Siyaset

URMIYE KRALI ÜZERINE DÜŞÜNCELER

Dr Ali KILIC · 22.11.2008 · 2 görüntülenme

Doğu Kurdistan’ın Urmiye kenti yakınlarında 3000 yıl önceki bir Kürd Kral’ına ait olduğuna ileri sürülen bir mezar bulundu. Doğu Kurdistan’lı bir isçinin dünya kamu oyuna duyurduğu bu Kral hakkında ne biliyor, ne düşünebiliyoruz? Kimdir bu Kral? Uygarlığa nasıl katkıda bulundu? Hangi dili konuşuyurdu? Çivi yazısıyla yazılı ne tür bilgiler var? Bu bilenen gerçeklikten hareket ederek, bilinmiyen tarihsel gerçekliğin uygarlığını nasıl ortaya koyabiliriz? Ilkin, Arkeoloji bilimcileri bu konuda açiklama yapabilirler. Bu bilimsel bilgi alanı onlarındır. Bir bilim felsefecisin bu konuya yaklaşım tarzı sadece bilimler etiği açısından bilimsel bilgi konusdur, yöntemseldir. Arkeologlar, bilgi felsefesi açından birincisi aşamada , Kral’in kim olduğunu, kimliğine ait bilgiler ve bu bilgilerin dile getirdiği tarihsel gerçekliğin ne olduğunu gün ışığına çıkartabilirler. Ikincisi, tabuttaki yazıtlardır . Bu arkeolojik bilim olgularının dilbilim olgularıyla örtüştüğü noktayı gösteriyor.Bu, tarilsel gerçekliği ortaya koymak için bilimsel açıklamanın hareket noktasının tesbiti bilim felsefesinin işidir.. Bilimsel araştırma yöntemi amacı arkeolojik bilim olgularının incelemesinden yola çikarak, bilim olgularının katerogorik kuramsal ilkelerini tanımlamak bunun bilimsel açıklamasını yapmaktır. Yöntemli bir biçimde incelenecek olgular bir birleinden ayırt edilir. Bir yandan « geçmiş tarihsel gerçekliğin olguların»gerçekliği dile getiriler, öte yandan, mezardaki verilerin incelenir, bu bilgilerle tarihsel gerçeklik arasında bağlantılar kurulur.Bu verilerin bilime tuttuğu ışık, elbetteki tarihe yeni bir yorum getirecektir. Baska bir değisle, geçmişin tarihsel gerçekliğinin, arkeolojik deneyimsel olguları aracılığıyla açığa çıkartılması gereken yeni bir tarih anlayışının doğrulanmasıdır. Burada sorulacak soru, arkeolojik tariksel kurucu öğelerin neler olduğu, bunların gerçegi açıklamak için bilimsel katkılarının neler olabileceği sorudur. Arkeolojik veriler üzerine yazılmış tarihsel tezlere daha başka bilimsel katkılaları nasıl getirileceği düşücesinin sonuna kadar irdelenmesidir.. Yeni olgular arkeolojik bilimin çekirdeğini oluşturuyor. Bu açıdan arkeolojik bilim sorunsalı kuramsal ve yöntemsel olarak incelenmsini esas olarak ele alır. Ikinci bilimsel bulgu, Kralın mezarında bulunan yazılardırın dilbilimsel bilgisidir. Yani arkeolojik bulgular ile dildilimsel bulguların içiçe girmiş olması bilimsel bilgiye katkıdır. Bu anlamda tarihçilerin, dilcilerin, dilbilimcilerin yaptacakları incelemelerin gerçeklikle bağlantılarını irdelenerek yapılacak bilimsel açıklamalar dünya kamu oyuna sunulmalıdır. Bu bazı tarih araştırmacılarının daha sonra ki kaynaklara dayanarak gerçekleştirdikleri ezbere kurgularının çöküşü anlamına gelir. Tarihçi Mehrdad Izady ’nin ileri sürdüğü tezler ile Harward Univesitsi Akadça Profesörü Pietr Steinkeller’in yaklaşımları alt ûst olacağı olasıdır. Elimizde Hurri dilende yazılmış bir Gılgamış Destan’ı var. I.