Siyaset

YAYINCILAR ÇOK TEDİRGİN!... AMA HAKLI!..

Ahmed ÖNAL · 09.06.2006 · 1 görüntülenme

Aşağıda hemen hemen tüm Kürt ve Türkiye Demokrat Çevrelerinin Ortak kaygısını siz , www.newroz. com  okurlarına iletmek isterim: Yeni TMK Yasa Tasarısı ve Basın Yayın için Getirdiği ‘Yenilikler’“Anayasa, basın ve ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır.” denir. Anayasa’da bu özgürlüğün sınırları öngörülmüştür.  Bu sınırlamalara tabi olmayan ifade ve düşünce açıklamalarına Terörle Mücadele Kanunu’nda yer verilmesi, basın, düşünce ve ifade özgürülüğü açsısından ciddi bir sıkıntı oluşturacaktır.Tasarının 5. ve 6.  maddeleri basın yayın organları açısından değerlendirildiğinde şunlar görülebilir:Maddeler dikkatle okunduğunda ve gerekçeleri de değerlendirildiğinde basın yayın organları ve onların sahiplerine çağdışı uygulamalara yol açtığı görülecektir. Tanımı belli olmayan bir çok eylem suç sayılarak aslında yayıncılık için bir çok tuzak oluşturulmuştur. Tıpkı 301. madde tartışmalarında da dile getirildiği gibi suç kapsamına giren eylemlerin tanımı tam yapılmamıştır. Bu tasarıda, bir savcının veya herhangi bir kişinin soruşturma açması veya suç duyurusunda bulunması durumunda her şey suç kapsamına girebilmektedir. Özellikle gerekçelerde yer alan ‘basın ve yayın organlarının sahiplerine maddenin bir ile üçüncü fıkralarında yaptırım altına alınan açıklama ve yayınlama yasağı ile ilgili olarak dikkat ve özen yükümlülüğü yüklemiştir’ ifadesi, zaten günümüzde düşünce ve ifade özgürlüğünün en büyük sıkıntılarından olan otosansürü yasalaştırmakta, otosansür yapmayanların cezalandırılacağı belirtilmektedir. Yine bir başka nokta olarak daha önceki yasalarda öngörülen ceza oranları arttırılmış, yeni tasarıda öngörülen cezalarla yayıncıların faaliyetlerini sürdürmesi imkansız hale getirilmiştir. Yayıncılara getirilen ‘bin günden 10 bin güne kadar adli para (günlük 20 ytl ile 100 ytl arası) cezası’ bizleri 20,000,000 tl’den, 1,000,000,000 tl’ye (yirmi milyarla bir trilyon arası) kadar para cezasıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Mevcut 3713 sayılı yasanın  7/2. maddesinde 500 milyondan 1,5 milyar TL’ye kadar para cezaları öngörülmektedir. Bu cezaların böyle yüksek oranlara getirilerek amaçlanan, herhangi bir yayın organını veya yayınevini tamamen kapatmak ya da işlemez hale getirmektir. Bu kadar ağır cezaların biz yayıncıların kaldıramayacağı açıktır. Süreli, süresiz, elektronik v.b. tüm  yayınlara getirilen ‘yayın durdurma, kapatma’ gibi yaptırımlar çağdışıdır ve savcılara verilen karar alma yetkisi beraberinde bir çok tartışmalı uygulamayı getirecektir.  Yeni uygulamayla tüm yayınlar mahkeme tarafından süresiz olarak durdurulabilecektir. Bu durum basın ve ifade özgürlüğü açısından son derece anti-demokratik bir durum yaratmaktadır. Ayrıca  daha önce para cezası verilen durumlara bu tasarının kanunlaşması ile artık hapis cezası verilecektir. ‘3713 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında geçen "beşmilyon liradan onmilyon liraya kadar ağır para" ibaresi "bir yıldan üç yıla kadar hapis" olarak, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş…’ ibaresi yayıncıları doğrudan hapis cezasıyla karşı karşıya getirmektedir. 