BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Gorqn Koçgiri · 24.06.2007 · 1 görüntülenme
Türkiye’ nin, Güney Kurdistan’ ı ve Kerkuk’ ü işgal edeceği senaryolarının yoğunlaştığı bir dönemde, kimi aklı selim Kürtlerin Türk devlet yetkililerine akıl ve nasıhat verme duygu ve arzuları artmaya başladı. Devlet-i Aliye yetkililerine akıl veren insanlarımızın durumlarına bakınca, neden bu insanlarımız kendilerini gülünç duruma düşürdüklerine akıl erdiremiyorum.Kürt halkı ve Kurdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin içinde bulunduğu kaos ve örgütsüzlük orta yerde dururken, yılların devlet yönetme ve sömürgecilik tecrübesine sahip olan bir devlete akıl danışmanlığı vuryasını başlatıyorlar. Bu insanlardan bazılarının Güney Kurdistan kazanımlarını koruma güdüsü ile hareket ettiğinden kuşkum yok. Oysa bu tür konularda duygusallığa yer yoktur. Duygusallıkla yapılan politikaların realist politika yürütenlerin başarılı olabilme şansı yoktur. Osmanlı’ nin çözülüş yada ( daha doğrusu, sömürge ülkelerin, Osmanlı develetine karşı yürüttü baüımsızlık savaşarının başarıya ulaşmasınin sonucu ) TC’ nın kuruluş yıllarında duyguları ille hareket eden bir çok Kürt politikacıları, bunun bedellerini canları ile ödemelerinin ötesinde, Kürt halkını yeniden sömürge statüsüne sokmuşlardır. Bunca deneyimlerden ders alamayan bir takım Kürt aydın ve politikacıları, Türk devletinin Güney Kurdistan’ a müdahele etmemesinin karşılığında büyük kazanımlar elde edeceğini TC’ ye dikte etmeye çalışıyorlar. Hangi akazanımlar sorusuna da açıkça ekonomık-ticari kazanımlar öneriyorlar, bizler bunu tersten okursak, bun insanlarımızın talepleri askeri işgalden ziyade ekonomık işgalı mı öneriyorlar yani yeni tip sömürgeciliği mi tavsiye ediyorlar ? Hep aksini düşünmeye çalışıyorum ama Güney Kurdistan ekonomisi ve Türk yatırımcıları ile Türkiye’ den güney Kurdistan’ a ihrac edilen kalitesiz ve insan sağlığına zararlı malları düşününce, doğal olarak böyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Bir takım kesimlerin taşaronluk yaparken bazı kesimlerinde ben ve ülkem kazansın mantığı ile de hareket ettiği yadsınamaz. Kuzeyli Kürt insanlarının Güney Kurdistan’ a ilişkin ekonomık bakış açılarılarına dair değerlendirme başlı başına ayrı bir değerlendirme konusu olduğundan şimdilik es geçiyorum! Esas olarak değinmek istediğim Türkiye’ nin çıkarlarının nasıl olacağını yüksek sesle değerlendime bunun ötesinde de Kürt halkı ve Türk halkının kazançlı dolaysıyla TC’ nin kazançlı olacağı, TC ile Güney Kurdistan diplomatik-dostluk ilişkilerinin daha sağlıklı bir zemine oturulacağı iddiasıdır! Mantık ve günümüz uluslararası ve iç koşullar değerlendirildiğinde, güney Kurdistan’ a olası müdalehe ve işgal girişimi, Kurdistan ulusal davasına devasa imkanlar sunacaktır. Bu ve bu gibi girişimler günü birlik değerlendirmelerle ele alınamaz, ele alındığında da doğru sonuçlar ortaya çıkaramaz. Bu mantık açısında soruna yaklaşanların genel bakış açıları ‘’ demokratik Türkiye ve Kürt sorununu da bu genel perspektif içersinde çözme’’ mantığına sahip olanlardır. Bu kesimlerin sistem içersindeki ekonomik ve sınıfsal konumları böyle bir mantık içersinde yaklaşmalarını gerektirmektedir. Güney Kurdistan hareketini değerlendirirlerken hangi aşamalardan ve hangi mücadele yöntemleri ile bu aşamaya geldiklerine bakmadan sadece bu gün içinde bulundukları konumu baz alıp değelendirmeye tabii tutarlar. Ve Kürt halkını da manipüle etme çabası içersinde bulunarak, güney Kurdistan politik mücadelesinin legal mücadele çerçevesi içersinde bu günkü kazanımlara ulaştıkları yanıltsamaları ile güney kurdistan ulusal kurtuluş mücelesinin temel silahlı mücedele geleneğini örtme çabası içersinde bulunurlar. Yaklaşım, değerlendirme yanlış ve manipüle etme mantık silsilesi içersinde olunca, Kuzey Kurdistan, Türkiye- Kurdistan ilişkileri, ulusal mücelenin örgütlenme ve mücadele yöntemleri ve nihayetinde Türkiye’ nin yüksek çıkarları analizleri de yanlış ve eksik bir sonuç ortaya çıkarır. Sonuç itibarı ile her türlü imkanlara sahip, çeşitli stratejik analist kurum-kuruluşlara sahip, daha da önemlisi, devlet olma geleneğinin avantajına olan sömürgeci bir devlete, yüksek çıkarlarının nasıl olacağını telkin etmek siyasi körlüktür. Bu tür yaklaşımlar Kürt halkına ve onun davasına hiç bir katkısı olmayacaktir. Uluslararası koşullar ve Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin vardığı aşama TSk’ nin olası müdahelesini mümkün kilmamaktadır. Daha önce bu tür hareketlere sıcak yaklaşıp olumlu sinyaller verenler, bizzat karşı pozisyondadırlar. TSK ve Kemalizm’ in misyonu miadını doldurma aşamasındadır. TSK ve Kemalistlerin müdahele etme çığırtkanlığını iç dizaynin bir provası olarak değerlendirmek gerekir. AKP de dahil TSK ve Kemalistlerin Kurdistan ulusal davasına yaklaşımlarında çelişki yada farklılık yoktur. Türkiyenin yüksek çıkarlarını düşünenlerin birazda kendilerine yönelmeleri gerekir. Tekrar ediyorum, sömürgeci Türk devletinin tüm histerilerine rağmen Güney Kurdistan ve Kerkuk’ ü işgal etme koşulları yoktur, olması durumunda Kürt halkının tüm parçalarda zafere ulaşma yani Bağımsız Birleşik Kurdistan şiarının hedefe ulaşması yolundaki engeller birer birer ortadan kalkacaktır. Bunun için TC ile tüm alanlarda tarihsel hesaplaşma olması da bir zorunluluktur, ulusal davamız açısında....
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.