Siyaset

Umutsuz Olmamız İçin Bir Neden Yok

Rojhat Badikî · 28.01.2013 · 2 görüntülenme

Umutsuz Olmamız İçin Bir Neden Yok
Tam tam gümbürtüleri içersinde sağa sola çarpmadan yarasız beresiz nasıl yol acağız? Oldukça zor bir süreçten geçiyoruz. Sürecin zorluğu biraz da çaresizliğimiz ve örgütsüzlüğümüzden kaynaklandığı ortada. Örgütlü, genç, dinamik ve inançlı olduğunu zannetiğimiz dönem-dönemlerin tükenişe geçtiği, enkazı altında kaldığımız ve herşeyin bütün çıplaklığı ortaya çıktığı süreçlerde ne yazık ki örgütsüz olduğumuz ortaya çıktı.

Örgüt denilen örgütsüzlüğün ortaya saçtığı gerçeklik içersinde; örgüt disiplin-örgüt talimatlarının hedefi örtü görevini görmek-örgütü en zorlu dönemlerde ortadan bırakıp kaçanların tehlike çemperini aşmalarından sonra ‘’ somun pehlivanları’’ olarak ortaya çıkmalarının zemini sağlayan ‘’ ayetler ‘’ olduğunu fark ettiğimiz de, artık her şey için; gecikmiştik!

Örgüt çeperinin koruyucu özelliğinin ortadan kalmasının ortaya çıkardığı gerçekliğin şokunun faturası ağır oldu.

Düşmanın bu denli fütursuz ve küstah olması, demeç ve konuşmalarının, Kurdistan halkının onurunu rencide edici olmasının keskinliğinin bir nedeni de burada aramak gerekir. Düşmanı-TC’ yi çözdüğümüzü düşündüğümüz süreçte, meğer düşman bizi çözmüş olmanın rahatlığı ile uzun erimli-sonuç alıcı, Kurdistanı, Turkistanlaştırma planlarını çoktan yürürlüğe koymuştu.

Öcalan ve onun çeperinde örgütlenmiş kesimleri eleştirmek doğru olmakla birlikte, tüm doğruların genelini kapsamıyor. Doğru eleştiriler çoğu kez amacı aşıp, Öcalan ve ekibinin gölgesinde kalıp, diğer olumsuzlukların örtülmesi gibi bir işlev görüyor. Acı ve yaralayıcı olabilir, olmalıdır da, Öcalan ve ekibini eleştirmek, düşmanın Kurdistan’ da uyguladığı planları yavaşlatıp durdurmuyor. Yaşadıklarımızı gelecek kuşakların yaşamaması, Kurdistan bağımsızlık mücadelesinin, düşünen-sorgulayıp arayış içersinde olan özgür bireyin gelişimini engelleyen; Şeyh-Mürit ilişkini ortadan kaldıracak bir ortamın olmaması için ‘’ eleştri-teşhir’’ olayı bir zorunluluktur.

Bizi bir araya getiren, ayni çatı altında olmamızı sağlayan hatta zorunlu kılan ortak amaç-ortak davanın kutsallığır. Kutsal değerlerin aşınmasının zemini usta bir şekilde yapanların, Öcalan ve ekibinin oynadığı uğursuz rolden geri kalır bir yanı yoktur. Bu uğursuz süreci birlikte yaşadık ama bedel ödenmesi oldukça farklı oldu. Kimi gencecik yaşlarında Kurdistan davası uğruna şehit oldu, Kimileri onlarca yıl düşman zindanlarında işkenceler karşısında onurlu tavırlar sergıledi, kimileri derin bir ruhsal-beyinsel depresyonla savruldu ve kimileri de oynadıkları rolün etkisi ile ödüllendirildi.

