Siyaset

Türkiye'ye silah satmak Irak'a zarar

Ali Ýzzetyar · 20.11.2006 · 1 görüntülenme

  ABD'nin Kuzey Irak'taki Kürt yönetimini korurken Türkiye'ye kendi Kürtleri konusunda baskı yapmaması Irak'ta istikrarsızlığa yol açacak. Ankara'nın uçak satın aldığı Lockheed Martin'in yönetim kurulundaki Ralston'ın terörle mücadele yetkilisi olması da büyük bir ikiyüzlülük   Bush yönetimi Irak'ta etkili olan Kürt fraksiyonlarına yaltaklanıyor. Fakat bir yandan da sınırın diğer tarafındaki Türkiye'nin büyük miktardaki Kürt nüfusunu ezmesine destek veriyor. ABD daha geçenlerde, doğu bölgelerindeki Kürt militanları yok etmek için kullanılacağı açıkça ifade edilen F-16 ve F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satılmasını onay verdi. Ayrıca önde gelen Amerikalı savunma müteahhitleri ve Türkiye yanlısı Amerikan lobileriyle güçlü ilişkilere sahip bir temsilciyi de terörle mücadele görevine atadı. Ralston Türklere fazla yakın Türkiye'deki Kürt sorununun mazisi çok eskiye uzanıyor; 1. Dünya Savaşı sonrası uluslararası toplumun bir Kürt devleti kurulacağına dair sözlerini tutmamasından ve sonrasında Türkiye'nin nüfusunun yüzde 20'sini oluşturan Kürtlere baskı uygulamasından kaynaklanan bir sorun bu. Çatışmanın başlıca taraflarından biri Kürdistan İşçi Partisi, yani PKK; şimdi hapiste olan ünlü Abdullah Öcalan'ın liderliğini yaptığı tartışmalı bir gerilla hareketinden söz ediyoruz. PKK'yla Türkiye hükümeti arasındaki 15 yıllık savaş, her iki taraftan sivillerin de hedef alınmasıyla bugüne kadar 40 bine yakın insanın ölümüne yol açtı. İnsan hakları grupları, Türk ordusunun Kürtlere karşı savaş çerçevesinde boşalttığı binlerce köye dair birçok rapor yayımladı. Abdullah Öcalan'ın 1999'da yakalanmasından sonra PKK liderliği tek taraflı ateşkes ilan etti. Fakat Ankara bu öneriyi reddetti. Kürt militanların saldırıları devam etse de, doğudaki Kürt bölgesi büyük oranda sakindi. Ancak Türkiye sınır bölgesinde saklanan PKK gerillalarına karşı operasyonlarını sürdürdü. Şu an sahip olduğu yeni Amerikan ateş gücüyse olsa olsa bu Kürt grubunu yok etmek yönündeki hedefini sürdürmesini teşvik edebilir. Bu manzara karşısında ABD, 'PKK'yla mücadele için özel temsilci' sıfatıyla emekli general Joseph Ralston'ı atadı. Bu arada da, Joseph Ralston'ın yukarıda söz ettiğimiz yeni savaş jetlerini üreten savunma şirketi Lockheed Martin'in yönetim kurulu üyelerinden biri olduğu ortaya çıktı. Ralston'ın Amerikan-Türk Konseyi'yle de bağları olduğu belirtiliyor. Diğer bir deyişle, Joseph Ralston Türkiye'nin ölümcül Amerikan silahlarını almasından mali çıkar elde ediyor ve hem Amerikan hükümetine Türkiye'ye silah yardımında bulunmak konusunda baskı yapacak, hem de şirketi Lockheed Martin adına bu satışları ayarlayacak bir konumda bulunuyor. Bu atamayı öğrenen Kürt gruplarıysa gayet haklı olarak küplere binmiş durumda. Öte yandan, Türkiye'deki Kürtlerin insan hakları meselesi aslında Irak'ta istikrar