ ile ayni çatı altında yaşama istemini dile getirenlerin günümüzdeki mirasçıları da benzer istemleri tekralamaları, Türk devleti açısında sömürgeciliğin Kurdistan’ daki garantörlüğü görevini vermektedir. Bu Kurdistan ulusal davasına içerde büyük tahribatlar yaşatırken, uluslararası alanda da tecrit-izole olmasına neden olmaktadır. Ailesel-aile sorunun, aile çatısını aşıp uluslararası platformlara taşındığı bir süreçte 40 milyonu aşkın bir halkın özgürlük ve bağımsızlık sorununun bir iç sorun olduğunda israr etmek, ulusal davayı karaya oturtmak-dibe vurmaktır.

Bir asırdır ezberletilmiş diskuru bozacak, ulusal mücadeleyi günümüz realitesine denk getirecek, bilim ve teknolojinin imkanlarından yararlanmasını bilecek Kurdistan’ı iman ve kabesi olarak görecek, yeni tip anlayışa ihtiyacımız var.

Rojhat Badikî
16.12.12

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.