Siyaset

Türkler Bir Yerde Durmak Zorundadır!

Hasan H.Yildirim · 14.02.2007 · 1 görüntülenme

Türk devleti, ne ABD’ye, ne de içinde olmalarına rağmen NATO’ya güveniyor. Her iki gücüde kendisine düşman görüyor. Türk devlet Başkanı, bunu “Irak’ı başımıza salan ABD’dir” şeklinde dile getirdi.Bu bağlamda Kürdistan’ın Güneyinde ne ABD, ne de NATO güçlerinin yerleşmesini istemiyor.1 Mart tezkeresiyle Kürdistan’ın Kuzeyine ABD güçlerininde yerleşmesine karşı çıkmıştı. Bunu kendi “ulusal güvenliği” açısında “kabullenilemez” bulmuştu. Türkler, var ve yok olmalarını Kürdlerin yükselişi ile ilişkilendiriyor. Bu konu da haksız da sayılmazlar hani. Bu nedenle Kürd yükselişini engelemek için çareyi Kürdistan’ın Güneyini işgal etmede buluyor. ABD ve NATO güçlerinin Kürdistan’a yerleşmesi halinde bu planı bozulacağını bildiklerinde karşı çıkıyorlar. Çünkü Kürdistan’a ABD veya NATO gücü yerleştirilsin görüşü Türklerin hesabını bozuyor. Alman Marshall Fonu'nun Brüksel'deki Transatlantik Merkezi Başkanı Ron Asmus, "Irak'ın bütünlüğünü sürdürmek için elimizden gelen herşeyi yapmak zorundayız, ama ülkenin parçalanabileceği de açık. Bu NATO üyelerini doğrudan etkileyecek, en çok da Türkiye’yi. Bu tehlikeyi azaltmanın en iyi yolu Irak iç savaşının taşmasını önlemek amacıyla NATO'nun Kuzey Irak'a asker sevketme hazırlığına başlamasıdır" dedi. Türk Başbakanı Erdoğan’ın Dış Politika danışmanı Davutoğlu, Washington’da Alman Marshall Fonu (GMF) adlı düşünce kuruluşundaki bir panelde yaptığı kıonuşmada, ABD veya NATO gücünün Güney Kürdistan’a konuşlanmasına karşı olduklarını belirtikten sonra, “Irak’ın merkezinde yenildiğini kabul etmek anlamına geleceği için çok yanlış olur” dedi.Dışişleri Bakanı A. Gül’de, “NATO Irak'a gidecekse Bağdat'a gitsin” demişti. Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan’da daha önceleri buna benzer ifadeler dile getirmişti.Sömürgecilerimizin korkusu Kürdistan sorununun uluslararasılaşmasıdır. Bundan öcü gibi korkuyorlar. İşin ilginç yanı bu zırtabuzlar bu korkularını biz Kürdlerede yaşatmaya çalışıyorlar.Dahası Kürdlerin önüne “anti-emperyalist görev” koyuyorlar.Bu “göreve” talip Kürdlerde hani yok değil.Yine o kafa. Alevere dalavere Kürd memet nöbete hasabı. ABD ve NATO güçlerinin Kürdistan’a yerleştirilmesi Türklerin alehine. Bunu anladıkda, peki bu durum niye Kürdlerinin alehinde olsun ki? Kürdlerin kafasında zoru mu varki, bu durumda kendilerine vazife çıkarıp “anti-emperyalist” oynunu oynasın?ABD-Kürd ilişkileri uzun sürece yayılı olarak devam edecektir.Zaman zaman istenmeyen bazı prüzler çıksada ete-kemiğe bürünerek gelişecektir.Bu durumda en çok sömürgecilerimiz rahatsız olacaktır.ABD-Kürd ilişkilerini bozmak için her yola baş vuracaklardır.Bu oyuna “anti-emperyalizm”adı altında cümburlup atlıyacak Kürdlerde olacaktır.Bu da Kürdlere sayısız zarar vermeye yol açacaktır.***ABD’nin devreye koyduğu BOP uzun yıllara yayılacaktır. Bu politıka ile eski statükocu sistemleri tasviye edeceğine inanıyor. Bu politıkalarını uygulabilmek için güvenilir müttefiklere ihtiyaç duyuyor. Şu an kendileri için en güvenilir müttefikte İsrail ve Kürdleri görüyor. ABD-İsrail ilişkileri bilinir.Kürdlerede yatırım yapıyor. Bu durum ABD’nin eski müttefikleri ile karşı karşıya gelmesine yol açıyor. Bunların başında Türkiye geliyor.