Yüzleşmek ; Cesaret ve Asalettir
Rojhat Badikî
·
13.02.2013 · 2 görüntülenme
Her Kurd, değerli İsmail Beşikçi Hoca’ nin ‘’Eğer siz bayrak ve devlet istemiyorsanız sizde bir sakatlık var’’ sözünü, altın harflerle bir levhanın üzerine yazıp çerçeveleterek, her zaman göreceği bir şekilde duvarına asmalıdır. Bu sözün kapsam alanını,bayrak ve devlet istememe ile sınırlandırmayıp yaşamanın her alanine, özellikle de, Kurdistani politik yapılanmalarına, örgüt ve hiyarerşik yapılanmalarına da kaydırmak gerekir.
Ve, Kurdistani örgütlerin neden ve niçin dağıl(-tıl-)dığına dair kafa yormasak ‘’ Bizde Bir Sakatlık Var’’ demek gerekir. Türk sömürgeciliğini kutsamanın suçunu, Kurdistan ulusal sorunun çözümünü ‘’Türkiye’ nin eşit vatandaşlığı’’ ile sınırlandırmanın yeterli olacak diyen, Türkiyeci anlayışlara yüklemek, kolaycılığın ötesinde, hata ve suçlarını örtmenin değişik bir varyantı olarak görüyorum.
Öcalan ve kliğini merkeze oturtmak, Burkay ve ekibini mahkum etmek, Sömürgeci Türk devletinin kapılarında çadır döşeyen; Aydın-yazarları, suçlamak, Kurdistan ulusal davasının sorununu çözmediği gibi, bu kesimlerin dışında kalanların sorumluluklarını örtme hakkını da kimseye vermiyor. Eleştri eşit ve yolaçıcı olmalı. Eleştirenin, eleştirilecek yanı olmayan yada kendini de eleştri sürecine tabi tutanların eleştiri okları anlamlı ve öğretici olacaktır.
Kurdistan halkı ve Kurdistan ulusal davasının yaşadığı travma-trajedinin nedenleri bir çok boyut ve bileşkenleri ile ele almakla, Kurdistan ulusal davasına nefes aldırıp, düşman komploları ve Kurdistani örgütlerdeki ‘’ işbirlikçileri teşhir edilerek, yeni bir mücadele sürecine, dinamizm kazandırılabilinir. Düşmanın, Kurdistani örgütleri, ele geçirme yada içten çökertme, sizma planlarının olmayacağı şeklinde hareket etmenin bedeli ağırdır.
Örgütlerin bunu aşması yada asgari bir zararla bunu atlatması için, örgüt içi demokrasi ve özgür bireye dayalı bir mücadele anlayışı geliştirmesi gerekirken; despot, MK ve Önderliği her türlü eleştri ve tartışmanın dışında bıracak bir yöntem geliştirdiler. Adı da, örgüt disiplini ve düşmanın sızmasını önlemek. Bu yöntemle, örgüt tabanı ve örgütün MK’si-Önderliği, denetim dışı ve her türlü eleştirilerden muaf kılınarak, düşmana planlarını uygulamak için istemiyerekte! Olsa büyük imkanlar sunuldu.
Bundan dolayı kördüğüm ve düşman sızmasının zemini oluşarak 1990 yılların sonunda PKK ve PSK hariç tüm örgütler çökertildi. At ve it izi karıştırılıp kaos oluşturularak hesap alıp verme zemini de yok edildi. Vur abalıya kendini temizle kurnazlığı ile bütün okları Öcalan’ a çevirme ve düşmanın zihinlerimizde oluşturduğu tahribatları da kullanarak, eleğin üstünde kalmak. Yüzleşme, kendi realite ve oynadığı rolla ilişkin, özelleştiriden kaçmanın yolu, alt kadroları suçlamak, kaçkın hatta daha ileri giderek, işbirlikçi ilan etmek.
12 Eylüle ramak kala, örgüt ve yoldaşlarını yüzüstü bırakıp, Avrupa Gülistanlığında, Rüstemi Zal kesilmek. Bu işte bir sakarlığın olduğu kesin. Günümüze deign süren ve miladı da, İki Saitler olayıdır. Mit planlaması ile İki Said’in Kürt ‘’Yurtseverleri’’ tarafından katledilmesi ile başlayan uğursuz gelenek karşısında suskunluğa bürünme ile başlayan sürec ve sürecin yarattığı tahribatlar bilince çıkarılıp ‘’ Gizli Öcalanlar’’ teşhir edilmedikçe, Öcalan ve kliğine yapılan eleştriler havada kalacaktır.
Sonuç itibarı ile Kurdistan halkı olarak zorlu bir süreçten geçiyoruz. Halkın iradesi inanç ve gücü sorunları aşabilecek durumda olmasına ragmen, iradeyi ve günümüz koşullarını analiz edebilecek örgütlülükten yoksun olmanın dejavantajı, sömürgeci Türk devletine, geniş bir manevra alanı bırakmaktadır. Sömürgeci Türk devletinin ‘’ Kürt sorunu yok’’ Kürt vatandaşlarımın sorunu ( ekonomik-işsizlik, alt-yapı…vs sorunlar ) var demesinin cesareti, Kurdistan halkının iradesini mücadele alanine yansıtacak örgütlülükten yoksun olmasından kaynaklanmaktadır.
Tablo ortada....
Yüzleşmek ; Cesaret ve Asalettir