BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Zerdeþt Seyda · 15.04.2006 · 2 görüntülenme
Kim çözecek, neyi çözecek; bu o kadar kolaymiydi? Kürtlerın yada Türklerın babalarının bostanında demokrasimi ekilmiştı ; biçilecek zamanı kolluyoruz…Kendilerini çözüm mercii sanan cücelerın dev aynasındaki görüntülerınden elde edılecek fotoğrafla sorunu irdelemeye çalışacağız. Gelişmişlik için baz alınan Avrupa tarihi dönemlerdeki sosyal çalkantılarla izah edilen süreçlerde çıkan sonuçla gelenekselleşen iktıdar ( hayaldeki yönetım biçimi ile hala tamda örtüşmese bile) binlerce yılın kültürlerının sonucu şeklınde değerlendırılır. Demokrasi sancili doğmuş bir insanlık idialidir. Etik değerlere sahip olmayan, toplum içinde sadece bireyi vahşi bir benlıkle savunan diktatörlüklerın (buna proloterya diktatörlüğüde dahildir) demokrasi gibi dertleri olmadığı gibi önünde engel olmak içinde her türlü çabayı kendilerıne hak sayarlar. Peki bu nimet nereden gelecek? Çok okumuş, çok iyi bilen vede iyi niyetli-yetenekli birisi çıkacak Avrupalardan öğrendığı tüm şablonları ortaya koyacak alın size demokrasi gidin bununla mutlu yaşayın diyecek vede her şey yoluna girmiş olacak. Unutulmaması gereken bir noktayı iyice kavramakta yarar var Kürtler içinde, Türkler içinde Demokrasinın ithal edılmesi gerektiğidir. Her ithal şey gibi talep halıne gelmemışse ve/veya uygulayacak kişi yada topluluk hazır değilse iyi niyetli çabalar boşunadır. Kaldiki Kürtlerın yurdunu işgal eden diktatörler gelışmesi önündede engel teşkil etmektedırler. Sömürge Kürdistan halkının Dünyanın bu gelışmışlık düzeyinde diktatörlerden öğreneceğı bir şeyde yoktur. Kürdistanda başta Apocular olmak üzere Kürt halkının önüne Türkiyenın Demokratikleştırilmesini koyanlar yanlış mecralarda yol almaya devam edemezler çünkü kendi yükünü taşımaktan acizken yeni bir yükün altında tümüyle ezilirler. Keşke Kürtlerın elınde bir sihirli değenek olsaydi yalnız Türkleri değil Araplarıda, Acemleride hatta Çinlileride demokratikleştırebilselerdi. Nerde… o marifet. Zavalım hala öldürülen çocuğuna sahip çıkamamış, kan revan içinde açlıkla terbiye ediliyorken bunca vahşinın nasıl üstesınden gelsın?M.Kemal bu ülkeyi ‘kurtarırken’ ta Avrupalardan demokrasi getırmıştır ve Kürt yeğeni Apo da 70 yıl sonra yeniden ‘demokratik cumhuriyet’ diye Atanın eserını formüle ederken çözümden nemalanamamışlarınmı desem yoksa nasiplenememışlerınmi desem hala bu nimetın farkında olmadıklarını görüyoruz. Diğer taraftan Türklerle birlikte yaşama sevdalısı Kürtlerın 40 yıldır hala söyledıklerınden bir şey anlaşılmiyor. O halde tekrar izah edelım….Birincisi TC devleti IRK esasına göre inşa edılmış değiştırılme teklifi dahi suç sayılan yasalarla ebediyete kadar şeklindede zaman belirlemesıne gidilmiştır. Dolaysiyle her türlü evrensel gelışme dahi bu ülkeye göre değildir. Tek Irk Türklüktür kendisini inkar edıp Türk sayanlar ‘kökenleri’ makbul sayılmamakla birlikte sadece yaşama hakkına sahiptırler. Milli varlığını inkar edene kerhen buyur yaşayabilirsin veya diyemiyorsan birlikte yaşama israrındaki esrarı ortaya koyabilmelisin. İkincisi Türkiye Osmanlıdan miras sömürgeci statüsüne göre şekillenmıştır; devleti oluşturan hiyarerşik yapının içinde Türk olmayan unsurlar ancak denetım altında varlık gösterebilirler. Sistem sınırları çizilmiş amaca hizmetın dışındaki şeylere kapalıdır. Üçüncüsü Ermeniye, Ruma ve daha birçok halka ders olmuş Türkün toplumsal tepkisi ‘ahali’ye yön verenlerce bilinmektedır. Son dönemlerde sıkça rastladığımız çeşitli bölgelerdeki linç olaylarını iyi hesap etmek gerekmezmi. Kiminle birlikte yaşamak istiyorsun hadi diyelım İstanbulda-İzmirde Karadenizde Rumların başına gelenleri ve l9l4-l9l5 yıllarında milyonlarca Ermeninin başına gelenleri bilmiyorsun ya daha dün Diyarbekirde olanlarımı hatırlatalım. Abdullah