BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 17.05.2006 · 2 görüntülenme
Henüz 16 yaşını doldurmadan KAWA sempatizanı iken Amed surlarına ‘’ Yaşasın Bağımsız Birleşik Demokratik Kurdistan ve Sosyalizm Mücadelemiz’’ sloganlarını yazdığımız dönemlerden günümüze epey uzun zaman geçti. Köy kökenli ve henüz T.C’nin asimile edemediği Kürt kültürünün yoğunluğu büyük bir fedekarlik ve özveri ile bir tek hedefimiz vardı, Bağımsız Birleşik Kurdistan kuruluncaya kadar savaş. Dönemin KAWA’nin en yiğit ve fedekar sempatizan ve kadroları elde silah sömürgeci güç ve onun Kurdistan’daki kurum.kuruluşlari ve onun temsilcilerine karşı silahlı mücadele yürüttüğü sırada evlatlarını şehit verirken, işin handikapı ise KAWA Pêşmerge savaşını savunmasına rağmen, şehirlerde partizan savaşını yürütmeye kalktı. KAWA’ da dahil olmak üzere hiç bir Kurdistani politik yapılanma T.C’nin Ortaasyadan Osmanlıya ondandan günümüze gelen tecrübeyi hesaplayamadı. Gençliğin verdiği dinamizm ve kavgaci cesur kişilik ile T.C’ yi ve onun Kurdistandaki kurum ve kuruluşlarını Kurdistan’dan söküp atmaya, en kısa zamanda Bağımsız Birleşik Kurdistanı kurmayı hayal ediyorduk, kim bilir belki de dönemin önder kadroları, kavgada şehit düşen insanlar gibi cesur konumlarına uygun davranıp Pêşmerge mücadele mantığına uygun davranmış olsaydılar bu gün daha farklı sorunları konuşuyor olacaktık. Aslında bu konuda gelecek ve yeni nesiller için neden başaramadığımıza dair ciddi bir araştırma ve analizin yapılmasi gerektiğine inanıyorum. Evet tecrübesizdik özellikle biz sempatizanlar açısında örgüt kadro ve önderleri birer ilah konumundaydılar. Mücadele, örgütsel tecrübe ve deneyimsizlik. İkircikli yaklaşımlar ve T.C’nin tarihten gelen tecrübesi, Kurdistan ulusal bağımsizlık mücadelesinde başarısızlığa uğramamızın zeminini hazırladı. Bu gün içinden geçtiğimiz sürec, Kurdistan ulusal - toplumsal bağimsızlık mücadelesinin içinde bulunduğu konum ve T.C’nin Kürt - Kurdistanı, Türk ve Türkiyeleştirme planları karşısındaki çaresizlik ve örgütsüzlüğümüz gözönüne getirildiğinde, sömürgeci Türk devletinin saflarında çatlaklar oluşturup mevzi kazanmak ve ulusal dinamikleri yeniden diriltmek için yeni mücadele taktiklerini yaşama geçirmemiz zorunlu bir konuma gelmiştir. Sömürgeci Türk devletine karşı yaşama geçireceğimiz yeni ( aslında bilinen ve Kürtleri Türkleştirme asimilasyon planlarına set çekip bu planları tersine çevirmek açisinda oldukça önemli) taktiksel mücadele yöntemleri ile Kurdistan ulusal kurtuluş mücadelesine yeni bir dinamizm kazandırabileceği gibi örgütsel-politik mücadelenin yeniden toparlanasına katkı sunabilecek, Kürt halkının politik yapılanmalara olan güvensizliği gidermek içisindan önemli bir ilk adım olur. T.C’nin aldığı uluslararasi destek özellikle de AB’den aldığı destekle Kürt halkının geleceği olan Kürt Kadın ve çocuklarını asimile etmek için çok yönlü ve geniş kız çocuklarına yönelik ’’ Baba beni okula gönder, Hadi Kızlar Okula’’ asimilasyonu ve Ana-çocuk sağlılı uygulamaya koyduğu kısırlaştırma planlarına karşı 2-3 yıl kesintisiz bir şekilde Kurdistan, Türkiye ve Dünya genelinde Ana dilde temel eğitim hakkı ve İlk okullardaki 6-7 yaşındaki çocuklarımızın beyinlerine kazınılan‘’ Türküm Doğruyum ‘’ ırkçı-faşist anda karşı kampanya açmakla ilk adım atılabilinir İlk etap biz bağımsızlıkçılar tarafında geri bir talep olarak