ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Rojhat Badikî · 07.02.2017 · 2 görüntülenme
Giriş
Devletlerin Ortadoğu Ülkelerinin siyasi durumu üzerinde yaptıkları toplantı ve antlaşmalar bölge tarihi açısında yeni bir olay değildir. Geçmiş yüzyılda bir çok devlet, Ortadoğu ülkelerinin siyasi durumunun yeniden şekillendirmesi için bir çok toplantı ve konferans düzenlediler. Dikkat çekicidır ki yine bazı devletler yakınlaşıp konferans düzenliyorlar. Önce kendi aralarında daha sonra da ülkenin iç güçlerine kendi gözetimlerinde toplantı ve konferans düzenleyerek amaçlarına ulaşmak istiyorlar.
Türkiye, İran ve Rusya, Suriye sorununda kendi aralarında toplanıyor daha sonra Suriye güçleri ile toplantı düzenliyorlar. Bu ülkelerden hiç biri ne Kurd dostudur nede etkili Kurd güçleri bu toplantılar da hazır bulunuyor. Bu durum kaygı vericidir. Daha önceki antlaşmalarda da yaptıkları ve üzerinde antlaştıkları gibi Kurd varlığı yok sayıldı ve Kurd’ lerin kendi topraklarında kendini yönetme hakkı tanınmadı.
Bu gün yeni bir süreç yaşanılıyor, bütün alanlar değişimin yaşanılacağı bu süreçte tüm sorunlar orta yerde duruyor.
Bu yazının amacı süreci analiz etme ve Kurdistan kamuoyuna aydınlatıcı bilgi sunmayı hedefliyor.......
Bu süreç kolay değil; özellikle bölge ülkeleri kalıcı uzun erimli istikrarlı bir ilişki inşaa edemiyorlar. Diğer tarafta farklı taraflarla kurdukları ilişkinin hedef ve amaçları farklıdır. Örneğin Türkiye’ nin Rusya ve İran’ a yakınlaşması; Amerik, AB ve özellikle Körfez ülkelerinden daha fazla yardım ve taviz almak, bu ülkelerin Türkiye yatırım yapmasını sağlamaktır.
Diğer taraftan bu ülkelerin ( Rusya, İran ve Türkiye. R.B )farklı çıkarları, yaptıkları ittifakın zayıf bir ayağıdır. Örneğin İran ve Rusya’ nın faklı hedef ve amaçları vardır. Rusya, Suriye yolu ile Amerika ile yakınlaşmak istiyor diğer taraftan İran bu eğilime karşıdır. Bundan dolayı İran ve Rusya’ nın ilişkileri Suriye’ de çeşitli sorunlara doğru evrilebilir-sorun yaşabilirler. Bölge ve Uluslararasındaki değişimde özellikle Güney ve Güney-Batı Kurdistan’ daki Kurd konumu ve Kurd dosyası bizim için önemlidir. Bu raporun hedefi de bu amaç için yazılmıştır.
Türkiye, İran ve Rusya Yakınlaşması
Bir kaç aydan beri Rusya, Türkiye ve İran arasında bazı sorunlar ( Özellikle Suriye krizi, Terörizmle savaş, Halep ve Musul savaşı, Güney-Batı Kurdistan’ da Kurd’lerin kaderi...vs ) konusunda açık bir yakınlaşma olduğu hissediliyor. Bu ülkeler arasında ikili-üçlü görüşme ve toplantılar yapılıyor. 20. 12. 2016 tarihinde Türkiye, Rusya ve İran dışişleri bakanları Rusya’ nın Başkenti Moskova’ da toplanıp ortak bir basın toplantısı ile komuoyuna 8 maddelik bir antlaşma açıkladılar. 30.12. 2016 tarihinde de üzerinde anlaşılan 8 maddelik antlaşma taslağının uygulanması için Ateşkes çağrısı yapıldı. Suriye hükümeti ve Suriye muhaleketi antlaşmaya uyacaklarını deklare ettiler ve ayni uygun Ateşkes antlaşması yaşama geçirildi.