Ö 2200 yılına aittir. Dolaysıyla uyduruk tarih incelemeleri çöpe atılacaktır.Kral mezarının yakınlarında bulunan Khelî-Chîn ile Serr î Pûlî yazıtının çevirisi elimizdedir. Bu yazıttaki yazı ile Kral’ı boynundaki tabelâ da görülen yazı ile ne tür ortak özelliklerinin olacağı merak konusundur. 7-8 Kasım da Fransa Bilimler Akademisi ile Almanya Leopoldia Doğa Bilimler Akademisi’nin Paris’te ortak düzenledikleri Sempozium’ da dostum akademisyen Roger Balian’in atom fizigi , quantum fiziginin sezgimizle nasıl çatismaya girdiğini uzun uzun tartıştık. Bu konuda Sympozium’a katılan diger bilim adamlarinin da görüşlerine makalemde yer vemistim. Imgeleme ve Sezgi yöntemi Kral mezarı gerçeği, buluşu bizi ciddi düşünmeye zorluyor. Burada gerçekliği iki biçimde ele alabiliriz. Kavramsal temelde akıl yürütme, gerçekligin sınırını geçmez, sezgi ise , doğrudan doğruya bilinç’teki bilgidir. Kral ‘in yüzü, gözleri, sakalı, çürümemiş bedeni, bilincimizin dışında bizden bağımsız bir varlığın, yokluğun sorgulanmasını yaparak gücelleştiriyor. Resimdeki Kral düşünüyor. Descartes ‘ın dışarıdan gelecek idelerine ilgi duymuyor.Çünkü Kral artık duyular dünyasının dışında bir varlık değil, bizi tarihi kavramamız için içsel bir sezgisel bilme ile yoluna gerçeğe doğru yaklaştırıyor. Bu nokta’da bizi Hegel’in Kürdistan üzerine akıl yürüttüğü coğrafî kategoriye dayanan akılcı yaklaşımının dilsel kaynağı olan Zerdüşt’ün kutsal kitabının yazıldığı esas dile götürüyor. Kral mezarı ne ekliyor tarihimize? Freud ya Yung bilimi bu konuda Kral mezarını bize soylediklerini dile getiremezler. Kral’ın davranışı mezarindaki görkemli duruşunu Freud açıklıyamaz. Bilinçaltının analitik açıklanması Freud’çilerin sezgisel bilinçaltlarında kalsın. Kral yaşamıyor çünkü.Onlar Kral’ın soylu duruşunu yeni teknolojik bilimleri kullanmadan nasıl açıklıyabilirler? Başındaki taç ve sakallarının düzenli oluşu Marx’ı bile kıskandırıyor. Kuşkusuz Mathematik bilginlerine, dil uzmanlarına gereksinim var. Bundan üç yıl önce Kurdistan Bilimler Akademisi Kuruluş Projemize yanıt vermeyen, ama Gülen gibi gerici, bir türk kapitalistine özel üniversiteler kurdurturan Güney Kürdistan yöneticilerinin elinde kaç bilgin, kaç arkeolog var bilmiyoruz. Bu mathematiksel ve dilsel gerçegi yorumlamak için yine ABD ye mi baş vuracaklar ? Bilgimiz dışında. Daha Saddam dönemlerinden kalan ilkel yapılarla, nasıl yol yürüyecekleri oldukça meçhul, bilmiyoruz. Yurtsever Prof. Suleyman’ın geçen ay Fransız Universiteleri Kürdistan Universiteleri arasında bilimsel ve teknolojik işbirliği girişimi saygıya değerdir. Kendisıne bu konuda üç yıl öneki girişimimizi ilettim. Ancak toplantıya katılamayan sayın Dr Seywan Barzanî ile