BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
RIYAD EBU BEKR · 05.11.2005 · 2 görüntülenme
Kendisini uluslararası ve bölgesel sorunların ortasında yalnız bulan her devlet doğal olarak ortak arar. Türkiye de Osmanlı devleti olarak İslam dünyasının ülkelerinden ayrıldıktan sonra kendine eş aramaya koyuldu. Görünen o ki pek çok nedenden ötürü bu eş Avrupa Birliği. Nedenler arasında ülkenin coğrafi konumu, birliğin sağlayacağı ekonomik ve siyasi destek, Arap bölgesindeki ABD operasyonlarının Türkiye'yi tehdit etmesi sayılabilir. Ankara yıllardır kendisini sunduğu AB ülkelerinden Lüksemburg'da yapılan toplantıda müzakerelere başlama sözü aldı. Böylece yetkililer ve halkta umut işaretleri belirdi. ABD'nin 2.5 yıl önce Irak'a girmesinden yana Kürtlerin ayrılma talepleri Türkiye'yi gerginleştiriyor. Ankara, medyanın körüklediği komşusu Suriye'ye yapılan saldırılardan da endişeli. Bu sorunlardan kaçmak isteyen Türkiye çareyi Avrupa ülkelerinin gölgesine sığınmakta buldu.İslam ülkesi olan Türkiye de Pakistan da bilinçli olarak İsrail'le ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı. Fakat bu çevrelerindeki tehlikeleri değiştirmedi ve hafifletmedi. Aksine ABD ortak çıkarları olduğu Kürtlere destek verdi. İran'ın Irak'ın güneyinde bir Şii federasyon hükümeti oluşturulmasına teşvik etmesi, kuzeyde de Kürt devletinin kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor. Arapların zayıflığı ve bölgedeki İslam ülkeleriyle uzlaşmaya varamaması Türkiye'nin yolunu bölgede üçüncü eksen olan Avrupa'ya doğru çeviriyor. Türkiye'nin AB'ye üyelik düşüncesi Ankara'nın kalkınma gayesini teşkil eden bir hedef ve talep. Siyasi kalkınma ise Türkiye'yi etkin gücün bir parçası kılacak, AB'yi Türkiye'yi kuşatacak her türlü tehlikeye karşı sorumlu hale getirecek. AB'nin korunmuşluk zırhı var Britanya, liderleri vasıtasıyla Türkiye'nin bu girişimini teşvik etti. Zira Türkiye, İslam bölgesini Avrupa'ya bağlayarak köktenci ve teröristlerin tehlikesini püskürtebilir. Ancak bazı Avrupa devletlerinin Türkiye'ye ılımlı da olsa- İslami eğilimlere sahip yabancı bir cisim olarak bakması onayı geciktirebilir veya imkânsızlaşabilir. Dünya ülkeleri arasında din çekişmesi de artıyor. Avusturya, Hollanda ve Fransa gibi Türkiye'nin birliğe girmesine karşı ülkeler bu çekişmeden endişeli. Türkiye'nin AB üyeliği Arap ve İslam ülkeleri lehine kayda değer hiçbir şey sunmayacak. Çünkü Türkiye dini ideolojik oluşumundan Avrupa-Amerikan çekişme ve yarış pistine taşınıyor. Geriye ise kâr-zarar denklemi kalıyor. Üyelik maddi ve siyasi kazanımlar karşısında Türkiye'den fikri dönüşüm ve değişim isteyen bir şart içeriyor. Buradan hareketle Türkiye sözcüklerin gösterdiği üzere dişi, AB ise erkek. Birliğin elinde ise bu evliliği kendi yöntemine göre ret veya kabul edecek bir korunmuşluk zırhı bulunmakta. (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Ahbar El Arap, 11 Ekim 2005)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.