Yanlışını bulun, daha bilimsel ve doğru olanını formule edebilyorsanız altına yazın

Kenan Fani · 21.05.2009 · 1 görüntülenme

[b]Dikkat edilirse buradan itibaren Musul ve Kerkuk'u birbirinden ayırıyorum. EU, Rusya ve İran'ın muhalefeti nedeniyle bölgede elini güçlendirecek yeni kartlar arıyor. Musul'da önemli bir süryani nüfus var. Lübnan'da da iktidar ortağı durumundalar. Eskiden İsrail yanlısı falanjistler içerisinde yer alıyorlardı. Hristiyan oluşları nedeniyle kiliseye ve Avrupa sağına cazip geliyorlar. Misyoner faaliyetleriyle "ehlileştirilmiş", sadakati sağlanmış bir grup. Musul'un, bir süryani devletçiği yada süryanilerin yönetimini ağırlıklı olarak ellerinde bulundurduğu federatif bir yapı olarak planlandığı, bölgede yeni bir İsrail'e zemin hazırlanmak istendiği 1958'den beri biliniyor. Aslında plan daha eski, kurulması planlanan ilk "İsrail" olarak süryani devletçiğini anmak hiçte yanlış olmaz. Simko bu hayali bitirdi.[/b]

Benim Asuri bahsini Simko ile ilişkilendiren cümlelerim bundan ibaret. Kim aksini yazabiliyorsa, kim daha daha doğru yorumlayıp formule edebiliyorsa altına yazsın görelim.

İkinci bir husus, iki alıntı ve doğru tefsiri..

[i]1.(kaba tercume: kralin (Faisal) 1933 de olumunden sonra, Gazi arap milyetcilerinin sempatisini kazandi ve bir vakitler Britishlrece kandilerine ait bir devlet icin desteklenen nasturi assurilerin isyaninin acimasizca bastirdi)

2.((kaba tercume: 1914 de birici dunya savasi baslayinca, hakkarili nestorian hiristiyanlar osmanli bolgesinden, daha onceleri de nasturi toplulugunun var oldugu ve rusyanin onlara koruma imkani sundugu goreceli emniyetli urmiye bolgesine goctuler.Ruslar iran dan cekilince ortaya cikan otorite boslugunu Siimko doldurmaya giristi. Britishler tarafindan anti-osmanli savas gucu olarak orgutlenmeye cabalanan Nasturiler, urminye bolgesinde kendileri icin br bagimsiz devlet yaratma niyetinde idiler. Bu niyet onlar ile Simko nun cikarlarinin catismasina yol acti. Simko, gelenksel bir savas lordu ozelliklerini (warlord un turkce tam karsilgi yok gibi, mutegallibe(usurper) desek tam olmuyor, ancak ingizlicede "derogatory"/kucultucu asagilayici, kotu anlamlarda kullanildigi kesin)Kurd milyetci emelleri/talepleri ile birlsetirerek, onemlli miktarda kabileyi/asireti basarli bicimde kendi komutasi altinda birlestirmeyi becerdi.)[/i]

İki farklı paragraf birbiriyle teknik anlamda çelişik değil, uyumlu ve yekdiğerini destekler durumda.

Arap ülkleri bağımsızlıklarını İngilizler başta olmak üzere batılı devletlerin desteğiyle kazandılar, bu desteğe Rusya da dahildir.

İsrail, oluşumunu 2. Dünya savaşında Alman karşıtı cephede yer alan devletlere borçludur. Arap ülkelerinden farklı olarak İsrail bir tek yahudi topluluğunun yaşamadığı topraklarda kuruldu.

Bosna-Hersegovina batılı ittifak güçlerinin Yugoslavya'yı işgali ve dağıtması sonucu batılı devletlerin korumacılığı ve garantisi altında kuruldu.

Bu saydıklarıma Makedonya ve Kosova'yı da ekleyebilirsiniz.

Kürdistan Federe Devleti batılı ittifak güçlerinin Irak'a müdahalesiyle kuruldu.

Kurulan bu altı tane devletin, batılıların desteği ve himayesiyle kurulduğu tartışma götürmez bir şekilde ortadadır.

Bundan hareketle arapların, yahudilerin, kürtlerin, boşnakların, makedonların, albanların devlet kurma emellerinin, bu uğurda mücadelelerinin olmadığı söylenemez, tarihin geçmiş dönemlerinde devlet oldukları gerçeğinin inkarı gerekmez.

Aynı durum süryaniler için de geçerlidir. Kürtler için de.. Batılıların belli bir dönem için çıkarlarıyla örtüştüğü için destek veriyor olmaları kürtlerin yada süryanilerin devlet olma istekleri olmadığı anlamına gelmiyor.