Kendal’ın tutumları anlaşılır değil. Arkeologlar, tecrübelerin yaratıcılığından yola çıkıp bilinen Kral’dan hareket edip onun eğemen olduğu çağı ve sorunlarını, halktan yana mı, ya da halkını nasıl ezdiğini dile getirebilecekler mi? Ya da Kral’ın bir parlamentosu var mıydı? Orada Güney Kurdistan Parlementosunda ki gibi iki kadınla evlenmek için bir karar çıkartmışlar mıydı? Kral’ın imparatorluğunun boyunduruğunda hangi dil ve din konuşulurdu? Yoksa müslümanların Zerdüşt dininden çaldıkları beş vakit dua, onun dininden mi alınmış mıydı? Ayrıca,biz Kral döneminde moleküler bioloji biliminin olup olmadığını sorguluyabiliriz. 3000 yıl önce yaşadığına göre, ve gördüğümüz kadarıyla bedeni hiç yıpranmamış olması Kral bize kendi çağının biliminden sözedebilir mi? Ya da bu konuda uzman olan Almanya Leopoldia Doğa Bilimleri başkanı Hans-Jörg Rheinberger “tecrübenin yaratılığın”ndan hareket edip bize ne tür bir açıklama yapabilecek? Düşünce sistemini Avusturya’lı fizikçi Ernest Mach’in” Die Analyse der Empfindungen und das Verhaltnıs des Physichen zum Psychhishen” dayandıran Rheinberger, Kral hakkında subjektif idéalist mantığı ile ne tür bir akıl yürütme de bulunabilir ki? Kral’ın resmi karşısında Ernest Mach’in doktrinini esas alan Gereon Wolters ‘in Positiviste imagination’u bizi ikna etmiyor. Zira biz Kral’ın artık bu tür romantik yaklaşımları tasvip edip etmediğini bilmiyoruz. Bu subjektif felsefi yaklaşımlar Kral hakkında bilgi veremezler. Ancak Kral hakkında gerçek bir bilgiye sahip olmak için fiziki gerçekligi bilmeyi derinletirmeliyiz. Kuşkusuz, bilim adamları bilimsel gerçekliği ilkin matematik dille açiklamaya çalışacaklar. Mathematik simgsel ve dilsel sezgiye dayanan bir akıl yürütme biçimidir. Tecrübe dünyasının sınıları içinde kalıdığımız şu ana, kadar bedensel atomların belli yasalarla sınırlandırıldığına ve mezar’da oksijenle hidrojenenin, azotla çatısmalara giremediğini ve atomların bedeni çürütmeye götürecek direnci gostermediğine tanık oluyoruz.. Bu durumda quantik fizik’in iç sezgimize karşı tepkileri de ortadan kalkıyor. Hiesenberg’in esitsizlik teorisi etkisiz kalıyor. Quantik fizik Kral’ın doğasının yorumunda hiç bir olasılık tanınmıyor. Gözlemlerimiz Kral tacının niteliğine takılıyor. Gözleri pırıl, pırıl. J.J. Rouseau “ kafama yazdim” dediği gerçeği, Kral kendi tabelasına yazmış. Kral ‘in duruşu insan olmanın gerçeğine ulaşmak için, bizi daha fazla düşünmeye zorluyor. Eğer Kral Kürd Kral’ı ise, o zaman Ehmede Xanî ‘ye çok yazık: “Bizim bir padişahımız olsaydı eğer Allah ona bir taç lâyık görseydi eğer Belirlenmiş olsaydı ona bir taht Açıkça açılırdı bizim için de baht Elde edilseydi ona bir taç Elbette olurde bize de revaç Gam yerdu biz öksüler için ve de acırdı Bize galip gelmezdi şu Rom, ana yenilmezdik Ve baykuşların elinde viraneye dönmezdik Tutsak yoksul ve çaresiz düşmezdik Türklere ve Taciklere