BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
Cumhurbaşkanlığına da bir Kürt\'ün; Celal Talabani\'ni getirildiğini hatırlatan Avusturya gazetesi Der Standard, bu gelişmeyi memnuniyetle karşılıyor, ancak Irak\'ı bekleyen zorluklar nedeniyle pek de sevinmemek gerektiğini belirtiyor.
\"Şiiler ile Kürtler arasında Kürdistan\'ın statüsü ve sınırları konusundaki anlaşmazlık sürüyor. Tabii bir de, Sünnilerin siyasi sürece dahil edilmesi sorunu var. Ancak yine de, yeni hükümetin ilk olarak yolsuzluğa ve ülkede hukukun üstünlüğünün sağlanmasına el atması gerekiyor.\"
İngiliz gazetesi Daily Telegraph ise, Irak\'ın yeni Başbakanı İbrahim el Caferi\'nin siyasi kimliğini mercek altına alıyor. \"Irak\'ın yeni lideri üzerinde İran\'ın gölgesi var\" başlıklı yorumda, şu görüşler öne sürülüyor.
\"Çoğunluktaki Şiiler arasında sevilen, Kürtlerin de sempati duyduğu bir isim olsa da, Sünni Araplar düşmanca duygular besliyor el Caferi\'ye karşı.
\"Washington\'a gelince. Amerikalı yetkililer destek mesajları vermekte, George Bush telefon ile tebrik etmekte gecikmedi. Ancak birçok yetkili el Caferi\'nin doğru isim olup olmadığında kararsız. \"Bundan 15 yıl önce olsaydı, başında bulunduğu Dava Partisi ve Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi\'nden oluşan birleşik Irak İttifakı\'nın yükselişi
Washington\'da tedirginlik yaratırdı.
\"Öyle ya, Baba Bush, 1991\'deki Körfez Savaşı\'ndan sonra, sırf Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi\'ne bağlı Bedir Tugayları öncülüğünde diye, Saddam Hüseyin\'i devirmeye yönelik bir girişime destek vermeyi reddetmişti.
\"Zira, Irak\'ın yeni Başbakanı İbrahim el Caferi\'nin partisi Dava gibi, Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi de, İran tarafından kurulmuş ve desteklenmişti.
\"İbrahim el Caferi, Irak\'ı batı yanlısı bir demokrasiye mi, yoksa İran güdümünde bir teokrasiye mi dönüştürmek isteyecek belli değil. Şimdilik Tahran ile arasına belli bir mesafe koyuyor. Amerika da, \'O artık bizim adamımız İran\'ın değil\' diyor.\"
İbrahim el Caferi\'nin Irak\'ın yeni Başbakanı olmasına Independent da geniş yer ayırmış. Gazete, atama töreninde yaşanan ilginç bir olaya da şu satırlarla değinmiş.
\"Törenin ciddiyeti, Irak\'ın yeni Cumhurbaşkanı Celal Talabani\'nin, esrarengiz bir şekilde, aniden ortadan kaybolmasıyla dağıldı. Kısa bir süre sonra döndüğünde, itiraf etti. Başbakan olarak atayacağı kişinin, yani İbrahim el Caferi\'nin ismini ansızın unutmuştu.
\"El Caferi bu olayın üzerinde fazla durmadı. Ancak seçimlerde parlamento çoğunluğunu ele geçiren Birleşik Irak İttifakı\'nın diğer üyeleri, Talabani\'nin gafını, Kürtler ile Şiiler arasında gelecekte yaşanacak sorunların habercisi olarak algıladılar.\"
Fransa\'da yayınlanan Nouvel Observateur de, Irak Meclisi\'nin, cumhurbaşkanlığına bir Şii yerine bir Kürt\'ü getirmesini \'akıllıca bir hareket\' olarak nitelendiriyor. Gazete bunun, hiçbir grubun Irak\'ı tek başına temsil edemeyeceği mesajını içerdiğini belirtiyor, ancak ekliyor.
\"Kürtler Saddam Hüseyin döneminde siyasetten tamamen dışlandığı için, şimdi ülke yönetimine bir Kürt\'ün getirilmesi Iraklılara biraz garip gelebilir.
Ayrıca Kürdistan Yurtsever Birliği lideri Celal Talabani Amerika\'nın en iyi müttefiklerinden biri olarak biliniyor. Dolayısıyla bu tercih, Kürt liderin hizmetlerinden dolayı ödüllendirildiği izlenimi yaratacaktır.\"
Aynı haber İngiliz basınında da yer bulmuş. Konuyu başyazısında ele alan Guardian\'a göre, Irak nüfusunun sadece yüzde 20\'sini temsil eden Kürtlerin cumhurbaşkanlığını elde etmesi, ortaya bir orantısızlık çıkarıyor.
Yönetimde ağırlığın, mecliste yüzde 51\'lik bir çoğunluğa sahip olan Şiilerde olacağına işaret eden gazete, bunun sonuçlarını şöyle değerlendirmiş.
\"Seküler eğilimli Kürtler ile İslami kurallara ağırlık veren Şiiler arasındaki ilişkiyi dengeye oturtmak zaten yeterince zor olacak. Ancak yeni sistemin işlemesi açısından asıl önemli olan, Saddam Hüseyin\'in devrilmesiyle en büyük kayba uğrayan ve Ocak ayındaki seçimleri boykot eden Sünnileri sürece dahil etmek olacak.
