Umut Yeşerebilir mi?
Rojhat Badikî
·
20.06.2012 · 2 görüntülenme
Kurdistan ve Ortadoğudaki gelişmelere bakıldığında denilebilir ki Zerdüştün çocukları tarihlerinin en bahtsız ve karanlık dönemini yaşamaktadırlar. Kurdistan halkı-Zerdüşt’ ün çocukları tüm tarihleri boyunca düşmanla olan binlerce yıldır süren savaşlarında, bu denli biçare ve önderleri tarafından düşmanlarına karşı savunmasız ve korumasız bırakılmamıştır. Kurdistan halkı tarihin hiç bir döneminde, yaşadığımız dönem kadar önderleri tarafından, düşman karşısında diz çöktürülüp-düşmanları yüceltilmemiştır.
PDK ve YNK önderleri tarafından imzalanan ve adına ‘’ Stratejik dostluk antlaşması’’ denilen, antlaşma Kurdistan kamuoyuna bildirildiğinde, antlaşmanın içeriği ve maddaleri hakkında hiç açıklama yapılmadı. Kapalı kapılar ardında Sayın Mesud Barzani ve Celal Talabani tarafından imzalanan ‘’ Stratejik Dostluk Antlaşması’’ nin içeriğine ilişkin bırakın Kurdistan halkı, her iki partinin Politbüro ve MK üyeleri dahi bilgisizdi. Yoğun eleştriler karşısında, Stratejik antlaşmanın, Kurdistan halkının çıkarlarını koruma ve kollama antlaşması olduğunu belirtmelerine rağmen, antlaşmanın iki ailenin; Barzani ev Talabani ailesinin çıkarlarını koruma antlaşması olduğuna dair yoğun bir şekilde eleştrildi. İki partiye yakın kalemşörler, aylarca Stratejik antlaşmanın içeriği ve maddelerini bilmeden savundular.
Kurdistan halkının çıkarlarını koruma ve kollama antlaşması olarak lanse edilen ‘’ Stratejik antlaşma ‘’ Maliki’ nin düşürülmesi başlatılan imza kampanyası ile bunun böyle olmadığı, kamuoyuna yanıltıcı bilgi verildiği gerçekliği ortaya çıktı. Maliki’ nin başbakanlıktan azledilmesi için yürütülen imza kampanyası, genelde Kurdistan politik arenasının özelde Güney Kurdistan önderliğinin politik öngörü‘’ sefaletini’’ de açığa çıkarıyor. Kurdistan politik önderliğinin konum ve pozisyonun günümüz şartlarının çok gerisinde olduğu, değişen koşullara ayak uyduramadığı soğuk savaş dönemi ve dağ şartlarının empoze ettiği ruh hali-sömörgeci devletlerle ilişkiler, var olan muazzam imkan ve değişime rağmen, aynen korunduğu görülüyor.
Hewler-Bağdat arasında temel stratejik sorunlar ( Kerkuk ve işgal altındaki topraklar, peşmerge, petrol..vs ) orta yerde dururken, Kurdistan bölge başkanı sayin Mesud Barzani bunlara değinmeden Maliki’ nin Hewler antlaşmasına uymadığını, bunu kabul etmeyeceğini Newroz’ da açıkladı. Sayın Mesud Barzani Kerkuk gibi, tüm Kurdistan için hayati derecede önemli bir sorun için ciddi adım atmazken, Hewler antlaşması uygulanmadı diye Nuri Maliki’ yi istifaya davet ediyor. 140 madde üzerinden 7-8 sene geçti ve tüm Araplar( Şii-Sunii) 140. maddenin ölü bir madde olduğunu tekrarlayıp dururken.
Newroz-Hewler açıklaması Sayın Mesud Barzani’ nin kişisel-insiyatifinden ziyade, Riyad-Anakara istekli açıklama olarak değerlendirmenin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Kurdistan bölge başkanı sayın Mesud Barzani’ nin Irak’ la birlikte yaşamamızın önkoşullu Anayasanın uygulanmasına bağlı olduğu belirtmesine rağmen Irak anayasası İyad Allawi başta olmak üzere Caferi ve Maliki tarafından defalarca ihlal edilmesine rağmen ( Irak Anayasası Kürt sorunun çözümü ile ilgili maddeleri sınır konumasına rağmen uygulanmadı) Kurdistan bölge başkanı Newroz açıklaması kadar sert ültimatom Bağdat’ ta yöneltmedi. Bu açıdan Newroz açıklamasını Riyad ve Ankara siparişleri katagorisine koymak daha doğru olur. Newroz açıklamasının Bağımsız Kurdistan devletinin ilanından Maliki’ nin iktidardan düşürülmesine doğrul evrilmesnin başka bir izahı yoktur.
Newroz açıklaması ve daha sonra gelişen olaylar, Kurdistan’ ın Güneyine hükmeden iki iktidar partisi arasındaki hassas kırılgan noktaları da daha da belirginleştirdi. İki iktidar partisinin Türkiye-İran bağımlılığını, stratejik temel konularda karar verme mercilerinin kendileri olmadığı, İran ve Türkiye’ ye danışılmadan adım atılmayacağını da gösterdi. Mam Celal ve YNK İran, Kek Mesud ve PDK Türkiye endeksli olup Kürt ve Kurdistan’ la ilgili temel sorunlarda çok rahat bir şekilde sömürgeci devletlerin çıkarları ile örtüşüp, Kurdistan davasını kurban edebileceğini de gösterdi.
Kurdistan parlemento ve hükümetinin işlevsiz-şekilsel olduğu bir ortamda ilişkilerin kişiler üzerinde yürütülmesi, Güney Kurdistan yönetiminin meşruluğunu uluslararası alanda sorgulatmasının yanında, Iran ve Türkiye’ nin ekonomik yarı-sömürgesi olma yolunda hızlı adımlar atan Güney Kurdistan liderleri, Tüm Kürtlerin geleceğini de ipotek altına koymaktadırlar. Politik öngörüleri Kurdistan’ ın geleceğinden ziyade hanedan ve partilerinin geleceği ile sınırlı olduğuda açığa çıktı. Güney Kurdistan politik önderliğinin, Kurdistan’ ın diğer parçalarına yapacağı en büyük katkı iki başlılığa son verip işlevsel bir parlamento ve hükümetin oluşmasına yardımcı olmaktır. Kurdistan’ a Anayasa ve herkesin anayasa karşısında eşit haklara sahip olması parti liderlerin tabu ve anayasanın üstünde olmaması, Doğu bloku ve diktatör ülkelerde rastlanılan uygulama son verip, partilerin, basın-yayın demokratik kitle örgütlerine hükmetme uygulamasına son vermesidır.
Kısacası Güney Kurdistan önderliği, Parlemento ve hükümete gerçek anlamda bir işlerlilik kazandırması, Kurdistan’ ın bir anayasaya kavuşması ve YNK ve PDK’ nin basın-yayın ve demokratik kitle örgütleri üzerindeki tekelini kaldırması durumunda, 4 parçada Kürt ve Kurdistan sorunun çözümü konusunda büyük katkı sağlayacağı gibi Kürtler arasında birlik ve dayanışmayı da hızlandıracaktır.
YNK ve PDK’ nin tarihi ( PDK ve YNK’ nin olumluluk yönünde, PKK ve Onun önderi Öcalandan bir kaç papuç önde olduğunu unutmadan ) bu konuda oldukça talihsiz olaylarla dolu ama yine de belki diyerek......
Rojhat Badikî
20. 06. 2012 Genf