Duran 9 yaşında (ilk öğretım öğrencisi) TC devletının silahlı güçlerınce öldürülmüşEnez Ata (“ “ “ ) “ “ “ “ “İsmail Erkek ( “ “ “ ) “ “ “ “ “Fatih (Batmanlı) 3 yaşında ( ana kucağında bebek)” “ “ “ “ Başbakanın kışkırtılıyorlar öne sürülüyorlar bu ülke için kereken ne ise yapılacaktır demesi şaşırtmadı. Kınamasını beklemiyorduk ya. ‘ Terörle mücadelede’ kışkırtılmışlara ders veren Türk Askerının ve polisinın moralını bozacak halleremi düşeceklerdi? Şemzinan için rapor hazırlayan TBMM heyeti “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşan” yaşar misali TSK nın resmi baskısı ile çark ederek Askerin moralını bozmamak için yeni kıvırtmacalar sıralamaya başlamıştır. Türkiyenın Cum. Babası eski hukukçu Sezer süren davaya müdahale ederek “ordunun itibarini zedeleyen iddialardan kaçınmak lazım, Şemdinli iddianamesi Adalete zarar vermıştır, devletın asli görevi orduyu korumaktır” demışlerdır. Sezar ın hakkını Sezere verırken Brutusu Sezara, Şemdinliyide Sezere soracağız. Bravo hukukçuya ve ‘tarafsız’ cumhurbaşkanına. Doğrusu hala resmi anlamda bu tür katliamlarda imzası olanların sahip olduğu bir ülkede ortak yaşamaya vicdani elverenlerle paylaşacak ne kalıyor? HAK-PAR yayınladığı bildiride “başbakan kimi militarist çevrelerın baskısı sonucu eleştirileri savuyor ve şöven kesımlerın hoşuna gitmesi için çaba sarfediyor” derken başbakanı ayrı düşünüyor. Militarizmin bir parçası sistemın en vitrindeki yeri olduğunu unutuyor. Bu düşünceler Beylerın kopuş yaşamadıklarını gösteriyor, sistemın mühalefet kanadı gibi CHP varı tavırlarla başbakanını eleştırıken 4 parçaya bölünmüş Kürdistanlı olduğunun farkında gibi gözükmüyor.DTP Eşbaşkanı A. Tuğluk “PKK silahı nasıl bıraksın ( yer ve yöntem belirlensın hazırdırlar demek istiyor) Milliyetçi ayrışma olur ( sonra Türkiye bölünür korkusunu kastediyor) Öcalanı devlet takip ediyor. ‘ülkenın birliğinden yanayım’ diyor. Ayrıca bizden çok devlet görüşlerınden yararlan ıyor.” Sözlerı açıkça bayanın siyasi duruşunun göstergesidir, fazlada yorum yapmak istemiyorum. Kürdistanın Milli Kurtuluş mücadelesınde söz ve pay sahibi olmak isteyenlerın taşın altına ellerını koymaları gerekır. Varlık gösterenlere her alanda ihtiyaç vardır. Diasporadaki aydınlarımız siyasetın yanı sıra Avrupa dillerinide biliyorlar diplomasi için neler yapabiliyorlar. Son Amed olaylarını bulundukları ülkelerde hangi ENGO lara veya parlementolarına, resmi devlet yetkilerıne anlatabildiler. Dahası işin diplomatik yanının üstesınden gelebildilermi. Bırakın oraları Güney Kürdistanda sorun yeterınce dile getırıldimi? Ortak heyetler, ittifaklar girişimler ne zaman gelışecek merakla bekliyoruz. Türkiye metrepolleri ve Kürdistanda hala organize olacak kurumlar oluşturulamiyorsa sorumlularını nerede aramak lazım? KUKM için yola çıkanlar son 35-40 yılda sosyalizm ideolojisini veya proloteryanın kurtuluşunu ayaklarına dolamasalardı inaniyorumki şimdiye kadar Kürdistan için ciddi adımlar atılmıştı. Yada ikisini bir arada götürmeyi beceremedık. Şu anda bile örgütlü bir yapı ile uluslar arası siyaset arenasında söz sahibi olabiliriz. Unutmayalım Güneyi Kuzey için kurtarmadılar. Kuzeydeki sorun bizim sırtımızdadır. Tüm siyasetını ve eforunu Apo nun kurtuluşuna veya varlığına endeksleyenler verdıkleri mücadele şayet Kürt ve Kürdistan için verilmiş olsaydı inaniyorumki hem Kürdistanın kurtuluşu için ciddi adımlar atılır hemde yanı sıra Apoda kurtulmuş olurdu. Zira Apo Kürdistana feda olunca kurtulur yoksa Kürdistan Apoya feda kolunca hiçbirisi için kurtuluş olmaz. Türkiyede yaşlı generallerin kuklasi konumundaki siyasilerden olmak istemiyorsak ya siyasetle uğraşmayacağız; veya herkesın kendi ülkesi için demokrasiyi şiar edınmış özgür ve bağımsızlıkçi siyasetle varlığımızı ortaya koyacağız. 15.04.2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.