yenilip boyun eğmezdik” Eğer Kral Kürd ise, Ehmede Xani, bilmeliydi ki 3000 yıl önce islam yoktu. Onun ülkemize girişi üklemizi bugünkü AKP hükümeti gibi 75 islamcıyla ile mahvetti. Mame Alan’ın islamik versiyonu tarihi destanımızı mahvetti. Aynî güzel destan üzerine Ehmede Xani kendi gerici, dinci ve islamcı düşüncelerini kurdu. Kral ne diyecek? Bilmiyoruz. O haldde nereden hareket etmeliyiz? Elektromagnetizmin bulucusu Fraday’in ışıkları Kral’ın mezarına girmedi. Kral ‘ın ciddiliği hiç bir mytholojik yaklaşıma yer vermiyor. Kral’ın mezarını çizen kuskusuz geometriciler vardı. Mezar kazımı uyum içinde, toprakla iç yapı malzemeleri arasında bir birini yoksayan etki tepkiler tarafsızlandırılmış durumda. Ne kadar tuhaf bir tesadüf Kral’ın tacında bulunan elmasa yakın değerli taşlar bana, Leipzid de meneraloji professoru Carl Friedrich Naumann Alman şairi Gœthe ‘ye ithaf ettigi değerli kristaltalografi incelemesini adlı eserini hatırlattyor. Kral böyle eserler yazmış mıydı? Bize çağındaki eserlerden bahsedebilir mi?, Kral’ın sessizliğine karşılık, Gœthe 18 Ocak 1826 da Carl Friedrich Naumann yazigi tesekkur mektubunda soyle diyordu.«önemli eseriniz elime geçti. Okudum. Bir daha büyükk bir zevkle okudum.” Gœthe eserin 45. sayfasina takılmıştı. Niçin Gœthe okumaya devam etmedi?« Ben bu tur simgelerle yazilmis kitaplari okuyacak ve çözecek durumda değilim. Matematikçilerin kendilerine özgü bir dili var. Bu dili kullanıiklarinde, bazen çok olğaan üstü bir güzellik, hayal edilmiş en mükkemel evreni tasavvur etmiş oluruz bu evrene mantıkla yaklşıilamaz » Peki Kral’ın mezarındaki yazıları kim çözecek, kim okuyacak? Keppler’in mathematik önermeleri ve yasaları bu konuda bilgimize yanıt verebilecekler m? Baş vurulacak kaynaklarımız nelerdir? Belli başlı açiklamaların dışında Kral’n gizemi bu yapıtlarla da çözülmüyor. Bu konuda yoldaşım akademisyen Jean-Pierre Kahane ‘a güveniyorum. Güney Kurdistan’da Bilimsel mathematik laboratuvarlarini kuracagını bilimsel isbirliği çerçevesinde katkıda bulunacağına söz verdi. . Onun tanıdığı akademisyenler ekibi Kral’ın gerçekliğini ortaya koyablilirler.Akademisyen J.P. Kahane ekibiyle birlikte yeni bioteknolojik analiz yöntemleriyle, moleküler bioloji laboratuvarı teknik aygıtları ve Marie Curie ‘nin torunu Akademisyen Pierre Joliot’un değerli bilimsel bilgileri ile Lottin de Laval tarafindan Quadi Magara’daki 4000 yıl öncesine ait Mısır’ı nYirmi üçüncü kralığı tarafindan işletilen altın ve bakır metallerinden alınacak parçalarla, Mısır Hieroglyphique de yazılarla Kral’ın Mezarındaki metal plakalarla karşılaştırma yapılarak laser teknikleri kullanılarak Kral’ın gerçekliği ortaya koyabililer. Bu sonuçu elde etmek bilimsel araştırmanın gereğidir. Cağımızın felsefesi bunu önceden görür , böyle düşünür. Dr Ali KILIC Paris 19-11-2008

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.