Diğer tarafta 17-20.01. 2017 Tarihlerinde Kazakistan’ ın başkenti Astana’ da ‘’ Savaşın bitmesi ve Suriye’ nin geleceği konulu bir konferans düzenlenildi. Astana’ da yapılan konferans; Rusya, İran, Türkiye, Amerika, Kazakistan ve BM’ ler temsilcisinin gözetiminde Suriye devleti ve Suriye Muhalefeti müzakerler yaptı. Astana konferansına katılan muhalefet kesimi daha önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün yaptığı açıklamada olduğu gibi ‘’ Kurd güçleri YPD ve Nusra Cephesi , DAİŞ Astana’ daki konferansa katılmaları engellenildi.
Astana Konferasından iki gün sonra yapılan açıklamada, Suriye sorunun çözümü konusunda Suriye Hükümeti ile Suriye Muhalefeti arasında görüşmelerin Genevre-İsviçre’ de devam edeceği bu süre içersinde savaşın durdurulacağı-Ateşkesin süreceği belirtildi.
Bütün bu gelişmelere rağmen Astana’ da olduğu gibi Kurd temsilcilerinin ( PYD) Genevre görüşmelerine katılıp-katılmayacakları belli değil. Şimdiye kadar yapılan Suriye’ nin geleceğinin belirleneceği toplantı-görüşmeler; Kurdler temsil edilmiyor, Kurd’süz konferanslar yapılıyor.
Rusya, İran ve Türkiye’nin Suriye Sorununa ilişkin üzerinde görüşbirliğine vardıkları antlaşma taslağı:
ÜÇLÜ GÖRÜŞME ANTLAŞMASININ BİLİNMEYEN HEDEFLERİ
Rusya, Türkiye ve İran arasında yapılan antlaşma Halep sorunu olmak üzere genelde Suriye’ deki değişime ilişkindir. Burada dikkat çekici olan hiç bir şekilde Suriye Rejiminin ( Beşar Esad) geleceğine ilişkin konuya değinilmemesidir. Bazı kaynaklara göre Türkiye bir şartla Beşar Esad’ın yönetiminde kalmasına razı olduğu, bu şartında Suriye’ nin toprak bütünlüğünün korunması esas alınması olduğudur. Çünkü Suriye’ nin bölünmesi ile Kurd’ lerin kendi coğrafyasında-topraklarında egemen olması durumunda Kurd’ lere bağımsızlık yolunu açacağı ve doğrudan Türkiye’ nın sınırlarında komşu bir Kurd devletinin kurulmasına imkan tanıyacağı bunun Türkiye’ nin çıkarları ile örtüşmeyeceği Türkiye’ nin ulusal güvenliğini doğrudan etkileceğini, Türkiye’ nin böyle bir projenin yaşama geçirilmemesi için tüm imkanlarını harekete geçirip engelleceğini ifade ediyor.
Diğer yandan üçlü görüşmlerde üzerinde hemfikir olunan antlaşma taslağında hiç bir şekilde Roja Kantonları ve Kurd güçlerinin geleceğine ilişkin konulara değinilmemiş. Üç ülkenin üzerinde antlaştıkları antlaşma taslağında açık bir şekilde gelecekte Suriye’ nin toprak bütünlüğünün korunması konusunda güçlü vurgular yapılmış. Bu açık bir şekilde Güney-Batı Kurdistan’ daki Kurd’lerin kaderini karanlık bir geleceğe sürüklüyor. Antlaşma metninde Suriye’ de Terörizmle mücadele konusunda kararlı oldukları vurgulanmış. Suriye’ de terörle mücadelede örgüt isimleri açıklanmış mücadele edilecek terör örgütleri kapsamına Türkiye’ nin ısrala terör örgütü kapsamına koymak istediği Güney-Batı Kurdistani örgütler bu çerçevede değerlendirilmemiş , DAİŞ ve El Nusra örgütleri alınmıştır. Türkiye Suriye’ de ; Rusya ve İran’ la birlikte mücadele edeceği terör örgütleri listesine Kurd temsilcilerini katma istemi kabul edilmemiştır.
