Siyaset

TÜRKİYELİLEŞME......2

Rojhat Badikî · 06.12.2009 · 2 görüntülenme

Türk devletinin dış ve iç politikalarında yaşanılan değişiklik ve bu değişiklik ile varılması hedeflenen amaçlar ortaya çıkarılmadan Irkçi ve sömürgeci Türk devletinin ‘’ Açılım’’ oyunları ile Kürt halkının önüne kurduğu tuzak bilince çıkarılamaz. Türk devletinin ‘’Açılım’’ söylemlerini AKP-Erdoğan insiyatifi ile açıklamak, bu temelde soruna yaklaşmak büyük bir basiretsizlik örneğidır. Kürt parti ve aydınlarının ‘’ Açılım’’ karşısındaki tavrı, Kürt siyasal dünyasının, politika belirleme-analiz etme ve gündemi tespit etmedeki körlüğünü dışa vurmada, önemli bir göstergedir.Irkçı-Faşist-Sömürgeci Türk devletinin durup dururken neden! daha düne kadar aşiret reisleri dedikleri Sayın Barzani ve Talabani ile dirsek temasına geçip onları kardeş ilan ettiler! Türk devletinin temel yapısında hangi değişim-değişiklikler yaşanıldı da Güney Kurdistan Kürtleri bağlamında Kuzey Kurdistan Kürtlerine kucak! Açıldı. Bunları irdelemek-incelemek gerekir ki Türk devletinin hedef ve amaçlarının ne olduğu ortaya çıksın. Bunun için Türkiye’nin iç ve dış politikalarında yaşanılan, Güney Kurdistan- Irak ilişkileri, Hazar-Ortadoğu ( Özellikle Güney Kurdistan petrolleri) petrollerinin AB’ ye aktarılması, ABD’ nin Irak politikları ( ABD 2011 yıllında askeri olarak tüm Irak’ tan çekilmesi ve yaşanılacak boşluğun doldurulması), Türkiyenin İslam aleminin liderliğine soyunması ( Yeni Osmanlılık)...taktik ve stratejik değişikliği anlamadan-irdelenilmeden ‘’ Açılım’’ hikayesinin altındaki realite ortaya çıkarılamaz.Bir şeyin artık bilince çıkarılması gerekir ki, Türk devletinin her ‘’ Kürt Kardeşlerimiz’’ söylemlerinin, Kürt sorununa olumlu yaklaşıldığı intibasının propağanları Kürt parti ve aydınları tarafından terk edilmesi gerekir. Kürt parti ve aydınlarının bu tür yaklaşımları, Kurdistan bazında bilinç kırılması yaratmakta, Kürt ulusal davasında gedikler açıp Kürt ulusal bilincini karartıp ulusal ve toplumsal hafıza kaybına yol açmaktadır. Bu tür yaklaşımlar terk edildiğinde Kurdistan sorununa ve Türk devletinin Kürt ulusal sorununa yaklaşımı da daha net bir şekilde irdelenilebilinir.Kurdistani politik düşünce akımlar, Güney Kurdistan-Bağdat ilişkilerinde yaşanılan sorunları ele alıp değerlendirdiğinde, Güney Kurdistan’ lı güçler Bağdat karşısında güç kaybını açıkça görecektir. Kürt dostu C. Kutsschera Kürt’ ledeki bilinç kırılması ve hafıza unutkanlığını Hewlêr’ de katıldığı bir toplantıda şu sözlerle şaşkın bir şekilde ifade etmektedir.C. Kutschera; Bana çok tuhaf geliyor ki böyle her seferinde, Kürt tarihinde yaşanılanlar kendini yeniden tekrar ediyor ve sizler bundan bir sonuç çıkarmıyorsunuz...... Kerkuk sorunun çözümüne ilişkin General Barzani ve Saddam hüseyin 11 Mart 1970 tarihinde, Kerkuk’ te nüfus sayımı yapılması ve daha sonra referandum yapılarak Kerkuk sorunun çözümü hakkında antlaşma yapılmıştı..... 