ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Hanife · 14.12.2008 · 2 görüntülenme
Bu ceviriyi ben yapmadim, aynen Internation Crisi Group'un sayfasindan aldim. Hanife
--------------------------------------------------------------
Türkiye ve Irak Kürtleri: Çatışma Mı İşbirliği Mi?
Yükselen Arap-Kürt geriliminin Irak'ın istikrarını yeniden tehdit ettiği bu zamanlarda komşu Türkiye'nin Irak Kürdistan'ı üzerine düşen gölgesi daha da büyümekte. Bu durum, karşıtlıkları içinde barındırıyor. Türkiye bir yandan jetleriyle, yasaklı PKK'nın (Kürdistan İşçi Partisi-Partiya Karkerên Kurdistan) kuzey Irak'taki mevzilerini düzenli olarak bombalarken ve Ankara, Kürtlerin bağımsızlığı olasılığından duyduğu derin kaygıyı dile getirirken bir yandan da Irak Kürt bölgesiyle ilişkilerini önemli ölçüde derinleştirmekte. Aşırı milliyetçiliği dizginlemek ve halihazırda kırılgan ve Irak'ı saran birçok belirsizlikle sarsılmış olsa da iki ülke arasındaki ilişkilere yatırım yapmaya devam etmek, hem Türkiye hem de (Türkiye'nin kullanmaktan özenle kaçındığı bir terim olan) Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (KBY) çıkarına olacaktır.
Ankara'nın Irak politikası, iki temel ulusal çıkar doğrultusunda gelişiyor: Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması ve militanlarının sınıra yakın dağlık alanları sığınak olarak kullandığı ve Türkiye'ye saldırılar düzenlediği PKK ile mücadele edilmesi. Türkiye açısından Irak'ın parçalanması, İran'ın nüfuzu karşısında kritik önemi olan bir karşı ağırlığın ortadan kalkması ve daha da önemlisi, Kuzey Irak'ta Türkiye'deki Kürt milliyetçiliği tutkusunu ateşleyecek bağımsız bir Kürt devletinin doğması anlamına geliyor. Sonuç olarak Türkiye, Irak'ın merkezindeki mezhep çatışmaların tırmanmasını, Irak Kürtleri'nin ayrılmasını ve PKK'nın güçlenmesini önlemeye çalışıyor.
Türkiye'de bu hedefler konusunda geniş bir uzlaşı bulunuyor. Ancak bu hedeflerin nasıl gerçekleştirileceği konusunda görüşler farklılaşıyor. Kemalist-milliyetçi kurulu düzen mensupları, Türk Silahlı Kuvvetleri, bürokrasinin güçlü bir kesimi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi, KBY'yi ve onun temsil ettiği Kürt milli ideallerini varoluşsal bir tehdit olarak görmekteler. Onlara göre PKK'yı korumaktan vazgeçmeye zorlanması için KBY'ye karşı çok daha sert bir tavır sergilenmesi gerekiyor. Sonuç olarak bu çevreler, KBY'nin diplomatik olarak izole edilmesini, yetkilerinin 2003 öncesi sınırlara çekilmesini ve ekonomik açıdan güçsüz bırakılmasını savunuyorlar.
Avrupa yanlısı liberal çevreler, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti ve Kürt elitlerse daha farklı bir görüşü dile getiriyorlar. Onlara göre, çevre ülkeler arasında sıkışmış bir Kürdistan federe bölgesi, savunmasız durumdadır ve örneğin güçlenen merkezi Irak hükümetinden korunmak ve iktisadi kalkınma açısından Türkiye'ye güvenmekten başka bir seçeneği yoktur. Liberal çevreler, bu bölgeyi Amerika'nın çekilmesi durumunda bir iç savaş tehlikesiyle yüz yüze kalabilecek olan Irak'ın geri kalanıyla Türkiye arasında bir tampon olarak görüyorlar ve PKK ile mücadelenin en iyi yolunun, KBY'yi mücadeleye ikna etmek olduğuna inanıyorlar. Bu nedenle Türkiye'nin etkinliğinin genişletilmesi, Kürdistan federe bölgesinin Irak'a sıkı bağlarla bağlanması ve PKK'ya karşı harekete geçilmesinin sağlanması için KBY ile daha güçlü diplomatik ve ekonomik bağların kurulması gerektiğini savunuyorlar.
