Siyaset

YAZARIMIZ H.H YILDIRIMIN TUTUKLANMASININ HIÇ BIR HUKUKI GEREKÇESI YOKTUR.

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

Avrupa, ayni para biriminin kullanildigi ve bir tek Anayasa ile yönetilme ve sinirlarin kaldirilmaya gittigi ortamda, bu koca insan haklari, özgürlük ve demokrasi şampiyonu oldugu söylenilen Kita da, bazen de ilginç ve tuhaliklar da yaşaniliyor. Son dönemde Kürd yurtseverlerine karşi yapilanlar tesadüf olarak degerlendirilebilinir mi?

Aslinda belki şu bahsedilen ve 700`ü aşkin Kürd yurtsever, aydin, yazar, siyasetçi...vs nin arandigi Interpol-Euroupol listesi olmasaydi, denilebilinir ki yaşanilanlar tesadüfi günlük rutin olaylardir.

Diger yurtsever kişileri tamamen yakindan tanimadigim için somut olarak yazarimiz Hasan Hüseyin Yildirim`dan hareketle diger yurtsever insanlari da bu genel degerlendirme içersinde ele alacagim. Hic bir Kürd insani kendi riza ve istegiyle ülkesini topraklarini terk etmemistir.

Devletlerarasi siyasi, askeri ekonomik ve diplomatik ilişkilerin dayanagi olan iç uygulama ve yasalar tamamen gözardi edilerek sürdürülemez. Devletlerarasi iliskilerde demokrasi, insan, haklari, hukuk, özgürlük...vs kavramlar da belli derecede rol oynamaktadir.

Genel anlamda, iç uygulama, anayasa, hukuk insan haklari, demokrasi, özgürlük..vs bazen ilişkiler açisinda tamamen belirleyici olmasa da etkileyici bir pozisyondadir. Türkiyenin 12 Eylül Askeri darbesi ve onun ürünü olan Türk anayasasi ve Anayasa dan kaynaklanan uygulamalar günümüz Avrupasinda Anti-Demokratik-faşizan Anayasa olarak degerlendirilmektedir.

AB-Türkiye ilişkileri, Kopenhagen kriterleri, 12 Eylül faşizan Türk anayasasinin degiştirilmesi temelindedir. Ve dogal olarak 12 Eylük faşizan Türk anayasasinin uygulamalarindan dogan haksizliklarin da giderilmesi gerekir. Türkiye 12 Eylül Askeri darbesinin ürünü olan faşizan Anayasa ve kanunlarinin ürünü olan 700 kişilik aranma listesinin bu anlamda hiç bir hukuki zemini yoktur.

Dolaysiyla Bu yasa ve kanunlarla Magdur duruma sokulanlarin pozisyonu her şeyden önce bütün Avrupa devletlerinin kabul etmemesi gerekir. AB`nin bunu Türkiye`de net bir biçimde belirtmesi ve hukuk disi ve kanunsuz olan Aranma listesinin geçersiz ve iptal edilmesi icin baski uygulamak zorundadir. Bunun baska yollu yoktur, hukuk ve hukuksuzluk bir arada yürüyemez.

Bütün bunlari bir yana biraksak dahi Avrupadaki Iltica ve Şengen anlaşmalari ile son dönemde yapilan degişikliklerle, birlikte, Iltica ve vatandaşlik hakki diger ülkelerde de geçerliligini korumaktadir. Kaldi ki Newroz. Com yazari Hasan Hüseyin Yildirim 5 yildan beri Alman Devletinin vatandaşi yani, AB`gi devletlerinin de vatandaşidir.

Hakkinda ne Almanya`da ne de diger bir Avrupa ülkesinde arama ve tutuklama karari yoktur. Hollanda polisinin Faşist-Askeri bir darbenin ürünü ve hiç bir uluslararasi hukuksal degeri olmayan olan Türk kanunlarina dayanarak böyle bir uygulamaya gitmekle en başta kendi yasa ve kanunlarina karşi ters bir pozisyona düşmüştür.

Avrupa devletlerinin Türk faşist sömürgeci devletinin hasasiyetlerine karşi, Kürd halkinin haklarini çignemesi kabul edilemez. Geçmişte Isviçre devleti de böyle bir tutum içine girmesine ragmen, Hasan Hüseyinden özür dileyip, tazminat da ödeyerek yaptigi haksiz uygulamadan vazgeçmiştir.

Hollanda devletininde bu yanliş tavirlar içersine girmesi gerçekleri degiştirmeyecektir.Temenimiz Hollanda devleti yaptigi yanlişliktan vazgeçip yazarimiz Hasan Hüseyin Yildirim daha fazla magdur edilmeden serbest birakilmasidir.

Bu ve buna benzer olaylardan biz Kürd tarafinin çikarmasi gereken çok önemli dersler vardir. Avrupa devletlerinin kendi yasalarini da çigneyip bizlere karşi bu türden hukuk disi uygulamalara gitmesi, içinde bulundugumuz içler acisi pozisyonu bir kez daha gözler önüne seriyor. Halen Avrupa da Türk vatandaşi statüsünde isek buna bagli böyle gelişmelerin olmasi bizim en zayif yanimiz olarak kalacaktir.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.