2003 yılında Saddam rejimi yıkılmış, bu kez Saddam rejiminin yeri Kürt müttefikleri iktidara gelip Irak anayasasının hazırlanmasında da ortak çalışma yürüttüler. Irak anayasasında Kerkuk sorunun çözümü hakkında bu günkü 140. madde üzerinde antlaşma yapılmıştır. Buna göre Kerkuk’ te nüfüs sayımı yapılacak daha sonra da Kerkuk normal pozisyonuna getirirlerek referandumla Kerkuk’ ın kaderi belirlenecekti. Ama ne yazık ki Allavi Hükümeti sözlerini tutmadı, Caferi hükümeti 140. Maddeyi uygulacağına dair söz verdi. Sözünü yerine getirmedi ve en sonunda Malıki hükümeti de diğer hükümetler gibi Kürtlerin desteği ile iktidardaki durumunu güçlendirerek 140. maddeyi savsaklayıp uygulamadı.’’Alparsla Kürt’ lerin desteği ile, Kurdistan, Ermenistan ve Anatolia kapılarını Türklere açtı. Alparslandan günümüze Türkler her sıkıştıklarında yada yeni topraklar feth etmek istediklerinde, sırtlarını sıvazladıkları Kürt kardeşleri olmuştur. Kürt’ lerin Türk iktidarlarına verdikleri her destek, yakıp-yıkma, sürgün, katliam, talan ve tecavüz olarak geri dünmüştür........Yıl 2009, Kürt’ ler, Türk itidarları ile olan Bin yıllık tekerür tarihlerini yeniliyorlar ve Türk iktidarı MGK ‘ Asker-AKP tarafından planlanan ‘’ tarihi tekerür etme süreci’’ oyunlarına Kürt halkı davet ediliyor. Yeni bir mizansen yeni bir oyun; AKP, Orduyu tasfiye edecek, demokratik-çoğulcu kanun-yasa hakim kılınacak, demokrasi teshis edilecek Kürt kardeşlerinin sorunları çözülecek, haydi Kürt destek duruşuna.....!Bin yılları aşan nakarat ve halen Kürt’ ler, resmi olarak tanınmamış, dünyanın en büyük sömürgesi. Bunun, bugün egemen olan mantık silsilesi içersinde açıklanması ve ve doğru politikalar üretilmesi mümkün değildir. Şimdiye değin, geleneksel Kurdistani politika, Sömürgeci devletlerin başken penceresinden soruna yaklaşmak olmuştur. Bunun en son somut örneği Güney Kurdistan siyasi önderliğinin Bağdatı yeniden inşaa etme, güçlendirme ve geri adım atma politikaları olmuştur. 1979 yılında Humeyniyi destekleyen Kürt’ ler, Humeynin kanlı icraatlarından ilk nasibini alanlar yine Kürtler olmuştur. Geleneksel önderliğin izlemiş olduğu klasik metodlarla, Kurdistan ulusal sorununu çözme anlayışı, sömürgeci devletlerden anlayış bekleme, sorunu barışçı ve din kardeşliği çerçevesinde çözme, Kurdistan’ ın konumunu sömürge olma statüsünden çıkarmıştır. Dolaysıyla Kurdistan ulusal sorunu sömürge ülkenin iç bir bölgesel sorunu olarak kalmıştır.TSK-AKP arasında yaşanılan iktidarı paylaşma sorununa, Kürt siyasal arenasının yaklaşımı, geleneksel Kürt politikasının günümüzde yeni bir versiyonla, demokrasicilik versiyonun bir devamıdır. Sömürgeci Faşist-Irkçı Türk devletinin Kurdistan politikalarında, Türk-İslam endeksli politika ve örgütlenmelerin gelişmesi, Kurdistan ulusal örgütlenmesine alternatif olması, her zaman desteklenilmiş ve korunmuştur. Türkiyede, TSK-islami kesimlerin en zorlu iktidar dalaşı olduğu dönemler