Fikir ayrılıkları bir ölçüde karışıklığa yol açsa da sonuç, AKP ile daha geleneksel kurulu düzen arasında askeri baskıyı, siyaseti, diplomasiyi ve ekonomik teşvikleri de kapsayan oldukça pragmatik ve son derece etkili bir uzlaşmaya varılması oldu. Irak'ın siyasi geleceğiyle ilgili olarak Türkiye, artık yanıtı aranan sorunun bu devletin bir federasyon mu yoksa üniter bir devlet mi olacağından ziyade ne tür bir federasyon ve ne ölçüde ademi merkeziyetçi olacağı sorusu olduğunu kabullenmeye başladı. Türkiye ayrıca Kürtler, Araplar, Türkmenler ve diğerleri arasında bir sorun olan Kerkük için verilen mücadelede bir orta yolun bulunmasına ön ayak oldu. Özellikle ana dayanak noktası olarak Türkmen nüfusuna güvenmekten vazgeçti. Bunun yerine Kerkük'ün çok etnili ve çok dinli dokusunun korunmasında ısrarcı oldu. Bu şekilde Türkiye, KBY'nin gerçek bağımsızlığı için gereksindiği ekonomik özerkliği sağlayan bu petrol zengini bölge üzerindeki Kürt iddialarının önüne geçebilir.
Türkiye başka bazı konularda da başarılı oldu. Bir taraftan Kürt bölgesiyle ekonomik bağlarını güçlendirdi. Diğer taraftan Irak'ın toprak bütünlüğü için kritik önemde addettiği bir adım olduğu için Irak hükümeti federal bir petrol yasası kabul edene kadar Kürt bölgesinin enerji sektörüne maddi yardımda bulunmadığı gibi, KBY'nin topraklarından petrol ve doğal gaz ihraç etmesine de müsaade etmedi. Son olarak Türkiye, Irak'taki Kürt hareketini yok etmek yerine KBY'ye harekete geçmesi yönünde baskı yapmak ve ABD'yi bölgedeki nüfuzunu kullanmaya teşvik etmek için PKK'ya karşı sınır ötesi, dar kapsamlı askeri operasyonlar gerçekleştirdi. Sonuçta KBY ve ABD ile beraber hareket etmek, geçici siyasi yararlar dışında askeri etkisi son derece tartışmalı olan seri bombardımanlardan çok daha etkili bir yöntem. Kısacası Türkiye, Iraklı Kürt otoritelere hem baskı yaptı hem de onlarla ilişkilerini geliştirdi. Bunun, PKK'yı kuşatma altına almanın, Irak'ta yeniden ulusal uzlaşmayı teşvik etmenin ve Kürtleri merkezi devlete daha sıkı bağlamanın en kestirme yolu olduğu sonucuna vardı.
KBY de bu politikadan büyük yararlar sağlamaktadır. İlişkilerin yavaş da olsa ısınması, KBY'nin, ABD askerlerinin önümüzdeki iki yıl içinde önemli ölçüde çekileceğini ve böylelikle Kürtlerin federal hükümete ve Türkiye ve İran gibi komşu ülkelere daha bağımlı kalacağını kavramasından kaynaklanıyor. Bu senaryo içinde Türkiye, Kürtler için Bağdat ve Tahran'dan daha yararlı bir ortaktır; zira Türkiye, Avrupa Birliğine erişim sağlama imkanına (ki bu, petrol zengini Irak'tan bile daha büyük bir ekonomik çekim alanı demektir), Kürt petrolü ve doğal gazı için geçiş ülkesi olma kapasitesine, büyük altyapı projelerine yatırım yapma yeteneğine ve Irak'ın Kürdistan federe bölgesine daha kaliteli mallar satma imkanına sahip durumdadır.
Sonuç, sınırın iki yakasında da pragmatizmin, aşırı milliyetçilik karşısındaki kırılgan zaferidir. Türkiye ile KBY arasında tesis edilen yakınlaşma ne tüm sorunları çözebilir ne de siyasi söylemi sık sık zehirleyen milliyetçi retoriğin yol açtığı spazmları yok edebilir. Kerkük sorununa barışçıl ve uzlaşmaya dayalı bir çözümü de kapsayan sürekli ve istikrarlı ilişkilerin temelini atmak için daha fazlası gerekmekte. Ancak Irak'ın karşı karşıya olduğu belirsizlikler göz önüne alındığında bu, olumlu karşılanması ve faydalanılması gereken bir gelişmedir.