Burada öne çıkan önemli soru şudur; Türkiye, İran ve Rusya’ nın yakınlaşması, Suriye’ de Kurd haklarının kısıtlamasına yol açacak mı? 3 ülkenin yakınlaşması Kurd haklarının kısıtlanması ekseninde mi olacak? Bulgular bu konuda tehlikeli bir işarettir. Bazı bilgilere göre Erdoğan’ ın Putin’ le yaptığı Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin normallaştırılması görüşmelerinde; Putin’ den Rusya’ nın PYD’ ye yaptığı yardımları kesmesini talep etmiş ve yine edinilen bilgilere göre Rusya’ nın Kurd temsilcilerinin Moskova ofisinin kapatıldığıdır. Erdoğan Putine yaptığı diğer öneride Rusya’ nın Rojava kantonlarını desteklemekten vazgeçmeleri karşılığında Türkiye’ nin de Esad rejiminin yıkılması düşüncesinden vaz geçeceğini teklif ettiğidır.
Bu süreçte; Türkiye, İran ve Rusya Yakınlaşma Nedenleri
Konuya ilişkin olarak Erdoğan düzenlediği ( 27. 12. 2016 tarihinde ) bir konferansta ‘’ ABD’ nin terörist gruplara DAİŞ ve Kurd gruplarla ilişkileri olduğuna dair Türkiye’ nin elinde belgeler var’’ şeklinde açıklamada bulundu. Diğer bir deyişle ABD terörist grupları destek verdiğine dair ağır bir şekilde suçluyor. Türkiye’ ye göre ABD, DAİŞ, Fetullah Gülen Grubu ve Güney-Batı Kurdistan’ daki Kurd güçlerine destek veriyor.
ABD Dışişleri bakanlığı sözcülerinden Mark Tonner Türk yetkililerine verdiği cevapta ‘’ Türkiye’ nin Amerikanın Terörist grupları destekliyor suçlamaları saçmalık-gülünçtür. Türkiye’ nin bu suçlamaları sadece yalan değil ayni zamanda ABD-Türkiye ilişkilerine de zarar veriyor ‘’
ABD Türkiye arasındaki çelişkiler bu düzeyde kalmayıp başka alanlara da yayıldı. Rus-Türkiye arasında yaşanılan sorunlarda ( Türkiye’ nin Rusya uçağını düşürmesi sonrasında yaşanılan sorunlarda Türkiye’ nin NATO’ dan yardım istemesi ) ABD ve NATO Türkiye’ nin istemine olumlu yanıt vermedi. ABD’ de Türkiye’ nin DAİŞ ve YPG güçlerine karşı başlattığı operasyonlara da destek vermedi. ABD’ nin bu hamlelerine karşılık İncirlik üslerinin ABD-NATO güçlerine kapatmakla tehdit etti.
Türk savunma bakanlığı yaptığı açıklamada ‘’ Herkesin şunu bilmesi gerekir, üslerimiz NATO ve diğer hiç bir güce bağlı değildir buradaki faaliyetler Ankara’ nin iznine bağlıdır ‘’ Bu açıklamalar açık bir şekilde gösteriyor Türkiye ve ABD birbirinden uzaklaşmıştır. Bu gelişmelerden dolayıdır ki, geçici bir şekilde de olsa Türkiye ABD’ den uzaklaşmıştır.
ABD ve Müteffik güçlerinin Suriye’ de nüfuzlarının azalması, darbelenmesi Halep savaşının sonuçlarının Musul savaşı sonuçlarına da bir yansıması olacaktır. Rusya-İran blokunun gelecekte bu bölgede daha etkin olmasına imkan sunacaktır.
