BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
Dün akşam biraz geç eve geldim. Mam Celal ve Kek Mesud'un alabildiğine uzun olan basın açıklamalarını ve basın mensuplarının sorularına verilen yanıtları içeren, yazıyı Türkçeye aktarmıştım. Biraz yorgundum ve sabah erken kalkmam gerekiyordu. Ama alabildiğine mutluydum. Çünkü,Güneyli kardeşlerimiz dost ve düşmanın karşisına tek ses, tek yürek ve tek irade olduklarını açık bir şekilde deklere ettiler. Önümüzdeki süreç içinde, Kürdistan ve Irak politikalarına ilişkin ana başlıklarıyla bir program sundular ve görev bölümü yaptılar. İki idaremiz birleşecek ve tek bir Kürdistan Hükümeti, tek Kürdistan Parlamentosu, tek polis, tek peşmerge gücü, Kerkük ve diğer işgal altındaki Kürdistan topraklarının geleceğine ilişkin tek tutum ve Bağdat ve dünya ile olan görüşmelerde tek bir politika ortaya konuldu.
Bu gelişmelere hangi Kürd yurtseveri sevinmezki ben sevinmiyeyim.
Hewlêr mahalli seçimlerine ilişkin iki taraf arasında bazı kapalı, ama beni biraz kaygılandıran sert açıklamalardan sonra, böyle bir ortak Kürd iradesinin gösterilmesi karşisında çocuklar kadar şendim.
Yatmadan önce, Kürd televizyonlarında ne var ne yok diye bir bakmak istedim. O esnada, 4 Ocak günü başlayan ve 7 Ocak'ta sona erecek olan "Pêşewa Qazi Mehemed'in anısına" yapılan festival, Kürdistan Tv'de yayınlanıyordu. Ben daha önce bu festival hakkında bilgi sahibiydim. Doğu Kürdistan'da 30 aydın, Kuzey Kürdistan'da bir çok Kürd araştırmacısı, Avrupa'lı, Chris Kutschera, Jonathan Rangdal, Peter Galibrath, Gerard Chaian, W. Aglethon gibi Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti uzmanları, Prof. Kemal Mazhar, Prof.İzedin Mustafa Resul, Ebdulfetah Botani, Abbas Veli gibi bir dizi akademisyen davet edilmişti. Bu akademisyenler, 6 değişik açıdan Kürdistan Demokratik Cumhuriyetini ve onun ölümsüz önderi ve Kürdistan şehidi Gazi Mehemed hakkında hazırladıkları tebliğlerini sunacaktı.
Ben televizyona bakmaya devam ederken, ansızın Kürdistan Bölge Hükümetinin Hewlêr idaresinin aktüel ve gelecek birleşik Kürdistan Hükümetinin Başbakanı Kek Neçirvan Barzani, Pêşewa Qazî Mehemed'in oğlu Ali Qazi'ye doğru giderek elindeki çerçevelemis Kürdistan bayrağını göstererek, "PÊŞEWA QAZÎ MEHEMED'İN ÖLÜMSÜZ BARZANÎ'YE EMANET ETTİĞİ KUTSAL KÜRDİSTAN BAYRAĞI" dedi
Demokratik Kürdistan Cumhuriyetinin Genel Kurmay Başkanı, ölümsuz Barzanî'nin torunu, Neçirvan Barzanî ve Kürdistan Demokratik Cumhuriyetinin Başkanı, Kürdistan şehidi, Pêçewa Qazî Mehemed'in oğlu Kürdistan bayrağını öpüp başlarına koyarken, salonda bulunan herkes sevinç ve hüzünle ayağa fırlayıp göz yaşlarına boğulurken, ben bu tarihi günde ansızın onlardan ayrılarak, sevinç göz yaşları içinde yarım asırlık yolculuğa çiktim..
O esnada gözlerimin önünde Çarçira Meydanı, Pêşewa tarafından ilan edilen Kürdistan Cumhuriyeti, soylenen EY RAQÎP ulusal marşi ve Pêşmerge kelimesinin bulunma tarihçesi gelmeye başladı. Büyük güçlerin çikarlarina kurban olan Kürdler, halkını terk etmek istemeyen Pêşewa ve General Barzanî arasındaki konuşmalar ve Pêşewa'nın "Kutsal Kürdistan Bayrağını Ölümsüz Barzanî'ye emanet etme" sahnesi sanki canlıymış gibi gözlerimin önüne gelmeye başladı.
Ölümsüz Barzanî'nin Mahabad'tan Aras önlerine uzanan büyük yürüyüşü ve Farsların, Türklerin ve Arapların kudurmuş köpek vari saldırılarını bertaraf ederek bir İran'a, bir Irak'a, bir Türkiye'ye geçerek, SSCB'ye varmaları gözlerimin önünde canlanmaya başladı... Orada da İttihat Teraki ajanı Bakırof'un onlar için hazırladığı izolasyonları gözlerimin önünde canlandı.
Kürdistan Demokratik Cumhuriyetin, Mirhac'la birlikte Irak'a dönen 4 Güney Kürdistanlı subayın, Irak rejimince idamı ve Pêçewa'nın Çarçira'da idamı, Enfaller, kimyasal silahlarla toplu kıyım, milyonlarca Kürdün sınırlara vurması ve 8 bin Barzanî'nın yok edilmesinden sonra, ansızın Kek Neçîrvan Barzanî, yarım asır saklanan bayrağı: KÜRDİSTAN BAYRAĞINI, PÊŞEWA'NIN EMANETİ ve canından daha değerli bulduğu "ALA KESK Û SOR Û ZER"i Özgür Kürdistan'da düşmanların gözü önünde, Kürd milletine iade ediyordu..
Bayrağı dikim ve örme işlerini yapan FATMAXAN'da ordaydı. Keşke bu bayrak konuşsaydı, bize bu yarım asırlık esirlilik, gizlilik sürecini anlatsaydı.. Pêşewa'yi anlatsaydı..
Ben bu sabah bu olayı, bazı arkadaşlara anlattım, baktım onlarda ağladılar. Demekki, bu halk artık geriye dönüşü olmayan bir yola girmiştir... Bunun için düşmanlarımız korkuyorlar.. Korkularından dolayı haklılar. Çünkü, onların varlık "sınırları bizim cesetlerimiz üzerine"(Mam Celal) inşa edilmiştir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.