BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
bahoz þavata · 03.10.2006 · 1 görüntülenme
KMKM tarihi ideoloji ve politika mezarlığıdır. Daima ihtiyacı olan gölgeleri aramış, gölgeyi sunanlar olmayınca da arayışına devam etmiş. Kendi gölgesini yaratma çabasında olanlar Zagroslarına sığınmış, gölge arayışında olan zavallılar ise hala yeni gölgeler arıyor. Vay halimize!Güneyde KMKM, ABD’ nin politikaları ile endeks duruma gelen bir kazanım elde edince, bazıları ABD’ci kesilmeye başladı. Hadi Güneyde olsan neyse- gerçi oradakiler bile bu konuda oldukça temkinliler, Kuzeyde nasıl ABD’ci oluyorsunuz, buna akıl sır ermiyor. Yazılarımda milletler arası ilişkilere değinirken parçalar arasındaki farklılıkların altını çiziyorum. Bu farklılıkların dikkate alınmasını istiyorum. Her parçanın içsel ve dışsal endeksleneceği ilişkilerinin farklılığı nedeniyle bu ayrımları yapıyorum. Buralardan döt tane millet çıkarmak saçmalığı nereden çıktı, anlayamadım. Her parçanın kurtuluş önceliklerinin farklı gelişeceğini ön görebilirsiniz. Tıpkı Güneyde olduğu gibi. Ve yine her parçada farklı itttifakların ve farklı politik mücadele biçimlerinin gelişebileceğini göstermek için bu fikirleri öne çıkarmıştım.Kuzeyin siyasal tarihi daha çok Kafkaslar üzerindeki siyasal olaylar ile milletler arası ilişkilere yaslanır. Avrasya coğrafyası ile alakalı devletler ile buluşan siyasetleri öne çıkarır. Bu alanda Rusya’dan, Türkiye’den, Ermenistan’dan, Azerbaycan’dan, İran’dan, Gürcistan’dan, ABD, Fransa ve İngiltere’den Kuzey Kürdistan meselesini ayrı ele alamazsınız. Avrasya’da ABD ve diğer batılı devletler daha çok; iktisadi, siyasal ve askeri olarak Türkiye ile birlikte hareket etmektedir. Bu duruma uygun her türlü kurum çalışmaktadır. Kuzeyde ABD’ciliğin işe yaramayacağını söylerken yanlış tespit mi yapmış oluyorum? ABD nin Güneydeki duruşu ve oradan Kuzeye dair PKK üzerinden yönelimleri kafa karıştırmışa benziyor. Irak ile ilgili ABD yönelimleri başka yere kanaalize etmeyin. Hata yaparsınız. Lübnan Tezkeresi ile Türkiye’den istediğini alan Atlantik Paktı'nın, Türkiye’ye hediyesi bu gün yaşadığımız PKK Ateşkesi olmuştur. Bu gelişimin olabileceğini önceden görmüş, düşüncelerimi “Lübnan Tezkeresi ve Düşündürdükleri” makalesinde kaleme almıştım. Bu konuyu geçiyorum.Kuzeyde sömürgeciliğin tamamlanması ve entegrasyon meselelerine değinmeme gelince, Kuzey ile diğer parçalar arasındaki farklılıkları ve bu farklılıkların yarattığı siyasal sonuçlar üzerine yapılan durum tespitleriydi. Tahran, Ankara, Şam ve Bağdat’ın dünyadaki siyasal yerlerinin farklılığını dikkate almayan yaklaşımlar ne kadar sıhhatli olur.Asimilasyon ve beraberinde gelişen siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel entegrasyona dair daha önceki makalelerimde sunduğum parametreleri kendimizi korkutmak için değil, parçalar arasındaki farklılıkları göstermek ve geçen zamanın nasıl aleyhimize işlediğini bilince çıkarmamız içindi. Memlekette vurdum duymaz mantığın bir işareti olan “Bişi olmaz” mantığına sığınmamamız için bir uyarıydı. Kaldı ki, korkuların aşılması da ancak korkuyu biraz hissettirmekle olur. % 70 Türkleşti, artık bu meselelerle uğraşmak gerekmez mantığı; ana gündem meselesi Kürt meselesi olan bu topraklarda oldukça saf dillik. Teorik olarak entegrasyon ile asimilasyonu birbirine karıştırmaktan başka bir şey değil. Bazı arkadaşların yazılanları da anlamadığı ortaya çıkıyor. Örneğin günümüzde Kürtlerin % 70’i asimilasyona uğradığı halde, % 90 ayrışmaya uğramış, yeniden Kürtlük potasına itilmiştir. Peki buradan ne sonuç çıkaracağız. Hadi korkmayalım, sevinelim. Bizler korkularla mı yoksa sevineceğimiz verilerle mi hareket edeceğiz? Kaygı nerede? Sorunları çözmek isteyenin kaygıları olur, zaten bazılarının hiç kaygısı olmadı ki..Yeni şeylere ne gerek var! Kulağa hoş gelen cümleleri her gün onlara tekrarlamak, onları rahatlatıyor. Bol bol içlerini boşaltıyorlar. Bari maça gidin..! Newroz Com’da makale yazan bir çok arkadaş ile farklı düşüncelerde olduğumuz bir gerçek. Lakin bu farklılıklar amaçları bakımından değil, KMKM’nin izleyeceği siyasete ilişkin ve ideolojik farklılıklardır. Bu makalenin alanı dışında olduğu için konuya girmiyorum.Siyasette iktidar mücadelesi yapmak, öyle şunun bunun gölgesine sığınmakla olmaz. Bir şeylere kendini yatıracaksın. Arayışların kaygılarla olur, üretici kişilik ancak böyle gelişir. Ürettiğin fikir ete kemiğe bürünmeli. Yıllardır nakarat ettiğin söylemlerin işe yaramaz olduğunun farkında olacaksın. Sana yeni olarak söylenen şeyleri Dimitrof’un dediği gibi, “kimle konuşuyorsun, neyi konuşuyorsun, nerede konuşuyorsun, ne yapmak istiyorsun vs.” bileceksin..Sevgilerimle
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.