sağlanmasına bağlı. Türkiye'deki çatışmanın yoğunluğunun artması da olsa olsa Kuzey Irak'ın istikrarsızlaşmasına yarar. Irak'taki Kürt partileri bugüne kadar Türkiye'yi bu konuda yatıştırmak için PKK'yı dizginlemeye çalıştı ve Kürdistan Demokrat Partisi Türk ordusuna karşı Kuzey Irak'ı sığınak olarak kullanmaya çalışan PKK gerillalarıyla sınırlı çatışmalara girdi. Fakat, PKK söz konusu olduğunda Amerikalılar ikiyüzlü davranmayı sürdürüyor; işgal sonrası ortaya çıkan yeni Irak siyaseti dahilinde Kürtlerin haklarının ve Kürt kimliğinin korunmasını desteklerken, aynı şeyi Türkiye'deki Kürtler söz konusu olduğunda yapmıyor. Bu arada Türkler Irak Kürdistanı sınırına asker yığıyor ve Kuzey Irak'ı işgal etme tehdidinde bulunuyor. Iraklı Kürtlerse buna Türklerin topraklarına yönelik herhangi bir müdahalesinin savaşla sonuçlanacağını söyleyerek karşılık veriyor. Bu, Amerika'nın bilhassa Irak'taki varlığını yeniden düşünme sürecinde olduğu düşünüldüğünde vahim bir manzara. PKK'nın dönüşü felaket olur Türkiye ve İran'daki Kürt gruplar, Irak'taki mevcut istikrarsızlığa katkı yapma ve söz konusu istikrarsızlığın sınırın öbür tarafına yayılması fırsatını memnuniyetle karşılayacaktır. Kürt ayrılıkçılar zaten uzun zamandır Kürdistan'da sınır ötesi bir devrim yapmaktan söz ediyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin inatçılığı göz önüne alındığında kaybedecek bir şeyi olmayan PKK bir kez daha terörizme başvuracak ve Kürdistan'ın geri kalanındaki asi grupların da yardımıyla Irak'ta muhtemel bir barışı yok etmek için elinden geleni yapacaktır. Fakat ABD böyle bir durumun gelişmesini asla kaldıramaz. İşte bu yüzden de, Amerika 'Türkiye Kürdistanı'ndaki silahlı çatışmayı teşvik etmekten başka işe yaramayacak biçimde Türkiye'deki silah çıkarlarını korumayı sürdürerek kendi kendine zarar vermekten başka bir şey yapmıyor. Bunun Irak'ta öngörülemeyen talihsiz sonuçları olacaktır. Nihai çözüm demokrasi Şimdi, Türkiye'nin PKK ve Kürt nüfusuyla siyasi açıdan temas kurarak Kürt sorununu askeri araçlarla çözme çabasından vazgeçme zamanıdır. Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle üyelik müzakereleri sayesinde böyle bir çözüme dair bir çerçeve de mevcut. Ankara da bu fırsatı kullanmak zorunda. Türkiye'deki Kürtler için mücadele askıda duruyor, fakat tarih Türkiye'nin bu hakları vermemek için inadında ısrar etmesinin çatışmayı tekrar başlatacağını gösteriyor. ABD, Joseph Ralston'ı geri çekip Türkiye'yi Kürt nüfusuyla temas kurmaya, Kürt bölgelerinde demokrasi ve çoğulculuğu kesin bir biçimde uygulamaya sevk etmeli. Aksi takdirde, Türkiye'deki Kürt sorununun tekrar patlak vermesi ve aynı zamanda çok kısa bir kısa süre sonra Kuzey Irak'ın da karışmasını beklemekten başka yapacak bir şey kalmayacak. (Lübnan'da İngilizce yayımlanan gazete, Irak'taki Kürt partilerinin eski danışmanlarından, 17 Kasım 2006) Radikal GazetesindenAk.RR

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.