Siyaset

Türkiye, Kurdistan’ ın Güneyine Saldırabilir mi?

Firat Dîcle · 09.04.2007 · 2 görüntülenme

  İki konu, Türkiye’deki Cuhmurbaşkanlığı seçimi ve Kerkuk referandumu, Türkiyenin gündemine yerleşmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri rejim içersinde çatlaklıklar oluşturmak için bir zemin, Kerkuk referandumu ise bağımsız Kurdistan yolunda bir küçük aşamadır. Bu iki önemli konu, Türk rejimini, Türk devletinin geleceği açısında temel kilometre taşları olabileceği gibi, Kurdistan’daki kölelik zincirlerinin kırılması yolunda da kritik adımlardır. Bu bir anlamı ile psikolojik savaş yol ve yöntemidir.   Günümüz Dünyasında amaca ulaşmada psikolojik savaşın belirleyici olmasa önemli bir rolu olduğu bilinmektedir. Çatişan devletler arası ilişkiler de psikolojik savaş ve onun yol-yöntemi, uluslararası bağlantıları, içinde bulunulan konum, tarafların elinde güçlü bir silah olabilmektedir. Türkiye ile Güney Kurdistan federel devleti arasında başlayan psikolojik savaş varacağı aşama ve nasıl sonuçalanacağı konusunda ABD’ nin tavri beliryicidır. İki tarafın, Türkiye ve Güney Kurdistan’ ın ABD ile siyasi, ekonomik, diplomatik, askeri ilişkileri ağırlıklı bir yer tutmaktadır. Güney Kurdistan devletinin, Irak’ ın özgürleştirilmesi savaşında ABD ile ayni saflarda yar alması, Güney Kurdistan açısında bir avantaj iken, Türkiye’ nin savaş öncesi ve sonrası, tutumu özellikle ABD malzemelerinin Silopi’ ye kadar taşınması ve sonrasında geri çevirilip taşlatılması, Türkiye açısında dezavantajdır.   Kaba bir bakış açısı ile Türkiye ve Güney Kurdistan devleti yetkilileri arasında başlayan ve gittikçe yükselen gergin ortama bakıldığında, Türkiye’ nin sanıldığı gibi Güney Kurdistan’ a saldırması kolay olmayacak hele Kerkuk’ e kadar yürümesi ise olanak dışıdır.   Türkiye’ de yaklaşan Cumhurbaşkalığı seçimlerinde kanatların avantaj yakalaması için Güney Kurdistan ve Kerkuk meselesini gündem de tutmaları kendileri açısında bir zorunluluktur ve bu politika uzun bir süred de devam edecektir.   Türkiye Güney Kurdistan’ a Saldırabilecek mi?   Türkiye’ de farklı grup ve klikler arasındaki güç ve iktidar çatışması, grupları kendi mantık silsileleri içersinde dış düşman arayışına itmiştir. Düşman arayışı ve güç gösterisi, Türkiye’ de iktidara gelmenin araçlarından biri olmuştur.  Yapay çelişkili ortam içersinde Türk halk kitlesinin temel felsefesi, tarihten gelen saldırgan, ırkçı mantıktır. Türk halk kitlesinin devlet-kul ilişkisi ve bu ilişkinin yarattığı sürü psikolojisinin etkisi ile genel insani değer ve ölçüler bir kenara itilip, kim daha fazla vatan-millet-sakarya edebiyatini ön plana çıkarabilir mantığı egemendir.  Türk toplumunu sürü psikolojisinin mantığı ile yönetip yönlendirenlerin temel ihtiyacı ve gıda malzemesi dış düşmanlardır. ‘’ Ermenioğlu Ermeni temizlendi, Kahpe Yunan denize döküldü sıra Kuyruklu Kürt’ tedir.’’ Kürt halkının direnişi, özgürlük ve bağımsızlığa olan tutkusu, Türk devletinin sevincini her zaman kursağında bırakmıştır.   Türkiye’ de farklı grup ve kliklerin güç ve iktidar çatışmasınin yankıları Güney Kurdistan üzerinde yoğunlaşmıştır. Güney Kurdistan’a yönelik bilinçli bir şekilde tırmandırılan tehditler, bölgesel ve uluslararası güçler konumlanması düşünüldüğünde, Türkiye’ nin Güney Kurdistan’ a müdahele etme planlarının daha çok içe yönelik seçim malzemesi olduğu görülecektir.   