Batılıların destek sunması bu olguların her birini ortadan kaldırmaz. Doğru tanım, bölgedeki herhangi bir halkın devlet olma isteğinin bölgeyi bugün bile çok geniş bir şekilde işgalinde bulunduran güçlerin bölgeye dair hesapları ve bölgedeki menfaatleriyle uyuşması halinde gerçekleşme şansına sahip olduğudur.

Arapların, kürtlerin, boşnakların, albanların devlet olması, yaşadıkları yörede yekpare bir nüfus arzederek toprak bütünlüğü esas alınmak suretiyle, toprak bütünlüğü kavramı kurulan devletlerin meşruiyetine esas teşkil edecek şekilde sağlandı.

İsrail'in kuruluşunda, holokost ve dayandırıldığı dünyaya dağılmışlık, eziyet görmüşlük, mazlum halk olması öne çıkarılarak gerekçe gösterildi. İsrail'in bugün kurulduğu topraklar yahudilerin eskiden devlet oldukları topraklar olmak durumundadır. Ancak, yahudiler eski dönemlerde de filistin yöresine işgalle geldiler. Devletleri bir defadan fazla işgal edildi dağıtıldı. İsrail'in meşruiyetinin bugün bile kimi çevrelerce tartışılıyor olmasının nedeni budur. İsrail'in filistin topraklarını da işgal ederek yayılması Eski Ahit'te yer alan "vadedilmiş topraklar" bahsinden başkaca meşruiyet içermez. Günümüz hukuku böyle formüle edilmiştir.

Süryanilerin toprak bütünlüğü yok. Yekpare nüfus özelliği göstererek çoğunluk olarak yaşadıkları yöreler Kürdistan'ın dışında. Urmiye'de ise tarihin hiçbir döneminde yerleşmedi ve yaşamadılar. Onbeşbin civarında silah çıkarabilen ([i]aslında batılılarca silahlandırılmış[/i]) küçük bir gücün aniden hareketlenerek bulunduğu devletin siyasi sınırları dışına çıkıp önceleri hiç bulunmadığı bir alanda hak iddia etmesini teşvik eden nedenler aslında bu alıntılarda son derece açıktır. Birileri alıntıladığı yazıları okuma ve anlama yeteneğinden yoksunsa, bu durum gerçeği değiştirmeye yetmez.

Güney'de kürtler de batılılarca silahlandırıldılar. Silahlandırılmayı kürtlerin ve süryanilerin devlet ola emellerinin önüne geçirmiyorum. Silahlanma böyle bir istek olduğunun kanıtıdır. Silahlanma hak talebinin göstergesidir. İstekli olmayana silah veremezsiniz, verirseniz bile kulandıramazsınız. Diğer bir yandan silahlandırılmış olmak haksız olmak anlamına da gelmiyor. Süryanilerin varlığını ve haklarını yadsımadım. Böyle bir ifadem yok. Sorgulanan, kürt topraklarında, hatta süraynilerin tarih boyunca yaşamadıkları kürt topraklarında silahlı varlıklarının ve devlet olmak uğruna hareketlenmelerinin nedenleridir.

Desteksiz ve teşviksiz olarak, herhalde Mar Şamun'un bir gece rüyasında İsa'yı rüyasında görüp ilham alması sonucu Urmiye'ye, sınırötesinde devlet ilanına yönelmediler..

Bazıları İsveç'in sahnelediği oyunu zayıf ve gerçekleşmesi imkansız bir oyun olarak görmekteler. İsveç'in zayıf bir devlet olması nedeniyle bu niyetin yaşama aktarılması zayıf bir ihtimal anlamına gelebilir. Ancak unutulmasınki İsveç birçok Avrupa devletinin karnında taşıdığı niyetlere suflörlük yapıyor. Lozan anlaşması hala yürürlükte ve kürtler lehine bu anlaşmadan bir milim ödün verildiğinin ve verileceğinin işareti yok. Yine unutulmasınki tarih çok yerde tekerrür eder. Sahnede bir plam var ve bu planın açık kapı olarak el altında bulundurulduğunun açık işaretleri var. Bu işaretler kürtlerin aleyhine tezahür ediyor. Güncel Kurdistan'a Sor ilhakı ve soykırımı tek kelime ile batının ajandasında yer bulmazken Güney'de bir nebze tutunan kürtler aleyhine ermeni ve süryani soykırımının yakıştırılmak istenmesinden tutunuz kürtleri aşirete, ilkele indirgeyen bir yığın menfi girişim ve propaganda var.

Ermeniler gibi süryaniler de ingilizler ve ruslar tarafından silahlandırıldı ve teşvik edildiler. Sonunda büyük güçlerin anlaşması ile açıkta ve desteksiz bırakıldılar.