RUSYA’ NIN SURİYE’DEKİ HEDEFLERİ
İRAN
Irak devleti, Jeopolitik, Mezhep, ekonomik ve güvenlik açısında İran için bölgede en önemli devlettir. İran ve İrak birbirlerine üstünlük sağlamak için her zaman rekabet içersinde olan iki devletti. Şah rejiminin yıkılması ile Irak İran’ a üstünlük sağlamak için harekete geçip İRAN-IRAK savaşı başladı. 2003 yılında İran ayni senaryoyu hareket geçirmek istedi. Amerikan’ ın bölgeye gelmesi ile bölgede İran’ ın ulusal güvenliğini tehdit edecek güçlü bir komşu devletin kurulması korkusu oluştu. Yada Irak zayıf ve güçsüz bir devlet olması itibarı Amerika gib güçlü devletlerin bölgeye yerleşmesi ile İran’ın güvenliğini tehdit edecek bir pozisyonun ortaya çıkması. DAİŞ’in bölgeye gelmesi İran için önemli bir fırsat oldu. DAİŞ savaşı ve Irak’ ın kültürü ( ŞİA ) İktidar, Askeri sistem ve Irak demografyasının değişimi ( Şiilerin egemen olması ) Irak’ ın içinde bulunduğu konum İran açısında rahatlatıcı bir pozisyon oldu. İran, Irak’ ın artık İran’ın ulusal güvenliğini tehdit etmeyecek konuma geldiği konusunda rahatlattı.
Suriye savaşının başlaması ile İran’ ın Suriye’ nin ulusal güvenliğini tehdit edecek düşman bir ülke olmaması ve Akdenizle bağlantısını kesecek bir duvar olmaması için hazırlıklı bir planı vardı. İran ulusal güvenlik planları çerçevesinde Esad rejiminin savunucu olup Esad rejimi ile birlikte savaşa girdi. İran, Irak benzeri bir planla Suriye’ nin demgrafyasını değiştirip Alewi ve dostlarının iktidarda kalmasını sağlamak, böylece bölgede etkin bir devlet olmak,Akdenize ulaşan yolu açık tutmak, ulusal güvenliğini garanti altına almak istiyor.
İRAN VE RUSYA
Suriye Dosyasında İran ve Rusya’ nın bir çok ortak çıkarları var ve başlıcaları;
Rusya ve İran’ ın Suriye’ de ortak olmayan yada karşıt olan bazı hedefleri;
TÜRKİYE
Türkiye’ nin Esad rejiminin yıkılmasındaki temel hedefi şuydu; Esad rejiminin yıkılmasından sonra Suriye’yi etki alanına alarak bu doğrultuda Arab dünyasına yakınlaşmak, özellikle Körfez ülkelerinin zenginlik alanına ulaşmak. Ama Türkiye Suriye rejimini yıkma hedefini tek başına gerçekleştiremezdi ABD’ de kendisine yardımcı olmadı. Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin desteğide, Suriye rejimini yıkıcak bir güç mekanizmasını oluşturmasına yetmedi. Buna rağmen Türkiye’ nin Suriye’ de bir takım hedef ve amaçları vardır;
RUSYA, İRAN ve TÜRKİYE
Rusya ve İran’ ın amacı; ABD ve AB’ nin Ortadoğu’ da nüfuz ve etki alanı kalmasın. Ve ayni zamanda Sunii cephesinin özellikle Suudi Arabistan ve körfez ülkelerinin de Ortadoğu nüfuz ve etki alanı kalmasını istemiyorlar. Türkiye’ nin ise farklı bir bakış açısı vardır. Türkiye Rusya ve İran’ ın tersine ABD, AB ve Körfez ülkelerinin yardımları ile bölgede amaçlarına ulaşmak istiyor. Obama yönetiminin Türkiye desteklememesi ve Türkiye’ nin zayıflığı, Körfez ülkelerinin Türkiye’ ye verdikleri desteği geçici de olsa çekmelerine neden oldu.
Açıktır ki, geri çekiliş, Türkiye’ yi Rusya cephesine yönelmesine zorladı. Erdoğan’ın İslami yanın ağır basmasına rağmen pragmatik bir kişiliğe sahiptır. İktidar da kalmak için her yolu mübah görüyor.
