Siyaset

Türkiye'de Kurd Siyaseti ve Seçim

Mamed deriki · 05.05.2007 · 1 görüntülenme

Türkiye’de, Kurd Siyaseti ve SeçimTürkiye’de nihayet seçim startı verildi. Start verildi! Ama aynı seçim sistemiyle verildi; yüzde on seçim barajı, milletvekili adaylarının parti başkanların belirlemesi vb. Bu antidemokratik seçim sistemi kime karşı yapıldığı malum!Kısacası, Kurd partileri meclise girmesin, onlara karşı bir duvar olsun diye yapılmış idi.Kurd partilerin de bu barajı aşma girişimleri oldu tabi. Fakat buna karşı da, Kurd aydın çevresi, siyasetçileri ve özellikle de büyük parti olarak DTP yöneticileri çeşitli alternatifler üretemeyerek, bu duvarı aşmak için zıplayıp durdular ve halada zıplıyorlar! Tabi, DTP’nin bu haliyle seçim barajını aşması mümkün görünmüyor!Bunun başında, sözde sol fakat özlerinde ırkçı-faşist olan, oy oranı da yüzde biri bulmayan partilerle ve sayıları beş-on kişiyi geçmeyen aydın kişilerle ittifak yaparak, seçim barajını aşmaya çalışmıştır. Yani Türkiye’de Kurd siyaseti bu birilerinin kuyruğuna takılıp kalmıştır. On altı yıldır yapılan her seçimde bu tekrarlamıştır. İlki 1991 de HEP in SHP ile yaptığı ittifaktı. Bu da ilk olduğundan kabul edilebilir, fakat bundan ders çıkarılmadı! Yani ittifaka karşılık Onlar (türk solu) ne yaptılar? O’nu hatırlatmak gerekirse; Hayın-bölücü ilan eden onlar, hor gören onlar, dışlayan, polise-askere ihbar eden yine onlar. Türkiye Parlamentosunda, Kurd Millet vekillerinin apar topar dokunulmazlığını kaldırarak ve zalimce boğazlayıp cezaevine gönderilirken, yine bunların büyük desteği vardı! Bu bağlamda da “Kurd Sorunu” çözmeye yönelik alternatif bir güç (kuvvet) olamayan siyasetimizi birkaç nedene bağlamak mümkün.1. Sözde sol fakat militarist zihniyetli Türk solu ile yapılan ittifaklar;Yukarıda deyinmiştik. Fakat demek istediğim şu ki; Türk solu ikiyüzlü ve sinsidirler. Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne kadar büyüklerimizi hep kandırmıştır, yok saymıştır ve asimle etmeye çalışmıştır. Ve maalesef başarılı da olmuşlardır. Artık buna son vermemiz gerekir aksi halde bir yere varamayız. sorunumuzu çözsün diye de hep birilerinden yardım dileniriz. 2. Kurd halkının yüzde sekseni Müslüman ve büyük bir kısmı da dindardır. Fakat yakın geçmişteki siyasetçilerimiz dini ve dindarı hep dışlamışlar veya dine karşı görüş beyan etmişlerdir. Buda halkımızı bölmüştür ve dolayısıyla da Kurd oyların bölünmesine de neden olmuştur. Nihayetinde de parti veya partilerimiz, Kurd sorunu çözmeye yönelik alternatif güç olamıyorlar olamazlar. 3. Kurd halkının milli duyguları gelişmemiş yâda köreltilmiştir. Özellikle egemen milletin politikası, dindar kesimi ile Kurd halkı üzerinde büyük bir etkisi vardır. Kandırma yöntemleri de; “Bütün Müslümanlar, müminler kardeştir, tek bir İslam devleti olmalıdır, İslam da ayrımcılık yoktur” ve Hz Muhammed’in “ırkçılık yapan bizden değildir” lafı ve benzeri sözlerle maalesef Kurd halkını kandırıyorlar. Dindar Kurd’ler de hiç kıyaslamaya gitmiyor ve çabucak kanıyorlar! Hangi kardeşlik? Allah’ın bize verdiği dili yasaklamak kardeşlik midir? Hep siz bizi idare etiniz, devlet yönettiniz. Devletler hep sizin adınız da oldu. Uluslararası platformlarda hep sizin adınız geçiyor. Kurd halkı her gün zulme maruz kalıyor ve soykırıma tabi tutuluyorken ses çıkarmıyorsunuz bumudur kardeşlik Peki, bunları hangi kardeşlik yapar? Bu nasıl kardeşliktir böyle!... Diye demeleri gerekirken maalesef bu bilincimiz gelişmemiş. Eğer