Ermenilerin kendi topraklarını genişleterek kürtlerin topraklarını da ilhak edecek şekilde devlet olma planı vardı. Hem ermenilerde istek olarak vardı hem Sevr'in haritalarında ve lafzında bu olgu yeterince açıktır.

Süryanilerin ermeniler kadar şansı yoktu. Ermeni hak talebinin istinad ettiği meşruiyeti ermenilere sağlayan nüfuz yekpareleriğinden yoksundular. Bugün hala yoksunlar.

Ermeniler millettir. Süryaniler ise milliyet. Toprak bütünlüğüne sahip olmadıkları için milliyettirler, tıpkı yahudilerin israil'in kuruluşu öncesi sahip oldukları konumdadırlar.

Süryanilere toprak aranıyor, hibe edecek olan olan kimin kesesinden ve topraklarından ikramda bulunacağını yine kimler adına ikram ettiğini açıklayarak teşrif buyursun görelim.

Plana gelince.. aşağıdaki bir tek cümlede özetledim. Burada sayfalar dolusu yazılara karşılık benim bir bir tek cümlem var.

[i]Aslında plan daha eski, kurulması planlanan ilk "İsrail" olarak süryani devletçiğini anmak hiçte yanlış olmaz. Simko bu hayali bitirdi.[/i]

Yanlışını bulana şapka çıkarılır.

Kürt tarihini, kürtleri köleliğe mahkum eden esas fail ingilizlerin gözlüğü ve niyetleriyle anlamak zorunda değiliz.

Ermeni ve süryani soykırımlarına, planlayıcı ve katılımcı almanların, sorumlu igilizlerin, ruların, fransızların, tetikçi ve uygulayıcı türklerin tezleriyle bakmak zorunda değiliz.

Duyanlar duymayanları haberdar etsin.

Türkiye bile bugün hala kürtleri ingilizlerce sağlanmış statüko ve ingilizlerle imzalanan Lozan aracılığıyla kontrol ediyor. Sadece Türkiye değil, Irak ve Suriye'de devlet olarak varlıklarını ve tabiiki kürtlerin topraklarını işgal etmiş olmalarını ingilizlere borçuludurlar.

Suriye, Irak ve Türkiye, Kürdistan sorununa ve kürtler ingiliz gözlüğüyle bakıyorlar. Sömürgeci zaviye budur. Kürdistan tarihini ve kürtlerin siyasal duruşunu bu zaviyeden irdelemeye kalkışmak, süryani ve ermeni meselelerine bizzat faillerinin ve sorumlulularının gözüyle bakmak körlük olmasının dışında "[i]sömürge katipliğinin[/i]" kallavisidir.

Sizi ittihat ve Terakki'nin vaftiz çocukları sizi !

([i]Sömürge katibi deyimi, sömürgeci mekteplerde mürekkep yalamış olmakla kendi geçmişinden soyutlanan devşirmeler için Amilcar Cabral'ın kullandığı deyimdir[/i])

İlgili

Yorumlar (2)

canbek · 17 yıl önce

merhaba kenan zaman nasilda akip gitmis;Abd iraki isgalettiginde- 2003 tu degilmi- bir sabah bilgisayarin onune gecmeden, tv nin karsisina kuruldum; george bush beyaz sarayin avlusunda, sinirli bir ifadeyle medyanin sorularini cevaplamaya calisiyordu; bir tanesi turklerin gunyli kurdle yapilan ittifaka tepkilerini sordugunda, bush - onlar bize yardim ediyorlar- demisti.akabinde de zannederim rumsfeld di, elbette onlarada ir seyler verecegiz turu demecibi okudugumda, tamam demistim, en azindan guneyliler pacayi kurtardi. simdi martin van bruniessen in iki farkli tesbiti gorunuyor; ama, aslinda yorumunu yapmak pekte zor degil; ingiliz gariban asurluyu su veya bu bicimde osmanliya karsi kullanacaksa, bir seyler verecek demekti o zamanlar icin. dolayisiyla, ilk yazinda yaptigin tesbit-yorum-aktarim,ingilizin suryaniye devlet vaadi, dogru ; ve nitekim mvb de bunu teyid ediyor; etmemeis olsaydida bugun icin bizler artik bu tahlilleri yapacak durumdayiz. ote yandan da, gozlemci mahlasiyla yazan arkadasin kaygi ve mesajlarinida bence tersleme,kizginlikla karsilama yerine, daha da gelismis tartismalara uzanacak bir baslangic olarak gormek gerektigine inanaiyorum. arkadasin uyarilari eften puften degil ve iste bize bir yigin yeni kelam ettirebiliyor. tartismalari kurd vatanseverligine azami katkiya donusturecegiz elbirligiyle. saygi ve selamlarimla canbek