de, Kurdistan ulusal sorunu karşısındaki tutumları her zaman örtüşmüştür. Çatışmalı görünen süreçlerde bile Türk-İslam sentezli ( Buna MSP-SAADET, AKP,Hizbullah, Fetullah Gülen örgütlenmeleri da dahil) dini akımlar her zaman özenle korunmuştur, hiç bir baskıya maaruz kalmamıştır.AKP’ nin Kürt dostluğu postuna bürünmesi, Güney Kurdistani siyasi önderlik tarafından desteklenilmesi tarihsel bir hatadır. Varsayalım ki, AKP-TSK arasında, demokrasi-Kürt sorunu konusunda yaşanılan derin çelişkiler ( Böyle bir çelişki yok. TC’ de son dönemde yaşanılanlar, TC’ nin ortadoğu ve dünya politikalarında büyük güç olma sorunudur) Kürtlerin AKP politikalarına endekslenmesini gerektirmiyor. Çelişkilerden yararlanma, yaranma politikaları olamaz, Çelişkilerden yararlanma, kendi bağımsız çıkarları doğrultusunda tavır koyma ve bundan azami ölçüde yararlanmadır. Öcalan ve Güney Kurdistani önderlik ve Kurdistan’ın kuzeyindeki politik arenanın ( Bir kaç yurtsever kişinin tavırları hariç tutulmalı) tutum ve tavırları doğru olmayan tavırlardır.Sonuç olarak, TC’ nin günümüzde, iç ve dış politika değişikliğine gitmesi ve Kürt sorununa yaklaşımdaki esnekliği! Görsel ve görecelidır. TC değişen yeni dünya koşullarına göre, yeni iç ve dış siyaset değişikliğine gitmesinin bir çok değişik etmeni vardır. Bunların başında gelen en önemli etmen ABD’ nin 2011 yılının sorunda askeri olarak tamamen Iraktan çekilmesinden sonra doğabilecek boşluğu doldurmak için manevrelara başlaması, Petrol boru hatlarının Türkiye üzerinde Avrupa döşenmesi ve İslam dünyasinda liderlik rollüne soyunulması. Bu üç önemli etkenden dolayı, Türkiye değiştim, her alanda etkin bir şekilde rol oynamaya hazırım mesajlarını uluslararası güçlere vermesidır.Bu alanda TC’ nin en büyük handikapı, Kurdistan ulusal sorunudur. İşte bu noktada geleneksel Türk politikaları farklı varyant, argüman ve aktörlerle devreye sokulmuştur. TC bir yandan Kuzey Kurdistan’ da Kürt sorununu çözmek için ( Hiç bir anayasal değişiklik yapılmadan Kürt! –Kurdistani- sorunu nasıl çözülecekse!) adımlar atıldığı intibası uyandırılırken iki farklı Kürt akımı devreye sokularak ( TSK uzantısı PKK-Demokrası yanlısı PSK,KADEP,HAK-PAR..vs’ ler) manipülasyon yapılmakta. Irak’ ta Şii ve Sunii kesimlerle ittifaka gidilerek, Irak anayasasında belirtilen Kürt ulusal haklarını tırpalamak için sıkı işbirliği yapılmakta, Şii ve Sunii kesimler, Kürt’ lere karşı yönlendirilmektedirler. Şii ve Sunii kesimlerin, Güney Kurdistan’ da kazanılan hakların tırpalanması için yapılan bütün girişimlerin arkasında Türkiye bulunmakta, Türk temsilcileri yapılan toplantılara katıldığı Türk ve Arap kesimleri tarafından red edilmiyor. Hal böyle iken AKP’ nin demokrasi havarisi gösterilmesi yanlıştır. AKP’ ye yaranma politikaları yerine, Kürtlerin nasıl Kurdistani bir politika üretileceği üzerine kafa yorup çalışma yapmalıdır.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.