6. maddede ilgili bölüm şöyledir: Terör örgütünün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın veya yayın organlarının sahipleri hakkında da bin günden on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Sorumlu müdürleri hakkında, bu cezanın üst sınırı beş bin gündür.” Bu maddeye göre, Türkiye’deki hiç kimse, faili meçhul cinayetlerin aydınlanmasını isteyemez, çünkü bazı örgütler bu cinayetlerin aydınlanmasını istiyor. Hiç kimse baş örtüsü takmanı dini bir gereklilik olduğunu ve isteyen herkesin her yerde baş örtüsü takabileceğini savunamaz, çünkü bazı örgütler bunun böyle olması gerektiğini savunuyor. Hiç kimse köyleri boşaltılan insanların zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini ifade edemez, çünkü bazı örgütler bunu dile getiriyor. Dahası Terör örgütünün veya amacının propagandasını…” ifadesinden sonra, Avrupa Birliğine girişi savunmak bile suç sayıla bilir. Çünkü bazı örgütler Türkiye’nin AB’ye girmesini savunuyor. Görüldüğü gibi 301. maddeden çok daha vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Amaçlanan bu ve benzeri konuları dile getirenleri tamamen susturmak, dile getirme olasılığı olanları ise bundan vazgeçirip ‘hizaya getirmek’ tir. Yine tasarının “MADDE 8/B- Bu Kanun kapsamına giren suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesine göre bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur”  maddesi yayın şirketlerini ciddi bir risk altına almaktadır. Her hangi bir yayınevinin bir kitabına bu tasarıdan dolayı ceza verilirse yayınevi şirketinin kapatılmaya kadar gidebilecek bir sürecin içine girmesi kaçınılmazdır. İlgili maddede şirketin ticari faaliyetinin kontrol altına alınmasından, kapatılmasına kadar çeşitli cezalar öngörülmektedir. Yine tasarı incelendiğinde aynı zamanda ticari işletmeler olan yayınevleri ‘finansman’ suçu kapsamında değerlendirilebilecek, ve cezalandırılabilecektir. Özellikle bu iki hususla ilgili maddelerdeki muğlaklıklar bu riskleri daha da büyütmektedir. Sonuç olarak, bu tasarı toplumun her kesiminden muhalefeti susturmayı, susturulamayanları ise ağır cezalarla karşı karşıya bırakarak cezalandırmayı hedeflemektedir. Her bir yayın kuruluşunun rutin bir yayınının bile tasarı çerçevesinde suç kapsamına  alınması işten bile değildir. Sistemin herhangi bir uygulamasını, dozajı ne olursa olsun, eleştirmek imkansız hale gelmektedir. Yayıncılığın doğal bir rolü olan toplumu aydınlatma, bilgilendirme ve demokratikleştirme işlevleri bu tasarıdan sonra kesinlikle ortadan kalkacaktır. Bu durumda biz yayıncılar bu tasarıdan sonraki dönemde yayın politikamızı hükümetlere ve devlete göre belirlemek zorunda kalacağız. Bu durum kabul edilemez. Siz artık sansürsüz  bir  yayıncılık yapamazsınız. Yaptığınızda siz , yayıneviniz, gazeteniz, derginiz  kapatılır. Siz de yakalanıp cezaevine atılacaksınız. Şayet yeni TMY yasalaşırsa. Hatta mahkeme kararı ile değil, bir savcı kararı bir kuruluşu kapatmak için yeterli olabiliyor. Bu yasa Askerler tarafından hazırlandı. TBMM’ine onaylatılıyor.Artık Askerin istemediği Siteler, Radyolar, Televizyonlar kapatılıp karartılacak. Eleştirisiz, tek tip ve emir komuta dışında bir özgürlük ve demokrasiye yer verilmek istenmiyor… Bu kez çok kararlıca üstümüze geliyorlar. Onun için tüm demokratlar erkenden ayağa kalkmalıdır. YOKSA GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN!...

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.