Siyaset

ULUSAL ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SÜRECİNDE DAR ÇIKARLAR

Yusuf Bülbül · 16.05.2006 · 1 görüntülenme

Dünya devletlerinin Irak’ta yarattığı mevcut durum Kürd toplumunun ulusal özgürlük mücadelesini dünyanın gündemine taşımıştır. Mevcut durum Kürdlerin kendi kaderini tayin hakkını elde edene kadar dünya gündeminden düşmeyeceği anlaşılmıştır. Bu süreci durdurabileceğini sanan işgalci devletlerin beklentileri mahkumun rüyasına, nehirlerin tersine akmasını beklemeye benzer. Ama bir şey beklenebilir. O da sömürgeci devletlerin Kürdistan topraklarında bir savaş çıkartma olasılığıdır. Zaten başka seçenekleri de yoktur. Ya direnmenin beyhude olduğunu anlayıp, ordularını Kürd toplumunun içinden çekeceklerdir. Ya da Saddam gibi savaşarak çekilmek zorunda kalacaklardır.   İşgalci devletlerin, direnmenin beyhude olduğunu anlamaları olasılığı az da olsa vardır. Bu da ancak Kürd toplumunun kararlı bir şekilde ve doğru bir örgütlenmeye başlamaları ile mümkündür. Seksen üç yıllık tahribatın yarattığı kafa karışıklığı Kürd toplumunu paramparça etmiştir. Toplum o denli yozlaştırılmıştır ki –adeta- kendi kendinin düşmanı haline getirilmiştir. O halde toplumun yapacağı ilk iş yozlaşma hastalığına tutulduğunu idrak etmesidir. Hastalıktan kurtulmanın tek yolu var, o da hastalık teşhisinin konulmasıdır. Teşhis konulursa tedavi edilir. Ya değilse yine Kürd toplumu kendi kaderini tayin eder, ama çekilen acılar, savaşlar, doğa tahribatı, kaybedilen kültürel değerler, yozlaşmış bir Kurmancı Kürd toplumunun zarar hanesine yazılır. Peki Kürd toplumunun maruz bırakıldığı hastalığın adı nedir? Sorusunu sorduğumuzda, bunun bölünme hastalığı olduğu anlaşılmaktadır. Bölünme hastalığı öyle bir illet ki. Bölünen her bir parça hatta “parçaların içindeki her bir kişi” bütün gelişmelerde kendilerini merkeze koymaktadırlar. Kürdlerin yakalandığı bu illet işgalciler için ballı, kaymaklı bir ortam hazırlamaktadır. Bunu örneklendirdiğimizde; Günümüzde birçok Kürd partisi vardır. Bunların her biri diğerlerini işgalcilerin işbirlikçisi, reformist, aşiretçi, mezhepçi, şiveci, hastalık derecesinde dernekçi vs. gibi görmektedirler. Peki bu aşiret, parti, mezhep ve derneklerin birbirlerine işbirlikçi gözüyle bakmaları doğrumudur. Evet doğrudur. Bu bakış açısı yanlış değildir. Bu durum parçalanmanın yarattığı kaçınılmaz doğal sonuçtur.Başka bir söylemle herhangi bir Kürd partisi, derneği, aşireti, mezhebi, şivesi diğerleriyle düzenli diyalog halinde değilse mutlak surette kendini Kürd sorununun merkezine koymuştur. Bu da o parti, dernek veya aşiretin Kürdlerle değil, işgalcilerle işbirliği yapmalarını zorunlu kılmıştır/kılmaktadır. Örneğin biri veya birileri “Ben bir Kürd işçi partisi kurdum, aşiretler, dernekler, mezhepler, şiveler yanıma gelebilirler” demek, Kürd toplumunu bölmektir. Hançerlemektir. Aynı şekilde bir aşiretinde “ben bir Kürd örgütü kurdum/kuruyorum, dileyen partiler, aşiretler, şiveler, dernekler yanıma gelebilirler” demesi, işçi partisi örneğine benzer.Bir örnek aşiretçi bütün Kürdler tarafından bilinen ve lideri Çankaya’da karargah kuran, “benim bildiğim” otuz yıldan bu yana işgalcilerle işbirliği yapan, dört bin Kürd köyü boşaltılırken kılını bile kıpırdatmayan, tam tersi bu konuda yetiştirdiği elamanlarını ikili oynatıp “yaman bir şekilde” istihbarat ve katliamlarda kullandıran. Avrupa’da ve Türkiye’de Kürd toplumunu yozlaştırma ve asimle etmek için dergi ve yayın evleri açabilen aşirete dikkat etmek gerekir. Elbet “nasıl ki işçi partisinin peşine düşen Kürdlerin kabahati yoksa” bu aşirete mensup masum halk kitlelerinin de kabahati yoktur. Ama Kürd ulusunun merkezine kendi aşiretini koyan bu aşiretin önderleri toplumun yegane bölücüleridir. Bu bölücülerin hastalıktan kurtulmaları ancak Kürd toplumunun ortak bir paydada buluşmasına bağlıdır. Peki birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulan bir dönemde bir aşiretin teşhir edilmesi doğrumudur. Eğer ki işbirlikçi işçi partisini teşhir etmek doğru ise bu aşiretin önder mensuplarını teşhir etmek doğrudur. Ya değilse o aşiretin önder mensupları bencilliklerini muhafaza edip, kendilerini