Washington Post, Irakta hükümet kurulmasını ve Celal Talabaninin devlet başkanlığına getirilmesini, istikrarın sağlanmasına doğru atılmış önemli bir adım olarak nitelendiriyor. Ancak gazete, uzlaşma sağlanabilmesi için başta Kerkükün statüsü olmak üzere tartışmalı konuların çözümünün ertelendiğini vurguluyor ve yeni yönetimin önümüzdeki günlerde bu konularla uğraşmak zorunda kalacağını hatırlatıyor:
\"Şii ve Kürt liderler, Sünnilerle uzlaşmak ve Amerikan birliklerinin desteği olmadan direnişi bastırabilecek bir ulusal ordu kurma çabalarının henüz başında bulunuyor. Ve bu çabaların başarısızlıkla sonuçlanması mümkün. Yine de, Irakta şu andaki durum iki yıl öncesine kıyasla çok daha iyi ve Başkan Bush da, hiç kuşkusuz, o günden bu yana, operasyonun tamamlanması için atılan adımlara karışmamayı yeterince öğrendi.\"
Washington Times ise, anayasa hukukçusu Bruce Feinin Kerkükün statüsü ile ilgili bir makalesine yer veriyor. Kerkükün, Irakın bütünlüğü açısından bir deneme alanı olduğunu belirten yazar, Saddam Hüseyinin devrilmesinden sonra Kürtlerin kente akın ettiğini ve Kerkükü fiilen ele geçirdiğini vurguluyor. Kerkükün Kürt egemenliğine geçmesinin Irakın bütünlüğü açısından tehlike oluşturacağını belirten yazar, kentteki Kürt, Türkmen ve Arapların eşit biçimde temsil edileceği bir yapılanmaya gidilmesini savunuyor:
\"Saddamın devrilmesinden sonra bölgede konuşlandırılan etnik milislerin yerine, Kürtler, Türkmenler ve Arapların adil biçimde temsil edileceği bir yerel polis gücü kurulmalıdır. Yeni mülk edinme konusu, Kerkükün üç ayrı toplumu arasındaki demografik dengeyi gözetecek biçimde sınırlandırılmalıdır. Kerkükün yerel meclisinde, idari ve yargı görevlerinde, polis teşkilatında ve yerel seçimlerinde eşit kotalar uygulanmalıdır. Kerkükte ve Al-Tamim eyaletinde Türkçe, Kürtçe ve Arapça resmi dil olmalıdır. Kerkük Kürt denetimine girerse, Irak da kaçınılmaz olarak etnik bir bölünmeye gider. Amerika, Kerkük sorununu bütün Irakın faydalanacağı bir çözüm noktasına getirmek için her türlü ikna ve teşvik yöntemini kullanmalıdır.\"
Amerikanın eski Hırvatistan büyükelçisi Peter Galbraith de Boston Globedaki makalesinde Celal Talabaninin Kürtlerle Şiiler arasındaki uzlaşma sonucunda Irak devlet başkanlığına seçildiğini belirtiyor. Ancak yazar, Kürtlerle Şiilerin koltuk paylaşımı dışında hiçbir temel konuda uzlaşamadığını vurguluyor ve Kürtlerin asıl amacının bağımsızlık olduğu görüşüne yer veriyor:
THE BOSTON BLOBE: \"Kürtler ve Şiiler, gevşek bir federal sistemde anlaşsa bile, bunun nasıl sonuçlanacağını kestirmek çok zor. Kürt halkı daima kendi devletini isteyecek ve demokratik süreci taleplerini gerçekleştirmek için kullanacaktır. Başkan Bush, Ortadoğuda demokrasiyi teşvik ederken, bölünme ve parçalanmalara da hazır olmalıdır. Bush yönetimi, Talabaninin devlet başkanlığını selamlarken, bağımsızlık rüyası gören bir Kürdistan gerçeğiyle de yüzleşmelidir.\"
Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, Talabaninin Devlet Başkanlığına gelmesini Türkiye açısından değerlendirdiği yorumunda şu görüşlere yer veriyor:
Türkiye Başbakanı Erdoğanla Dışişleri Bakanı Gül, Talabaniye tebrik mesajı gönderdi. Bunun nedenleri var. Talabaninin Devlet Başkanlığına seçilmesiyle, Saddam rejiminden sonra başgösteren ülkenin bölünme tehlikesi de ortadan kalkmış oldu. Ankara, Kuzey Irakta Kürt devleti kurulmasından eskisine oranla daha az korkabilir. Türkiye ile Kuzey Iraktaki Kürtler arasındaki gerginlik yatıştı. Iraklılar için de Talabani gibi bir lider, Irakın bir bütün olarak varlık göstereceğinin garantisi anlamına geliyor.
Berlinde yayımlanan Tageszeitung gazetesi ise devlet başkanlığına Talabaninin seçilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiyor. Gazetede şu satırları okuyoruz:
Talabaninin bugüne kadar edindiği tecrübeler kuşkusuz hem avantaj hem de dezajantajları beraberinde getirecek. Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Talabaninin devlet başkanlığına seçilmesiyle, aslında Irak yeni bir başlangıç yapmıyor.
Nürnberger Nachrichten gazetesi ise Iraktaki siyasi gelişmelerle şu yorumu yapıyor:
Irak devlet başkanlığına bir Kürtün geleceği birkaç ay önce olsa düşünülemezdi. Talabani, ülkeyi istikrarsızlığa götürecek bir Kürt devleti kurulması fikrine şu an için sıcak bakmadığını göstermiş oldu. Talabaninin ABDnin Irakla ilgili planlarını başarıya götürüp götürmeyeceği henüz belirsiz. Çünkü Talabani demokrasiyi öğrenmiş bir politikacı değil.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.