BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat · 14.01.2007 · 2 görüntülenme
İran ve Suriye'yle diyaloğu reddeden ve Irak'ta İranlı diplomatları 'kaçıran' ABD, Tahran'ı kışkırtmak istiyor. İran'ın diplomatik bir yanıt vermekte zorlanmasıysa, ABD'nin savaş çıkarma amacına ulaşmasına yol açabilir Bush'un Irak'taki son stratejisini anlattığı ve İran'la Suriye'nin çözümün parçası olması önerisini reddettiği televizyon konuşmasından sadece saatler sonra, ABD komandoları başkomutanlarının sözlerini hayata geçiriyordu. Sekiz helikopter Kürt kontrolündeki Erbil'deki İran konsolosluğuna indi ve beş İranlı diplomatı 'ele geçirdi'. Kürtlerin kullandığı kelimeyse 'kaçırmak'tı. Konsolosluğu koruyan Kürt peşmergelerle ABD güçleri arasında gerginlik bile çıkmıştı. İranlı diplomatlar, son iki ay içinde iki kez 'ele geçirilmişti'. Aralıkta, ABD güçleri Bağdat'ta saldırı planladığından şüphelendiklerini söyledikleri bir grup İranlıyı tutukladı. Bush'un Tahran'ı bir yanıt vermesi için tahrik etmeye çalıştığını görmek zor değil. İran'a göre, ABD'nin bölgedeki varlığı hızla saldırganlaşıyor. Washington önce Körfez'e ikinci bir uçak gemisi göndereceğini açıkladı. Ardından BM Güvenlik Konseyi'nin yaptırımları geldi. Sonra, İsrail ve Britanya basınına, İsrail'in İran'ın inşa etmeye çalıştığına inanılan nükleer tesisleri kendi nükleer gücüyle vurmayı düşündüğüne dair haberler sızdı. Bu arada ABD de, uluslararası bankalara İran'la işbirliğini kesmeleri için bastırıyor; böylece İran'ın nakit para kazanmak için tek aracı olan petrol sektörünü vurulacak.Nasıl bir yanıt vereceğini düşünen Tahran ise İsrail saldırısına uğraması durumunda dünya petrol ihtiyacının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı kapama ve İsrail'e Hizbullah aracılığıyla misilleme yapma tehdidi savurdu. Fakat ülkenin diplomatik tepkileri hâlâ sınırlı. General Peter Pace bunun İran içinde operasyon düzenlemek anlamına geldiğini reddetse de, Bush İran'ı Amerikan askerlerine düzenlenen saldırılara yardım etmekle suçladı ve ABD'nin Irak'taki düşmanlarına silah ve eğitim verenlerin ' yok edileceğini' söyledi. İran'ın tek yanıtıysa, dünyaya ABD'nin bu planının sadece Irak'taki güvenlik sorununu, tehlikeyi ve gerginliği artırmaya yarayacağını hatırlatmak oldu. Tahran'da birbiriyle yarışan iktidar grupları arasında muhtemelen büyük gerilim yaşanıyor. Resmi açıklamalarda Şiiler üzerindeki etkinin abartıldığı söyleniyor. Resmi olmayan düzeydeyse, İran'ın Iraklı Şii lider Mukteda Sadr'la ilişkileri gergin. Sadr İran etkisine karşı Arap milliyetçilği kartını oynasa da, İran'a bir saldırı düzenlenirse milislerini Tahran'ın hizmetine sunmaya yemin etti. Ve Irak'a gidecek yeni Amerikan askerleri Sadr'ı kalesi Sadr kentinden temizlemeye kalkışırsa, bu İran'ın bir vekiline yapılmış bir saldırı gibi algılanır. Sadr kentine yapılacak böylesine kanlı bir saldırı, Mukteda'nın adamlarını Irak'ın Hizbullah'ına dönüştürebilir. Irak'ın bölünmesi ortalığı karıştırır Şam'daki hava da İran'daki kadar tatsız. Tony Blair'ın kişisel temsilcisinin kur yaptığı ancak ABD'nin reddettiği Suriye, Baas Partisi'nin sürgündeki kalıntılarıyla Irak hükümeti arasında bir uzlaşma sağlayarak Irak'a yardım edebileceğini biliyor. Fakat Baker raporunun da ortaya koyduğu gibi, Şam'la işbirliğinin bedeli epey ağır. Bu bedel, İsrail'le bir anlaşma sağlanmasını ve Golan Tepeleri'nin geri verilmesi olacaktır. Bunların hiçbiri, İran ve Suriye'nin Irak'ın istikrar kazanmasında büyük çıkarı bulunmadığı anlamına gelmiyor. Irak'ın bölünmesinin ilk sonucu bağımsız bir Kürt devleti olur. O zaman İranlı Kürtler ne yapacak? Iraklı Kürtleri izlemek isteyecekler mi? Türkiye buna ne tepki verir? Tahran'daki ılımlı güçler için yapıcı bir yöntem bulmak gün geçtikçe zorlaşıyor. ABD'nin amacı İran'la bir savaş çıkarmaksa bunu pekâlâ başarabilir. Başyazı, 12 Ocak 2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.