Siyaset

Türkiye Güney Kürdistanı işgal ederse....!!!

R.Rodaro · 27.05.2007 · 2 görüntülenme

    Türkiye devleti kuruluşundan beri Kürdleri millet olarak tarih sahnesinde silmek için her türlü soykırımı gerçekleştirdi...Ama, Türklerin tüm barbarlıklarına raĝmen Kürdler millet olarak başka halkların akibetinden kurtuldu, ulusal varlıĝını koruyabildi ve bugünlere ulaştı...Türkler, sadece Kuzey Kürdlerini yoketmeye çalışmadı, Kürdistan’ın diĝer parçalarında Kürdlerin ulusal ve insani hakları karşısında en büyük engel oldu.. Türk devleti, Şêx Mahmud ile girdiĝi ilişkiler ve „ imzaladıĝı antlaşma“ ile Güney Kürdistan kazanımlarını büyük açmazlarla karşı karşıya bıraktı.. Tabii ki bu sözde „antlaşma“ Kürdleri yalnızlaştırma ve uluslararası ilişki ve ittifaklardan arındırmayi ön görüyordu. Türk devletinin Demokratik Kürdistan Cumhuriyetinin yıkılması için Ingiliz ve Amerika ile girdiĝi ilişkiler, yaptıĝı görüşmeler ve gönderdiĝi mektuplar bugün bilinmektedir.. 1958‘de Irak’ta askeri darbe yapıldıktan sonra Kürdlere bazı ulusal ve demokratik haklar tanındı ve „Baĝdat Paktından“ çekildi bunun karşısında ilk dikilen Türk devleti oldu..Baas rejimi Eyad Allawi söylemiyle „Kemalizmi kendisine örnek aldı ve bu düşünce üzerine şekillendi“ diyor. Türk devleti 1963 ve 1968 tarihlerinde Baasçıların yaptıkları darbeleri destekledi...Türk devletinin tüm bu girişim ve düşmanlılarının esas nedeni: Kürdler ve Kürdlerin özgürlüĝü karşısındaki korkusuydu...Türk devleti 1970-1975 yılları arasında General Barzanî önderliĝinde Baas rejimiyle yapılan Antlaşmayi bozmak için her türlü girişimleri yürütü ve 1975 anti Kürd en büyük destekleyicisiydi... „Cezayir Antlaşmasının“ idi.Bunlarda bugün belgelerle sabittir.Geçmişte var olan dünyanın iki blok arasında sıkışması realitesi Türklere bu anti Kürd siyasetlerinde kolaylık saĝlıyordu..Sovyetlerin yıkılmasından sonra , ABD kendi emperyal çıkarları açısından dünyaya çeki düzen vermeye çalışırken Kürdlere de yeni umut kapıları belirmeye başladı..Evet, ABD’nin 1991‘de Irak rejimini vurmasıyla, Kürdlerde hiç kimseden yardım almaksızın sömürgeci Irak devletinin Kürdistan’daki varlıĝına son verdiler... ABD’nin Saddam rejimini Şiilere tercih etme konseptinden dolayı ve Saddam’a saĝladıĝı askeri kolaylıklar Kürdlerin büyük „göç trajedine“ yol açtı.. Dünya kamuoyunun baskısı neticesinden, BM Güvenlik Konseyi çıkardıĝı bir kararla Kürdlere „uçuşa yasak bir bölge“ oluşturuldu..1991‘de oluşturulan bu bölge de facto baĝımsız Kürd devletinin varlık bulduĝu Kürdistan parçası oldu.Aynı zamanda Kürdistan devriminin merkezi ve kazanımlarının odaklandıĝı alan Güney Kürdistan oldu..Güney Kürdistan bu merkez görevini 1991‘den günümüze kadar sürdürmektedir..Türk devleti 1991‘den beri ortaya çıkan bu kazanıları yoketmek istiyor.. 1991 ve 2003 yılları arasında Güney Kürdistan’da var olan kazanımlara belirli ölçülerde kontrol ve dejenere etme imkanına sahipti.. Türkiye bu olanaklarını sonuna kadar kullandı.. Ama 2003 yıllında ABD’nin alana doĝrudan gelmesiyle Türkiye var olan kontrolu büyük oranda kaybetti.. Güney Kürdistan yöneticileri iç yaralarını büyük oranda sardılar, var olan kazanımlara daha fazla ivme kazandırdılar ve kendileri hem bölgede ve hem de uluslararası arenada siyasal aktörler olarak ortaya çıktılar..Türkiye devleti Güney Kürdistan’da baĝımsız bir Kürd devletinin ortaya çıkmasını kendisinin ölüm fermanı olarak görüyor. Kerkük ve PKK meseleleri bahane yada ikinci ve üçüncü sıradan gelen sorunlardır.. Kısacası Türk devletinin temel stratejisi Güney Kürdistan’da baĝımsız bir devletin ortaya çıkmasını engellemektir.Türk devleti Saddam’ın kanlı rejiminin 