BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 08.03.2007 · 2 görüntülenme
UDÇG, ulusal birlik politiklarında izlenilen geleneksel hastalıkla karşı karşıya gelmiş bulunmaktadır. UDÇG kendisini bu geleneksel hastalığın pençesinden kurtarabilir mi? UDÇG içersinde yer alan üretken ve mücadeleci yurtseverler, UDÇG içersinde başgösteren sorunların üstesinden gelebilirler mi? UDÇG haklı bir taleple yanlış bir umut algılaması ile ortaya çıktı. Türk başbakanı R.T Erdoğan’ ın Kurdistan’ ın başkenti Amed’ te yaptığı konuşma, düzen içi çözüm arayışı içersinde olan bir takim kişi ve çevreleri harekete geçirdi. Bu hareketlilik, örgütsüzlügün kol gezdiği ortam, Kürt ve Kurdistan uluslararası alanda kazandığı ivme ile Güney Kurdistan’ ın hızla yükselen etkisi, bir anda ilgi odağı olmasına neden oldu. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinde yer alan ve sistem içi arayışlarda, çözüm arayanların ağırlıklı olarak UDÇG grubunun içersinde yer alması bir handikap olmasına rağmen, UDÇG doğru bir zeminde yer alması, mücadeleyi salonlardan alanlara taşıması durumunda neden başaramasın sorunu akla getiriyordu. Bu beklenti her ne kadar bir umudu muhafaza ediyorsada beraberinde büyük bir riski de taşıması muhtemeldir. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesi sürecinde dönemsel olarak büyük umut ve beklentilerle kurulan, cephe, platform ve birlikte sessiz sedasız arkasında hiç bir iz ve miras bırakmadan yok oldu. Her yok oluş doğal olarak Kürt halkına şırınga edilen umutlar da tuz-buz olup, bir çöküntü ve çöküşü de peşinde sürüklüyordu. PYSK bu anlamda iyi bir örnektir. UDÇG grubu PYSK’ nin oluşum ve dağılış sürecinden gerekli dersleri çıkarabilir mi? UDÇG, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin gelenekselleşen ‘’beyinsizliğinden’’ kurtulup mücadeleyi Hotal lobilerinden alanlara sokaklara taşıyabilir mi? Hiç şüphesiz, düzen içi çözüm diğer bir değişle, Kürt realitesini tanıyoruz nakaratlarinin ardından bir saman alevi gibi parlayıp, risk almadan önderlik yapmak isteyen kişi ve çeşitli kesimler, geleneksel hastalıklarından kurtulabilirler mi? PYSK’ nin kurulmasınin temel ilkesi, hiç şüphesiz önderlik ve mücadeleyi ülke zeminine taşımaktı. PYSK’ nin oluşumunda emeği geçenler yada öyle bir görüntü verenler, PYSK’ nin dağılmasında önemli payları olmuştur. Bu konun daha iyi aydınlanması için konuya ilişkin anımı anlatmamın bir katkısı olacağına inanıyorum. PYSK’ nin oluşumuna ilişkin düşüncelerimde değişiklik olmasının iki temel nedeni vardi. Bunlardan biri ‘’Medya Güneşi’’ dergisinde ‘’Sinan Doğru’’ kod adıyla makale yazan kişinin dile getirmiş olduğu düşüncelerin bizim düşüncelerimizle, Kawa’ nin düşünceleri ile örtüşmesi diğeri de Amed birlikte çalıştığım YEKBUN’ cu arkadaşların duruş ve tavırları idi. Bu iki temel etken, PYSK’ ye olumlu yaklaşma neden oldu. Sinan Doğru ile Güney Kurdistan’ da tanışmam, mücadelenin ülke zeminine taşınması ve silahlı mücadeleye ilişkin hazırlıkların yapılması tartışmalarından sonra adetta şok olmuştum. Medya Güneşi’ nde radikal, Bağımsız Birleşik Demokratik Kurdistan ve Silahli Mücadeleyi hararetle savunan Sinan Doğru kod adlı ‘’yoldaşım’’, PSK’ ninde çok gerisinde, köy yollarında bile yürümekten korkan birisi.....! Bir umut olarak doğan ve TC’ yi de kaygılandıran PYSK hiç bir pratik faaliyete adım atmadan laf kalabalığına bilinçli bir şekilde boğdurulduktan sonra, TC’ nin yüreğine su serpilerek dağıldı yada dağıtıldı....? PYSK, Kurdistan zemininde yer alan bir takım arkadaşların, Önderlik ve silahlı mücadeleyi başlatmak temelinde, haklı bir zeminde doğmuştu. UDÇG grubu ise TC Başbakanı R.C Erdoğanın Amed’ konuşmasının ardında yanlış bir algılama ve haklı bir zeminde doğdu. UDÇG, PYSK’ nin içine düştüğü yanlışlıklarda dersler çıkarıp, mücadeleyi Hotal lobilerinden sokaklara alanlara taşıyabir mi? UDÇG popülist arguman ve tartışmalardan arınıp, somut mücadele plan ve programını yaşama geçirebilir mi? Bu sorulara cevap vermek yada bir yargıya varmak için henüz erken. UDÇG içersinde yeralan bağımsızlıkçı yurtsever kesimlerin iyi niyetli çabaları, başlayan sunii tartışmaları önlemede yeterli olabirler mi? Yada mücadele de somut pratik adımlar atmak için girişimler yapılır mı? Yoksa UDÇG da, öncüllerinin kaderini mi paylaşacak.......
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.