Kenan Fani · 17 yıl önce

Hocam, Benim [i]'Aslında plan daha eski, kurulması planlanan ilk "İsrail" olarak süryani devletçiğini anmak hiçte yanlış olmaz. Simko bu hayali bitirdi.[/i]' şeklinde bir tek cümlem vardı. Bilgi beğenmeyen bir edayla, dahası doğru bilgilere sahip olduğu pozuyla sahneye fırlayan zıpçıktılarca bu cümlenin neresi boşa çıkarıldı diye sormayacağım. Ortaya koyduğum bir cümlecik bilginin aşılması şöyle dursun, teyid edildiğini ve [i]ayak parmağıyla mı basmış, paranoya, palavra, kallavi, abuk cubuk bilgi, yalan[/i] sözcükleriyle muhatap olanın dönüp dolaşıp bu bir cümlede boğulduğunu izliyorum. İkinci edepsizliği, [i]ensene bineceğim[/i] kelimesidir. Enseye binmek, sexsit bir sözcüktür. Bunu ister bilgiç edasıyla söylesin, isterse kızgın tartışmacı edasıyla söylemiş olsun sonuçta argo bir namussuzluktur. Bir yandan bilgi fukaralığı, okuduğunu anlayamama özrü, diğer yanda sexsit saldırmacılık. Adı da kürtleri "hizaya getirmek" oluyor. Hizaya getirmenin bu tarzını sömürgecilerin ahlaki algılayışından ve uygulamalarından yeterince tanıyoruz. Tartışmaya katılış tarzı kadar ahlaki şekillenmesi de sakatlanmış bu unsurlar uzunca bir dönem forumlarda "hocaya" sayıldılar. Ben bir boka sayılmayacaklarını ısrarla bu forumda yazdım ve açığa çıkardım. Zaman zaman sertleşme istidaı göstermem bu tiplemelerin niteliğini doğru algılamış olmamla yakından ilgilidir ve zaten kendilerinin sömürgeci tezlere yatan cahilane duruşlarından da yeterince anlaşılıyor. Bir yazıya, bir bilgiye belge istemek, o yazının ve bilginin kime ait olduğunu, altında kimin isminin bulunduğunu istemektir. Kendi yazdığının altına adını yazmaktan kaçınan biri başka birinin yazdığı yazıda isim şartı arıyor. Ben bu tiplere şarlatan diyorum. Hiçbir şekilde muhatap almam. Tartışmanın sürmesi için telkinlerini dikkate alarak senin hatırına cevap yazdım. Yoksa bazılarının dediği gibi tartışmanın kişiselleştirileceği gibi bir kaygım yoktur. Önce bilgilendirip sonramı terbiye edelim, yoksa terbiye ettikten sonramı bilgilendirelim? Konu biraz da burayla ilgili. Bir yazının altına girerek belki de yaşamında ilk defa karşılaştığı bir bilgiye [i]ayak parmağıyla mı basmış, paranoya, palavra, kallavi, abuk cubuk bilgi, yalan, ensene bineceğim[/i] düşkünlüğüyle karşı çıkacak, sonra kendi adını yazmayan-yazamayan biri bilgiye isim şartı koşacak, daha sonra 180 derece çark edip [i]"teknik uyuşmazlık"[/i]ta karar kılacak. Kaldıki o uyuşmaz görünen "teknik" dahi sömürgeciliğin ruhuyla, bölgedeki uygulamalarını da aşarak dünya sathındaki uygulamalarıyla son derece uyum içinde. İşte biz böyle zirzopların sahibiyiz. Ne diyeyim? Çokça söylediğim gibi kürtlük bir kahırdır. Kürt görünümlü olanların altındaki devşirmeliğe rağmen böylelerine kürt sıfatı yakıştırıldığı için kahırdır. Okumuşlarımızın cahilliği kadar şarlatanlığı bu kahrı katmerlendiriyor. Tavırları ahlaki muhakemenin konusu olmaktan ziyade kürtlerin neden bu durumda düştüğüne sebep teşkil eder tarzda kürtlerin kahrını katmerlendiriyor. Umarım insan olmayı seçerler.. Neyse çok başını ağırttım. Bağışla Hocam. İyi dileklerim ve saygılarımla.

Anonymous · 17 yıl önce

Harikasın! Doğru yoldasın! Yazdıkların yerli yerinde. İnanmiyan mı var? Çıkar kendi tezini ortaya koyar. Yok bu değil de; "bu yanlış,şu yanlış"deyip işin içinde çıkmak ya art niyetin sonucu, ya da çok bilmiş kara cahillerin işi olabilir. Bu zevatı görmemezlikten gel sevgili Kenan. Yazmaya devam. Sevgi ve saygılarımla...