İstanbul/Brüksel, 13 Kasım 2008
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
Hanife · 17 yıl önce
International Crisi Group, genel de Turkiye'ye yakin yorumlar yapan bir grup. Zaten bir burolari da Turkiye'de. Onlarin onerdikleri hep Turkiye lehine oluyor. Buraya da asilan Semih Idiz'in yazisina konu olan 'Kerkuk icin onerilerini' ariyorum ama henuz bulamadim. Hani Semih Idiz'in petrol karsiliginda toprak diye ozetledi sacma sapan oneri. Bulur bulmaz asacagim. Hanife
Kajîn · 17 yıl önce
Değerli Hanife Bu bu grubun Ortadoğu masasının başından bulunan Holandalı bir araştırmacının başkanlığından bir kaç ay önce o rapor yayınlandı ve Kürd basınındada tartışıldı.. Sanıyorum Forumda da bu konuda haber ve yorumlar çıktı.. Silav Kajin
HeK · 17 yıl önce
ICG hakkinda hem benim hem shx un uzunsure once detayli yorumlari var. wp nin arsiviyle gitti. bir tanesi rizgari turkce sayfasinda sag taraflarda duruyor olabilir. aklimda kalan bir seyi aktarayim-kerkuk konusunda gorusme yaptigi kisleri saymistim simdi hatirladigim kadariyla 40-50 kisiyle gorusmuslerdi bunun ya ucu ya dordu kurd idi. daha fazla turkmen cok daha fazla arap ile gorusmusleri hatta gorsutukleri rasinda turkiyeden bir suru "aydin_gazataci" ve guya akademisyenler (en fazla aliinti yapilan da MHP den baskanlik adayi koyan bir prof tu) burdan ICG nin concenti nasil olusturdugunu gorebiliriz. zaten bu gruba para aktaran kurumlardan biri de tc dis isleri bakanligi. yemek yedigi canaga kim sicar? kurdlerin henuz bu tur kurumlara karsi derli toplu cevap verecek biir entelektuel cekirdek kurumu bile yok. orgutlerimiz de(PKK yi saymiyorum, ynk veya KDP de de bu tur kadrolar oldugunu sanmiyorum). US temsicisi kim bir otomobil saticisi- cok zeki otomobil saticilari olabilir bu da onlardan biiri olabilir ancak ilgisi meslegi otomobil saticiligi olan yasi da 28-30 arasi olan dunya tarihini uluslar arasi iliskieri, tuuzaklari iviri ziviri bilebilir mi? babasinin adi talabani olmatan ote bir meriti olmayani US temsilcisi yaparsaniz-sonuclarina da katlanmak gerekir. diaspora da yasayan kurdlerin sirtinda buyuk bir sorumluluk var: o da kendilerini azami bicimde yetistirmeleri gerek- siradan yontemleri de kafadan silip diasporanin imkanlarindan faydalanmaya ve bu sinegin yagini iyice cikartmak zorundayiz. hic olmazsa bir edward said turunde bagimsiz kisÃler (ancak gelecek kusaga bu mumkun olabilecek-bizler alt yapiyi kurabilirsek) yolu ile haklarimizi savunabilecegiz galiba. benim kurd siyasi partilerinden fazla umudum yok. bu kkaramsarlik degil gercekcilik olarak yorumlanmali. cunku onlarin da liderleri ne kadar ceval olsa bile ellerini kollarini bagllayyan cok sey var. bu konuda sakin bir yazi yazmayi planliyorum. ne zzaman bu ICG mevzusu acilsa asabim boozuluyor-idare edin. hurmetler HeK
Hanife · 17 yıl önce
Selamlar Kajin, Tesekkurler metin icin. Aslinda bu grubun onerilerini ben hic begenmedigim icin pek onlarin sayfalarina takilmiyorum. Ama okumak lazim tabii ki karsi tezleri, baktim ki cok fazla kaciriyorum, kendilerinin mail ile yeni cikan raporlari haber verme sistemi var, ona uye oldum. Belki bundan sonra daha erken haberim olur. Onlarin sitesinden adini verdigin raporun tamamini aldim (48 sayfalik bir rapor) ozeti yerine tamamini okuyup ona gore yorum yapacagim. Ama ozetinden anladigim kadariyla onerilerinin tamami Kurdlerin su anda elde ettikleri anayasal haklarindan bile vazgecmelerine dayaniyor. Tekrar tesekkurler, Sevgiler, Hanife