Haleb’ in düşmesi Sunnii ve Körfez ülkelerinin hayallerinin sonu oldu. Ama Türkiye farklı bir tutum takınarak Sunii cephesini , Sunii Türkiye ve Sunii cephesinde bir çok ortak noktaları olmalarına rağmen Kurd sorunun da farklı bakış açıları vardı. Türkiye Rusya-İran cephesine gelmekle dış ülklerinden ziyade kendisi bölge planlanmasında, bölgenin yeniden şekillenmesinde söz sahibi olma çabalarını veriyor. Özellilke Suriye sorununda. Bazı kaynakların verdiği bilgilere göre Rusya Federal Suriye’ den yana ama Türkiye ve İran bu projeye karşıdırlar.
RUSYA, İRAN VE TÜRKİYE ARASINDAKİ KURD’ LER
Türkiye ve İran arasında yapılan gizli görüşmelerden sızan bilgilere göre Türkiye ve İran arasında İrak ve Suriye’ nin geleceği özellikle Kurd sorunu konusunda konusunda ortak düşünceye sahiptirler. Karşılıklı anlayış birliği içersindedirler. Türkiye ve İran’ ın anlaştıkları ortak nokta Kurdistan’ ın hangi parçasında olursa olsun Kurd’ lerin kendi topraklarında egemen olma durumuna karşı birlikte hareket etme noktasında ortak projeye sahiptirler. Türk ve İran devletleri; Kurd’ lerin kendi topraklarında egemenliklerini ilan etme ihtimaline karşı ortak hareket edeceklerdir. Türkiye ve İran Suriye’ nin parçalanmasına yol açıp Kurd’ lere bağımsızlık yolunu açacak Federal Suriye projesine karşı birlikte mücedele edeceklerdir. El Bab savaşı bunun somut bir adımıdır. Türkiye’ nin El Bab savaşını DAİŞ’ le savaş senaryosu adı altında Kontonların birleşmesini engelleyip Federal Suriye projesini engellemek istiyor.
2. Şengal ve Başık Askeri üssü: Irak ve Türkiye arasında görüşülen dosyalardan biri de Şengal dosyası, Türk askeri güçlerinin Başık Askeri üssünü ve PKK güçlerinin de Şengale terk etmesi sorunudur. Türkiye ve İran arasında yaşanılan sorunlara rağmen Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın Bağdat’ ı Ziyaret edip Irak Başbakanı Haydar Ebadi ile görüşmesi sonrası 9 maddelik bir programda anlaştılar.
Irak ve Türkiye tarafı Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin üçüncü toplantısının ardından ortak bildiri yayımlandı.
Yayımlanan dokuz maddelik ortak bildiri şöyle:
“1. İki taraf, iki ülke arasındaki ilişkilerin temelini oluşturan toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı çerçevesinde, karşılıklı güvenlik ve istikrarın sağlanacağını ve birlikte terörle mücadele etmeyi benimsediklerini vurguladı.
2. İki taraf, Başika Kampı’nın bir Irak kampı olduğunu vurguladı.
3. Irak tarafı, Başika kampı hususundaki tutumunun sabit olduğunu belirterek, Türk tarafının kuvvetlerini çekmeye yönelik süreci başlatması ve bu meselenin sona erdirilmesi gerekliliğini vurguladı.
Türk tarafı, Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu yineledi.
4. İki taraf, aralarındaki ticari ve ekonomik işbirliği düzeyinin artırılmasının, terörden zarar gören bölgelerin yeniden inşasının ve iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların hayata geçirilmesinin önemini vurguladı.
5. İki taraf, Dicle ile Fırat Nehirlerine ait suların yönetiminde ve ortak su projelerinde işbirliğinin artırılması üzerinde anlaştı.
6. Türkiye Hükümeti, Ninova’nın kurtarılması ve DEAŞ’ın varlığını yok etme operasyonları kapsamında; Irak Silahlı ve Güvenlik Kuvvetlerinin elde ettiği kaydadeğer ilerlemeyi takdirle karşıladığını belirtti.
7. İki taraf, topraklarında herhangi bir terör örgütünü bulundurmayacaklarını ve iki ülkenin milli güvenliğini tehdit eden herhangi bir faaliyette bulunulmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.
İki taraf, Uluslararası Koalisyon’un DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadelede işbirliği içinde hareket edeceklerini belirtti.