Kürdlerin ulusal özgürlük mücadelesinin merkezine koyacaklardır. Bu durumda “seksen üç yıldan bu yana olduğu gibi” diğer aşiretler, partiler, dernekler, mezhepler ve şiveler bu çirkinliği görecek ve o aşiretin yüzünden bölünmüşlük devam edecektir. Dolaysıyla “Türkiye’nin oyalama taktiklerinin kadim destekçisi olduğu aşiret” Kürd toplumunu bölme işlevini devam ettirecektir. Bu gerçekler “diyalogu kopartmayacak uygun bir dille açıklanırsa” o aşirete de kendini toparlama fırsatını verir.Soranların Kürdistan’a verdiği zararları unutmamak gerekir. Mesut Barzani Soranilerin Kürdlere karşı merkezi Irak yönetimiyle işbirliği yaptığını açıkça yazdı, bütün dünyada duymayan kalmadı, ama bu durum soranilerin gerçeği görmesine yaradı. Sonuçta hatalar görüldü, birlik ve beraber olmanın idrakine varıldı. Ve birlik sağlandı.Burada, bir de devrim konusuna değinmek gerekir. Devrim komünist söylemden arta kalan sığ, içeriksiz bir kelimedir. Kürd toplumu bu kelimenin yüzünden çok acı çekmiştir. Türkiye bu sihirli kelime ile Kürd toplumunun gençlerini kandırıp, dağa yollayıp, sonra da katletmiştir. Toplumsal aydınlanmanın yolu 1. gelişme, 2. statükoya bağlanıp, yerinde saymak, 3. gerilemektir(bakınız toplumsal gelişme: literatür) Kürd toplumu kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle(birinci dünya savaşının galip devletleri ile komünist SSCB’nin dar çıkarları uğruna) kendi kaderini tayin hakkından mahrum kalmıştır. Buna bağlı olarak esaret altında kalmış ve gelişememiştir. O halde toplumun sorunu devrim değil, gelişmektir. Gelişmekte ancak bağımsızlık mücadelesi kazanıldıktan sonra mümkündür. İllaki bir devrim mantığı aranacaksa Kürd toplumunun birlikte hareket etmesinden daha büyük bir devrim düşünülemez. Zaten Kürd toplumu sürekli gelişme karakterine sahip bir toplumdur. İnsanlık medeniyetini yaratan bu toplumdur. Takvimi, saati, yılın 365 gün olduğunu hesap eden, şiiri, edebiyatı, sanatı yaratan ve daha birçok icadı gerçekleştiren Kürd toplumudur. Devrim söylemi Türkiye’nin Kürd toplumunun ağzına koyduğu zehirli bir sakızdır. Tüm bunlar “Sümer(Kürd) Dili, Kültürü, Alfabesi, Mitolojisi ve Tarihi ile Türkiye’de Sümer(Kürd) sorunu adlı çalışmalarımda açıklanmıştır. Özetlemek gerekli ise;Kürd toplumu için en büyük devrim birleşmektir. Birliğin önündeki en büyük engel bencillik(hastalık) derecesinde kendini “dolaysıyla” dar anlamdaki örgütünü ulusal mücadelenin merkezine koymaktır. Doğru olan diyalogun önündeki tüm engelleri bertaraf edip, birleşmektir. Unutmamak gerekir. DİYALOG VE DİVAN Kurmancı kelimelerdir. DİALOQ=yuvarlak masa görüşmesi anlamına gelir. Dİ=görmek(görüşmek) A LOQ=yuvarlak DİVAN=söz konusu kişilerle/bunlarla) görüşmek anlamına gelir. Dİ=görüşmek, VAN=bunlar.Bu kelimeler atalarının Kürdlere bıraktığı bir mirastır. Bu kelimelerin değerini en iyi Kürd ulusunun bilmesi ve kullanması gerekir. Başka bir sorun da İngiltere, Fransa, ABD ve diğer dünya devletlerine hakaret etme hastalığıdır. Bu hastalık da Türkiye’nin Kürd toplumunun ağzına koyduğu zehirli bir sakızdır. Maksat eleştirmekse bende yapıyorum. Ama eleştiri konusunu net olarak yazıyorum. Ve sadece o konu için ilgili devlet veya birliğin bu yanlıştan vazgeçmesini söylüyorum. Yazılarım buna benzer (olayları açıklayıcı özellikte) konularla doludur. Ama mesnetsiz yuvarlak laflarla uygar dünyaya hakaret etmek. Tam da Türkiye’nin isteğidir. Kürdler uygar dünyaya küfür edecek, Türkiye’de “bakın Kürdler sizin düşmanınızdır” diyecek. Bu zehirli sakızı çiğnemek “tabiri caizse” aptallıktır. Ya da Türkiye’nin kötü emellerine alet olmaktır. Diğer özet konulara gelince, her zaman söylediğim gibi tüm Kürd aşiret, mezhep ve şivelerinin eşit sayıda temsilcilerinin bir araya gelip, Kürd parti ve derneklerinin de eşit satıda ama yine aşiret, mezhep ve şivelerinin eşit sayıda olduğu temsilcilerini ulusal bir birlik konseptinde birliğe çağırıp, ulusal bir program yapıp, bir partiden birleşmekten geçer. Bu tür bir birlikteliği engellemek isteyenler ise ancak ve ancak işgalcilerin uşakları olabilir.Kûrmi dar ila darêe=ağacın kurdu ağaçta olur.16 Mayıs 06Yusuf Bülbül

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.