Kurd’ler bunları kendine yada bu “kardeşlerine” sora bilseler elbette durum farklı olurdu. Siyasetçilerimizin işi daha kolaylaşır ve Kurd özgürlük hareketi de başarıya ulaşırdı. Dolayısıyla Siyasetçilerimiz, çoğunluğu oluşturan bu kesimi mutlaka kazanmaya yönelik çaba sarf etmeliler.4. Diplomatik yetersizliğimiz yâda diyalog kurma problemimiz de var galiba! Eski Millet vekillerimiz bile açlık grevine giriyorlar. Bir insan yâda insan topluluğu neden açlık grevine girerler, slogan atarlar? İstediklerini elde etmek için.... Peki, istekler açlık grevi ile slogan ile elde edilir mi? Kanımca, söz konusu milletin yada Milletlerin özgürlüğü-bağımsızlığı ise istediğini açlık grevi ile, slogan ile elde etmeleri mümkün değildir! İnsanlara kendine acındırarak değil, İnsanlarla veya milletler ile diyalog kurmakla, onları kazanmakla, dost yapmakla, Diğer milletlerin-devletlerin yöneticilerine ve uluslar arası platformlarda kendini ve milletini iyi tanıtmakla ve onları dost etmekle başarıya ulaşmak mümkündür.Birde olur olmaz yerlerde slogan atmak ta biz Kurd’lerde bir saplantı haline geldi! Slogan atmak! Elbette slogan atmak ile karşı tarafı korkutamasın,eğer caydırıcı gücün yoksa! Caydırıcı güce sahip olmak için çalışmak gerekir. Onun için, Kurd halkının duygusal ve en önemlisi de dini hassasiyetlerini göz önüne alarak, halkı birleştirmek ve milli duygularını geliştirmeye yönelik çalışmaktan geçer. Birde, ideolojik saplantılara kuyruk olmayı bırakmakla başarı elde edile bilir. Ve işte O zaman caydırıcı güce ulaşmak mümkündür. 1. Ekonomik kazanımlar elde etmek. Bu konuda başta Diaspora Kurd’leri ve İşadamları, halkı bilinçlendirmeleri ve yönlendirmeleri gerek. İsrail’i, Yahudi toplumunu, diasporasını örnek gösterilebilir.... ***Ve seçim! Türkiye’de, Hükümet genel seçim kararını verdi 22 Temmuz 2007 de. Seçimin biz Kurd’leri ilgilendiren yanı, başta DTP olmak üzere diğer Kurd partileri HAKPAR, KADEP ve diğer siyasetçilerimizin seçime nasıl katılacağıdır. Bu partilerimizin amaçları Kurd özgürlük mücadelesi ise, mutlaka ama mutlaka birleşmeliler. Başka da alternatifi yoktur. Her partinin İdeolojik saplantılardan kurtulmaları gerekir. Başkasına kuyruk olmayı bırakmaları, sen ben kavgasını ve küçük çıkarları ve koltuk-liderlik sevdasını bırakmaları gerekir. Milli duygular ile hareket etmeli ve Kolektif olmayı öğrenmeleri gerekir....Partilerimizin, birlikte hareket etmeleri ve yüzde onluk seçim barajını aşmak için de, Adaylarını bağımsız olarak göstermeleridirler. Bağımsız girmeleri halinde 30–35 milletvekili çıkarmak mümkündür. Ve mecliste Gurubunu kurarlar. Bu durumda da söz sahibi olunur.Böylece CHP faşistlerinin önü de kesile bilir. CHP’nin tek başına seçime katılması halinde barajı aşmaya bilir. Bu biraz da ANAP ve DYP’nin seçime nasıl katılacaklarına da bağlıdır tabi.Bunların üzerinde de durmaya da gerek yok herhalde.Birileri diyebilir ki, Türkiye’de faşist olamayan siyasi parti mi var diye. Olmadığını biliyorum. Fakat bu Faşistler sosyal faşistlerdir, sinsi faşistlerdir. Buda daha tehlikelidir diye düşünüyorum.Têbinî: Jiber kû nivîsên bi Kurdî, li derdora DTP’ê nayê xwendin û hilbijartin jî hindik maye, ji ber vê yekê bi neçêzanî ya xwe kû min xwest ez vê nivîsê ji wan re verêbikim. Ji xwe ez bi Tirkî nanivisim û naxwazim bi Tirkî bixwînim jî. Lewra, ji ber vê nivîsê ez ji gelê Kurd û Kurdî perweran lêborîn dixwazim.04/05/2007Mamed Deriki

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.