8. İki taraf, iki ülke halkları arasındaki kültürel ve sosyal bağların kuvvetlendirilmesi, iki ülke vatandaşlarının kaynaşmalarına imkan sağlanması için kültür ve turizm alanında kapsamlı bir atılım yapılması gerekliliğini vurguladı.
9. İki taraf, ortak stratejik vizyon temelinde çıkarları ve sınamaları belirleyerek, bölgede güvenliğin ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmak, ayrıca mezhebi ve etnik kutuplaşma dahil bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden tüm faktörleri bertaraf etmek üzerinde mutabık kaldı.”
Türkiye ve Irak’ ın yaptıkları açıklamalar ve üzerinde anlaştıkları 9 maddelik antlaşma metninin açıklamasından sonra İran Dini lideri Ali Hameyni yaptığı açıklamada ; Türkiye ve Irak yakınlaşmasının bölgenin istikrar ve güvenliği açısında çok önemli gördüklerini vurguladı.
Türkiye’ nın Irak’ ı ziyaret etmesinin amacı ; Şengal ve Qandil’ de PKK güçlerine karşı ortak operasyon düzenlenmesinde Irak hükümetinin olurunu almaktı. Ama üzerinde anlaştıkları maddelere göre Irak hükümeti Türkiye’ den Irak’ ın egemenlik haklarını ihlal etmemelerini ve Askeri güçlerini Başık’ tan çekmeleri talep ettikleri, PKK güçlerine karşı ortak operasyon düzenleme önerilerine destek vermedikleri buna karşılık Irak topraklarından PKK’ nin Türkiye saldırmalarına müsade etmeyecekleri güvencesini verdikleridır. Türkiye’ nin Başık askeri üssünden askerlerini çekme önerisine razı olmadıkları 2. Plan gereği PKK’ ye operasyon düzenilmesi için Kurdistan bölge hükümetine ( PDK ) yöneldikleridır.
PDK üst düzey yetkililerinin özellikle Neçirvan Barzani’ nin yaptığı açıklamada ‘’ Eğer PKK Şengale terk etmeye razı olmazlarsa bizler PDK olarak PKK’ ye karşı askeri güç kullanmaya hazırız ‘’ bu mesaj şunu net bir şekilde ortaya çıkarıyor ki PDK Türkiye’ nin yerine vekalet savaşı vererek PKK’ yi Şengal’ den çıkarıp 2. Kez Şengal’ e egemen olmak istiyor. KCK sözcülerinden Serhad Varto’ da Şengal’ ın terk edilmesi konusunda Neçirvan Barzani’ ye verdiği cevapta ‘’ Bizim Şengal’ de bulunmamız bir ihtiyaçtır. Halen Şengal üzerinde IŞID tehlikesi ve 2. Şengal jenosidinin tekrarlanma riski vardır. Eğer Türkiye güçleri Başık askeri üslerinden çekilirlerse bizlerde Şengal’ de kalıp kalmama meselesini karşılıklı dialogla çözeriz…..’’
PKK sözcüsünün yaptığı açıklamaya göre Şengal’ den çakilmeye razı olmayacaklarıdır.
Diğer taraftan Irak hükümeti yaptığı açıklamada ‘’ DİAŞ’ ın işgalinden kurtarılan, özgürleştirilen topraklar Musul’ ın kurtarılma operasyonundan sonra idari olarak Merkezi Irak hükümetine bağlanılması gerekir ‘’
Verilen mesajların amacı ve karşıt demeçlerin hedefi şunu ortaya çıkarıyor Musul olayında olduğu gibi Şengal ve Başık askeri üssü dosyasında dış güçlerin müdahesine zemin hazırlıyor olabilir.
Rusya, İran ve Türkiye Antlaşmasının Kurd Sorunu Üzerindeki Kaygı ve Korkular
SONUÇ :
Yazan ve Hazırlayan: Dr. Serdar Aziz-Geylan Ebas
Sbeiy
Çev : Rojhat Badikî
Not: Bu yazı GORRAN Hareketine bağlı “ Jurî Tujîneweyî Sîyasî Bizutneweyî Gorran « tarafından hazırlanıp Kurdistan halkının bilgisine sunulmuştur.
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.