Türkiye’ nin Güney Kurdistan’ a müdahele etmesinin önündeki temel engellerin başında ABD ve Güney Kurdistan’ ın sahip olduğu güçtür. ABD’ nin Irak’ a müdahelesi sonrası ortaya çıkan tablo, Güney Kurdistan’ ın konumunun daha da güçlenmesine yol açmıştır. Arap devletleri ve Türkiye’ nin Güney Kurdistan kazanımlarına karşı ABD’ ye yönelik bir baskı ortamını oluşturma zemini çürüktür. Arap devletlerinin özellikle Suudi Arabistan ve Mısır’ ın içsel çelişkileri ve içinde bulundukları konum ABD’ ye karşı cepheden bir tavır almaya engeldir. Türkiye’ nin ise bilinen nedenlerden dolayı ABD’ ye baskı uygulayabilecek konumdan uzaktır. İçinde bulunduğumuz süreç ABD-Kurdistan çıkarları, ABD-Türkiye çıkarlarından daha ağır basmaktadır. ABD genel kurmaybaşkanı Mysr’ de belirttiği gibi ABD’ nin bölgede bulunmasının temel nedeni stratejik çıkarlardır. Kurdistan’ ın Ortadoğu’ nun kalbinde yer alması ile bir anlamda Dünyanın kalbinde yer alması demektir. Kurdistan’ ın Jeoekonomik yapısının yanısıra jeopolotik coğrafik yapıda ağır basmaktadır. ABD- Şii ittifakı ise uzak bir ihtimaldır. Güney Kurdistan’ daki karmaşa ABD’ nin çıkarlarını doğrudan tehdit etmekle eş anlamlıdır. Apo’ nun apar-topar Türkiye’ ye postalanmasının temelinde bu olgu yatmaktadır. Türkiye’ nin Kerkuk ve Güney Kurdistan’ a müdahele etmesinin önündeki engellerinden biri ABD’ nın çıkarlardır. TC, ABD ile çatışmayı göze alamaz.Diğer neden ise doğrudan Güney Kurdistan’ nın devlet yapılanmasıdır. Her nekadar Güney Kurdistan uluslararası alanda resmi olarak tanınmamışsa da, Güney Kurdistan defacto olarak bir devletin sahip olduğu bütün özelliklere sahiptır. Güney Kurdistan’ ın sahip olduğu Askeri yapılanma ve coğrafik konum, TC’ nin Güney Kurdistan’ a saldırması önündeki en büyük engeldir. Güney Kurdistanö Yunanistan, Suriye, Kıbris ve Ermenistan’ a benzememektdir. TC’ nin Güney Kurdistan’ a saldırması demek uzun vadede Dünyanın dört bir tarafında Kürtlerle savaşması ve savaşın TC’ nin kalbine taşınması demektir. İlk etaptaki yoğun hava saldırıları ilk etapta TC ve Türk halkına bir nebze sevinç gösterileri içersinde moral verebilir. Savaşın bir saniye bile uzaması TC’ ye her alanda darbe ve onun yenilgisi olaracaktır. TC ve Türk halkının övündüğü             ‘’Türk Silahlı Kuvvetleri’’ ( TSK) Kurdistan dağlarında ve Ovalarında tarihsel yenilgisini alacaktır. TC ve TSK bunun bilincinde ve böyle bir riski asla göze alamiyacaklardır. TC karşısında yiğit Kürt gençlerini intihara sürükleyip yok eden PKK’ yi bulmayacaktır.  Sonuç itibari ile TC’ nin Ordusu ve hükümeti ile Kürtlere karşı seçimlerden dolayı tırmandırdığı gerilim ve tehditler blöftür.  Ama bir gerçek var ki Kürt ve Kurdistan’ nın özgürlük ve Bağımsızlığı her alanda TC ile hesaplaşmaktan geçecektir. Ortadoğuda Bağımsız Kurdistan önündeki en büyük engel TC’ dir. Güney Kurdistan devleti bunu bilince çıkarıp hesap ve kitabını buna göre yapmalıdır. Türkiye ile ayni çatı altında bir federasyon içersinde yada demokratik Cumhuriyet’ te birlikte yaşamanın şartları yoktur. Kuzey Kurdistan’ daki bağımsız aydınlar ve politik yapılanmalar bunu bu şekilde bilince çıkartmak yükümlülüğü ile karşı karşıyadırlar.     

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.