„Kırmızı çizgilerimiz“, hassasiyetlerimiz“ dediği istemler paketini habire masaya sürüyor. „Stratejik dostluk“ diyor, „uzun yıllara dayalı işbirliği“ diyor, „ortak çıkar“ diyor. Yalvarıyor, yakarıyor. Bu da olmayınca işi kabadaylığa vuruyor, tehdit ediyor. Kendini ağırdan satıyor, sorun çıkarıyor. TC devletinin ABD’den istemleri bitmiyor. Sanılır ki, efendi Türk köle Amerikalı. Ama bunun tersi doğru. Kölenin efendiye emir verdiği görülmüş müdür? Görülmemiş ama Türkler daha hala soğuk savaş dönemindeki batının yaramaz piyon rolünü sürdürmek istiyor. Ogünlere dönmek istiyor. Fakat ogünden bugüne köprülerin altında çok suların aktığını kabullenmek istemiyor. Bu nedenle kendini habire dayatıyor. Ama kimsenin Türklerin bitmez tükenmez istemlerini ne yerine getirme görevi ve ne de böyle bir istemi var.Bu da Türklerin kudurmasına yetiyor.***Türkiye, ABD’nin Irak işgali ile izlediği politıkasını kendi „ulusal güvenliğini tehdit“ olarak algılıyor. Çünkü ABD’nin izlediği politıkada Kürdlere müttefik olarak yer veriyor. Türkler, bunu kendi varlıklarının sonu olarak algılıyor. Bu ilişkiyi bozmak için her yol ve yönteme baş vuruyor. Fakat bir çıkış bulamıyor. Çünkü çıkış bulmanın koşulları yok. Türkler, Kürdleri yok sayan bir politıkayı herkese kabullendirmeye çalışıyor. ABD, bunu kabullenmek istemiyor.Onlar, Türkler ile Kürdleri ortak bir zeminde uzlaştırmaya çalışıyor. Türkler, bunu elindeki son devletinde sonu olarak görüyor. Bu “tehlikeyi” savmaları için Kürdistan’ın Güneyindeki kazanımları yok etmekten geçtiğini görüyor. Bununda ancak bir işgal ile mümkün olacağını söylüyor. İşgal iki halde mümkün. Ya ABD’nin icazetini alması gerekiyor, ya da ABD’ye rağmen buna baş vurması gerekiyor. ABD’den icazet almadan bunu tek başına göze alamıyor. Geriye ABD’nin önerdiği zemin kalıyor. Bu zeminde Türklere güven vermiyor. Çünkü bu zemin Kürd millet yükselişine yol açıyor. Kürdistan’ın Güneyinde hızla bağımsız devletin alt yapısı gelişiyor. İran ve Suriye’ye olasılı bir ABD müdahalesi bu ülkelerin egemenliğindeki Kürdistan parçalarının kurtuluşuna yol açacağını biliyor. Ve sıranın kendilerine geleceğinden eminler. Şu an Türkler, birinci seçeneği ABD’ye kabullendirmeye çalışıyorlar. İkinci seçeneği işitmek bile istemiyorlar. Fakat sürec ikinci seçeneği dayatacaktır. ABD bu seçeneği Türklere kabullendirmeye çalışıyor. Bu, Türkler açısında ölüm anlamına gelsede buna boyun eğmenin dışında başka seçeneği yok.Kuşkusuz bu bugünden yarına olmayacak, zaman alacak. Peki o zaman ne olur? Olan şu olur. Türklerin haksız olan tüm “kırmızı çizgileri”nin üzerine bir kırmızı çizgi çekmesi olur. Kürd millet realitesini, Kürdistan’ın Güneydeki gerçekliği ve egemenliğindeki Kürdistan’ın Kuzeyinde Kürd millet haklarını kabullenmesi gerekecek.Önümüzdeki süreç bu gelişmeye gebedir. Türkler, kendini ne kadar dayatır dayatsınlar bu sürece mahkumdurlar.Türk Başbakanı Erdoğan’ın Dış Politika danışmanı Davutoğlu, bunun yolunu açtı.Washington’da Alman Marshall Fonu (GMF) adlı düşünce kuruluşundaki bir panelde yaptığı kıonuşmada, Güney Kürd yönetimini tanıyıp tamıyacakları şeklindeki sorulan soruya cevaben Davutoğlu, “Biz kimsenin içişlerine karışmayız. Eğer Irak Meclisi Anayasaya son halini verir ve Kuzey’deki bir yönetimi açık bir şekilde tanımlanırsa, o zaman biz de tanırız” diye yanıtladı.Bu, Türk egemenlik sistem sahiplerinin Kürd-Kürdistan’a ilişkin mevcut inkar ve imha politıkasının kırılma noktasıdır.Süreç uzun ve zorlu olsada Türkler, bir yerde durmak zorunda kalacaklardırBu kırılma önümüzdeki süreçte daha da belirginleşecektir.14 Şubat 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.