Bundan dolayı Kurdistan örgütlerin dağılış ve çözülüş süreçleri ‘’ bir varmış-bir yokmuşa ‘’ döndü. Oysa her bir savruluş beraberinde bir muhasebesiyi de getirmeliydi! Doğru olan da buydu. Bunun yapılması durumunda bu günkü tam-tam gümbürtüleri içersinde, derin acılar içersinde çaresiz bir şekilde kıvranmazdık. Savaşmadan meydanlardan sökülüp atılmanın mahcupluğunu ruhlarımız da hissetmezdik. Kurdistan kuzeyine hakip kılınan Türkiyecilik çizgisi, Dr Şivan ve Sait Elçi’ nin öldürülme Mit tarafından planlanıp Kürt ‘’ siyasi rusipi ( Rureş) ler tarafından yaşama geçirilmesi ile Kurdistan’ ın kuzeyine egemen kılınıp Bağımsız Kurdistan çizgisinin gelişmesine set vurulmak istenmiştır. Bu olayın baş aktörlerinden biri de Şeraffetin Elçi’ ydi. Olayın en önemli ve yaşayan tanıklarından Sayın Ömer Çetin’ ın ölüm sessizliğine bürünmesi her zaman kuşku ile karşılanılacaktır. Bu uğursuz geleneğin TİP kökenlilerin Türkiyecilik sevdası ile buluşmasının ortaya çıkardığı tablonun maliyeti oldukça ağır oldu. Bu gün Türk-basını-medyası tarafından elüstünde tutulmalarının nedeni bundan ‘’ Türkiyecilik’’ sevdalarından kaynaklanmaktadır.

Zorlu bir görev ile karşı karşıya olduğumuz açık. Bir yandan Öcalan ve ekibinin tahribati diğer yandan gölgelerin karanlığına saklananların ördükleri tuzakları aşmak diğer yandan tarihin en barbar ve usta entrikacı Türkiye Cumhuriyetinin karşısında dik durmanın zorluğu ortada. Öcalan ve Mit'ın anlaşmasının sonucu ne olursa ( Kurdistan halkının yararına olmayacağı, TC' nin yararına olduğu açık) olsun, bir müsübet bin nasihattan iyidır örneği, Kurdistan halkının daha net bir şekilde aydınlanmasına neden olacaktır. Bu açıdan MİT-Öcalan anlşamasına okey ( bunu önleyecek bir konumda olamadığımızdan) diyorum.

Ortadoğunun pandora kutusu açılmış ne ‘’Barış ve Çözüm ‘’ maskesi altında ‘’ Güçlü Emperya Türkiye yaratma ‘’ nede ‘’ Türk-Kürt kardeşliği adı altında ‘’ Türkiye vatandaşlığı’’ maskesi altında Kurdistanı ebediyette gömme ajiteleri, Kurdistan’ ın Ortadoğunu doğacak güneşi olma hayellerini yıkamayacaktır.

Dün Kurdistan’ ın Güneyi, Bu gün Kurdistan’ ın Güney-Batısı yarında Kurdistan’ ın Kuzeyinde çocuk generallerin önderliğinde Kurdistan’ ın Kuzeyi; Özgürlük ve bağımsızlığa doğru yürüyecektir.

Bundan dolayı İmralı-Mit görüşmeleri yeni bir aş-betal olup Kurdistan ulusal bağımsızlık davası açısında uğursuz bir rol oynuyorsa da, umdumuzu yitirmeyelim bu uğursuzluk, bir dönemin çözülüşünü de hızlandırıp, bünyesinde yeni ve olumlu bir mücadelenin nüvelerini de taşıyacaktır. Buna hazırlıklı olmak gerekir. Değişim süreci kapıya dayanmıştır. Güney-Batı Kurdistan' daki gelişmeleri engellemek için, TC imralıdan vurmak istiyor.

Kurdistan’ın Kuzeyindeki Aş-betal süreci, yeni bir mücadelenin zeminini de bağrında filizlendircek. Bundan dolayı Bir kaç yara-berenin dışında umutsuz olmak için hiç bir neden yok. Bu halk, ne İskenderlere, Ne Xalidê Bin Welidlere Ne Hülagolara ne Atatürkler,e ne Hümeynilere ne Saddamlara boyun eğip diz çökmedi Gürcü dönmesi Erdoğanlara da asla ve asla boyun eğip diz çökmeyecektir.

28.01.2013

Rojhat Badiki


İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.