Siyaset

WASHINGTON ILE ANKARA`NIN ILIŞKILERI BITEBILIR

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

ABD'deki Rand Corporation adlı araştırma kuruluşunun uzmanlarından Ian Lesser ile söyleşi:

Kıbrıs konusunu ve Türk-Yunan ilişkilerini bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu sorunlar son 10 yıl içerisinde 'Avrupalılaştı.'
Türkiye'nin ivme kazanan Avrupa yönelimi, Washington'daki izlenimleri tamamıyla değiştirdi. Kıbrıs konusu veya Türk-Yunan farklılıklarıyla ilgili görüşmeler artık Brüksel'de yapılıyor.

Atina başka senaryolar hazırlamalı mı?

Atina için en önemli konu, AB-Türkiye müzakereleri her ne şekilde gelişirse gelişsin, Türkiye ile olumlu ortamı koruması. AB-Türkiye müzakereleri en az 10 yıl sürecek ve bu süre içerisinde birçok iniş-çıkış görülecek. Bunlara hazırlıklı olmanız lazım. Kıbrıs konusuna gelince, bir dereceye kadar iyimserim. Referandumun sonucu üzücüydü, ancak Türkiye baskı altında ve Kıbrıs'a çözüm getirilmeden AB kapısının açılmayacağını biliyor. Türkiye'nin bir çözüm formülü arayacağından eminim.
Türk-Yunan sorunlarını çözmek mi yoksa Ankara'nın AB yönelimine yatırım yapmak mı Atina'nın işine gelir?

İlk bakışta, Türkiye'nin Avrupa yönelimi için kritik kararların alındığı anlar, Atina'nın, iki ülke arasındaki ilişkiye gölge düşüren sorunları çözmeye çalışması için iyi bir fırsat gibi görünüyor. Teorik olarak bu yaklaşım doğru, ancak uygulamada olumsuz bir senaryonun gerçekleşmesi olasılığının da var olduğunu göz ardı edemeyiz: Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik yükümlülükleri gündeminin aşırı yüklenmesi, bu nedenle de Avrupa'nın taleplerine uyum sağlamak yönünde var olan mutabakatın bozulması gibi...

Ankara'nın AB yönelimi, Türk dış politikasını ve özellikle de Atina'ya karşı tutumunu Avrupalılaştıracağı yönünde bir güvence oluşturuyor mu?

Ankara ile AB arasındaki yakınlaşmanın dinamizmi içerisinde sorunların çözüleceği ve aşılabileceği beklentisine dayanan politikanın zayıf bir noktası var; AB-Türkiye müzakerelerinin başarılı sonuçlar vereceği kesin gibi görülüyor. Ben, iniş-çıkışların ve ileri-geri hareketlerin olacağına, bunların da milliyetçilik tipi sert tavırların takınılmasına olanak sağlayacağına inanıyorum. Ben olsam, başka bir rota çizerdim.
Müzakereler gündemini fazla yüklemezdim, ancak sorunların çözümü için Ankara ile birlikte ortak bir stratejik görüş çerçevesinde sorunların çözüm yollarının arayışına girerdim. Her durumda, sorunların çözüleceğini beklemenin ve hareketsiz durmanın yanlış olacağına inanıyorum. Kanaatimce, zaman, öteki taraf ile ciddi bir görüşmeye başlamak için uygun.

Türkiye'de belirsizlik, sadece AB ile müzakereler konusundan kaynaklanmıyor. Washington'ın Irak'ta uyguladığı politika da ABD ile ilişkisine gölge düşürüyor. İki ülke arasındaki güvenilirlik tekrar sağlanabilir mi?

Türkiye'nin Batılılaşmış seçkin tabakasında dahi var olan Batı'ya ve ABD'ye karşı kuşku, bir veri oluşturuyor. ABD-Tür-kiye ilişkisi sarsılmıştır. Zaten Rice da bu nedenle Ankara'yı ziyaret etmekte acele etmiştir. Sorun çabuk halledilemeyecek: Türkiye dikkatini Kürt konusu üzerinde, ABD ise Irak'ta karşı karşıya geldiği bir dizi tahrik üzerinde topluyor. Ankara, endişelerine ABD tarafından önem verilmediğine inanıyor. Sorun sadece Kuzey Irak'la ilgili değil; stratejik boyutları var: Türkiye AB'ye yaklaştıkça, ABD ile ikili ilişkisi de değişecek. Bu ilişki, ancak transatlantik ilişkiler iyi olursa, iyi olacak.

Ne yazık ki şu an önümüzde tam bir fırtına var. Türkiye ile Kuzey Irak'ta işbirliği sorunları var, Ankara Washington'ın niyetlerinden kuşkulu, aynı zamanda ABD-AB ilişkilerinde kötü bir ortam söz konusu.
ABD-Türkiye ilişkisindeki krizin çözümü için artık hem ikili görüşmeler hem de transatlantik ilişkilerin düzelmesi lazım. Aksi takdirde uzun vadede Ankara ile Washington arasındaki ilişki son bulacak.
(Yunan gazetesi, 12 Şubat 2005)

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.