görülebilecek bu kampanyanın başarıya ulaşması durumunda ki -bunun başarıya ulaşmasının gerek içte ve gerekse uluslararası alandaki koşulları çok uygundur- ilk adım ve T.C saflarında çatlaklıklar açmak için önemli bir hamle olacaktır. Bizim hiç bir şart altında Bağımsız Birleşik Kurdistan stratejimizden vazgeçmemiz yada taviz vermemiz mümkün olmayacak burada önemli olan yıllardan beri yürüttüğümüz mücadeleye rağmen halen sömürgeci saflarda Kürt halkının ulusal çıkarları doğrultusunda gedikler açamamızın getirdiği moral bozukluğunu gidermek somut mevziler kazanmaktır. Ana dilde temel eğitim ( bunun süresi 8 yıldır) ve ‘’Türkiye’’ ve Kurdistan, Türk olmayanlara yönelik jenosid ve asimile etmek temelin 6-7 yaşlarındaki Kürt ve diğer azınlık çocuklarına yönelik ‘’ Türküm Doğruyum’’andının kaldırılması, kampanyası Türkiyenin üzerinde inşaa edildiği sistemin temelde çatırdamasına neden olacaktır. Ana dilde temel eğitim bir çocuğun doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez doğal hakkıdır. Bu hakkın kullanılmasında bulunduğu devlet, sömürgeci sömürgeci devlette olsa sorumludur. Uluslararası alanda bu talebin karşılanılması Kürt çocuklarının kendi ana dillerinde eğitim görmesi için güçlü bir destek bulacaktır. AB,BM ve UNESCO nezninde yürütülecek güçlü lobi ve sistemli kampanya çalışmaları ile adı geçen devlet ve kurumların tavır ve tutumlarının Kürt çocuklarına karşı değiştirilmesi ve T.C üzerinde baskı oluştumaları için iyi yöntem olacaktır. AB, BM ve UNESCO Kürt çocuklarının temel haklarının çiğnenip yok edilmesi karşısında ikiyüzlü bir konumda olup kendi yasa ve varlık nedenlerini de çiğnemektedirler. Bu devlet ve kurumların üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmak için Avrupa ve diğer dünya halkları ile gelistirilecek güçlü bir ilişki, amacımıza ulaşmada büzük bir etken olacaktır. Kürt halkı Kurdistan dışında Türkiye ve Avrupa ve diğer ülkelerde bu faaliyeleri yürümek için büyük bir potansiyeli vardir. Sömürgeci Türk devleti açısındak yeniçeri ocaklarının bir devamı olan Kürdistandaki asimile okulları, Kürt kültürü ve Kürt dilinin yok edilmesi Kürt insanın yapısından kişilik erezyonu yaratmak için bir ön adım olan ‘’ Türküm doğruyum....Varlığım Türk varlığına armağan olsun’’ andı, Dünya tarihinde hiç bir sömürgeci devletin uygulamadığı kadar ağır ırkçi-insanlık dışı ve insanlığa karşı suç işlenilen bir uygulamadır. 6-7 yaşlarında çocuklarımıza karşı uygulamaya sokulan bu insanlık dışı suç T.C temel ırkçı-şövenist faşizan varlık temelidir. Bu uygulamadan teker teker geçen bütün Kürtlerin düşünsel ve ruhsal durumlarında ölene kadar devam eden ve yaşamın her alanında etkisini gösteren tahribatlar yaşanılmaktadır. Irkçılığın suç olduğu uluslararsı arenada, Türk devletinin bunu inat ve ısrarla sürdürmesi, işlediği insanlık suçunun yanında kendisinin de taraf olduğu ve imzaladığı uluslararsı yükümlülüleri yerine getirmemektedir. Türk devletinin Kurdistan’daki uygulamalarının başında, kendisinin Kurdistandaki sömürü ve işgali varlığı meşru olmayıp, uluslararası antlaşma ve uygulamalar ters düşmesine rağmen, devletlerarası çıkar ilişkileri ve güç, meşru olmayan posizyonları ‘’meşru’’ konuma sokmaktadır. Güç ve çıkar ilişklerine rağmen bazı konularda sömürgeci güçleri gerek içte ve gerekse uluslarası arenada geriletmenin imkanları vardır. Bundan hareketle sömürgeci Türk devletini , Kürt politik arenasında sağlanılacak konsesusla bazı konularda geriletmek mümkümdür. Yukarda belirttiğim , Ana dilde temel eğitim hakkı ve Türkiyedeki ırkçılık ve asimilasyonun temelini oluşturan ‘’Türküm Doğruyum...’’ andına karşı organize edilecek bir faaliyet, somut olarak Kurdistan ulusal mücadelesine ivme kazandırıp dinamizm getireceği gibi sömürgeci Türk devletinin saflarında gedikler açıp yeni mevziler kazanmak mümkündür. Bu hareketin çıkış ve organize merkezi doğal olarak Kurdistan’ın kalbi Amed’te olacaktır, Avrupa ve diğer ülkelerdeki diaspora Kürtlerinin destek ve lobi faaliyet çalışmaları ile büyük katkı sağlayabilirler. Bugüne sömürgeci Türk devletine karşı verilen verilen mücadele ve büyük bedellere rağmen somut olarak önemli mevziler kazanılmış değildir. Türk devletinin Kürt halkına karşı verdiği en büyük taviz, dar ve sıkışık olduğu dönemlerde Kürt ‘’realitesini’’ tanıyoruz diyerek hemen ardından Tek devlet-tek bayrak-tek dil-tek millet taranesini dayatmıştır. Bundan dolayı Türk devletine karşı ‘’ legal-demokratik’’ alanda somut edinimler kazandıracak hedeflere kilitlenmek gerekir. Her ne kadar Ana dilde temel eğitim ve Türküm Doğruyum andının kaldırılması kampanyası, Kürt halkının ulusal istemlerini karşılamıyorsa da, sömürgeci Türk devletine Kurdistan, Türkiye ve uluslararası alanda geri adımlar attırmanın ve onun cephesinde gedikleri açmanın imkanlarını doğurcaktır, Uluslarararası konjektür kısa erimli bu taktiksel mücadeleyi kazanmamız için uygundur. Bu eylem ve kampanya 2-3 yıl kesintisiz sürmesi durumunda Kurdistan ulusal kurtuluş mücadelesi saflarında olumlu gelişmeleri de beraberinde getirecektır. Her şeyden önce Kurdistani politik örgüt, demokratik ve sivil kurum-kuruluşlar arasında birlikte çalışmanın zeminini olgunlaştıracaktır. Politik hareketler ve kitle arasında oluşan güvensizlik sis persesini aralayıp bir bütünleşmeyi sağlayacaktır. Kitlelerdeki demoralizasyon ve dağınılıklığı giderip özellikle başta genç kesimler olmak üzere kitleyi mücadele arenasına çekecektır. Hedefe ulaşılması durumunda ki ilk raundu kazanmak için uluslararası koşullar oldukça uygundur, T.C’nin psikolojik üstünlüğünü kıracak PKK’nin İmralı ve T.C endeksli Kürtleri T.C’ye peşkeş çekme planlarının önüne bir set çekip asimilasyon tersine çevrilecektır. Bu kampanya ve eylemliliği başta Kurdistani politik yapılanmalar olmak üzere KUDÇG, PKE-platform,HAK-PAR, Avrupadaki Kurdistanı dernek ve kurumlar ortak bir organizasyonla yürütebilir. Bu eylemlilik özellikle KUDÇG için iyi bir çıkış olur....... Kurdistan’ın kuzeyindeki Kürtler olarak bu hamleye ihtiyacımız var. AB-Türkiye ilişkileri ve ABD’nin ortadoğuya yerleşmesi ile Ortadoğuya verilecek yeni bir dizaynın uzun bir dönem değişme şansı yoktur. Bu yeni Ortadoğu dizanında Kurdistan’ın kuzeyine biçilen rol, Türkiyeye entegrasyondur , ulus ve vatan duygu istemini Kürtler içersinde yok etmek Türkiyeli birer Kürt kökenli vatandaş statüsünü verip, Kurdistanı sonsuza dek bir kez daha bölmektir. Güney Kurdistan’daki yönetim açık bir Kuzey Kurdistan politikalarının olmaması biraz da bu plana endeksli olmasından kaynaklanmaktadır. Güney Kurdistan yönetimi Kuzeye ilişkin politikalarını gözden geçirip değiştirirler mi? Bu soruya şimdilik açık ve net bir yanıt vermek mümkün değildir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.