BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Þeref Laþer · 30.10.2005 · 2 görüntülenme
Bir çok konuda olduğu gibi, türkler cumhuriyet konusunda da yalan ve yanlış bilgilerle yönlendirilmiş ve manüpüle edilmişlerdir. Bunlara türk cumhuriyetinin getiri ve götürüsünü anlatmak mümkün değildir. Sağcısından solcusuna hatta marksistine kadar herkes cumhuriyetin ilericiliğinden, devrimciliğinden dem vurup dururlar. Cumhuriyet konusunda dinciler solculardan daha doğru bir kavrayışa sahiptiler dersek ayıp olmaz herhalde.Türkiye’de cumhuriyetciler toplumun önüne yanlış bir ikilem koymuşlardır. Ya gerici dinci despot ortaçağ temsilcisi osmanlı sultanlığı ya devrimci ilerici çağdaş cumhuriyet. İkilem böyle yanlış konunca tercihlerinde yanlış olacağı açıktır. Oysa 1920 lerin şartları gözönünde tutulunca, işçi sınıfının kapitalizme karşı, ezilen milletlerin emperyalizme karşı zafer kazandığı demokrasinin kurulup geliştiği bir döneme girildiği, artık feodalizmle kapitalizm anlatmak mümkün değildir. Sağcısından solcusuna hatta marksistine kadar herkes arasındaki çatışmasının anlamını yitirdiği bir çağa girildiği görülecektir.Feodalizm artık çoktan tarihe karışmıştır , krallıklar artık kapitalizmin bir kurumu haline gelmişlerdir. Kapitalizmin öncüsü olan İngiltere, holanda, ispanya danimarka, Almanya İtalya Belçika skandinavya ülkeleri vs bunun örnekleridir. Bu ülkelerin çoğunda hala krallık vardır. 1920 lerin türkiyesinde de doğru ikilem, ezilenlerle ezenler, işçi ve köylülerin büyük çoğunluğu ile burjuvazi, ezilen uluslar ermeni,Kürt, arap,ile Türk egemen sınıfı arasındaki çatışmalar gözönünde tutularak belirlenmelidir. Krallığın veya cumhuriyetin niteliğini belirliyen etmenler, bunların uluslararası sosyalist harekette ve ülkedeki sosyalist harekete isçiler ve köylülere, devlet sınırları içindeki ezilen uluslara ve emperyalist güçlere karşı konumlarıdır. Bunun siyasal alandaki ikilemi demokrasi ve diktatörlüktür. Dolasıyısıyla 1920 lerin türkiyesinde de geçerli olan ikilem demokrasi ve diktatörlük, emek ve sermaye, ezilen uluslar ve ezen uluslar, uluslararası sosyaslist hareket ile emperyalizm devrim ve karşı devrim ikilemidir. Türk cumhuriyeti veya kemalist cumhuriyet bir çok konuda osmanlı sultanlık idaresinde daha gerici konumda olduğunu söyliyebiliriz. Krallık veya sultanlık mutlaka cumhuuriyet karşısında gerici konumda olmayabilir. Bazende cumhuriyet krallık karşısında daha gerici bir konumda olabilir. Türkiye bunun örnegidir. İspanya da Franko krallığı yıkarak yerine faşist bir cumhuriyet kurdu, krallcılar demokrasi güçleriyle birlikte frankonun faşist cumhuriyetine karşı savaştılar ve bugün ispanya krallığınan franko cumhuriyetinden daha gerici olduğunu aklı başında kimse iddia edemez. İtalyada Musolini krallığı yıkarak faşsit cumhuriyeti kurdu. Faşist cumhuriyetin krallıktan daha iyi veya devrimci veya demokrat olduğunu kimse iddia edemez. Yunanistan da cumhuriyetçiler krallı kovarak yerine albaylar cuntası önderliğinde cumhuriyet ilan ettiler ve askeri bir diktatörlük kurdular. Türk cumhuriyeti bunların öncelidir. İttihatçı subaylar Rum Ermeni ve Kürt ulusal kurutuluşçu güçlerine karşı, güçlenmekte olan SSCB etkinligine karşı, Türkiye işçi sınıfı hareketi ve komunist harekete karşı ve aynı zamanda Istanbul hükümetinin başı olan Sultanlığa karşı örgütlenerek savaşarak iktidar oldular ve cumhuriyet ilan ettiler. Bu cumhuriyet Yunanistanda, italyada, İspanyada, Almanyada olduğu gibi gerici ve faşist bir cumhuriyettir, bir dikta rejimidir. Bunun demokratlıkla, devrimcilikle, ilericilikle cağdaşlıkla hiç bir ilişkisi yoktur ve bu konularda İstanbul hükümeti ve osmanlı sultanlığından daha ileri bir konumda değildir. Türkiyede yerleşen kanının aksine cumhuriyet idaresi mutlaka laik bir idaredir diye bir kural da yoktur. Bazen krallar laik ,cumhuriyetciler dinci olur. Avrupada krallıkların hepsi laiktir. İran da kral Laik cumhuriyetçiler dinci idi. Türkiyede de kemalistlerin iddia ettigi gibi sultanlık dinci değildi. Kaldı ki Türk cumhuriyetinin laik olduğu iddia edilemez. Onlar dinin kendi tekelinden alınmasından rahatsızlık duymaktadır.Kısaca. Türkiye de demokrasiyi savunan güçler türk cumhuriyetine karşı çıkmakla mükeleftirler. Lozan antlaşması ile muşruluk bulan bu cumhuriyet gericidir. Diktatörlüktür, militaristtir. Bu cumhuriyet ezilen kürt ermeni ve rum halkının ve ulusunun, türk emekçilerin düşmanıdır. Demokrasinin zerresine tahamül etmemiştir. Uzun yıllar askeri diktanın aygıtı olan CHP iktidarı, daha sonra da ikinci dünya savaşı sonrasında demokrasi güçlerinin faşizm karşısındaki zaferinden ürkerek geri adım atmış ve şeklen çok partili sisteme geçilmiş ancak militarist güçler yani cumhuriyetin gerçek sahipleri ve korucuları hep iktidarda olmuş, denetim dışına çıkan güçlere müdahale etmiş, her on yılda bir darbeler yapmıştır. Bu cumhuriyet halkın değil, türk ırkçılarının, emperyalist işbirlikçilerinin, militaristlerin, cumhuriyetidir ve demokrasinin önündeki esas engel bu cumhuriyettir. Bu cumhuriyet kutlu degil ve kutlanmamalıdır.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.