2003 yıllında yıkılmasına kadar tüm anti- Kürd faaliyetlerini Baĝdat üzeri yürütebildi..2003‘ten itibaren Kürdlerin Baĝdat’ta ve özellikle Kürdistan’da etkili olmaya başlamalarından sonra Türk devleti, her türlü ajanları aracılıĝıyla etkili olmaya çalıştı.. Ama, bu plan gereken performansı göstermedi...Işte tam bu anda Saddam’ını kaybeden ve aracıları işlevsiz hale gelen Türk Devleti, Kürdistan Kültür Bakanı sayın Felakedin Kakayi’nin söylemiyle „Türk devletinin kendisi meydana çıktı“.... Evet tam bir savaş tarafı olarak ......Güney Kürdistan Yönetimi TC’nin bu stratejisine karşı bugüne kadar ne yaptı?Türkiye ile iyi geçinmeyi, Türkiye’nin çıkarlarına zarar vermemeyi, Türkiye’ye Güney Kürdistan’da ekonomik olanaklarda kolaylıklar ve hatta öncelikler saĝladı.....Ayrıca, Kuzey Kürdistan hareketini Türkiye’deki legal zemine teşvik etti. Güney Kürdistan yönetimi Türkiye devletine karşı radikal çıkışları Güney Kürdistan çıkarlarına zarar vereceĝi perspektifi temelinde ele aldı. Güney Kürdistan yöneticilerinin bu anlayışı büyük oranda Kuzey Kürdleri tarafındanda paylaşılıyor.. Kuzey Kürdleri Güney Kürdistan’da doĝan „Kürd çocuĝuna“ zarar vermemek için çoktan beri aynı mantıĝı paylaşıyorlar. Aslında aynı durum Doĝu Kürdlerininde önüne konuldu ve bugün Iran Kürdistan Demokrat Partisinin yaşadıĝı sorunların altındada Güney Kürdistanı koruma gerçekliĝi yatıyor.Kısacası, 1991‘den 2007‘ye kadar olan süreçte tüm Doĝu ve Kuzey Kürdistanlı partiler „Özgür Kürdistanı“ koruma güdüsüyle „bildiri partileri“ haline geldiler.. Çünkü, Türk ve Fars sömürgecilerine karşı radikal çıkışları Güney’deki kazanımlara zarar olarak gördüler. Tüm bu süreç içinde bir dizi siyasal kadro „destekliyoruz“ yada „mahkum ediyoruz“ söylemleri ortamında erezisyona uĝradı, yada „siyaset-ticaret“ gırdabında boĝuldu.Şimdi Türkler Güney Kürdistan’a saldırırsa ne olur?Kürdistan ulusal kurtuluş tarihinde yeni bir dönem açılmış olur.. 1) Güney Kürdistan’a zarar verme kaygısı son bulacaktır.. Hiç bir Kürd Türk devletine karşı silaha sarıldıĝından dolayı, diĝer Kürdler tarafından „Güney Kürdistan’a zarar veriyorsun“ kaygısını taşımayacak.. Aksine böyle bir işe girişenler „özgürlük kahramanları“ olarak ve „Kürdistan Fedaileri“ olarak alkışlanacaklar.2) Kuzey ve Güney Kürdistan arasındaki yapay sınır ortadan kalkacak... Tüm dünya Kürdleri, sorunlarını TC ile çözmeye çalışacaklar... Güney Kürdistan’a askeri saldırıda bulunan TC’ye karşı silah kullanmak tüm Kürdlerin meşru hakkı olacaktır.3) Savaş cephesi sadece Güney Kürdistan’da olmayacak... Böyle bir durum Kürdler için intihar olur... Sivas’tan Hemrîn daĝlarına kadar olan bölge, yanı Kürdistan’ın tümü savaş cephesi olacak..4) Türklerle Kuzey Kürdistan meselesi çözülmeden, Türklerin burnu yere sürülmeden Kürdistan’da hiç ciddi bir şeyin olamayacaĝı gerçeĝi tüm Kürdler tarafından kavranacak...5)Bazı Kuzey çevrelerinin küçük hesaplar için bugün Türkiye ile girdikler son bulacak... Kürdlerin talepleri daha azami olacaktır..6) Güney Kürdistan’da var olan Parlamento ve Hükümet birleşim olarak parça yapılanması olmaktan çıkarılacak ve diĝer parçaların temsilcilerinide kapsayacaktır.... Bunun bir yansımasıda yurtdışında olacak ve tüm Kürdler tek bir çatı altında yada Ulusal Konsey çevresinde toplanacak...7) Kürdler uluslararası arenada büyük destek ve sempati toplayacak ve Kürdistan devletinin kuruluş hedefi daha yakınlaşacaktır... Belkide Kürdler tam savaş ortasında baĝımsız Kürdsitanı ilan edebilirler.Evet Türkler Güney Kürdistanı işgal ederlerse Kürdlerin önüne çıkabilecek seçenekler.. 27/05/07r.rodaro@arcor.de 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.